İçeriğe geç

Ders 9.4 · Seviye 9

Yogācāra

1.776 kelime · 4 birincil kaynak pasajı · yaklaşık 8 dakika okuma · seslendirme 12 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Gelenek Yogācāra'yı iki kardeşe bağlar: Asaṅga'ya büyük bir külliyat, Vasubandhu'ya Yirmi ve Otuz Dize atfedilir; bazı atıflar tartışmalıdır.
  2. Yirmi Dize, dış nesne olmadan deneyimin mümkün olduğunu rüya örneğiyle savunur; yer, zaman, ortaklık ve etki itirazlarını kendisi sıralar ve cevaplar.
  3. Otuz Dize bilinci üç dönüşümde anlatır: bir sel gibi akan taban bilinç, kendini merkeze alan zihin ve altı algı bilinci.
  4. Üç doğa sihirli fil imgesiyle bağlanır: görüntü bağımlı doğa, fil hayalî doğa, filin yokluğu tamamlanmış doğadır.
  5. Taban bilinç kavramı uygulama deneyiminden doğmuş bir soruna cevap olarak başlamış görünür; açıklayıcı gücü ve idealizm etiketi tartışmalıdır.

Açılış sahnesi

Puruṣapura'da yaşlı bir keşiş hastadır ve kardeşine haber gönderir: gel, beni gör. Kardeş gelir. Bu kardeş, Sarvāstivāda kaynakları dersinde tanıdığın Vasubandhu'dur: çözümleme ansiklopedisinin yazarı, Kaşmirli ustaları "böyle söylüyorlar" diye iğneleyen keskin kalem. Büyük Araç'ı, Mahāyāna'yı, gerçek öğreti saymaz ve bunu yazılarında açıkça söyler.

Ağabeyi Asaṅga ona hastalığının bedeninde değil yüreğinde olduğunu söyler: kardeşinin Büyük Araç'a dil uzatması onu hasta etmiştir. Vasubandhu ondan bu öğretiyi kendisine anlatmasını ister. Dinledikçe ikna olur. Sonra utanır ve eski sözlerinin cezası olarak dilini kesmek ister. Asaṅga onu durdurur: o dil Büyük Araç'ı kötülemişse, şimdi onu açıklamak için kullan.

Paramārtha'ya göre Asaṅga, kardeşinin yeteneğini Büyük Araç'a karşı kullanmasından korkar ve hastalık bahanesiyle onu yanına çağırır. Vasubandhu öğretiyi dinleyip benimser, eskiden onu kötülediği için dilini kesmek ister; Asaṅga dilini bu öğretiyi açıklamak için kullanmasını söyler.

Sahnenin kendisi bir gelenek anlatısıdır; Paramārtha'nın hayat hikâyesi olayların bir yüzyıl kadar sonrasına aittir. Ama bir olguyu doğru yansıtır: Yogācāra, yani "yoga uygulayıcılarının yolu" diye anılan sistem, Abhidharma'yı reddeden birinin değil, Abhidharma'yı en iyi bilen birinin elinde olgunlaştı. Bu ders o sistemi anlatıyor. Madhyamaka boşluğu gösterdi; Yogācāra, boş olan görünüşlerin nasıl bu kadar düzenli ve tutarlı ortaya çıktığını sordu. Verdiği cevap bir açıklama mıdır, yoksa sorunun yeni bir adı mı?

Bu derste ne olacak

Önce iki kardeşi ve onlara bağlanan eserleri tanıyacaksın. Sonra Vasubandhu'nun Yirmi Dize'sini okuyacak, dış nesne olmadan deneyimin nasıl mümkün olduğunu savunan argümanı ve ona yöneltilen dört itirazı göreceksin. Ardından Otuz Dize'deki sekiz bilinç şemasını ve tohum kavramını kuracaksın. Sonra üç doğayı sihirli bir fil benzetmesiyle okuyacaksın. En sonda bu sistemin gerçekten bir şey açıklayıp açıklamadığını ve bir idealizm olup olmadığını tartacaksın.

Sıfır noktası

Dün gece gördüğün bir rüyayı hatırla. Bir sokaktaydın. Sokak belli bir yerdeydi; her yerde değil, orada. Olaylar belli bir sırayla oldu. Başka insanlar vardı ve seninle konuştular. Bir köpek sana havladığında kalbin gerçekten hızlandı; uyandığında hâlâ çarpıyordu. Rüyanın içindeyken hiçbir şey eksik değildi: yer, zaman, başkaları ve gerçek etkiler. Ama sokak yoktu.

Rüya, dış nesne olmadan bütün bir dünyanın deneyimlenebileceğini gösterir. Benzetmenin kırıldığı yer de açıktır. Rüya sabah biter. Rüyadaki sokağı başka hiç kimse görmez; senin rüyan yalnızca senindir. Uyanık dünya ise yarın da oradadır ve komşun da aynı sokağı görür. Yogācāra'ya yöneltilen en güçlü itirazlar tam bu iki noktadan gelir ve Vasubandhu onları kendi eliyle yazar.

Mekanizma

İki kardeş ve eserler

Gelenek sistemin kuruluşunu iki kardeşe bağlar. Asaṅga'ya büyük bir külliyat atfedilir: uygulama aşamalarını anlatan dev "Yoga Uygulayıcılarının Aşamaları", Yogācārabhūmi, Bodhisattva aşamaları dersinde tanıdığın bölümü de içinde taşır; "Büyük Aracın Özeti", Mahāyānasaṃgraha, sistemi bir bütün olarak sunar. Bazı eserler ise Maitreya adlı bir figüre atfedilir ve bu figürün tarihsel bir öğretmen mi, yoksa Asaṅga'nın meditasyonda karşılaştığı gelecek Buddha mı olduğu gelenekte bile iki türlü anlatılır.

Vasubandhu'ya bu dönemden iki kısa ve yoğun eser atfedilir: Yirmi Dize, Viṃśikā, ve Otuz Dize, Triṃśikā. Üç doğa üzerine kısa bir inceleme de ona atfedilir, ama bu atfın doğruluğu araştırmacılar arasında tartışılır. Ansiklopedinin yazarı ile bu eserlerin yazarının aynı kişi olup olmadığı da eski bir sorudur; bugün çoğu araştırmacı tek kişi görüşüne yakındır, ama tartışma kapanmamıştır.

Yaygın yanlış"Yogācāra, Madhyamaka'yı reddetmek için kuruldu."
Doğrusu

Sistem, bilgeliğin mükemmelliği söylemlerinin boşluk öğretisini kabul eder; sorduğu soru, boş olan görünüşlerin nasıl ve neden düzenli biçimde ortaya çıktığıdır.

Yirmi Dize: dört itiraz

İlk dize tezi koyar: bütün bunlar yalnızca temsildir, çünkü var olmayan nesneler görünür; tıpkı göz hastalığı olan birinin havada saç telleri görmesi gibi. İkinci dizede karşı taraf dört itiraz sıralar: nesne dışarıda değilse, algının belli bir yerde ve belli bir zamanda olması, birçok kişinin aynı şeyi görmesi ve algılanan şeyin gerçek etki üretmesi açıklanamaz. Vasubandhu cevap verir: rüyada da yer ve zaman bellidir, rüyada da gerçek etkiler doğar; ve aynı eylemlerin sonucunu yaşayan pretalar, aç hayaletler, bir ırmağa baktıklarında hep birlikte su değil irin görürler.

Dört itiraz, sıfır noktasındaki rüyanın kırıldığı yerlerdir ve Vasubandhu hiçbirini atlamaz. Yer ve zaman için rüyayı, gerçek etki için rüyada yaşanan bedensel sonuçları gösterir. Ortaklık için daha ilginç bir örnek kullanır: aynı türden eylemlerin izini taşıyan varlıklar, dış bir nesne olmadan da aynı şeyi görebilir. Ortak dünya, ortak geçmişin ürünüdür.

Metin sonra saldırıya geçer. Dış nesnenin ya tek bir bütün ya da birçok parçacık olması gerekir. Bütün olarak algılanamaz, çünkü parçalarından ayrı bir bütün görülmez. Parçacıklar olarak da kurulamaz: bir parçacık altı yönden altı başka parçacıkla birleşiyorsa altı yüzü, yani parçaları vardır; parçası yoksa birleşemez ve bir yığın oluşturamaz. Abhidharma'nın en küçük birimine, bölünmez parçacığa, yöneltilen bu argüman, Madhyamaka'nın "kendinden gelen doğa" çözümlemesiyle aynı kalıptadır: bir kavramın kendi öncüllerinden çıkan tutarsızlık.

Otuz Dize: sekiz bilinç ve tohumlar

Dış nesne yoksa düzenlilik nereden gelir? Otuz Dize cevabı bilincin iç yapısında arar.

Metin bilincin üç biçimde dönüştüğünü söyler. Birincisi, bütün tohumları taşıyan taban bilinçtir, ālayavijñāna; bir sel gibi akar ve arahant'lıkta sona erer. İkincisi, ona dayanıp onu nesne edinen ve kendini merkeze alan zihindir, manas; dört kirlilik ona eşlik eder: benlik görüşü, benlik yanılgısı, benlik gururu ve benlik sevgisi. Üçüncüsü, nesneleri algılayan altı bilinçtir: beş duyu bilinci ve zihin bilinci.

Altı duyu alanı dersinde altı bilinci görmüştün. Yogācāra onların altına iki katman ekler. Yedinci katman, sürekli bir "ben" izlenimi üreten bir alışkanlıktır; sekizinci katman bu izlenimin nesnesi olan akıştır. Dikkat et: taban bilinç kalıcı bir depo değildir. Beş küme dersinde keşiş Sāti'nin, bir doğumdan öbürüne aynı bilincin aktığını sandığı için sert bir dille düzeltildiğini görmüştün. Yogācāra bu hataya düşmemek için taban bilinci bir sel gibi akan, anlık bir süreç olarak tanımlar; yedinci katmanın yanılgısı da tam olarak bu akışı kalıcı bir benlik sanmaktır.

Her eylem bu akışta bir iz bırakır: bir tohum, bīja. Tohum koşullar oluşunca olgunlaşır ve yeni bir deneyim üretir; o deneyim de yeni tohumlar bırakır. Tohum kavramı yeni değildir. Vasubandhu'nun ansiklopedisinde Sautrāntika çizgisine yakın konumlarda tohumlar zaten konuşulur. Yogācāra onlara bir yer verir.

Kaynaklardan okuma

Sihirli fil

Saṃdhinirmocana söylemini okuduğun derste üç doğayla tanışmıştın: hayalî doğa, bağımlı doğa ve tamamlanmış doğa. Vasubandhu'ya atfedilen kısa inceleme onları tek bir imgeyle bağlar.

Bir sihirbaz sözlerinin gücüyle bir tahta parçasından bir fil görüntüsü çıkarır. Görünen yalnızca bir görüntüdür; fil hiç yoktur. Fil hayalî doğadır, filin görüntüsü bağımlı doğadır, orada filin bulunmaması tamamlanmış doğadır. Sonraki dizelerde metin benzetmeyi genişletir: sihirbazın sözü taban bilince, tahta parçası şeylerin gerçekliğine benzer.

Üç doğa üç şey değildir; tek bir görüntü ve onu bilmenin iki yoludur. Görüntü, koşullara bağlı olarak gerçekten ortaya çıkar; inkâr edilmez. Hata, görüntüye bir fil eklemektir. Uyanış görüntüyü yok etmez, eklemeyi kaldırır. İki hakikat dersindeki yapıyla akrabalık açıktır, ama bir fark var. Madhyamaka iki terimle konuşur: gündelik ve nihai. Yogācāra ortaya üçüncü bir terim koyar ve bütün yükü ona, bağımlı doğaya, yani bilincin akışına verir. Nāgārjuna için bilincin akışı da boştur; Yogācāra için akış, hata ile uyanışın ikisinin de gerçekleştiği zemindir.

Sistemin hedef tarifi de buradan çıkar: dayanağın dönüşmesi, āśrayaparāvṛtti. Uyanışta bilinç ortadan kalkmaz; tohumlarından arınır ve bilgeliğe döner. Sonraki sistematik yorum, sekiz bilincin dört bilgeliğe dönüştüğünü söyleyecektir.

Usta katmanı

Şimdi açılıştaki soruya dön: tohum ve taban bilinç bir açıklama mıdır, yoksa aynı sorunun yeni bir adı mı?

Önce kavramın neden gerektiğine bak. Abhidharma problemleri dersinde anlıkçılığın bedelini görmüştün: her an geçip gidiyorsa, eylemin izi ne taşır? Theravāda taban durumu, bhavaṅga, ile Pudgalavāda kişi kavramı bu boşluğa verilmiş iki cevaptı. Lambert Schmithausen'in ayrıntılı çalışması, taban bilinç kavramının Yogācārabhūmi'de ilk kez somut bir sorunla ortaya çıktığını savunur: bütün zihinsel etkinliğin durduğu derin bir meditasyon hâlinden çıkan uygulayıcı, zihnini nereden geri alır? Bilinç tamamen kesildiyse, onu yeniden başlatan nedir? Kavram bir metafizik tasarım olarak değil, uygulama deneyiminin doğurduğu bir sorunun cevabı olarak başlamış görünür.

Bu, açıklayıcı gücü konusunda bir şey söyler. Tohum kuramı yeni bir olgu öngörmez; ama dağınık sorunları, yani belleği, eylemin sonucunu, derin meditasyondan dönüşü ve ortak dünyayı tek bir mekanizmaya bağlar. Bir eleştirmen bunu "sorunu bir kat aşağı taşımak" diye görebilir: tohum nerede durur, nasıl korunur? Bir savunucu, bir açıklamanın işinin tam olarak bu olduğunu söyleyebilir: ayrı görünen olguları tek bir yapıya bağlamak. İki değerlendirme de savunulur; sen hangisini daha ikna edici bulduğuna kendin karar ver.

İkinci soru: bu bir idealizm mi? Batı felsefesindeki idealizm etiketi uzun süre bu sisteme doğrudan yapıştırıldı: yalnızca zihin vardır. Başka okumalar, örneğin Dan Lusthaus'un "Budist fenomenoloji" okuması, sistemin bir varlık iddiası değil, deneyimin nasıl kurulduğuna dair bir betimleme sunduğunu savunur. Yirmi Dize dış nesnelere karşı açıkça argüman verir; ama aynı metin, bir uyanmış olanın bilgisinin bizim tasarlayabileceğimiz her şeyin ötesinde olduğunu söyleyerek kapanır. Etiket seçmeden önce metnin neyi reddettiğine bak: reddedilen, bilinçten bağımsız ve kendi başına duran nesnedir.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlış"Taban bilinç, ruh gibi kalıcı bir taşıyıcıdır."
Doğrusu

Otuz Dize onu bir sel gibi akan, anlık bir süreç olarak tanımlar ve uyanışta sona erdiğini söyler.

Yaygın yanlış"Yogācāra'ya göre dünya bir hayaldir, hiçbir şey olmuyor."
Doğrusu

Sistem görüntünün koşullara bağlı olarak gerçekten ortaya çıktığını kabul eder; reddettiği, görüntüye eklenen bağımsız dış nesnedir.

Yaygın yanlış"Ortak dünya, dış nesnelerin varlığını kanıtlar."
Doğrusu

Vasubandhu bu itirazı kendisi yazar ve pretaların ortak algısıyla, ortaklığın ortak geçmişten doğabileceğini savunur; argümanın yeterliliği tartışılabilir, ama itiraz görmezden gelinmemiştir.

Uygulama

Kilit özet

  1. Gelenek Yogācāra'yı iki kardeşe bağlar: Asaṅga'ya büyük bir külliyat, Vasubandhu'ya Yirmi ve Otuz Dize atfedilir; bazı atıflar tartışmalıdır.
  2. Yirmi Dize, dış nesne olmadan deneyimin mümkün olduğunu rüya örneğiyle savunur; yer, zaman, ortaklık ve etki itirazlarını kendisi sıralar ve cevaplar.
  3. Otuz Dize bilinci üç dönüşümde anlatır: bir sel gibi akan taban bilinç, kendini merkeze alan zihin ve altı algı bilinci.
  4. Üç doğa sihirli fil imgesiyle bağlanır: görüntü bağımlı doğa, fil hayalî doğa, filin yokluğu tamamlanmış doğadır.
  5. Taban bilinç kavramı uygulama deneyiminden doğmuş bir soruna cevap olarak başlamış görünür; açıklayıcı gücü ve idealizm etiketi tartışmalıdır.
Bu dil Büyük Araç'ı kötülediyse, şimdi onu açıklamak için kullan.

Sonraki derse köprü

Bu sistem tek bir biçimde aktarılmadı. Hindistan'da onun şerhçileri taban bilinç ve temsil konusunda farklı yönlere gittiler. Çin'e de iki ayrı yoldan ulaştı: biri, bu dersin açılışındaki hikâyeyi yazan çevirmenin elinden; öbürü, yıllarca yürüyüp Hindistan'da okuyan ve devasa bir çeviri programıyla geri dönen bir keşişin elinden. Sonraki derste bu iki aktarımın neden farklı öğretiler ürettiğini ve bazı varlıkların uyanma kapasitesinden yoksun olduğu iddiasının neden bu kadar sert bir tepki çektiğini soracaksın.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Açılış sahnesinde iki kardeş sade bir odada karşılıklı otursun; yaşlı olan yatakta olmasın, bir minderde. Dil kesme anı gösterilmesin; Vasubandhu'nun elinin ağzına kalkması ve Asaṅga'nın onu nazikçe durdurması yeterli. Sahne bir efsane olarak belirginleşsin: ekranın köşesinde "gelenek anlatısı" işareti dursun.

Sıfır noktasında bir rüya sokağı çizilsin: yer, zaman ve başka insanlar net olsun; sonra sokak sessizce silinsin ve yalnızca uyuyan kişi kalsın. Dört itiraz bölümünde dört ayrı kart açılsın; her kartın yanında Vasubandhu'nun cevabı belirsin. Preta ırmağında aynı ırmak üç şeritte gösterilsin: insanlar için su, pretalar için irin; üçüncü şerit boş bırakılsın.

Sekiz bilinç şemasında altı bilinç yukarıda, yedinci ve sekizinci katman altta çizilsin; sekizinci katman bir depo gibi değil, akan bir ırmak gibi dursun. Sihirli fil bölümünde bir tahta parçası, üstünde saydam bir fil görüntüsü ve görüntünün altındaki "fil yok" yazısı üç katman olarak gösterilsin.

Seslendirme tonu merakla dolu ama ölçülü olsun. Açılış hikâyesi sıcak bir anlatımla okunsun; açıklama ve idealizm tartışmalarında iki taraf eşit ağırlıkla sunulsun.

Müfredat kapsamı — 9.4

  • Asaṅga
  • Vasubandhu
  • Maitreya/Maitreyanātha atıfları
  • Yogācārabhūmi
  • Mahāyānasaṃgraha
  • Abhidharmasamuccaya
  • Madhyāntavibhāga
  • Mahāyānasūtrālaṃkāra
  • Viṃśatikā
  • Triṃśikā
  • Trisvabhāva
  • Parikalpita, paratantra ve pariniṣpanna
  • Sekiz bilinç
  • Ālayavijñāna
  • Bīja/tohum
  • Vāsanā
  • Āśrayaparāvṛtti
  • Üç özsüzlük
  • Dış nesne tartışması
  • İdealizm, fenomenoloji ve temsilcilik yorumları