Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Alfaro ve Chor'a göre 2017–2022'de ABD'nin doğrudan Çin'den alımları azaldı; Vietnam ve Meksika gibi ülkeler ithalat payı kazandı; ama bağımlılığın gerçekten azalıp azalmadığı belirsizdi ve yeni kaynakların fiyatları yükseliyordu.
- Freund ve arkadaşları, Çin'in ABD ithalatındaki payının yüzde 22'den yüzde 16'ya düştüğünü ve bunun gümrük vergilerinden kaynaklandığını buldu.
- Çin'in yerini alan ülkeler, Çin'in tedarik zincirlerine derinden bağlıydı ve Çin'den daha hızlı ithalat yapıyordu; yeniden yönlenme bir Çin artı bir stratejisiyle tutarlıydı, ülkeye geri taşımaya dair tutarlı kanıt yoktu.
- Grossman, Helpman ve Lhuillier'in modelinde dayanıklılık için en iyi politika çoğu durumda çeşitlendirmeyi desteklemektir; bazı koşullarda özel dayanıklılık yatırımları zaten aşırı olabilir.
- Yeniden şekillenmenin kazananları, iki büyük ekonomi arasında bağlayıcı rol oynayabilen ve kritik girdilerde kapasite kurabilen ülkelerdir.
Öğrenme çıktıları
- Hatırlama — Geri taşımayı, Çin artı bir stratejisini ve bağlayıcı ülke kavramını tanımlar.
- Anlama — Ticaret savaşlarının, salgının ve jeopolitik şokların şirketleri tedarik zincirlerini neden yeniden düzenlemeye yönelttiğini açıklar.
- Analiz — ABD ithalatındaki değişimin, Çin'e bağımlılığın gerçekten azaldığını mı yoksa başka ülkeler üzerinden sürdüğünü mü gösterdiğini çözümler.
- Değerlendirme — Devletlerin tedarik zinciri dayanıklılığını yurt içine taşıma ya da çeşitlendirme yoluyla desteklemesinin gerekçelerini ve risklerini değerlendirir.
Sezgi
Açılış
Otuz yıl boyunca şirketler tedarik zincirlerini tek bir ilkeye göre kurdu: en düşük maliyet. Bir telefonun ekranı bir ülkede, işlemcisi başka bir ülkede, kasası üçüncü bir ülkede üretildi ve hepsi en ucuz montaj yapılabilen yerde birleştirildi. Bu düzen, dünya ekonomisini daha verimli kıldı; ama aynı zamanda kırılgan da kıldı.
Son yıllardaki şoklar bu kırılganlığı açığa çıkardı. Ticaret savaşları, belirli ülkelerden yapılan ithalatı bir gecede pahalandırdı; salgın, fabrikaları ve limanları kapattı; savaşlar ve yaptırımlar, ticaret yollarını kesti. Şirketler ve hükümetler bir soruyu sormaya başladı: en ucuz tedarik zinciri, en güvenilir olanı mıdır? Bu dersin sorusu, tedarik zincirlerinin gerçekte nasıl değiştiği ve bu değişimin vaat edildiği gibi bağımlılığı azaltıp azaltmadığıdır.
Hikâye — büyük yeniden dağılım
Laura Alfaro ve Davin Chor, ABD'nin küresel değer zincirlerine katılımının son kırk yıldaki değişimini, özellikle 2017–2022 dönemine odaklanarak incelediler. Buldukları tabloya «büyük yeniden dağılım» adını verdiler. ABD'nin doğrudan Çin'den yaptığı alımlar azalmıştı; düşük ücretli ülkeler, başta Vietnam, ve yakın ya da dost ülke seçenekleri, özellikle Meksika, ABD ithalatındaki paylarını artırmıştı.
Ama Alfaro ve Chor iki uyarı da yaptı. Birincisi, bu değişimi başlatan politikaların ABD'nin Çin'e bağlı tedarik zincirlerine bağımlılığını gerçekten azaltıp azaltmayacağı belirsizdi. İkincisi, Vietnam ve Meksika'dan yapılan ithalatın fiyatlarının yükseldiğine dair işaretler zaten görülüyordu. Yeniden dağılımın bir bedeli vardı.
Kavram — yeniden düzenlemenin yolları
Tedarik zincirlerini yeniden düzenlemenin birkaç yolu vardır. Önceki derslerde gördüğümüz yakına taşıma, üretimi tüketici pazarına yakın ülkelere; dostlara taşıma ise siyasi olarak müttefik ülkelere kaydırır. Bunlara iki seçenek daha eklenir.
Bu iki seçenek, bağımlılığı azaltmanın farklı biçimleridir ve farklı maliyetler taşır. Geri taşıma, üretimi ucuz emekten ve köklü tedarik ağlarından uzaklaştırır; Çin artı bir ise mevcut düzeni korurken riski dağıtmaya çalışır. Hangisinin seçildiği, şirketlerin hangi girdinin kesilmesinden en çok korktuğuna bağlıdır.
Veri ve kanıt — bağımlılık gerçekten azaldı mı?
Caroline Freund, Aaditya Mattoo, Alen Mulabdić ve Michele Ruta, ABD'nin 2017–2022 dönemindeki ithalatını en ayrıntılı ürün düzeyinde inceledi. Çin'in ABD ithalatındaki payı yüzde 22'den yüzde 16'ya düşmüştü ve bu düşüş ABD'nin gümrük vergilerinden kaynaklanıyordu. Ama asıl bulgu, Çin'in yerini kimin aldığıydı.
Çin'in yerini alan ülkeler, ilgili üründe karşılaştırmalı üstünlüğe sahip büyük gelişmekte olan ülkelerdi. Ve bu ülkeler Çin'in tedarik zincirlerine derinden bağlıydı: Çin'den yaptıkları ithalat, özellikle stratejik sanayilerde, daha hızlı artıyordu. Başka bir deyişle, ihracatta Çin'in yerini almak için ülkelerin Çin'in tedarik zincirlerini kucaklaması gerekiyordu.
Bu bulgu, «ayrışma» tartışmasının büyük bir yanılgısını düzeltir. ABD'nin Çin'den doğrudan ithalatı azaldı; ama ABD'nin Vietnam'dan ya da Meksika'dan aldığı ürünlerin içinde giderek daha fazla Çin girdisi var. Bağımlılık ortadan kalkmadı, yalnızca bir adım uzaklaştı ve daha zor görünür hâle geldi. Üstelik geri taşımaya dair tutarlı bir kanıt yoktu: üretim ABD'ye dönmüyor, başka ülkelere kayıyordu.
Peki devletler tedarik zincirlerinin dayanıklılığına nasıl müdahale etmeli? Gene Grossman, Elhanan Helpman ve Hugo Lhuillier, bu soruyu kritik bir girdinin tedarikinin dışsal risklerle kesilebildiği bir modelle incelediler. Hükümetlerin, birden çok ülkedeki yedek kaynakları mı, yoksa güvenli yerli tedarikçileri mi desteklemesi gerektiğini sordular.
Bu sonuç, «tedarik zincirini mutlaka yurda getirmeliyiz» görüşüne karşı bir uyarıdır. Modelde en iyi politika, koşullara bağlı olarak, yurt içine taşımak değil çeşitlendirmeyi desteklemek olabilir; hatta bazı koşullarda şirketler dayanıklılığa zaten fazla yatırım yapıyor olabilir. Doğru politika, talebin yapısına ve kesinti risklerine bağlıdır.
Yaygın yanlış«ABD'nin Çin'den ithalatı azaldıysa ABD Çin'e bağımlı olmaktan çıkmıştır» diye düşünülür.
Freund ve arkadaşları, Çin'in yerini alan ülkelerin Çin'in tedarik zincirlerine derinden bağlı olduğunu ve Çin'den daha hızlı ithalat yaptığını buldu; bağımlılık doğrudan ticaretten dolaylı ticarete kaydı.
Yaygın yanlış«Tedarik zinciri dayanıklılığı için en iyi yol, üretimi her zaman ülkeye geri getirmektir» diye düşünülür.
Grossman, Helpman ve Lhuillier'in modelinde en iyi politika çoğu durumda çeşitlendirmeyi desteklemekti; bazı koşullarda ise yurt dışından tedariki kayırmak toplumsal açıdan daha iyiydi. Freund ve arkadaşları da ABD'de geri taşımaya dair tutarlı bir kanıt bulamadı.
Neden önemli? — bağlantıyı kim kuracak?
Freund ve arkadaşlarının bulgusu, tedarik zincirlerinin yeniden şekillenmesinin kazananlarının, iki büyük ekonomi arasında bağlayıcı rol oynayabilen ülkeler olduğunu gösteriyor. Bu ülkeler, Çin'den girdi alıp işleyerek ABD'ye ve Avrupa'ya ihraç edebilen, üretim kapasitesine ve karşılaştırmalı üstünlüğe sahip ekonomilerdir. Vietnam ve Meksika bu yeniden dağılımdan pay kazandı.
Türkiye gibi Avrupa'ya yakın, gümrük birliği içinde ve geniş bir sanayi tabanına sahip bir ülke için bu, bir fırsat olarak görülebilir. Ama dersin kanıtları dikkatli olmayı da öneriyor: yeniden dağılım, bağımlılığı ortadan kaldırmadan yer değiştirebilir; yeni tedarikçiler daha pahalı olabilir; ve hükümetlerin dayanıklılık adına yaptığı müdahaleler, her zaman toplumun yararına olmayabilir. Bir ülkenin bu dönüşümden kazanıp kazanmayacağı, hangi kritik girdileri üretebildiğine ve hangi zincirlerde kendine yer açabildiğine bağlıdır.
Özet kartı
- Alfaro ve Chor'a göre 2017–2022'de ABD'nin doğrudan Çin'den alımları azaldı; Vietnam ve Meksika gibi ülkeler ithalat payı kazandı; ama bağımlılığın gerçekten azalıp azalmadığı belirsizdi ve yeni kaynakların fiyatları yükseliyordu.
- Freund ve arkadaşları, Çin'in ABD ithalatındaki payının yüzde 22'den yüzde 16'ya düştüğünü ve bunun gümrük vergilerinden kaynaklandığını buldu.
- Çin'in yerini alan ülkeler, Çin'in tedarik zincirlerine derinden bağlıydı ve Çin'den daha hızlı ithalat yapıyordu; yeniden yönlenme bir Çin artı bir stratejisiyle tutarlıydı, ülkeye geri taşımaya dair tutarlı kanıt yoktu.
- Grossman, Helpman ve Lhuillier'in modelinde dayanıklılık için en iyi politika çoğu durumda çeşitlendirmeyi desteklemektir; bazı koşullarda özel dayanıklılık yatırımları zaten aşırı olabilir.
- Yeniden şekillenmenin kazananları, iki büyük ekonomi arasında bağlayıcı rol oynayabilen ve kritik girdilerde kapasite kurabilen ülkelerdir.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Geri taşıma | Reshoring | Yurt dışındaki üretimin yeniden kendi ülkesine getirilmesi |
| Çin artı bir stratejisi | China plus one strategy | Çin'deki üretimi sürdürüp en az bir ek ülke kaynağı kurmak |
| Bağlayıcı ülke | Connector country | İki rakip ekonomi arasındaki bağlantıyı dolaylı ticaretle sürdüren ülke |
| Kritik girdi | Critical input | Kolayca ikame edilemeyen ve kesilmesi üretimi durduran girdi |
| Yedek tedarik kaynağı | Backup supplier | Ana tedarikçi kesildiğinde kullanılmak üzere hazırlanan ikinci kaynak |
Kendini sına
- (Çıktı 1) Geri taşıma ile Çin artı bir stratejisi arasındaki fark nedir? Hangisi bir şirketin mevcut tedarik ağını daha çok korur?
- (Çıktı 2) Ticaret savaşları ve salgın, şirketlerin tedarik zinciri kararlarında maliyet ile güvenilirlik arasındaki dengeyi nasıl değiştirdi?
- (Çıktı 3) Freund ve arkadaşlarının bulgusuna göre Çin'in ABD ithalatındaki payının düşmesi, ABD'nin Çin'e bağımlılığının azaldığı anlamına gelir mi? Bağlayıcı ülke kavramıyla açıkla.
- (Çıktı 3) Bir şirket bir girdiyi tek bir tedarikçiden birim başına 100 liraya alıyor. Bir yedek tedarikçiyle çalışmak birim maliyeti 104 liraya çıkarıyor. Ana tedarikçinin üretimi yılda yüzde 5 olasılıkla kesiliyor ve kesinti şirketin yıllık 1 milyon birimlik üretiminin her birimi için 60 liralık kayba yol açıyor. Yedek tedarikçi kesintiyi tamamen önlüyorsa, şirketin yedek tedarikçiyle çalışması beklenen değer açısından kârlı mıdır?
- (Çıktı 4) Bir hükümet, «Bütün kritik girdileri ülkemizde üretmek için sübvansiyon vereceğiz» diyor. Grossman, Helpman ve Lhuillier'in bulgusuna dayanarak bu politikayı değerlendir.
Cevaplar
- Geri taşıma, yurt dışına taşınmış üretimin yeniden şirketin kendi ülkesine getirilmesidir; Çin artı bir ise Çin'deki üretimi sürdürürken en az bir başka ülkede ek bir üretim ya da tedarik kaynağı kurmaktır. Çin artı bir, şirketin mevcut tedarik ağını, ilişkilerini ve maliyet avantajlarını büyük ölçüde korurken riski dağıtır; geri taşıma ise mevcut ağı bırakmayı ve genellikle daha yüksek maliyetleri kabul etmeyi gerektirir.
- Uzun süre şirketler tedarik zincirlerini en düşük maliyete göre kurdu ve kesinti riskini ikinci planda tuttu. Ticaret savaşları belirli ülkelerden yapılan ithalatı bir gecede pahalandırdı; salgın fabrikaları ve limanları kapattı. Bu şoklar, bütün yumurtaları aynı sepete koymanın, yani tek kaynağa yaslanmanın beklenmedik ve büyük kayıplara yol açabileceğini gösterdi; şirketler, daha yüksek maliyete katlanarak çeşitlendirme ve yedek kaynaklar yoluyla güvenilirliği artırmayı daha çok tartmaya başladı.
- Hayır, tam olarak değil. Çin'in ABD ithalatındaki payı yüzde 22'den yüzde 16'ya düştü, ama Çin'in yerini alan ülkeler Çin'in tedarik zincirlerine derinden bağlıydı ve Çin'den daha hızlı ithalat yapıyordu. Bu ülkeler bağlayıcı ülke rolü oynadı: Çin'den girdi alıp işleyerek ABD'ye ihraç ettiler. Böylece ABD'nin Çin'e bağımlılığı doğrudan ticaretten dolaylı ticarete kaydı; ortadan kalkmadı, daha zor görünür hâle geldi.
- Yedek tedarikçinin ek maliyeti birim başına 4 lira, yıllık 1 milyon birimde 4 milyon liradır. Kesintinin beklenen kaybı, kesinti olasılığı ile kaybın çarpımıdır: 0,05 × 1.000.000 × 60 = 3 milyon lira. Yedek tedarikçinin maliyeti, önlediği beklenen kayıptan büyük olduğu için beklenen değer açısından kârlı değildir. Ama şirket riskten kaçınıyorsa ya da kesinti müşteri kaybı gibi ek zararlar doğuruyorsa, karar değişebilir.
- Politika, dayanıklılığın en iyi yolunun üretimi yurt içine taşımak olduğunu varsayıyor. Grossman, Helpman ve Lhuillier'in modelinde ise en iyi politika çoğu durumda birden çok ülkede çeşitlendirmeyi desteklemektir; yerli üretim de bir kesinti riski taşır ve maliyeti yüksektir. Bazı koşullarda şirketlerin dayanıklılığa yaptığı özel yatırımlar zaten toplumsal açıdan aşırı olabilir ve hükümet çeşitlendirmeyi değil yurt dışından tedariki kayırmak isteyebilir. Freund ve arkadaşlarının ABD'de geri taşımaya dair tutarlı bir kanıt bulamaması da, bu tür politikaların hedeflenen sonucu her zaman vermediğini düşündürür. Bütün kritik girdileri yurt içinde üretme hedefi, büyük maliyetlere yol açabilir ve dayanıklılığı çeşitlendirmeden daha iyi sağlamayabilir.
İleri okuma
- Laura Alfaro, Davin Chor (2023). «Global Supply Chains: The Looming "Great Reallocation"». NBER Çalışma Tebliği 31661. ABD'nin küresel değer zincirlerindeki değişimi.
- Caroline Freund, Aaditya Mattoo, Alen Mulabdić, Michele Ruta (2024). «Is US Trade Policy Reshaping Global Supply Chains?». Journal of International Economics 152. Çin'in yerini alan ülkeler ve bağlayıcı ülkeler.
- Gita Gopinath, Pierre-Olivier Gourinchas, Andrea Presbitero, Petia Topalova (2024). «Changing Global Linkages: A New Cold War?». Journal of International Economics 153. Jeopolitik bloklar arasındaki ticaret ve yatırım akışlarındaki değişim.
Sonraki derse köprü
Tedarik zincirlerinin yeniden şekillenmesi, bağlayıcı rol oynayabilen ülkelere bir fırsat açıyor. Avrupa'ya yakın, gümrük birliği içinde ve geniş bir sanayi tabanına sahip olan Türkiye, bu fırsatın en çok konuşulan adaylarından biri. Avrupalı şirketler üretimlerini Asya'dan Türkiye'ye kaydırıyor mu, hangi sektörlerde, ve Türkiye bu fırsatı yakalamak için neye ihtiyaç duyuyor? Sıradaki ders, yakın kıyı üretimini ve Türkiye'nin fırsatını ele alıyor.