Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Nāgārjuna'nın ilk yorumcusu Āryadeva'nın eseri pratiktir; mantık tartışması beşinci ve altıncı yüzyıllarda ana esere yazılan açıklamalarda başlar.
- Bhāviveka, Buddhapālita'nın yalnızca istenmeyen sonuç gösteren yöntemini eleştirir ve kendi başına duran biçimsel çıkarımlar ister.
- Candrakīrti Buddhapālita'yı savunur: ortak bir zemin kurmak, Madhyamaka'nın reddettiği kendinden gelen doğayı geri getirmektir.
- Tartışma Hint metinlerinde durur; iki okul adı ve aralarındaki sıralama ise on birinci ve on ikinci yüzyıllarda Tibet'te konmuştur.
- Śāntarakṣita Yogācāra ile Madhyamaka'yı bir merdivende birleştirir; Çin'de Üç İnceleme okulu, Tibet'te çürütmenin kapsamı üzerine süren tartışma ayrı hatlar oluşturur.
Açılış sahnesi
Altıncı yüzyılda bir Hintli düşünür, Bhāviveka, Nāgārjuna'nın ana eserine bir açıklama yazmaktadır. Masasında kendisinden önce yazılmış bir başka açıklama durur: Buddhapālita'nın açıklaması. Eserin ilk dizesine, hiçbir şeyin kendinden doğmadığını söyleyen dizeye bakar ve Buddhapālita'nın gerekçesini okur: bir şey kendinden doğsaydı, doğuşu anlamsız olurdu, çünkü zaten vardır; ve doğuş sonsuza dek sürerdi.
Bhāviveka bu gerekçeyi yetersiz bulur ve açıklamasına sert bir eleştiri yazar. Buddhapālita, der, yalnızca karşı tarafın görüşünden istenmeyen bir sonuç çıkarmış. Kendi başına duran bir akıl yürütme kurmamış: ne bir gerekçe göstermiş ne bir örnek. Üstelik söylediklerinin tersinden, şeylerin başka bir şeyden doğduğu sonucu çıkarılabilir; karşı tarafa açık bir kapı bırakmış.
Yüz yıl kadar sonra bir üçüncü düşünür, Candrakīrti, kendi açıklamasının ilk bölümünü bu eleştiriye ayırır ve Buddhapālita'yı savunur. Madhyamaka'yı savunan biri, der, kendi başına duran akıl yürütmeler kurmamalıdır; kurarsa, reddettiği şeyi kendi kapısından içeri almış olur.
Üç düşünür, bir dize ve bir yöntem sorusu. Tartışma boşluk hakkında değil, boşluğun nasıl savunulacağı hakkındadır. Bu ders o tartışmayı ve yüzyıllar sonra ona nasıl iki okulun adının verildiğini anlatıyor.
Bu derste ne olacak
Önce Nāgārjuna'nın ilk yorumcularını tanıyacaksın. Sonra açılıştaki yöntem tartışmasının iki tarafını kendi gerekçeleriyle kuracaksın. Ardından dersin ana düzeltmesine geleceksin: bugün bu tartışmaya verilen iki okul adının Hindistan'da değil, yüzyıllar sonra Tibet'te konduğuna. Sonra Madhyamaka ile Yogācāra'yı birleştirmeye çalışan bir düşünürü ve Madhyamaka'nın Çin'deki hattını göreceksin. En sonda Tibet'teki yorum farklarının neden hep aynı soruya döndüğünü soracaksın: ne kadar reddediliyor?
Sıfır noktası
İki avukat düşün. Birincisi karşı tarafın iddiasını çürütmek için yalnızca onun kendi içindeki tutarsızlığı gösterir: sizin öncüllerinizden şu sonuç çıkar ve bu sonuç sizin başka bir savınızla çelişir. İkincisi aynı işi yapar, ama bir adım daha atar: kendi bir tez kurar ve onu gerekçelendirir. Birincisi daha temizdir; hiçbir yük almaz ve kendi savunması olmadığı için saldırıya açık değildir. İkincisi daha ikna edicidir; bir seçenek sunar, ama kendi tezi de sınanabilir hâle gelir.
Benzetmenin kırıldığı yer şudur. Mahkemede bir hâkim karar verir ve tartışma biter; ortak bir hukuk düzeni de iki avukatın zeminini baştan belirler. Bu tartışmada bir hâkim yoktur ve asıl sorun tam da zeminin kendisidir: iki taraf arasında ortak bir zemin kurulabilir mi?
Mekanizma
İlk yorumcular
Nāgārjuna'nın ilk büyük öğrencisi sayılan Āryadeva, dört yüz dizelik bir eser yazdı. Eserin karakteri ana eserden farklıdır: daha pratik ve daha ahlakidir; bodhisattva'nın yolunu, bedene ve dünyaya duyulan bağlılığı, gündelik yanılgıları ele alır. Madhyamaka'nın ilk yorum çizgisi, yani, bir mantık tartışması değil, bir uygulama genişletmesiydi.
Beşinci ve altıncı yüzyıllarda ana esere ayrıntılı açıklamalar yazılmaya başlandı. Buddhapālita'nın açıklaması Nāgārjuna'nın yöntemini sadakatle izler: rakip konumu alır, sonuçlarını çıkarır ve tutarsızlığını gösterir. Bhāviveka ise Hindistan'da gelişen mantık ve bilgi kuramı geleneğinin araçlarını Madhyamaka'ya taşımak ister. Onun için bir çürütme, geçerliliği denetlenebilen biçimsel bir akıl yürütme olmalıdır: bir önerme, bir gerekçe ve bir örnek.
Bhāviveka, Buddhapālita'nın "şeyler kendinden doğmaz" dizesi için verdiği gerekçeyi aktarır ve üç kusur bulur: kendi başına bir gerekçe ve örnek içermez, karşı tarafın kusurlarını gidermez ve tersinden okunduğunda şeylerin başkasından doğduğu sonucuna açık kalır. Onun yerine biçimsel bir çıkarım önerir: iç duyu alanları nihai anlamda kendilerinden doğmaz, çünkü vardırlar; tıpkı bilinç gibi.
Kaynaklardan okuma
Candrakīrti'nin savunması
Candrakīrti, Bhāviveka'nın eleştirisini tek tek ele alır ve reddeder. Bir Madhyamaka savunucusunun kendi başına duran bir çıkarım kurmasının uygun olmadığını söyler: böyle bir çıkarımın terimleri, iki tarafın ortak olarak kabul ettiği, kendinden gelen bir doğaya sahip şeyler varsaymak zorundadır. Madhyamaka tam da bu varsayımı reddettiği için, ortak bir zemin kurmaya çalışmak, reddedilen şeyi geri getirmek olur. Yapılacak iş, karşı tarafın kendi kabullerinden çelişki çıkarmaktır.
Tartışmanın kalbi buradadır. Bhāviveka'ya göre gündelik düzeyde, iki tarafın anlaşabildiği terimlerle akıl yürütmek mümkündür; nihai düzeyde değil. Candrakīrti'ye göre ise bir terimi "ortak" saymak, ona kendi başına duran bir statü vermektir ve bu, Madhyamaka'nın reddettiği şeyin tam kendisidir. Tartışma teknik görünür, ama arkasında büyük bir soru vardır: gündelik dünyaya, dilin ve akıl yürütmenin dünyasına, hangi statüyü vereceğiz? Bu soru, sonraki dersin iki hakikat öğretisinin ta kendisidir.
Nāgārjuna dersindeki "tezim yok" dizesini hatırla. Candrakīrti o dizeyi bir yöntem ilkesine çevirir: tezi olmayan biri, kendi tezini savunmak için ortak bir zemine muhtaç değildir. Bhāviveka ise tezi olmayan bir çürütmenin, bir çürütme sayılıp sayılamayacağını sorar.
İki okul adı
Bugün bu tartışmanın iki tarafı genellikle iki okul adıyla anılır: kendi başına duran çıkarımı savunanlar ve yalnızca istenmeyen sonucu gösterenler. Bu adlar Hindistan'daki düşünürlerin kendileri için kullandığı adlar değildir. On birinci ve on ikinci yüzyıllarda, Candrakīrti'nin eserleri Tibetçeye çevrildiğinde ve Tibet'te okutulmaya başlandığında, Tibetli bilginler Hint Madhyamaka'sını iki kola ayıran bir sınıflandırma kurdu ve adları o zaman koydu.
Bu ayrım bir sıralama da taşır: Tibet geleneklerinin çoğunda istenmeyen sonuç yöntemi daha yüksek, daha nihai sayıldı. Okul oluşumu dersinde bir adlandırmanın her zaman bir konum bildirdiğini görmüştün. Burada adı koyan, tartışmanın taraflarından biri değil, yüzyıllar sonra gelen üçüncü bir gelenektir. Tartışma gerçektir ve metinlerde durur; iki ayrı okul biçimi ise sonradan verilmiştir.
Yaygın yanlış"Hindistan'da Madhyamaka'nın iki ayrı okulu vardı ve kendilerini bu adlarla anıyorlardı."
Tartışma Hint metinlerinde vardır; iki okul adı ve bu ayrımın bir sınıflandırmaya dönüşmesi Tibet'te, çok sonra olmuştur.
Usta katmanı
Sekizinci yüzyılda Śāntarakṣita farklı bir yol denedi.
Eser bir argümanla açılır: bizim ve başkalarının kabul ettiği şeylerin hiçbiri gerçekten bir ya da gerçekten çok değildir; bu yüzden kendinden gelen bir doğaları yoktur. Śāntarakṣita önce Yogācāra'nın yöntemiyle dış nesnelerin zihinden bağımsız olarak var olduğu görüşünü sorgular, sonra aynı "ne bir ne çok" sınamasını zihnin kendisine uygular. Eserin sonunda iki sistemin dizginlerini birlikte tutan kişinin, yani ikisini sırasıyla kullananın, gerçek anlamda Mahāyāna'yı izlediğini söyler.
İki sistem burada rakip değil, bir merdivenin iki basamağıdır: Yogācāra ilk basamakta dış dünyaya yüklenen ağırlığı kaldırır, Madhyamaka ikinci basamakta zihne yüklenen ağırlığı. Śāntarakṣita Tibet'e davet edildi ve orada ilk manastırın kuruluşunda yer aldı; öğrencisi Kamalaśīla ise Tibet'te ani ve kademeli uyanış üzerine yapılan ünlü bir tartışmada kademeli yolu savundu. Hint–Tibet aktarımı dersinde bu tartışmaya döneceksin.
Madhyamaka'nın Doğu Asya'da da bir hattı vardır. Kumārajīva, Nāgārjuna'nın ana eserini ve ona bağlı iki incelemeyi Çinceye çevirdi; bu üç inceleme üzerine kurulan geleneğe "Üç İnceleme" okulu dendi ve altıncı yüzyılda Jizang onun büyük sistemleştiricisi oldu. Bu hat Çin'de uzun süre ayrı bir okul olarak yaşamadı, ama boşluk ve iki hakikat üzerine düşüncesi Tiantai'ye ve Chan'a aktı.
Tibet'te ise tartışma farklı bir biçim aldı ve hep aynı soruya döndü: çürütme ne kadarını reddediyor? On dördüncü yüzyılda Tsongkhapa, çürütmenin nesnesini dar tanımladı: reddedilen yalnızca kendinden gelen varoluştur; gündelik işleyiş, nedensellik ve ahlak titizlikle korunur. Eleştirmenleri ise bu dar tanımın çürütmeyi zayıflattığını, dört köşenin dördünün de bırakılması gerektiğini savundu. Çok dar tanımlarsan çürütme gücünü yitirir; çok geniş tanımlarsan Nāgārjuna dersinde görülen yılanı yanlış yerinden tutarsın. Bu gerilim, Madhyamaka'nın iç tarihinin ta kendisidir.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlış"Bhāviveka ile Candrakīrti arasındaki tartışma sonradan icat edildi."
Tartışma Bhāviveka'nın Buddhapālita'ya itirazında ve Candrakīrti'nin savunmasında, metinlerin kendisinde durur; sonradan eklenen şey iki okul adıdır.
Yaygın yanlış"Bütün Tibet gelenekleri Madhyamaka'yı aynı biçimde okur."
Çürütmenin kapsamı ve gündelik gerçekliğin statüsü konusunda gelenekler arasında belirgin ve süren farklar vardır.
Yaygın yanlış"Madhyamaka ile Yogācāra her zaman birbirinin rakibidir."
Śāntarakṣita gibi düşünürler iki sistemi bir merdivenin basamakları olarak birleştirmiştir.
Uygulama
Kilit özet
- Nāgārjuna'nın ilk yorumcusu Āryadeva'nın eseri pratiktir; mantık tartışması beşinci ve altıncı yüzyıllarda ana esere yazılan açıklamalarda başlar.
- Bhāviveka, Buddhapālita'nın yalnızca istenmeyen sonuç gösteren yöntemini eleştirir ve kendi başına duran biçimsel çıkarımlar ister.
- Candrakīrti Buddhapālita'yı savunur: ortak bir zemin kurmak, Madhyamaka'nın reddettiği kendinden gelen doğayı geri getirmektir.
- Tartışma Hint metinlerinde durur; iki okul adı ve aralarındaki sıralama ise on birinci ve on ikinci yüzyıllarda Tibet'te konmuştur.
- Śāntarakṣita Yogācāra ile Madhyamaka'yı bir merdivende birleştirir; Çin'de Üç İnceleme okulu, Tibet'te çürütmenin kapsamı üzerine süren tartışma ayrı hatlar oluşturur.
Ortak bir zemin kurmaya çalışmak, reddedilen şeyi kendi kapından içeri almaktır.
Sonraki derse köprü
Bu dersin arkasında bir soru durdu: gündelik dünyaya, dilin ve akıl yürütmenin dünyasına hangi statüyü vereceğiz? Sonraki ders bu soruyu doğrudan sorar. Nāgārjuna'nın ana eserinde iki hakikat ayrılır: gündelik düzeyin hakikati ve nihai düzeyin hakikati. Gündelik düzeye dayanmadan nihai olanın öğretilemeyeceği de söylenir. Bu ayrımın iki gerçeklik katmanı mı, yoksa aynı gerçekliğe iki bakış mı olduğunu ve bu farkın neden bu kadar önemli olduğunu soracaksın.