İçeriğe geç

Ders 3.3 · Seviye 1 · Bağlanma ve Duygusal Güvenlik

Ayna: Kendi Bağlanma Tarihin, Tetiklenme ve Kazanılmış Güvenlik

2.130 kelime · yaklaşık 10 dakika okuma · 14 dakika seslendirme

Giriş

Çocukken üzüldüğünde kime giderdin? Belki bir anneanneye, mutfakta seni dizine oturtan. Belki bir ablaya. Belki kimseye; odana kapanıp sessizce ağlardın ve bu, o evde en güvenli seçenekti. Hangi cevabı hatırladıysan, şimdi onun bugün, çocuğunla kurduğun ilişkinin arka planında nasıl çalıştığıyla ilgili.

Bu dersin sonunda çocuğunun bazı davranışlarının seni neden olaydan büyük bir güçle sarstığını anlayacak ve kendi hikâyeni ona miras bırakmak yerine nasıl yeniden yazabileceğini bileceksin. Bağlanma araştırmalarının en umut verici bulgularından biri şudur: zor bir çocukluk kader değildir. Belirleyici olan yalnızca ne yaşadığın değil, yaşadığını bugün ne kadar anlamlandırabildiğindir. Bu ders duygusal olarak zorlayıcı olabilir. Kendine iyi davran; bir bölüm ağır gelirse ara ver ve modülün başındaki uyarıyı hatırla: yoğun ve süren bir sıkıntıda bir uzmana başvurmak, çocuğuna yaptığın bir yatırımdır.

Ana anlatım

İçsel çalışma modelin hâlâ çalışıyor. 1.3'te çocuğun tekrar eden deneyimlerden sessiz sonuçlar çıkardığını görmüştük: "İhtiyaç duymak güvenli mi? Ben değerli miyim? Başkalarına güvenebilir miyim?" Sen de bir zamanlar o çocuktun ve senin çıkardığın sonuçlar bugün ebeveynliğinin arka planında çalışıyor. Çoğu zaman sessiz çalışırlar; onları ancak tepkilerinin olaydan büyük olduğu anlarda fark ederiz. Çocuğun ağladığında içinden "şımarıyor" diye bir sesin yükselmesi, çocuğun sana muhtaç olduğu anda içinde bir rahatsızlık duyman, "hayır" dediğinde öfkenin bir anda tavana vurması ya da ondan ayrılırken dayanılmaz bir kaygı hissetmen; bunların bir kısmı çocuğunla değil, senin kendi modelinle ilgilidir. Bunu bilmek suçluluk için değil, özgürlük içindir: görünen bir model artık tümüyle otomatik çalışamaz.

Yetişkin bağlanma durumları. Psikolog Mary Main ve çalışma arkadaşları, yetişkinlerin kendi çocukluklarını nasıl anlattığını inceleyen yapılandırılmış bir görüşme geliştirdiler: Yetişkin Bağlanma Görüşmesi. Görüşmede önemli olan, kişinin ne yaşadığından çok, yaşadığını nasıl anlattığıdır: anlatı tutarlı mı, iyi ve kötü anılar bir arada durabiliyor mu, duygu anlatıya eşlik ediyor mu? Main bu anlatıları dört ana biçimde tarif etti. Güvenli-özerk anlatıda kişi geçmişini iyisi ve kötüsüyle, tutarlı ve duyguyla anlatabilir; ebeveynlerini ne yüceltir ne şeytanlaştırır. Reddedici anlatıda kişi "Çocukluğum normaldi, pek hatırlamıyorum, annem çok iyiydi" der ama bunu destekleyen bir anı bulamaz; duyguları önemsizleştirir ve çoğu zaman çocuğunun duygularını da önemsizleştirmeye yatkındır: "Bir şey yok, geçer." Saplantılı anlatıda geçmiş hâlâ taze ve yakıcıdır; öfke ya da özlem şimdiki zamanda yaşanır, anlatı uzun ve dağınıktır; ebeveynin çocuğuyla sınırları karışabilir, çocuktan duygusal destek bekleyebilir. Çözülmemiş anlatıda ise bir kayıp ya da travmadan söz ederken anlatı bir an kopar, zaman karışır, kişi kaybolur; ebeveyn çocuğun belirli davranışları karşısında donabilir ya da ani, korkutucu bir öfkeye kapılabilir.

Bu görüşme eğitimli uzmanlarca uygulanan ve kodlanan bir araştırma aracıdır; kendi kendine yapılan bir test değildir ve bu ders sana bir kategori vermeyecek. Amaç kendini bir kutuya koymak değil, eğilimini tanımaktır. Araştırmalar ebeveynin görüşmedeki anlatı biçiminin, bebeğinin bağlanma örüntüsüyle belirgin biçimde ilişkili olduğunu gösterdi. İlginç bir ayrıntı da var: Marinus van IJzendoorn'un bu çalışmaları birleştiren analizi, bu aktarımın ebeveynin günlük hassasiyetiyle ancak kısmen, yaklaşık dörtte biri kadar açıklanabildiğini buldu ve araştırmacılar buna "aktarım boşluğu" adını verdi. Yani kuşaktan kuşağa geçen şey tek bir davranış değil, bir bakış, bir ton, bir beden hâlidir; ve tam bu yüzden, bakışın değişmesi de aktarımı değiştirebilir.

Tetiklenme nedir? Tetiklenme, şimdiki bir olayın geçmişteki bir yarayı uyandırması ve tepkinin şimdiki olaya değil, o eski yaraya orantılı olmasıdır. Birkaç işareti vardır. Tepki olaydan büyüktür: bir süt bardağı devrilmiştir ama sen sanki büyük bir ihanete uğramış gibi hissedersin. Beden aniden değişir: sıcak basar, kalp çarpar, çene kilitlenir, mide düğümlenir. Çocuğa hiç yakışmayan düşünceler geçer: "Ondan o an nefret ettim." Sonrasında utanç ve "Ben böyle biri değilim" hissi gelir. Ve aynı durum tekrar tekrar aynı patlamayı üretir.

Klinik deneyimden gelen bazı eşleşmeler sık görülür; bunlar birer kural değil, üzerine düşünmeye değer olasılıklardır. Kendi iradesi bastırılmış bir ebeveyn çocuğunun "Hayır!"ına fazla sert tepki verebilir. Kendi ihtiyacı görmezden gelinmiş biri çocuğunun ağlamasına ve ihtiyacına katlanmakta zorlanabilir. Sevgiyi başarıyla kazanmak zorunda kalmış biri çocuğunun başarısızlığında paniğe kapılabilir. Terk edilmiş biri çocuğunun ona ihtiyaç duymamasını, arkadaşlarıyla oynamayı tercih etmesini bir reddedilme gibi yaşayabilir. Bedeni yüzünden utandırılmış biri, çocuğunun bedenindeki serbestlik karşısında huzursuzlanabilir. Bodynamic modeli bunu kendi diliyle söyler: çocuğun her gelişim evresi, ebeveynin aynı evrede yaşadıklarını bedeninde uyandırır. Bu bir lanet değil, bir fırsattır. Çocuğunu büyütürken kendi çocukluğunu yeniden ziyaret edersin ve bu kez hikâyeye farklı bir son yazabilirsin.

Tetiklendiğinde ne yapmalı: DUR yöntemi. Akademinin tetiklenme anı için kullandığı kısaltma DUR'dur. D, dur ve fark et demektir: "Bu tepki bu olaydan büyük." Tepkiyi adlandırmak, gücünün bir kısmını alır. U, uzaklaş ve düzenle demektir: fiziksel olarak bir adım geri çekil, uzun bir nefes ver, ayaklarını yere bas; gerekiyorsa ve çocuk güvendeyse "Bir dakika sonra geliyorum" deyip kısa bir süre odadan çık. R, rolüne dön demektir. Kendine sor: "Şu anda karşımda kim var? Kaç yaşında? Bu davranış hangi evrenin sorusu?" Sonra çocuğunun karşısına, onun ebeveyni olarak dön; o anda içinde uyanan yaralı çocuk olarak değil. Olay geçip sakinleştiğinde tetikleyiciyi günlüğüne yaz: ne oldu, bedeninde ne oldu, aklından ne geçti ve bu sana neyi hatırlattı. Bu kayıtlar birikince haritan ortaya çıkar. Ve bazen DUR işe yaramaz, patlarsın; o zaman 3.2'deki onarım devreye girer.

Kazanılmış güvenli bağlanma. Zor bir çocukluk geçirmiş ama geçmişini anlamlandırmış yetişkinlerin görüşmelerde güvenli-özerk bir anlatı gösterebildiği ve çocuklarına güvenli bir ilişki sunabildiği görüldü. Araştırmacılar buna kazanılmış güvenlik adını verdi. Kavram tartışmasız da değildir: Minnesota'da doğumdan itibaren izlenen gençlerle yapılan bir çalışmada, geçmişini zor diye anlatan bazı "kazanılmış güvenli" yetişkinlerin çocuklukta aslında oldukça destekleyici bir bakım aldığı görüldü; yani geçmişi bugünkü ruh hâlimizle de hatırlarız. Ama aynı çalışmada zor bir başlangıçtan sonra güvenli bir anlatıya ulaşan ve yakın ilişkilerinde başarılı olan gençler de vardı. Bu yetişkinlerin hikâyelerinde sık görülen üç şey vardır. Birincisi tutarlı bir anlatı kurmak: ne oldu, bana ne yaptı, bugün bunu nasıl taşıyorum? Bu anlatı yazarak ya da güvenilir bir dinleyiciyle konuşarak kurulabilir. İkincisi en az bir güvenli ilişki deneyimi: bir eş, bir dost, bir öğretmen, bir terapist ya da çocuklukta sıcak davranan bir teyze; güvenin nasıl bir şey olduğunu bedende tatmış olmak. Üçüncüsü kendi bedeniyle yeni bir ilişki: duyguyu fark etmek, düzenleyebilmek, dokunmaya ve harekete yeniden alan açmak. Bu akademideki beden pratikleri üçüncü yolun parçasıdır. İlk iki yol için bu ders bir başlangıçtır; ağır bir geçmiş söz konusuysa profesyonel bir eşlik çoğu zaman en güvenli ve en hızlı yoldur.

Kuşaklararası aktarım ve Türkiye. Bugünün ebeveynlerinin anne ve babaları çoğu zaman kendi ebeveynlerinden çok daha zor koşullarda büyüdü: kalabalık evler, köyden kente göç, yoksulluk, erken yaşta çalışmak. O kuşakta duygu konuşmak lüks, dayak "terbiye", ihtiyaç göstermek "şımarıklık" sayılabiliyordu. Bunu anlamak, onları suçlamadan kendi yaralarını tanımanı sağlar. "Annem elinden geleni yaptı" ile "Annemin yaptığı bazı şeyler beni yaraladı" cümleleri aynı anda doğru olabilir; güvenli-özerk bir anlatı tam da bu ikisini bir arada tutabilmektir. Büyükanne ve büyükbabayla yaşanan pek çok çatışma da, "Biz seni böyle büyüttük, sana bir şey oldu mu?" cümlesiyle başlayan tartışmalar, aslında iki kuşağın içsel modellerinin çarpışmasıdır. Kendi anlatını kurmak, bu tartışmalarda hem sınır koymayı hem de minnet duymayı kolaylaştırır. Modül 12'de geniş aileyle bu dengeyi kurmayı çalışacağız.

Bu dersin bütün başlıklarını birleştiren bir cümle varsa o da şudur: çocuğun, kendini tanıman için sana bir ayna tutuyor. O aynaya bakmak bazen acıtır; ama bakmayan ebeveyn, aynadaki yüzü farkında olmadan çocuğunun yüzüne yansıtır. Bakan ebeveyn ise seçme şansı kazanır: hangi mirası taşıyacağını, hangisini bırakacağını. Bu seçim bir günde yapılmaz; tetikleyici haritandaki her kayıt, anlatındaki her paragraf ve her onarım onun bir parçasıdır.

Örnekler

  • Basit: Dört yaşındaki Ege düştüğünde ağlıyor ve babası Tolga içinde ani bir tiksinti ve "Kes şunu!" dürtüsü hissediyor. Tolga kendi çocukluğunda ağladığında "Kız gibi ağlama" cümlesini duymuş. DUR: önce fark ediyor, "Bu tepki olaydan büyük." Bir nefes veriyor, ayaklarını yere basıyor. Sonra rolüne dönüyor: "Karşımda dört yaşında bir çocuk var ve dizi acıyor. Ağlamak onun hakkı." Ege'nin yanına çömeliyor: "Düştün, canın yandı. Buradayım." Tolga bu cümleyi söylerken sesinin titrediğini fark ediyor; o cümleyi kendi içindeki dört yaşındaki çocuk da duyuyor. O akşam günlüğüne tek bir satır yazıyor: "Ağlama, bende tiksinti. Babamın sesi."
  • Orta: Beş yaşındaki Nil'in annesi Nurcan, her sabah anaokulunun kapısında ağlıyor; ağlayan Nil değil, Nurcan. Kızını bırakmak ona dayanılmaz geliyor. Bir akşam kendi çocukluğunu düşünürken hatırlıyor: kendisi beş yaşındayken annesi aylarca hastanede yatmış ve kimse ona ne olduğunu anlatmamıştı. Anlamlandırma: "Kapıdaki kaygı kızımın değil, beş yaşındaki benim." Plan: bu hikâyeyi yazmak ve eşiyle paylaşmak, kısa ve sakin bir veda ritüeli kurmak, sabah kaygısını Nil'e değil bir arkadaşına ya da günlüğüne taşımak. Nil bir sabah "Anne, neden ağlıyorsun?" diye sorduğunda Nurcan dürüst ve çocuk boyunda bir cevap veriyor: "Seni özleyeceğim için. Ama bu benim duygum, sen güvendesin ve ben saat üçte geliyorum."
  • Gerçek hayat: Profesyonel bir vaka: danışmanlığa gelen Sibel Hanım, sekiz yaşındaki oğlu Arın'ın "nankör" olduğundan yakınıyor: "Her şeyi onun için yapıyorum, bir teşekkür bile yok." Görüşme ilerledikçe anlatı sürekli Sibel Hanım'ın kendi annesinin soğukluğuna dönüyor; öfke tazedir, anlatı uzun ve dağınıktır. Danışman bir kategori koymadan bir eğilim fark ediyor: çocuktan duygusal karşılık beklemek ve rollerin karışması. Çalışmanın odağı Arın değil, Sibel Hanım oluyor: görülme ve takdir edilme ihtiyacının yetişkin ilişkilerinden karşılanması, sekiz yaşındaki bir çocuğun teşekkür etmeyi unutmasının olağanlığı ve Sibel Hanım'ın annesiyle ilgili anlatısının tamamlanması. Önce Arın'ın davranışı değil, annenin deneyimi değişiyor; birkaç ay içinde evdeki hava, ardından Arın'ın davranışı da değişiyor.

Ebeveyn için beden pratiği (5 dk)

Bu pratik diğerlerinden biraz daha derin; sessiz ve kimsenin seni bölmeyeceği bir zaman seç. Rahat otur, ayaklarını yere bas. Gözlerini yum ya da bakışını yumuşat. Çocukluğunda yaşadığın evi gözünün önüne getir; üzüldüğünde gittiğin yeri, bir oda, bir köşe, bir kucak. Bedeninde ne olduğunu izle: göğüs, boğaz, mide, eller. Yargılama, açıklama; yalnızca izle. Şimdi bir elini göğsüne koy ve o çocuğa, yani kendi içindeki çocuğa, bugün kendi çocuğuna söylediğin cümleyi söyle: "Üzüldün. Buradayım." Üç yavaş nefes al ve ver. Sonra gözlerini aç, odadaki beş nesneyi adlandır ve ayaklarını yeniden hisset; şimdiye dön. Bu pratik ağır gelirse yarıda bırakmak doğru bir karardır. Bu da bir bilgidir ve bir uzmanla çalışmak için iyi bir işaret olabilir.

Bu hafta evde

Şimdi sıra sende: Önümüzdeki günlerde iki kayıt tutacaksın. Birincisi tetikleyici haritan: çocuğuna verdiğin ve olaydan büyük bulduğun her tepkiyi kısaca yaz; olay, bedeninde olan, aklından geçen ve "Bu bana neyi hatırlattı?" sorusunun cevabı. İkincisi bağlanma anlatın: dört soruya birer paragraf yaz. Üzüldüğümde kime giderdim ve ne olurdu? Evimizde hangi duygular serbestti, hangileri yasaktı? Ebeveynlerimden aldığım ve çocuğuma aktarmak istediğim üç şey neler? Aktarmak istemediğim üç şey neler ve onların yerine ne koyacağım? Bu metni kimseye göstermek zorunda değilsin; modül projesinde yalnızca "tamamladım" demen yeterli. Hedef: Modeli görünür kılmak; görünen bir model artık tümüyle otomatik çalışamaz. Gözlem günlüğü: Tetikleyici haritandaki kayıtlarda en sık tekrar eden beden işareti hangisiydi ve o işaret seni çocukluğunun hangi odasına götürdü?

Mini test

  1. Yetişkin Bağlanma Görüşmesi'nde en çok neye bakılır ve bu, çocuğun bağlanmasıyla nasıl ilişkilidir?
  2. Üç yaşındaki oğlun sütünü masaya döktü. İçinde bir anda öfke kabarıyor, kalbin çarpıyor ve aklından "Hep böyle yapıyor, beni deli ediyor" geçiyor. Bu bir tetiklenme olabilir mi, neden, ve şu anda ne yaparsın?
  3. DUR yönteminin üç adımı nedir?
  4. Kazanılmış güvenlik hangi üç yolla kurulur?
  5. Annen bir sofra sohbetinde "Biz seni dövdük, ne oldu? Adam olmadın mı?" diyor. Ona hem minnet duyuyorsun hem de o anıları hatırlayınca göğsünün sıkıştığını fark ediyorsun. Bu iki duyguyu nasıl bir arada tutarsın ve annene ne dersin?
Cevapları göster
  1. Kişinin ne yaşadığından çok, yaşadığını nasıl anlattığına: anlatının tutarlılığına ve iyi ile kötüyü bir arada tutabilmesine. Ebeveynin anlatı biçimi, bebeğinin bağlanma örüntüsüyle belirgin biçimde ilişkilidir; bu aktarımın bir kısmı günlük hassasiyetle açıklanamaz.
  2. Büyük olasılıkla evet: devrilen bir bardak süte verilen tepki olaydan belirgin biçimde büyük, beden aniden değişiyor ve üç yaşındaki bir çocuğa "beni deli etmek" gibi bir niyet yükleniyor. O anda DUR'u uygularsın: tepkinin büyüklüğünü fark edersin, bir adım geri çekilip uzun bir nefes verirsin ve karşındakinin üç yaşında bir çocuk olduğunu hatırlayıp "Süt döküldü, bezle birlikte silelim" diye ebeveyn rolüne dönersin. Akşam olanı günlüğüne yazar, bu öfkenin sana neyi hatırlattığına bakarsın.
  3. Dur ve fark et; uzaklaş ve düzenle; rolüne, yani çocuğun karşısındaki ebeveyn rolüne dön.
  4. Tutarlı bir anlatı kurmak, en az bir güvenli ilişki deneyimi yaşamak ve kendi bedeniyle düzenleyici, yeni bir ilişki kurmak. Ağır bir geçmişte profesyonel eşlik yolu hızlandırır.
  5. İki cümleyi aynı anda doğru kabul edersin: annen elinden geleni yaptı ve bazı davranışları seni yaraladı. Bu ikisini bir arada tutabilmek, güvenli-özerk bir anlatının ta kendisidir. Annene suçlamadan, kısa ve sakin bir cevap verebilirsin: "Siz o zaman bildiğinizi yaptınız, bana çok emek verdiniz. Ben kendi çocuğumla farklı bir yol seçtim, çünkü o günlerin bana iyi gelmediğini hatırlıyorum." Tartışmayı kazanmak zorunda değilsin; kendi anlatını korumak yeter.

Özet

  • Kendi içsel çalışma modelin, çocuğunla ilişkinin arka planında sessizce çalışır; en çok olaydan büyük tepkilerde görünür.
  • Belirleyici olan yalnızca ne yaşadığın değil, yaşadığını ne kadar anlamlandırabildiğindir; zor çocukluk kader değildir.
  • Tetiklenme geçmişin şimdiye sızmasıdır: DUR ile fark et, düzenle, rolüne dön; patlarsan onar.
  • Kazanılmış güvenlik üç yoldan gelir: anlatı, ilişki ve beden.
  • "Elinden geleni yaptı" ile "beni yaraladı" bir arada durabilir; bu denge hem sınırı hem minneti mümkün kılar.

Sonraki derse hazırlık

Ders 3.4'te, "Güvenli İlişkinin Günlük Pratiği: Beş Rutin, Çoklu Bağlanma ve Kardeş" başlığıyla, Temel seviyeyi kapatıyoruz. Bu modülde öğrendiklerini haftalık takvime yerleştirecek beş rutini, çocuğunun hayatındaki diğer yetişkinleri ve bir kardeşin gelişini konuşacağız. Hazırlık: çocuğunla geçen sıradan bir günü düşün ve yalnızca onunla, ekransız ve talepsiz geçen dakikaları topla. Sayı küçük çıkabilir; yargılamadan not et.

Kaynaklar

  • George, C., Kaplan, N. ve Main, M. (1985). Adult Attachment Interview. Yayımlanmamış görüşme protokolü, University of California, Berkeley.
  • Main, M., Kaplan, N. ve Cassidy, J. (1985). Security in infancy, childhood, and adulthood: A move to the level of representation. Monographs of the Society for Research in Child Development, 50(1–2), 66–104.
  • van IJzendoorn, M. H. (1995). Adult attachment representations, parental responsiveness, and infant attachment: A meta-analysis on the predictive validity of the Adult Attachment Interview. Psychological Bulletin, 117(3), 387–403.
  • Roisman, G. I., Padrón, E., Sroufe, L. A. ve Egeland, B. (2002). Earned-secure attachment status in retrospect and prospect. Child Development, 73(4), 1204–1219.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.