Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Türkiye'nin 2024 ortalama sıcaklığı 15,6 dereceydi; 1991–2020 normali olan 13,9 derecenin 1,7 derece üzerinde ve 1971'den bu yana en yüksek. Yağışlar normalin yüzde 6,3 altında kaldı.
- Dell, Jones ve Olken, ülkelerin kendi sıcaklık dalgalanmalarını kullanarak, daha yüksek sıcaklıkların yoksul ülkelerde büyümeyi önemli ölçüde azalttığını ve yalnızca üretim düzeyini değil büyüme hızını da düşürebileceğini buldu.
- Burke, Hsiang ve Miguel, ekonomik verimliliğin yıllık ortalama 13 derecede zirve yaptığını ve daha yüksek sıcaklıklarda sert biçimde düştüğünü, azaltılmayan ısınmanın 2100'e kadar küresel gelirleri kabaca yüzde 23 azaltabileceğini buldu.
- Bilal ve Känzig, küresel sıcaklığı kullandıklarında bir derecelik ısınmanın uzun dönemde dünya hasılasını yüzde 20'den fazla düşürdüğünü tahmin etti; küresel sıcaklık aşırı olaylarla daha güçlü ilişkilidir.
- Seviye etkisi ile büyüme etkisi arasındaki fark, uzun dönemde biriken kaybı belirler; hasar tahminleri arasındaki büyük farklar, karbonun sosyal maliyetine ve iklim politikasına dair kararları doğrudan etkiler.
Öğrenme çıktıları
- Hatırlama — Hasar fonksiyonunu, sıcaklık şokunu ve seviye etkisi ile büyüme etkisi ayrımını tanımlar.
- Anlama — İktisatçıların iklim değişikliğinin ekonomik maliyetini neden geçmişteki sıcaklık dalgalanmalarından yola çıkarak tahmin ettiğini ve bu yöntemin sınırlarını açıklar.
- Analiz — Ülke sıcaklığına ve küresel sıcaklığa dayanan tahminlerin neden birbirinden çok farklı sonuçlar verdiğini çözümler.
- Değerlendirme — İklim hasarına dair tahminlerin belirsizliğini ve bu belirsizliğin politika kararları için ne anlama geldiğini değerlendirir.
Sezgi
Açılış
2024, Türkiye'de ölçümlerin yapıldığı son yarım yüzyılın en sıcak yılı oldu. Ülkenin ortalama sıcaklığı 15,6 dereceydi; 1991–2020 döneminin ortalamasının 1,7 derece üzerinde. Önceki rekor 2010'a aitti ve yalnızca 0,1 derece geride kaldı. Yağışlar ise normalin yüzde 6,3 altındaydı.
Bir derece, iki derece: bu sayılar gündelik hayatta küçük görünür. Bir sonbahar günü ile ertesi gün arasında sıcaklık bundan çok daha fazla değişir. O hâlde ortalama sıcaklığın birkaç derece artmasının ekonomiye maliyeti ne olabilir? Tarlalardaki verim, inşaatlardaki işçilerin gücü, elektrik talebi, sel ve kuraklıkların yıktığı yollar ve evler bu soruya dahil midir? Bu dosyanın ilk sorusu, iktisatçıların bu maliyeti nasıl ölçmeye çalıştığı ve neden birbirinden çok farklı sayılara ulaştığıdır.
Hikâye — doğal bir deney olarak hava durumu
İklim değişikliğinin ekonomiye etkisini ölçmenin önünde basit bir engel var: deney yapamayız. Bir ülkeyi ısıtıp bir başkasını aynı bırakamayız. Sıcak ülkeleri soğuk ülkelerle karşılaştırmak da yanıltıcıdır, çünkü sıcak ülkeler tarih, kurumlar ve coğrafya bakımından da farklıdır.
Melissa Dell, Benjamin Jones ve Benjamin Olken bu engeli zekice aştı. Ülkeleri birbiriyle karşılaştırmak yerine, her ülkeyi kendi geçmişiyle karşılaştırdılar. Her ülkenin sıcaklığı yıldan yıla dalgalanır; bazı yıllar ortalamadan sıcak, bazıları soğuktur. Bu dalgalanmalar, bir ülkenin yasalarından, tarihinden ve âdetlerinden bağımsızdır; neredeyse rastgeledir. Sıcak bir yılda ekonomi, aynı ülkenin olağan bir yılına göre daha mı yavaş büyür?
Elli yıllık veriyle buldukları sonuç açıktı: daha yüksek sıcaklıklar, yoksul ülkelerde ekonomik büyümeyi belirgin biçimde azaltıyordu. Etki yalnızca tarımda değildi; sanayi üretimi ve siyasi istikrar da etkileniyordu. Üstelik sıcaklık, yalnızca bir yılın üretimini düşürmekle kalmıyor, büyüme hızının kendisini de düşürüyor olabilirdi.
Kavram — düzey mi, büyüme mi?
Bu son bulgu, iklim ekonomisinin en önemli ayrımlarından birine işaret eder.
Bir örnekle görelim. Bir ekonomi yılda yüzde 3 büyüsün. Sıcaklık, bir seviye etkisiyle üretimi bir kez yüzde 2 düşürürse, elli yıl sonra ekonomi yine iklim değişikliği olmasaydı ulaşacağı düzeyin yüzde 2 altındadır. Ama sıcaklık büyüme hızını yüzde 3'ten yüzde 2,8'e indirirse, elli yıl sonra fark yaklaşık yüzde 9'a çıkar ve yıllar geçtikçe büyümeye devam eder.
İktisatçılar iklim hasarını bir hasar fonksiyonuyla özetler: sıcaklık arttıkça ekonominin kaybını gösteren bir eğri. Önceki derslerde gördüğümüz karbonun sosyal maliyeti, bu eğriden hesaplanır.
Marshall Burke, Solomon Hsiang ve Edward Miguel, bu eğrinin biçimine dair önemli bir bulguya ulaştı. Ekonomik verimlilik, sıcaklıkla doğrusal değil, tepe noktası olan bir eğri gibi ilişkiliydi: verimlilik yıllık ortalama 13 derecede en yüksekti ve daha yüksek sıcaklıklarda belirgin biçimde düşüyordu. Bu ilişki, zengin ve yoksul ülkelerde, tarımda ve tarım dışında aynıydı ve 1960'tan bu yana değişmemişti.
Bu eğri, iklim değişikliğinin neden eşitsiz bir yük olduğunu da açıklar. Ortalama sıcaklığı zaten tepe noktasının üstündeki sıcak ülkeler, her ek derecede daha fazla kaybeder; soğuk ülkeler ise bir ölçüye kadar kazanabilir. Ve sıcak ülkelerin çoğu yoksuldur.
Veri ve kanıt — tahminler neden bu kadar farklı?
Bilimsel tahminler arasındaki farklar büyüktür. Adrien Bilal ve Diego Känzig, ülke sıcaklıkları yerine küresel ortalama sıcaklıktaki doğal dalgalanmaları kullandıklarında, çok daha büyük bir hasar buldular: bir derecelik ısınmanın uzun dönemde dünya hasılasını yüzde 20'den fazla düşürdüğünü tahmin ettiler. Bu, önceki tahminlerin yaklaşık on katıydı.
Farkın nedeni, ölçülen şeyin kendisidir. Bir ülkenin sıcaklığı, o ülkenin hasadını ve işçilerini etkiler; ama küresel sıcaklık, kasırgalar, seller, kuraklıklar ve orman yangınları gibi aşırı olaylarla çok daha güçlü biçimde ilişkilidir. Ayrıca bir ülkedeki hasar, ticaret ve tedarik zincirleriyle başka ülkelere de yayılır. Ülke sıcaklığına bakan bir yöntem, bu küresel bağlantıların bir kısmını kaçırır.
Bu sayılar tartışmalıdır. Bilal ve Känzig'in tahmini, küresel sıcaklıktaki görece az sayıda doğal dalgalanmaya dayanır ve bu dalgalanmaların başka küresel olaylardan ayrıştırılması zordur. Burke ve arkadaşlarının tahmini, gelecekteki uyumun geçmişteki uyuma benzeyeceği varsayımına dayanır; insanlar ve şirketler daha hızlı uyum sağlarsa kayıp küçülebilir, uyum imkânları tükenirse büyüyebilir. Dell ve arkadaşlarının bulgusunun ana mesajı ise yoksul ülkelerin daha kırılgan olduğudur. Tahminlerin aralığı geniştir; ama hiçbiri, ısınmanın ekonomiye maliyetinin ihmal edilebilir olduğunu söylemez.
Yaygın yanlış«Ortalama sıcaklığın bir iki derece artması gündelik hava değişimlerinden küçük olduğu için ekonomiye etkisi de önemsizdir» diye düşünülür.
Burke, Hsiang ve Miguel, verimliliğin yıllık ortalama 13 derecede zirve yaptığını ve daha yüksek sıcaklıklarda sert biçimde düştüğünü buldu; ortalamadaki küçük kaymalar, aşırı sıcak günlerin sayısını ve aşırı olayların sıklığını belirgin biçimde artırır.
Yaygın yanlış«İklim değişikliğinin maliyeti kesin olarak bilinir ve bütün iktisatçılar aynı sayıda uzlaşır» diye düşünülür.
Ülke sıcaklığına dayanan tahminler ile küresel sıcaklığa dayanan tahminler arasında yaklaşık on kata varan farklar vardır. Bu belirsizlik, tahminlerin yöntemine, uyum varsayımlarına ve aşırı olayların nasıl hesaba katıldığına bağlıdır.
Neden önemli? — Türkiye eğrinin neresinde?
Meteoroloji Genel Müdürlüğü'ne göre Türkiye'nin 1991–2020 dönemindeki ortalama sıcaklığı 13,9 dereceydi; 2024'te 15,6 dereceye çıktı. Burke ve arkadaşlarının eğrisi nüfus ağırlıklı ülke ortalamalarıyla kurulduğu için bu sayılar doğrudan karşılaştırılamaz; ama Türkiye'nin sıcaklığı, verimliliğin zirve yaptığı bölgenin yakınında ve giderek onun ötesine kayıyor. Bu, eğrinin aşağı inen tarafına doğru ilerleyen bir ülke için her ek derecenin bir öncekinden daha pahalı olabileceği anlamına gelir.
İklim hasarına dair tahminler soyut değildir. Bu tahminler, bu yıl bacadan çıkan karbonun on yıllar boyunca biriktireceği zararı, yani karbonun sosyal maliyetini belirler ve bu maliyet, karbona ne kadar fiyat konması gerektiğinin temelidir. Tahmin ne kadar büyükse, salımı bugün azaltmanın gerekçesi o kadar güçlüdür.
Özet kartı
- Türkiye'nin 2024 ortalama sıcaklığı 15,6 dereceydi; 1991–2020 normali olan 13,9 derecenin 1,7 derece üzerinde ve 1971'den bu yana en yüksek. Yağışlar normalin yüzde 6,3 altında kaldı.
- Dell, Jones ve Olken, ülkelerin kendi sıcaklık dalgalanmalarını kullanarak, daha yüksek sıcaklıkların yoksul ülkelerde büyümeyi önemli ölçüde azalttığını ve yalnızca üretim düzeyini değil büyüme hızını da düşürebileceğini buldu.
- Burke, Hsiang ve Miguel, ekonomik verimliliğin yıllık ortalama 13 derecede zirve yaptığını ve daha yüksek sıcaklıklarda sert biçimde düştüğünü, azaltılmayan ısınmanın 2100'e kadar küresel gelirleri kabaca yüzde 23 azaltabileceğini buldu.
- Bilal ve Känzig, küresel sıcaklığı kullandıklarında bir derecelik ısınmanın uzun dönemde dünya hasılasını yüzde 20'den fazla düşürdüğünü tahmin etti; küresel sıcaklık aşırı olaylarla daha güçlü ilişkilidir.
- Seviye etkisi ile büyüme etkisi arasındaki fark, uzun dönemde biriken kaybı belirler; hasar tahminleri arasındaki büyük farklar, karbonun sosyal maliyetine ve iklim politikasına dair kararları doğrudan etkiler.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Hasar fonksiyonu | Damage function | Isınma ile ekonomik kayıp arasındaki ilişki |
| Sıcaklık şoku | Temperature shock | Sıcaklığın kendi uzun dönemli ortalamasından yıllık sapması |
| Seviye etkisi ve büyüme etkisi | Level effect and growth effect | Üretimin bir kez düşmesi ile büyüme hızının kalıcı düşmesi ayrımı |
| Aşırı iklim olayı | Extreme climatic event | Kuraklık, sel, kasırga gibi olağan dışı ve zararlı hava olayı |
| Küresel ve yerel sıcaklık ayrımı | Global versus local temperature | Ülke sıcaklığı ile dünya sıcaklığının etkileri arasındaki ayrım |
Kendini sına
- (Çıktı 1) Seviye etkisi ile büyüme etkisi arasındaki fark nedir? Hangisi uzun dönemde daha büyük kayba yol açar?
- (Çıktı 2) Dell, Jones ve Olken sıcak ülkeleri soğuk ülkelerle karşılaştırmak yerine neden her ülkeyi kendi geçmişiyle karşılaştırdı?
- (Çıktı 2) Yılda yüzde 3 büyüyen bir ekonomide sıcaklık büyüme hızını yüzde 2,8'e indiriyor. Yirmi beş yıl sonra ekonomi, ısınma olmasaydı ulaşacağı düzeyin yaklaşık yüzde kaç altında olur?
- (Çıktı 3) Bilal ve Känzig'in tahmini, ülke sıcaklığına dayanan tahminlerden neden çok daha büyüktür?
- (Çıktı 4) İklim hasarına dair tahminlerin bu kadar geniş bir aralıkta olması, politika yapıcılar için ne anlama gelir?
Cevaplar
- Seviye etkisinde bir şok üretimi bir kez daha düşük bir düzeye indirir, ardından ekonomi eski hızıyla büyümeye devam eder; kayıp sabit bir yüzde olarak kalır. Büyüme etkisinde şok büyüme hızının kendisini düşürür; ekonomi her yıl biraz daha geride kalır ve kayıp zamanla birikerek büyür. Uzun dönemde büyüme etkisi çok daha büyük kayba yol açar.
- Sıcak ve soğuk ülkeler yalnızca sıcaklıkta değil, tarih, kurumlar, coğrafya ve kültür bakımından da farklıdır; aralarındaki gelir farkını sıcaklığa bağlamak yanıltıcı olur. Her ülkenin sıcaklığı ise yıldan yıla neredeyse rastgele dalgalanır. Bir ülkenin sıcak yıllarını aynı ülkenin olağan yıllarıyla karşılaştırmak, ülkenin değişmeyen özelliklerini sabit tutarak sıcaklığın etkisini ayırmayı sağlar.
- Yirmi beş yıl sonra ısınmasız ekonomi 1,03²⁵ ≈ 2,09 katına, ısınmalı ekonomi 1,028²⁵ ≈ 1,99 katına çıkar. Isınmalı ekonomi, ısınmasız ekonominin yaklaşık 1,99 / 2,09 ≈ 0,95'i, yani yaklaşık yüzde 5 altındadır.
- Bilal ve Känzig, ülke sıcaklıkları yerine küresel ortalama sıcaklıktaki doğal dalgalanmaları kullandı. Küresel sıcaklık, kasırgalar, seller ve kuraklıklar gibi aşırı iklim olaylarıyla çok daha güçlü ilişkilidir; ayrıca bir ülkedeki hasar ticaret ve tedarik zincirleriyle başka ülkelere yayılır. Ülke sıcaklığına dayanan tahminler bu küresel bağlantıların bir kısmını kaçırdığı için daha küçük hasar bulur.
- Tahminler arasında on kata varan farklar olması, karbonun sosyal maliyetinin ve dolayısıyla karbona konması gereken fiyatın da çok farklı hesaplanabileceği anlamına gelir. Ama hiçbir tahmin hasarın ihmal edilebilir olduğunu söylemez. Belirsizlik, politika yapıcıların tek bir sayıya dayanmak yerine olası sonuçların aralığını ve özellikle büyük kayıp ihtimallerini dikkate alması gerektiğini; belirsizliğin kendisinin de önlem almak için bir gerekçe olabileceğini düşündürür.
İleri okuma
- Melissa Dell, Benjamin F. Jones, Benjamin A. Olken (2014). «What Do We Learn from the Weather? The New Climate-Economy Literature». Journal of Economic Literature 52(3). Hava durumu dalgalanmalarından iklim etkilerini tahmin eden yöntemlerin değerlendirmesi.
- Marshall Burke, Solomon M. Hsiang, Edward Miguel (2015). «Global Non-linear Effect of Temperature on Economic Production». Nature 527(7577). Sıcaklık ile verimlilik arasındaki doğrusal olmayan ilişki.
- Adrien Bilal, Diego R. Känzig (2024). «The Macroeconomic Impact of Climate Change: Global vs. Local Temperature». NBER Çalışma Tebliği 32450. Küresel sıcaklığa dayanan büyük hasar tahminleri.
Sonraki derse köprü
İklim hasarı, piyasanın kendiliğinden hesaba katmadığı bir maliyettir: bir fabrika ya da bir araç sahibi, saldığı karbonun gelecekte yol açacağı zararı ödemez. Bu derste o zararın ne kadar büyük olabileceğini gördük. Bir sonraki adım, bu maliyeti salım yapanların kararlarına nasıl yansıtacağımızdır. Bir karbon vergisi mi, salım izinlerinin alınıp satıldığı bir piyasa mı daha etkilidir, karbonun fiyatı ne olmalıdır ve bu fiyat ekonominin geri kalanını nasıl etkiler? Sıradaki ders, karbon fiyatlamasını ele alıyor.