İçeriğe geç

Ders EKO-001.05 · Seviye 0 — Keşif

Piyasa nedir, fiyat neyi anlatır?

EKO-001 Ekonomi Nedir? Gündelik Hayatın İktisadı

1.682 kelime · yaklaşık 8 dakika okuma · seslendirme 7 dk · veriler Şubat 2019 itibarıyla

Katmanlar:Sezgi

  • piyasa
  • fiyat
  • fiyat sinyali
  • kendiliğinden düzen
  • paylaştırma
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Piyasa, alıcı ve satıcıların gönüllü alışverişle fiyat oluşturduğu her ortamdır; bir bina olmak zorunda değildir.
  2. «Ben, Kurşunkalem» gösteriyor ki basit bir ürünü bile baştan sona yapmayı bilen kimse yoktur; binlerce insanı fiyatlar koordine eder.
  3. Fiyat bilgi taşır, teşvik verir ve kıt malı ona en çok değer verenlere paylaştırır; Hayek'in kalay örneği bunu sebebi bilmeden gösterir.
  4. Vernon Smith'in sınıf deneylerinde, yalnızca kendi kartını bilen öğrenciler birkaç turda denge fiyatına yaklaştı.
  5. Fiyat paylaştırmaya izin verilmeyen bir düzeyde tutulduğunda paylaştırma kuyruğa ve alım sınırına geçer; kirlilik gibi fiyatın içine girmeyen bilgiyi ise piyasa göremez.

Öğrenme çıktıları

  • Hatırlama — Piyasayı, alıcı ve satıcıların bir mal ya da hizmet için karşılaştığı her ortam olarak tanımlar.
  • Anlama — Fiyatın bilgi taşıma, teşvik verme ve kıt malı paylaştırma işlevlerini örnekle açıklar.
  • Analiz — Fiyat kendi paylaştırma işini yapamadığında bu işin kuyruk ve alım sınırı gibi başka araçlara geçtiğini çözümler.
  • Değerlendirme — Fiyatın taşıdığı bilginin nerede eksik kaldığını, örneğin kirlilikte, tartışır.

Sezgi

Açılış

Masandaki sıradan bir kurşunkaleme bak. Onu tek başına, en baştan yapabilecek biri var mı? Ağacı kesmeyi, grafiti topraktan çıkarmayı, boyayı karmayı, silgiyi tutan metal halkayı dövmeyi ve bunların hepsini bir fabrikada birleştirmeyi bilen tek bir insan?

Yoktur. Dünyada kurşunkalem yapmayı baştan sona bilen tek bir kişi bulunmuyor, ama kırtasiyede kurşunkalem hiç eksik olmuyor. Binlerce insan, birbirini hiç tanımadan ve çoğu bir kurşunkalem ürettiğinden bile habersiz, doğru miktarı doğru yere getiriyor. Onlara ne yapacaklarını kim söylüyor? Kimse söylemiyor; iş bir piyasanın ve onun ürettiği fiyatların içinde kendiliğinden görülüyor.

Hikâye — «Ben, Kurşunkalem»

Aralık 1958'de Amerikalı yazar Leonard Read, The Freeman dergisinde tuhaf bir deneme yayımladı. Denemeyi bir kurşunkalem anlatıyordu, birinci ağızdan, soyağacını sayarak. Kalemin tahtası Kuzey Kaliforniya ile Oregon'daki sedir ormanlarından geliyordu; grafiti o yıllarda Seylan'da, bugünkü Sri Lanka'da çıkarılıyordu. Kereste için bir testere, testere için çelik, çelik için maden, madencinin sabah kahvesi için bir çiftlik gerekiyordu ve zincir her halkada biraz daha dallanıyordu.

Kalemin ağzından çıkan cümle denemenin bütün iddiasını taşıyordu: yeryüzünde onu nasıl yapacağını bilen tek bir kişi yoktu. Kereste işçisi grafitten, grafit madencisi boyadan anlamıyordu; her biri zincirin yalnızca kendi halkasını biliyordu. Yine de kalem her gün milyonlarca kez üretiliyordu ve bu üretimi yöneten bir merkez yoktu.

Read'in cevabı, bu insanları birbirine bağlayan şeyin bir emir değil bir fiyat olduğuydu. Sedir tüccarı kalem fabrikasını tanımıyordu; tanıdığı tek şey sedirin fiyatıydı. Fiyat yükseldiğinde daha çok ağaç kesiyor, düştüğünde kesimi azaltıyordu. Deneme onlarca yıl sonra Milton Friedman'ın bir televizyon dizisinde ele alınınca geniş kitlelere ulaştı ve bugün hâlâ piyasanın nasıl bir koordinasyon aracı olduğunu anlatmanın en kısa yolu sayılıyor.

Kavram — fiyat bir mesajdır

Önce kelimeyi netleştirelim. İktisatta piyasa, belirli bir mal ya da hizmet için alıcı ve satıcıların karşılaştığı her ortamdır. Bir semt pazarı olabilir, bir borsa, bir ikinci el uygulaması ya da hiçbir binası olmayan dünya bakır piyasası. Onu piyasa yapan şey bir yer değil, gönüllü alışverişlerin sürekli tekrarlanması ve bu alışverişlerde bir fiyatın oluşmasıdır.

Fiyat bu ortamda bir sayıdan fazlasıdır. İktisatçı Friedrich Hayek 1945'te yazdığı bir makalede bunu kalay örneğiyle anlattı. Dünyanın bir yerinde kalay için yeni bir kullanım alanı doğduğunu ya da bir kalay madeninin kapandığını düşün. Kalay kullanan milyonlarca üreticinin bunun sebebini bilmesine gerek yoktur. Kalayın fiyatı yükselir ve bu yükseliş, hiç kimse bir açıklama yapmadan, herkese aynı mesajı iletir: kalay artık daha kıymetli, onu idareli kullan. Hayek fiyat sistemini bu yüzden bir tür iletişim ağına benzetti.

Fiyatın gördüğü iş burada üçe ayrılıyor ama birbirinden kopmuyor. Kalayın fiyatı yükseldiğinde kullanıcılar bir şeyin değiştiğini öğrenir; bu bilgidir. Aynı yükseliş üreticilere daha çok kalay çıkarmayı kârlı hâle getirir; bu önceki dersten tanıdığımız teşviktir. Ve eldeki kıt kalay, ona en çok değer veren kullanıcılara gider, çünkü yüksek fiyatı onlar ödemeye razıdır; buna paylaştırma denir.

Kimsenin tasarlamadığı ama herkesin kararlarından doğan bu düzene kendiliğinden düzen denir. Kurşunkalemin fabrikaya ulaşması, mahalle fırınının her sabah yaklaşık doğru sayıda ekmek çıkarması ve kışın ısıtıcı fiyatlarının yükselmesi aynı mekanizmanın ürünleri.

Yaygın yanlışFiyatların satıcının keyfine göre belirlendiği sanılır.
Doğrusu

Tek bir satıcı fiyatı istediği kadar yüksek yazabilir, ama rakipleri ve alıcıları o fiyatı kabul etmek zorunda değildir. Rekabetçi bir piyasada fiyat, alıcıların ödemeye razı olduğu ile satıcıların kabul ettiği miktarın buluştuğu yerde oluşur; tek bir kişinin iradesiyle değil.

Yaygın yanlışYüksek fiyatın yalnızca bir sorun olduğu düşünülür.
Doğrusu

Yüksek fiyat bir mesajdır da: bir malın kıtlaştığını söyler, tüketicilere tasarruf ettirir, üreticilere daha çok üretme sebebi verir. Mesajı susturmak, altındaki kıtlığı ortadan kaldırmaz.

Veri ve kanıt — bir sınıfın içinde doğan fiyat

Fiyatın dağınık bilgiyi toplayabildiği iddiası bir laboratuvarda sınanabilir mi? Vernon Smith bunu 1950'lerin ortasından itibaren kendi öğrencileriyle denedi ve sonuçlarını 1962'de yayımladı. Öğrencilerin bir kısmı alıcı, bir kısmı satıcı oldu. Her alıcıya bir kartta, bir birim malı en fazla kaça alacağı; her satıcıya da en az kaça satacağı gizlice verildi. Kimse başkasının kartını bilmiyordu, arz ve talebin nerede kesiştiğini hesaplayan da yoktu. Öğrenciler yalnızca sesli teklif verip kabul ederek alışveriş yaptı.

Smith'in kendisi bu sonuca şaşırdı; birkaç turda dengeye ulaşılmasını beklemiyordu. Deney, fiyatın «her şeyi bilen biri olmadan» nasıl bir koordinasyon ürettiğine dair en sade kanıtlardan biri oldu ve aynı düzenek bugün dünyanın dört bir yanındaki sınıflarda tekrar ediliyor.

Ama fiyatın taşıdığı mesaj yalnızca içine girmiş bilgiyi taşır. Bir fabrika bacası havaya duman bıraktığında o dumanın bedelini soluyan komşular öder, fabrikanın ürününün fiyatı değil. Fiyat bu durumda eksik bir mesaj gönderir ve piyasa, kirliliğin gerçek maliyetini görmeden karar verir. Piyasayı en çok savunan iktisatçılar da en çok eleştirenler de bu noktada buluşur; ayrıldıkları yer, eksik mesajın vergiyle mi, düzenlemeyle mi, yoksa mülkiyet haklarıyla mı düzeltileceğidir. Bu tartışma ileride dışsallıklar dersinin konusu.

Neden önemli? — Şubat 2019'da sebze tezgâhları

Ocak 2019'da Türkiye'de tüketici fiyatları bir yıl öncesine göre yüzde 20,35, gıda fiyatları ise yüzde 30,97 artmıştı. 11 Şubat 2019'da İstanbul ve Ankara'da belediyeler tanzim satış noktaları açtı: İstanbul'da 50, Ankara'da 15 noktada domates, patates, soğan ve başka sebzeler pazardakinden düşük fiyatla satılmaya başladı. Kişi başına alım sınırlandı, haberlere göre Ankara'da 3, İstanbul'da 5 kiloyla, ve ilk günden tezgâhların önünde saatlerce süren kuyruklar oluştu.

Bu sahne, fiyatın paylaştırma işini görmenin iyi bir yolu. Tezgâhtaki fiyat pazardakinden düşük tutulduğunda o fiyattan almak isteyen insan sayısı satılacak sebzeyi aştı. Fiyat artık kimin alacağına karar vermiyordu, o işi başka araçlar devraldı: kişi başına kilo sınırı ve kuyrukta beklenen zaman. Muhabirlerin gözlemine göre saatlerce bekleyenlerin çoğu emekliler ve işsizlerdi; bekleyecek vakti olan aldı, işindeki mesaiyi bırakamayan alamadı.

Bu bir politika hükmü değil, bir mekanizma tarifi. Uygulamanın amacı gıda fiyatlarındaki artışı frenlemek ve dar gelirli hanelere destek olmaktı ve bu amaçların ne ölçüde karşılandığı ayrı bir değerlendirme ister. Mekanizma ise her durumda aynı: kıt bir malın fiyatı onu paylaştırmaya izin verilmeyen bir düzeye çekildiğinde, paylaştırma ortadan kalkmaz, kuyruğa, sınıra ya da tanıdık ilişkisine taşınır. Fiyat tavanlarının neden böyle davrandığı ileride ayrı bir derste ele alınıyor.

Özet kartı

  1. Piyasa, alıcı ve satıcıların gönüllü alışverişle fiyat oluşturduğu her ortamdır; bir bina olmak zorunda değildir.
  2. «Ben, Kurşunkalem» gösteriyor ki basit bir ürünü bile baştan sona yapmayı bilen kimse yoktur; binlerce insanı fiyatlar koordine eder.
  3. Fiyat bilgi taşır, teşvik verir ve kıt malı ona en çok değer verenlere paylaştırır; Hayek'in kalay örneği bunu sebebi bilmeden gösterir.
  4. Vernon Smith'in sınıf deneylerinde, yalnızca kendi kartını bilen öğrenciler birkaç turda denge fiyatına yaklaştı.
  5. Fiyat paylaştırmaya izin verilmeyen bir düzeyde tutulduğunda paylaştırma kuyruğa ve alım sınırına geçer; kirlilik gibi fiyatın içine girmeyen bilgiyi ise piyasa göremez.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
PiyasaMarketAlıcı ve satıcıların karşılaşıp gönüllü alışverişle fiyat oluşturduğu ortam
FiyatPriceBir birim mal ya da hizmet için değişimde verilen karşılık
Fiyat sinyaliPrice signalFiyat değişiminin bir malın görece kıtlığındaki değişimi iletmesi
Kendiliğinden düzenSpontaneous orderKimsenin tasarlamadığı, bireylerin kararlarından doğan düzen
PaylaştırmaRationingKıt bir malın kimlerin eline geçeceğinin belirlenmesi

Kendini sına

  1. (Çıktı 1) Bir ikinci el eşya uygulaması, hiçbir binası olmadığı hâlde neden bir piyasadır?
  2. (Çıktı 2) Kahve çekirdeğinin fiyatı kuraklık yüzünden yükseldi. Bu artış bir kafe sahibine hangi bilgiyi iletir ve bir kahve üreticisine hangi teşviki verir?
  3. (Çıktı 2) Hayek'in örneğinde kalay kullanıcıları fiyat artışının sebebini bilmeden doğru davranabiliyor. Bu neden önemli?
  4. (Çıktı 3) Bir konser biletinin satış fiyatı çok düşük tutulursa biletleri kimin alacağına ne karar verir?
  5. (Çıktı 3) Tanzim satış tezgâhında alım sınırı ve kuyruk hangi işi görüyordu?
  6. (Çıktı 4) Bir fabrikanın kirlettiği hava neden ürününün fiyatına yansımaz ve bu fiyat sistemi hakkında ne söyler?

Cevaplar

  1. Alıcılar ve satıcılar orada karşılaşıyor, gönüllü alışveriş yapıyor ve her eşya için bir fiyat oluşuyor. Piyasayı tanımlayan yer değil, bu alışverişlerin kendisi.
  2. Kafe sahibine kahvenin kıtlaştığını iletir; menü fiyatını, porsiyonu ya da tedarikçisini gözden geçirmesi gerekir. Üreticiye ise daha çok kahve yetiştirmenin veya depodaki çekirdeği satmanın daha kârlı hâle geldiği teşvikini verir.
  3. Çünkü dünyadaki bütün bilgiyi toplayıp dağıtabilecek bir merkez yok. Fiyat, sebebi aktarmadan sonucu aktarır; herkes yalnızca kendi kararını verirken toplam davranış kıtlığa uyum sağlar.
  4. Fiyat paylaştırma yapmadığında başka bir araç yapar: kim daha erken sıraya girdi, kim internet sayfasında daha hızlıydı, kimin tanıdığı var. Biletler, onlara en çok değer verene değil bu ölçütlerde öne geçene gider.
  5. Fiyat düşük tutulduğu için istenen miktar satılacak miktarı aşıyordu. Sınır ve kuyruk, fiyatın artık yapmadığı paylaştırma işini üstlendi; malı bekleyecek zamanı olanlara yöneltti.
  6. Çünkü dumanın bedelini fabrika değil soluyan komşular öder; bu maliyet hiçbir alışverişe girmediği için fiyata da girmez. Fiyat sistemi yalnızca içine giren bilgiyi taşır; dışarıda kalan maliyetleri görmez.

İleri okuma

  • Leonard E. Read (1958). «I, Pencil: My Family Tree as Told to Leonard E. Read». The Freeman. Birkaç sayfalık, birinci ağızdan anlatılan klasik deneme; çevrim içi erişilebilir.
  • Friedrich A. Hayek (1945). «The Use of Knowledge in Society». American Economic Review 35(4). Kalay örneğinin ve fiyatın iletişim ağı olarak görülmesinin kaynağı.
  • Vernon L. Smith (1962). «An Experimental Study of Competitive Market Behavior». Journal of Political Economy 70(2). Sınıf piyasası deneyinin ilk raporu.
  • TÜİK, Tüketici Fiyat Endeksi bültenleri (aylık). Gıda fiyatlarının genel fiyatlardan nasıl ayrıştığını kendin izleyebilirsin.

Sonraki derse köprü

Bu dersteki her fiyat bir birimle yazıldı: bir lira, bir dolar, bir kilo domatesin kaç kuruş ettiği. Bir önceki derste bir esir kampında aynı işi sigaranın gördüğünü de gördük. Hiç kimsenin yiyemediği bir kâğıt parçasını ya da ekrandaki bir sayıyı herkes neden kabul ediyor? Sıradaki ders, paranın aslında ne olduğunu ve neyle ayakta durduğunu soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • Açılış: ekranın ortasında tek bir kurşunkalem; ağaç, maden, boya kutusu ve metal halka ondan dışarı doğru dallanan ince çizgilerle belirir. Soru ekrana yazılır.
  • Hikâye: dünya haritası üzerinde sedir ormanı, grafit madeni ve fabrika arasında akan oklar; her okun üstünde yalnızca bir fiyat etiketi. Kimsenin yüzü görünmez, yalnızca eller.
  • Kavram: kalay kullanan fabrikaların haritası; tek bir fiyat etiketi yükselince bütün fabrikaların ışığı aynı anda kısılır. Bilgi, teşvik ve paylaştırma üç renkli bir akışla, sırayla değil iç içe gösterilir.
  • Veri ve kanıt: sınıf; öğrencilerin elinde kapalı kartlar. İşlem fiyatları bir grafikte nokta nokta birikir ve kesikli denge çizgisine doğru toplanır. Sonra bir baca ve fiyat etiketine girmeyen gri duman.
  • Neden önemli: Şubat 2019 takvimi; tanzim tezgâhı ve uzayan kuyruk. Kuyruktaki her kişinin üstünde bir saat ikonu belirir: fiyatın yerine geçen bedel.

Seslendirme Read'in kalemini anlatırken kısa bir an birinci ağızdan konuşur, sonra anlatıcıya döner.

Kısa kesit

Dikey, yaklaşık bir dakika. İlk kare yalnızca bir kurşunkalem ve tek soru: «Bunu baştan sona yapmayı bilen bir tek kişi bile yok. Peki nasıl her kırtasiyede var?» Dallanan tedarik zinciri hızla açılır; cevap söylenmeden son karede ders başlığı ve açıklamada bağlantı.