Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Zimbabve'de toprak reformunun ardından üretim çöktü; açık para basılarak kapatıldı ve Kasım 2008'de yıllık enflasyon yaklaşık yüzde 89,7 sekstilyon olarak tahmin edildi.
- Hiperenflasyon, para miktarı katlanırken mal miktarının da düştüğü yerde en hızlı büyür.
- Nisan 2009'da ülke kendi parasını bırakıp çoklu döviz sistemine geçti ve enflasyon hemen durdu.
- Dolarizasyon güvenilir bir para kazandırır ama para politikasını bütünüyle devreder; fiyatları durdurur, üretimi geri getirmez.
- Türkiye 2018'de yurt içi sözleşmelerde döviz kullanımını yasaklayarak hesap birimi işlevini lirada tutmaya çalıştı.
Öğrenme çıktıları
- Hatırlama — Zimbabve'nin 2009'da kendi parasını bırakıp çoklu döviz sistemine geçtiğini ve bunun enflasyonu durdurduğunu söyler.
- Anlama — Hiperenflasyonun yalnız para basmadan değil, üretimin çökmesiyle para basmanın aynı anda yaşanmasından beslendiğini açıklar.
- Analiz — Dolarizasyonun bir ülkeye ne kazandırıp ne kaybettirdiğini çözümler.
- Değerlendirme — Türkiye'nin 2018'de yurt içi sözleşmelerde döviz kullanımını sınırlamasını, paranın hesap birimi işlevi açısından tartışır.
Sezgi
Açılış
16 Ocak 2009'da Zimbabve Merkez Bankası yeni bir banknot çıkardı: 100 trilyon Zimbabve doları. Üzerinde on dört sıfır vardı. Tedavüle girdiği gün değeri yaklaşık 30 Amerikan doları kadardı. Üç ay sonra ülke bu parayı basmayı tamamen bırakmıştı.
Bir önceki bölümde Weimar'ın markını bir trilyon kat eriten zinciri görmüştük. Zimbabve o zinciri yirmi birinci yüzyılda, modern bir merkez bankası ve bilgisayarlı bir bankacılık sistemiyle yeniden kurdu ve bir adım öteye taşıdı: sonunda kendi parasını tamamen bıraktı. Böyle bir ülkede insanlar bir yılı nasıl geçirir, ve bir ülke kendi parasından vazgeçtiğinde neyi kazanıp neyi kaybeder?
Hikâye — tarlalardan matbaaya
Zimbabve bağımsızlığını 1980'de kazandığında güçlü bir tarım ihracatçısıydı; tütün başta olmak üzere ürünleri dünya pazarlarına gidiyordu. Toprağın büyük kısmı sömürge döneminden kalma bir düzenle, küçük bir beyaz çiftçi azınlığının elindeydi. Bu adaletsizliği gidermek için başlatılan toprak reformu 2000'lerin başında hızlandı ve büyük çiftliklere zorla el konuldu.
Reformun hedefi meşru bir tarihsel sorundu, ama uygulama üretimi çökertti. Toprağı alan yeni çiftçilerin önemli bir kısmının tecrübesi, kredisi ve ekipmanı yoktu; pek çok gözlemciye göre mülkiyet belirsizleşince tarlanın kredi için teminat gösterilmesi de zorlaştı. 1999 ile 2009 arasında ülkenin gıda üretimi kabaca yarı yarıya düştü. İhracat geliri azaldı, döviz kıtlaştı, vergi tabanı eridi.
Aynı yıllarda devletin harcamaları azalmadı. Hükümet Kongo'daki savaşa asker gönderiyordu ve kamu çalışanlarının maaşlarını ödemek zorundaydı. Vergi gelmeyince açığı merkez bankası kapattı: basılan para, azalan mallara karşı hızla çoğaldı. Bir noktada hükümet resmî enflasyon rakamı yayımlamayı bıraktı; en uç ayların oranları bu yüzden bağımsız iktisatçıların tahmini. Steve Hanke ile Alex Kwok'un hesabına göre Kasım 2008'in ortasında yıllık enflasyon yüzde 89,7 sekstilyona ulaşmıştı; yani 89,7'nin ardından yirmi bir sıfır.
Son, Weimar'dan farklı geldi. Zimbabve yeni bir ulusal para çıkarmadı. Nisan 2009'da kendi dolarını basmayı bıraktı ve ülkede Amerikan doları ile Güney Afrika randının serbestçe kullanıldığı bir çoklu döviz sistemine geçti. Enflasyon neredeyse bir gecede durdu, çünkü artık kimsenin kendi başına basabileceği bir para kalmamıştı.
Kavram — kendi parasını bırakmak
Zimbabve'nin hikâyesi, önceki bölümdeki mekanizmaya bir halka ekliyor. Weimar'da para basma, durmuş bir üretimin faturasını ödemek içindi; Zimbabve'de de öyle. Hiperenflasyonu doğuran şey yalnızca basılan paranın miktarı değil, o paranın karşısındaki malların aynı anda azalmasıdır. Mal üretimi yarıya düşerken para miktarı katlanırsa, her birim paranın alabildiği mal iki yönden birden küçülür.
Resmî dolarizasyon bir ülkeye tek bir şey kazandırır, ama çok değerli bir şey: güvenilir bir para. Zimbabve hükümeti Amerikan dolarını basamayacağı için, para basarak açık kapatma imkânı ortadan kalktı ve fiyatlar hemen istikrar kazandı. Bunun bedeli de aynı cümlenin içinde. Kendi parasını bırakan bir ülke kendi para politikasını da bırakır. Bir durgunlukta faizi düşüremez, bir krizde bankalarına son çare olarak borç veremez, ekonomisine uymayan bir döviz kuruna razı olmak zorunda kalır.
Yaygın yanlışHiperenflasyonun yalnızca merkez bankasının hatası olduğu düşünülür.
Zimbabve'de para basma, çöken üretimin ve kapanmayan bütçe açığının sonucuydu; merkez bankası açığı finanse etmeyi reddetseydi bile tarım üretimindeki düşüş ülkeyi yoksullaştıracaktı. Para basma bu yoksullaşmayı bir para çöküşüne çevirdi.
Yaygın yanlışDolara geçmenin bir ülkeyi zenginleştirdiği sanılır.
Dolarizasyon fiyatları durdurur, üretimi geri getirmez. Zimbabve dolara geçtikten sonra da tarım ve sanayide uzun süre zorlandı; üstelik doların kendisi ülke içinde kıt olduğu için bozuk para bulmak bile bir sorun hâline geldi.
Veri ve kanıt — rakamların ötesinde bir ölçüm sorunu
Zimbabve'nin hiperenflasyonu, iktisatçıların önüne tuhaf bir sorun koydu: resmî istatistik ortadan kalkınca enflasyon nasıl ölçülür? Steve Hanke ve Alex Kwok 2009'da bu soruya kendi yöntemleriyle cevap verdi. Aynı hisse senedinin hem Harare hem Londra borsasında işlem gördüğü durumlardan yararlanarak Zimbabve dolarının gerçek kurunu çıkardılar ve fiyatları o kurla dolar cinsine çevirerek enflasyonu tahmin ettiler.
Bu rakamların kesin doğruluğu tartışılabilir; bu kadar uç bir ortamda her tahmin kaba kalır. Asıl kanıt, sayının büyüklüğünden çok davranıştaki değişim. İnsanlar Zimbabve dolarını ellerinde tutmayı bıraktı, ücretleri ve kiraları dövizle ya da mal olarak konuşmaya başladı ve hükümet 2009'da resmen bu gerçeği tanıdı. Para, işlevlerini bir bir kaybederek önce değer saklama, sonra hesap birimi, en son da değişim aracı olmaktan çıktı.
Dolarizasyonun sonuçları hakkında da görüşler ayrışıyor. Bazıları, fiyatları hızla durdurduğu ve ekonomiye nefes aldırdığı için onu doğru bir acil çıkış sayar. Bazıları ise para politikasının tamamen devredilmesinin Zimbabve'yi sonraki yıllarda kırılgan bıraktığını ve ülkenin yerel paraya dönme çabalarının yeniden enflasyonla sonuçlandığını hatırlatır. İki görüş aynı noktada buluşuyor: dolarizasyon bir tedavi değil, kanamayı durduran bir turnike.
Neden önemli? — Türkiye'nin kira sözleşmeleri
Türkiye hiçbir zaman Zimbabve'nin yaşadığı düzeye yaklaşmadı, ama Zimbabve'nin sonunda yaşadığı şeyin küçük bir hâlini tanıyor: fiyatların ve sözleşmelerin dövize kayması. Yüksek enflasyon dönemlerinde konut kiraları, iş yeri kiraları ve taşınmaz satışları sık sık dolar ya da avro cinsinden yapılmaya başlanmıştı. Bu, gayriresmî dolarizasyonun tam tanımıydı: insanlar paranın hesap birimi işlevini kendi aralarında dövize devrediyordu.
Devlet 13 Eylül 2018'de buna karşı bir adım attı. Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar'a eklenen bir hükümle, Türkiye'de yerleşik kişilerin kendi aralarındaki taşınmaz satış ve kira sözleşmelerinde, araç ve finansal kiralamada, iş, hizmet ve eser sözleşmelerinde döviz cinsinden ya da dövize endeksli bedel belirlemesi yasaklandı. Önceden dövizle yapılmış kira sözleşmelerinin bedelleri de Türk lirasına çevrildi.
Bu düzenleme, Zimbabve'nin tersinden okunabilir. Zimbabve'de devlet, halkın zaten yaptığını tanıyıp yerel parayı bıraktı. Türkiye'de devlet, hesap birimi işlevini yasayla lirada tutmaya çalıştı. Yasağın işe yarayıp yaramayacağı, ona hangi gücün eşlik ettiğine bağlı: bir para, insanlar ona değer saklamak için güvenmedikçe hesap birimi olarak da zor tutunur. Kural sözleşmenin dilini değiştirebilir, güveni yeniden inşa etmek ise enflasyonu düşürmeyi gerektirir.
Özet kartı
- Zimbabve'de toprak reformunun ardından üretim çöktü; açık para basılarak kapatıldı ve Kasım 2008'de yıllık enflasyon yaklaşık yüzde 89,7 sekstilyon olarak tahmin edildi.
- Hiperenflasyon, para miktarı katlanırken mal miktarının da düştüğü yerde en hızlı büyür.
- Nisan 2009'da ülke kendi parasını bırakıp çoklu döviz sistemine geçti ve enflasyon hemen durdu.
- Dolarizasyon güvenilir bir para kazandırır ama para politikasını bütünüyle devreder; fiyatları durdurur, üretimi geri getirmez.
- Türkiye 2018'de yurt içi sözleşmelerde döviz kullanımını yasaklayarak hesap birimi işlevini lirada tutmaya çalıştı.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Dolarizasyon | Dollarization | Yabancı bir paranın yerel paranın işlevlerini kısmen ya da tamamen üstlenmesi |
| Para ikamesi | Currency substitution | İnsanların tasarruf ve fiyatlamada yerel para yerine dövizi tercih etmesi |
| Çoklu döviz sistemi | Multi-currency system | Birden fazla yabancı paranın ülke içinde yasal olarak kullanıldığı düzen |
| Üretim çöküşü | Output collapse | Bir ekonominin mal ve hizmet üretiminin kısa sürede sert biçimde düşmesi |
| Para politikası bağımsızlığı | Monetary policy autonomy | Bir ülkenin faiz ve para miktarını kendi ekonomisine göre belirleyebilmesi |
Kendini sına
- (Çıktı 1) Zimbabve 2009'da enflasyonu yeni bir ulusal parayla mı, başka bir yöntemle mi durdurdu?
- (Çıktı 2) Bir ülkede para miktarı iki katına çıkarken mal üretimi yarıya düşerse, bir birim paranın alabildiği mal miktarı kabaca ne olur?
- (Çıktı 2) Zimbabve'de para basmanın arkasındaki bütçe açığını hangi gelişmeler büyüttü?
- (Çıktı 3) Dolara geçen bir ülke bir durgunlukta hangi aracı kullanamaz?
- (Çıktı 3) Dolarizasyon neden «tedavi değil turnike» diye nitelenebilir?
- (Çıktı 4) Türkiye'nin 2018'deki dövizle sözleşme yasağı paranın hangi işlevini korumaya yönelikti ve yasağın başarısı neye bağlıdır?
Cevaplar
- Yeni bir ulusal parayla değil. Nisan 2009'da kendi dolarını basmayı bırakıp Amerikan doları ve Güney Afrika randının kullanıldığı çoklu döviz sistemine geçti.
- Kabaca dörtte birine iner: para iki kat bollaşır, mal yarıya düşer, dolayısıyla her birim paraya düşen mal dörtte bir olur. Bu hesap kabadır ama iki etkinin birbirini nasıl büyüttüğünü gösterir.
- Tarım üretiminin çökmesiyle eriyen vergi ve ihracat gelirleri; buna karşılık süren savaş harcamaları ve kamu maaşları.
- Kendi para politikasını: faizi düşürmek ya da para miktarını artırmak gibi araçları kullanamaz, çünkü parayı kendisi basmaz.
- Çünkü fiyatların yükselişini, yani kanamayı hemen durdurur, ama çöken üretimi, kurumları ve güveni kendiliğinden onarmaz; asıl iyileşme başka politikalar gerektirir.
- Hesap birimi işlevini: fiyatların ve borçların lirayla yazılmasını. Başarısı, insanların liraya değer saklama aracı olarak da güvenmesine, yani enflasyonun düşürülmesine bağlıdır.
İleri okuma
- Steve H. Hanke ve Alex K. F. Kwok (2009). «On the Measurement of Zimbabwe's Hyperinflation». Cato Journal 29(2). Resmî istatistik yokken enflasyonun nasıl tahmin edildiği.
- Steve H. Hanke ve Nicholas Krus (2012). «World Hyperinflations». Cato Working Paper No. 8. Tarihteki 56 hiperenflasyon dönemini tek tabloda karşılaştırır; Zimbabve'yi Weimar'la yan yana görmek için.
- Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar ve 2018-32/52 sayılı Tebliğ (mevzuat.gov.tr). Dövizle sözleşme yasağının kapsamı ve istisnaları.
Sonraki derse köprü
Zimbabve, kendi parasına güveni tümüyle yitirince onu bıraktı. Dizinin sıradaki bölümü, yerel parayı bırakmak yerine onu bir yasayla dolara sabitlemeyi deneyen ve yine de enflasyondan kurtulamayan bir ülkeye gidiyor. Arjantin'in hikâyesi, güvenin bir kuralla satın alınıp alınamayacağı sorusunu soruyor.