Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- 65 yaşındaki bir kişinin ortalama 18,4 yıl daha yaşaması beklenir, ama bireysel olarak ne kadar yaşayacağı belirsizdir; bu belirsizlik uzun yaşama riskidir.
- Dağıtım esaslı sistemde bugünkü çalışanlar bugünkü emeklileri öder; fonlanan sistemde her kişinin birikimi kendi hesabında büyür. İkisi farklı riskler taşır.
- BES gönüllü ve fonlanan bir sistemdir; devlet katkısı 1 Ocak 2026'dan itibaren yüzde 20'dir ve tamamına hak kazanmak için sistemde kalma koşulu vardır.
- Otomatik katılım yeni çalışanların katılımını yüzde 37'den 86'ya çıkardı, ama katılanların çoğu düşük varsayılan orana takıldı; varsayılan hem güçlü hem de bir tasarım sorusudur.
- Gelecekteki zamlardan birikim oranını artırmayı taahhüt eden program, birikim oranını yaklaşık üç buçuk yılda yüzde 3,5'ten 13,6'ya çıkardı.
Öğrenme çıktıları
- Hatırlama — Dağıtım esaslı ve fonlanan emeklilik sistemlerini, bireysel emeklilik sistemini ve otomatik katılımı tanımlar.
- Anlama — Uzun yaşama riskinin neden bireysel birikimle tek başına karşılanmasının zor olduğunu açıklar.
- Uygulama — Bir katkı payına eklenen devlet katkısının ve bileşik büyümenin birikimi nasıl etkilediğini basit bir örnekle hesaplar.
- Değerlendirme — Varsayılan seçeneğin emeklilik birikimi kararlarını nasıl değiştirdiğini kanıtlarla tartışır.
Sezgi
Açılış
TÜİK'in en güncel hayat tablolarına göre Türkiye'de 65 yaşına gelmiş bir kişinin ortalama 18,4 yıl daha yaşaması bekleniyor; erkeklerde 16,7, kadınlarda 20 yıl. Ama bu bir ortalama. Aynı yaştaki kişilerin bir kısmı birkaç yıl içinde hayatını kaybeder, bir kısmı otuz yıl daha yaşar. Kimse hangi grupta olacağını bilemez.
Emekliliğe hazırlanırken asıl zorluk tam burada. Birikimini 18 yıl yetecek biçimde harcayan biri 90 yaşında parasız kalabilir. Otuz yıl yetecek biçimde harcayan ise, kısa yaşarsa, hayatı boyunca gereğinden az harcamış olur. Uzun yaşamak iyi bir haberdir; finansal açıdan ise sigortası en zor risklerden biridir.
Hikâye — kutucuğu kim işaretler?
1990'ların sonunda ABD'de büyük bir şirket, çalışanlarının emeklilik birikim planına katılım biçimini değiştirdi. Eskiden yeni işe girenler plana katılmak için bir form doldurmak zorundaydı. Yeni kuralla herkes plana otomatik olarak dahil ediliyordu; istemeyen bir form doldurup çıkabiliyordu. Planın faizi, şirketin katkısı ve çalışanların seçenekleri değişmemişti. Değişen yalnızca, hiçbir şey yapmayan bir çalışanın hangi durumda kalacağıydı.
İktisatçılar Brigitte Madrian ve Dennis Shea bu değişikliğin sonuçlarını inceledi. İşe girişinin üçüncü ile on beşinci ayı arasındaki çalışanlarda plana katılım oranı eski kuralla yüzde 37'ydi; otomatik katılımla yüzde 86'ya çıktı. Aynı insanlar, aynı teklif karşısında, yalnızca varsayılan seçenek değişince bambaşka davrandı.
Ama bulgunun bir de öbür yüzü vardı. Otomatik olarak katılanların yüzde 76'sı, kendilerine atanan varsayılan katkı oranında, maaşlarının yüzde 3'ünde kaldı. Eski kuralla kendi isteğiyle katılanların çoğu daha yüksek bir oran seçiyordu. Varsayılan seçenek insanları plana soktu, ama aynı zamanda onları düşük bir birikim oranına bağladı. Madrian ile Shea buna «önerinin gücü» dediler: insanlar varsayılanı yalnızca ataletten değil, onu şirketin bir tavsiyesi olarak gördükleri için de koruyorlardı.
Kavram — üç katlı bir yapı
Emeklilik sistemleri kabaca iki biçimde kurulur. Dağıtım esaslı sistemde bugün çalışanların prim ödemeleri, bugünkü emeklilerin aylıklarını karşılar; birikim yoktur, kuşaklar arası bir sözleşme vardır. Türkiye'deki Sosyal Güvenlik Kurumu sistemi büyük ölçüde böyle işler. Fonlanan sistemde ise her kişinin katkıları kendi adına bir hesapta birikir, yatırıma yönlendirilir ve emeklilikte bu birikimden ödeme yapılır.
İki sistem farklı riskleri taşır. Dağıtım esaslı sistem, çalışanların emeklilere oranı düştüğünde zorlanır; nüfus yaşlandıkça her emekli için daha az çalışan kalır. Fonlanan sistem ise birikimin getirisine ve enflasyona bağlıdır; birikim piyasalardan ve fiyat artışından etkilenir. Uzun yaşama riskine karşı en güçlü araç, bir önceki dersteki risk havuzu mantığıdır: pek çok kişinin birikimini birleştirip her birine ömür boyu ödeme yapan bir sistem, erken ölenlerin birikimiyle uzun yaşayanların ödemesini dengeler.
Türkiye'de 2003'te başlayan Bireysel Emeklilik Sistemi, BES, gönüllü ve fonlanan bir sistemdir. Katılımcının ödediği katkı payları seçtiği fonlarda değerlendirilir. Devlet, katılımcının Türk lirası katkı payına bir devlet katkısı ekler. Bu oran 2013'te yüzde 25 olarak başladı, 2022'de yüzde 30'a çıkarıldı ve 1 Ocak 2026'dan itibaren yüzde 20'ye indirildi. Devlet katkısının tamamına hak kazanmak için sistemde belirli süre kalmak ve emeklilik koşullarını sağlamak gerekir; daha önce çıkılırsa, kalınan süreye göre ancak bir kısmı alınabilir.
Basit bir hesap devlet katkısının etkisini gösterir. Aylık 1.000 lira katkı payı ödeyen biri için yüzde 20 devlet katkısı ayda 200 lira ek anlamına gelir. Yani bu kişinin yatırdığı her lira, daha hiçbir getiri elde edilmeden 1,2 liraya dönüşür. Bu ek tutar, faizin faizi mantığıyla, yani bileşik büyümeyle birlikte çalışır. Ama hak ediş koşulu nedeniyle, sistemden erken çıkan kişi bu ekin önemli bir kısmını kaybeder.
Yaygın yanlış«Otomatik katılım herkesi yeterli birikime ulaştırır» diye düşünülür.
Madrian ile Shea'nın bulgusu, otomatik katılanların çoğunun düşük varsayılan orana takıldığını gösterdi. Katılımı artırmak ile yeterli birikimi sağlamak ayrı sorulardır.
Yaygın yanlış«Ortalama yaşam süresine göre plan yapmak güvenlidir» diye düşünülür.
Ortalama, insanların yarısına yakınının daha uzun yaşadığı bir sayıdır. Birikimi yalnızca ortalamaya göre planlayan biri, yarıya yakın bir olasılıkla ondan uzun yaşar.
Veri ve kanıt — varsayılanı yeniden tasarlamak
Madrian ile Shea'nın bulgusu, varsayılan seçeneğin gücünü gösterdiği kadar bir tasarım sorusu da doğurdu: varsayılan hem katılımı artırıp hem de insanları düşük bir orana bağlamadan kurulabilir mi? Richard Thaler ve Shlomo Benartzi, «Yarın Daha Fazla Biriktir» adını verdikleri bir program tasarladı. Çalışanlardan bugünkü maaşlarından değil, gelecekteki zamlarından birikim oranlarını artırmaya şimdiden söz vermeleri istendi. Her zamda birikim oranı kendiliğinden birkaç puan artacak, çalışan istediği an çıkabilecekti.
Programın uygulandığı bir şirkette katılanların ortalama birikim oranı, yaklaşık üç buçuk yıl içinde yüzde 3,5'ten yüzde 13,6'ya çıktı. İnsanlar bugün kaybetmekten hoşlanmıyor, ama gelecekteki bir artıştan pay ayırmayı daha kolay kabul ediyordu. Aynı atalet, bu kez birikimi artırma yönünde çalıştı: katılımcıların büyük kısmı programdan çıkmadı.
Bu çalışmalar, davranışsal iktisadın kamu politikasına en çok taşınan bulguları arasına girdi. Birleşik Krallık, Yeni Zelanda ve Türkiye gibi pek çok ülke emeklilik birikiminde otomatik katılımı benimsedi. Ama her ülkede sonuç aynı olmadı; çalışanların sisteme güveni, ücret düzeyi ve cayma kolaylığı, varsayılanın ne kadar tutunduğunu belirledi.
Neden önemli? — Türkiye'de sistem ve seçimler
Eylül 2026 itibarıyla gönüllü BES'te yaklaşık 10,37 milyon, Otomatik Katılım Sistemi'nde 7,91 milyon katılımcı vardı; iki sistemin toplam fon büyüklüğü yaklaşık 2,62 trilyon liraya ulaşmıştı. Devlet katkısı oranının 2026 başında yüzde 30'dan yüzde 20'ye inmesi, sistemin cazibesini değiştiren bir karardı; yeni katkılara uygulanıyor, önceden hesaplara geçmiş katkıları etkilemiyor.
Emeklilik planlaması üç soruya indirgenebilir. Hangi sistemlere zaten dahilim ve bunlar emeklilikte ne sağlayacak? Birikimim hangi risklere açık: enflasyon mu, piyasa mı, erken çıkış kesintisi mi? Ve ortalamadan uzun yaşarsam gelirim nereden gelecek? Bu soruların cevapları kişiden kişiye değişir; hangi sistemde ne kadar birikim yapılacağına dair burada bir öneri yok. Anlatılan, seçeneklerin nasıl çalıştığı ve varsayılan seçeneğin, fark edilmeden ne kadar güçlü bir karar olabildiği.
Uygulama
Özet kartı
- 65 yaşındaki bir kişinin ortalama 18,4 yıl daha yaşaması beklenir, ama bireysel olarak ne kadar yaşayacağı belirsizdir; bu belirsizlik uzun yaşama riskidir.
- Dağıtım esaslı sistemde bugünkü çalışanlar bugünkü emeklileri öder; fonlanan sistemde her kişinin birikimi kendi hesabında büyür. İkisi farklı riskler taşır.
- BES gönüllü ve fonlanan bir sistemdir; devlet katkısı 1 Ocak 2026'dan itibaren yüzde 20'dir ve tamamına hak kazanmak için sistemde kalma koşulu vardır.
- Otomatik katılım yeni çalışanların katılımını yüzde 37'den 86'ya çıkardı, ama katılanların çoğu düşük varsayılan orana takıldı; varsayılan hem güçlü hem de bir tasarım sorusudur.
- Gelecekteki zamlardan birikim oranını artırmayı taahhüt eden program, birikim oranını yaklaşık üç buçuk yılda yüzde 3,5'ten 13,6'ya çıkardı.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Uzun yaşama riski | Longevity risk | Beklenenden uzun yaşandığı için birikimin yetmemesi riski |
| Dağıtım esaslı sistem | Pay-as-you-go system | Bugünkü çalışanların primleriyle bugünkü emeklilerin aylıklarının ödendiği sistem |
| Fonlanan sistem | Funded system | Her kişinin katkılarının kendi hesabında birikip değerlendirildiği sistem |
| Devlet katkısı | Government matching contribution | Devletin, katılımcının katkı payına belirli bir oranda eklediği tutar |
| Otomatik katılım | Automatic enrollment | Çalışanın bir birikim planına kendiliğinden dahil edilip istemezse çıkabilmesi |
| Varsayılan seçenek | Default option | Kişi hiçbir şey yapmazsa geçerli olan seçenek |
Kendini sına
- (Çıktı 1) Dağıtım esaslı bir sistem, nüfusun yaşlanmasından neden fonlanan bir sisteme göre daha doğrudan etkilenir?
- (Çıktı 1) Otomatik Katılım Sistemi'nde çalışanın ücretinden ne kadar kesilir ve çalışan sistemden hangi süre içinde çıkabilir?
- (Çıktı 2) Ömür boyu ödeme yapan bir sistem, uzun yaşama riskini nasıl paylaştırır?
- (Çıktı 3) Aylık 2.000 lira katkı payı ödeyen bir kişiye 2026 kurallarıyla ayda ne kadar devlet katkısı eklenir? Bir yılda toplam katkı ve devlet katkısı ne olur?
- (Çıktı 3) Devlet katkısı 2025'te yüzde 30'du. Aynı 2.000 liralık aylık katkıda, oranın yüzde 20'ye inmesi bir yılda ne kadarlık farka yol açar?
- (Çıktı 4) Bir şirket, çalışanlarını yüzde 1'lik bir varsayılan katkı oranıyla otomatik olarak bir birikim planına dahil etmeyi düşünüyor. Madrian ile Shea'nın ve Thaler ile Benartzi'nin bulgularıyla bu tasarımı değerlendir.
Cevaplar
- Dağıtım esaslı sistemde emeklilerin aylıkları bugünkü çalışanların primleriyle ödenir; nüfus yaşlandıkça her emekliye düşen çalışan sayısı azalır ve sistem ya primleri artırmak ya aylıkları azaltmak zorunda kalır. Fonlanan sistemde her kişi kendi birikimini kullandığı için bu oran doğrudan belirleyici değildir.
- Ücretin yüzde 3'ü kesilir. Çalışan, sisteme dahil edildikten sonraki iki ay içinde cayma hakkını kullanarak çıkabilir.
- Katılımcıların birikimleri bir havuzda toplanır. Erken ölenlerin kullanmadığı birikim, uzun yaşayanların ödemelerini karşılar. Tek bir kişi için belirsiz olan yaşam süresi, büyük bir grup için ortalamada öngörülebilir olduğundan havuz ödemeleri sürdürebilir.
- Ayda 400 lira. Bir yılda katkı payı 24.000 lira, devlet katkısı 4.800 lira; toplam 28.800 lira, getiri hariç.
- Yüzde 30'la yılda 7.200 lira, yüzde 20'yle 4.800 lira devlet katkısı eklenir; fark yılda 2.400 liradır.
- Otomatik katılım büyük olasılıkla katılımı artırır, ama çalışanların çoğu varsayılan oranda kalacağı için yüzde 1 birikim oranları çok düşük kalabilir. Daha yüksek bir varsayılan oran ya da gelecekteki zamlardan oranı kendiliğinden artıran bir tasarım, katılımı korurken birikimi de artırabilir.
İleri okuma
- Brigitte C. Madrian ve Dennis F. Shea (2001). «The Power of Suggestion». Quarterly Journal of Economics 116(4). Varsayılan seçeneğin emeklilik birikimine etkisini gösteren çalışma.
- Richard H. Thaler ve Shlomo Benartzi (2004). «Save More Tomorrow». Journal of Political Economy 112(S1). Birikim oranlarını gelecekteki zamlara bağlayan programın sonuçları.
- Richard H. Thaler ve Cass R. Sunstein (2008). Nudge. Varsayılan seçenek ve seçim mimarisi fikrini geniş kitleye anlatan kitap.
- Emeklilik Gözetim Merkezi (egm.org.tr). BES ve Otomatik Katılım Sistemi'nin güncel kuralları, devlet katkısı hak ediş oranları ve istatistikleri.
Sonraki derse köprü
Otomatik katılım deneyi, insanların önlerine konan kutucuğu işaretlemeden bırakma eğilimini ölçtü. Bu, kişisel finanstaki davranış kalıplarından yalnızca biri. Bugünü yarına tercih etmek, kayıptan kazançtan çok korkmak, tanıdık olana güvenmek, yakın zamanda olanı geleceğe uzatmak da aynı sistematikle ortaya çıkıyor. Kişisel finans kararlarında en sık görülen bu yanılgıları bir arada ele almak, kursun son adımı.