Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Nāgārjuna kendi tezini kurmaz; rakip konumları kendi öncülleriyle sınar ve tutarsızlığın o konumların içinden doğduğunu gösterir.
- Merkezî argüman iki adımlıdır: kendinden gelen doğa bağımsız olmalıdır ve her şey koşulludur; öyleyse hiçbir şeyin kendinden gelen doğası yoktur.
- Ateş ve yakıt bölümü, Pudgalavāda'nın "ne aynı ne farklı" formülünü ters yöne çeker; Nāgārjuna Kaccānagotta'ya verilen erken öğüde doğrudan atıf yapar.
- Bağımlı ortaya çıkış, boşluk ve orta yol tek bir şeye işaret eder; boşluk işleyişin reddi değil, koşuludur.
- Yanlış tutulan boşluk bir yılan gibi zarar verir; "tezim yok" savunmasının yeterliliği ise sonraki yorumcuların en büyük tartışması olur.
Açılış sahnesi
Bir tartışma metni bir itirazla açılır ve itiraz keskindir. Sen, der karşı taraf, hiçbir şeyin kendinden gelen bir doğası olmadığını söylüyorsun. Öyleyse senin bu sözlerinin de kendinden gelen bir doğası yoktur. Kendi doğası olmayan bir söz neyi çürütebilir? Ya sözlerin gerçektir ve tezin çöker, ya da sözlerin boştur ve hiçbir şeyi çürütemez.
Metnin yazarı, Nāgārjuna, itirazı ciddiye alır ve sakin bir cevap verir. Sihirbazın yarattığı bir adam, sihirbazın yarattığı başka bir adamın yolunu kesebilir, der; bir yanılsama başka bir yanılsamayı durdurabilir. Benim sözlerim de böyledir. Sonra metnin en ünlü dizesi gelir: bir tezim olsaydı, bu kusur bana ait olurdu. Benim hiçbir tezim yok; bu yüzden kusur da yok.
Bilgeliğin mükemmelliği ailesi dersinde bir soru sormuştun: çözümleme kendine uygulanınca ne olur, boşluğun kendisi de boş mudur? Söylemler o soruyu bir paradoksla bırakmıştı. Bu tartışma metni onu bir argümana çevirir. Nāgārjuna kendine bir kale kurmaz; karşı tarafın kalesinin duvarlarını, o tarafın kendi taşlarıyla sınar.
Bu ders, ikinci ya da üçüncü yüzyılda yaşadığı düşünülen bu düşünürün yöntemini anlatıyor. Bir tez öne sürmeden felsefe yapmak mümkün müdür? Ve bu yöntem bir yıkım mıdır, yoksa bir tutarlılık sınaması mı?
Bu derste ne olacak
Önce yazarı ve ona atfedilen eserlerin sorununu tanıyacaksın. Sonra ana eserinin yöntemini, bir kavramı kendi varsayımlarıyla sınamayı göreceksin. Ardından merkezî argümanı kuracaksın: kendinden gelen doğanın, koşullanmayla neden bağdaşmadığı. Sonra üç bölümü okuyacaksın: ateş ve yakıt, erken bir söylemin anılması ve eserin en ünlü dizesi. En sonda boşluğun neden işleyişin reddi değil, koşulu olduğunu ve yanlış tutulduğunda neden tehlikeli olduğunu göreceksin.
Sıfır noktası
Biri sana şöyle diyor: bu masa kendi başına var. Sen sorarsın: masa neresi? Tabla mı? Tablayı çıkarınca masa kalmaz, ama tabla tek başına da masa değildir. Bacaklar mı? Onlar da tek başına masa değildir. Hepsi birden mi? Ama yere yığılmış parçalar masa değildir; masayı yapan onların düzenidir. Düzen mi? Düzen bir şey değil, bir ilişkidir. Dikkat et: sen "masa yoktur" demedin. Yalnızca onun "kendi başına var" iddiasını aldın ve sonuçlarını çıkardın; sonuçlar tutarsız çıktı.
Üç işaret dersinde Vajirā'nın araba benzetmesini görmüştün: parçaların toplamına "araba" denir. Bu yöntem o çözümlemeyi her kavrama uygular. Benzetmenin kırıldığı yer ise şudur. Masada çözümleme somuttur ve sezgilerimiz ona kolayca uyar. Nāgārjuna aynı işlemi hareket, zaman, nedensellik gibi kavramlara uygular ve orada sezgiler çok daha güçlü direnir.
Mekanizma
Yazar ve eserler
Nāgārjuna'nın hayatı hakkında çok az şey kesin olarak bilinir. Güney Hindistan'da, Sātavāhana krallığı döneminde yaşadığı ve bir krala öğütler yazdığı düşünülür. Sonraki gelenek onun hayatını efsanelerle doldurur; bir anlatıya göre bilgeliğin mükemmelliği söylemlerini, onları korumak için saklayan yılan biçimli varlıkların, nāgaların, dünyasından getirmiştir. Adına atfedilen eserlerin sayısı çok fazladır: felsefe, öğüt mektupları, ilahiler, hatta tıp ve simya metinleri. Araştırmacıların çoğu bunların hepsinin tek bir kişiye ait olmadığını, aynı adın birden çok yazara bağlandığını düşünür.
Bu yüzden çekirdek sayılan birkaç eser ayrı tutulur. Bunların başında "Orta Yolun Temel Dizeleri", Mūlamadhyamakakārikā, gelir. Eser yirmi yedi bölümdür ve her bölüm bir kavramı ele alır: koşullar, hareket, duyular, kümeler, ögeler, eylem ve sonucu, benlik, zaman, uyanmış olan, dört gerçek, nirvāṇa. Liste tanıdıktır: dördüncü seviyeden altıncı seviyeye kadar kurduğun kavramların neredeyse tamamı.
Yaygın yanlış"Nāgārjuna'nın eseri Budizmin bir eleştirisidir."
Eleştirilen şey Budist kavramların kendisi değil, onlara kendinden gelen bir doğa yüklenmesidir; eleştiri geleneğin içinden, onun kendi öncülleriyle yapılır.
Kendinden gelen doğa
Abhidharma problemleri dersinde çözümlemenin ögelerde durduğunu ve her ögeye "kendine özgü doğa", svabhāva, verildiğini görmüştün. Nāgārjuna'nın merkezî argümanı bu kavramı hedef alır ve iki adımdan oluşur. Birinci adım bir tanımdır: kendinden gelen doğa, tanımı gereği yapılmamış ve başka bir şeye bağlı olmayan bir şeydir; bağlıysa, "kendinden" değildir. İkinci adım bir olgudur: her şey koşullarla ortaya çıkar. Bağımlı ortaya çıkış dersinde bunu kurmuştun.
Sonuç kendiliğinden gelir: koşullarla ortaya çıkan hiçbir şeyin kendinden gelen bir doğası olamaz. Argümanın gücü ikinci adımdadır: o adım, eleştirilen sistemin kendi öğretisidir. Nāgārjuna Abhidharma'ya yeni bir öncül getirmez; onun iki öncülünü, "ögeler koşulludur" ile "ögelerin kendine özgü doğası vardır"ı yan yana koyar ve ikisinin birlikte ayakta duramayacağını gösterir.
Yöntemin bir aracı da dört köşeli sınamadır. Bir kavram hakkında dört şey söylenebilir: vardır, yoktur, hem vardır hem yoktur, ne vardır ne yoktur. Cevaplanmamış sorular dersinde öğretmenin bazı sorulara bu dört seçeneğin hiçbiriyle cevap vermediğini görmüştün. Nāgārjuna bu tutumu bir yönteme çevirir: dört seçeneğin dördü de çelişkiye götürüyorsa, sorun cevapta değil, sorunun gizli varsayımındadır.
Kaynaklardan okuma
Ateş ve yakıt
Pudgalavāda tartışması dersinde bir okulun kişiyi ateşe, kümeleri yakıta benzettiğini ve bu benzetmenin ileride Nāgārjuna'nın eserinde yeniden karşına çıkacağını okumuştun. İşte o bölüm.
Nāgārjuna sorar: ateş yakıtla aynı mıdır, farklı mıdır? Aynıysa, yakan ile yakılan bir olur. Farklıysa, ateş yakıttan bağımsız olarak var olabilmelidir; o zaman sürekli yanar ve yakılacak bir şeye ihtiyaç duymaz. Ateş yakıta bağlı olarak da, bağlı olmadan da kendi başına kurulamaz. Bölümün sonunda Nāgārjuna aynı çözümlemeyi benlik ile kümelerin ilişkisine uygular ve benliği kümelerle aynı ya da onlardan ayrı sayanların öğretinin anlamını kavramadığını söyler.
Pudgalavāda ateş ile yakıtın ilişkisini "ne aynı ne farklı" diye adlandırmış ve bu ilişkiye "söylenemez" bir kişi yerleştirmişti. Nāgārjuna aynı benzetmeyi alır ve ters yöne çeker: ne aynı ne farklı olması, ortada kendi başına duran bir kişi bulunduğunu değil, hiçbir tarafın kendinden gelen bir doğası olmadığını gösterir. Aynı imge iki ayrı okulun elinde iki zıt sonuca varır.
Kaccānagotta'ya verilen öğüt
Kendinden gelen doğayı inceleyen bölümde Nāgārjuna bir erken söyleme doğrudan atıf yapar: var olanı ve var olmayanı bilen uyanmış olan, Kātyāyana'ya verdiği öğütte hem "vardır"ı hem "yoktur"u reddetmiştir.
Bu atıf, bu dizinin sürekliliğini gösteren küçük ama önemli bir kanıttır. Bağımlı ortaya çıkış dersinde Kaccānagotta'ya verilen öğüdü gördün ve orada Nāgārjuna'nın bu öğüdü kendi yorumunun dayanağı yapacağı söylenmişti. Samādhirāja dersinde aynı öğüdün "ortada da durmamak" diye genişletildiğini okudun. Nāgārjuna yeni bir öğreti icat ettiğini iddia etmez; en erken söylemlerden birini kendi yönteminin kaynağı olarak gösterir.
Üç sözcük, tek şey
Eserin en çok alıntılanan dizesi yirmi dördüncü bölümdedir.
Bağımlı olarak ortaya çıkan her şeye biz boşluk deriz. O, bir şeye dayanarak yapılan adlandırmadır ve o, orta yolun kendisidir. Bağımlı olarak ortaya çıkmamış hiçbir şey yoktur; bu yüzden boş olmayan hiçbir şey de yoktur.
Üç sözcük tek bir şeye işaret eder: bağımlı ortaya çıkış, boşluk ve orta yol. Bilgeliğin mükemmelliği dersindeki olumsuzlama dili ile dördüncü seviyedeki koşullanma öğretisi burada aynı cümlede buluşur. Boşluk, koşullanmanın reddi değil, onun başka bir adıdır. Aynı bölüm bir adım daha atar: boşluğun mümkün olduğu yerde her şey mümkündür; mümkün olmadığı yerde hiçbir şey mümkün değildir. Bir şeyin kendinden gelen, değişmez bir doğası olsaydı, o şey hiçbir koşuldan etkilenemez, hiç değişemezdi. Ne yol yürünebilirdi ne acı sona erebilirdi. Boşluk, işleyişin koşuludur.
Usta katmanı
Aynı bölüm bir uyarı da taşır. Nāgārjuna yanlış anlaşılan boşluğun, anlayışı kıt olanı mahvedeceğini söyler: tıpkı yanlış tutulan bir yılan ya da yanlış kullanılan bir büyü gibi. Majjhima Nikāya'yı okuduğun derste Ariṭṭha'ya verilen yılan benzetmesini görmüştün: öğretiyi yanlış kavrayan, yılanı kuyruğundan tutan adama benzer. Nāgārjuna aynı imgeyi boşluk öğretisi için kullanır. Boşluğu "hiçbir şey yok, hiçbir şey önemli değil" diye okuyan kişi, bir öğretiyi değil, bir nihilizmi eline almış olur.
Açılıştaki itiraza da dön.
Metin karşı tarafın itirazını ayrıntıyla aktarır: boş sözler çürütemez. Nāgārjuna cevabında kendi sözlerinin de bağımlı olarak ortaya çıktığını, bu yüzden boş olduklarını kabul eder; ama boş bir şeyin de iş görebileceğini söyler: bir araba, bir çömlek, bir kumaş da boştur ve taşır, tutar, korur. Sihirbazın yarattığı bir adam, başka bir yanılsamayı durdurabilir. Ardından ünlü dize gelir: bir tezim olsaydı bu kusur bana ait olurdu; tezim olmadığı için kusur da yoktur.
"Tezim yok" cümlesi ilk bakışta bir kaçış gibi görünür: tezi olmayan biri nasıl yanlışlanabilir? Nāgārjuna'nın savunması şudur: kendi sözleri de koşullu ve boştur, ama boş olmaları onları işlevsiz kılmaz; sihirbazın adamı gibi, gerçek bir şeyi durdurmadan bir yanılsamayı durdurabilir. Bu savunmanın yeterli olup olmadığı, onun ardından gelen yorumcuların en büyük tartışması oldu. Bir çürütmenin kendi bağımsız bir mantıksal zemine ihtiyacı var mıdır? Sonraki derste Madhyamaka'nın bu soru üzerinde nasıl ikiye ayrıldığını göreceksin.
Son olarak yöntemin ne olmadığını gör. Nāgārjuna bir kuşkucu değildir: bilginin imkânsız olduğunu söylemez. Bir nihilist değildir: hiçbir şeyin olmadığını söylemez. Kendi dizeleriyle, ne varlığı ne yokluğu savunur. Yaptığı şey, bir kavrama yüklenen ağırlığı o kavramın kendi mantığıyla tartmaktır. Pāramitālar dersinde bilgeliğin öbür erdemleri körlere yol gösteren bir kılavuz gibi yönettiğini okumuştun; burada bilgelik, bir yol göstermekten çok yanlış yolları kapatarak işler.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlış"Madhyamaka hiçbir şeyin var olmadığını söyler."
Nāgārjuna hem varlığı hem yokluğu reddeder; reddettiği şey kendinden gelen doğadır, şeylerin görünmesi ve işlemesi değil.
Yaygın yanlış"Boşluk öğretisi ahlakı ve yolu anlamsızlaştırır."
Mūlamadhyamakakārikā'ya göre tam tersi doğrudur: kendinden gelen doğa olsaydı değişim imkânsız olurdu; yol ve özgürleşme ancak boşluk sayesinde mümkündür.
Yaygın yanlış"'Tezim yok' demek her türlü eleştiriden kaçmaktır."
Nāgārjuna kendi sözlerinin de boş ama işlevli olduğunu savunur; bu savunmanın yeterliliği, sonraki yorumcular arasında ciddi biçimde tartışılmıştır.
Uygulama
Kilit özet
- Nāgārjuna kendi tezini kurmaz; rakip konumları kendi öncülleriyle sınar ve tutarsızlığın o konumların içinden doğduğunu gösterir.
- Merkezî argüman iki adımlıdır: kendinden gelen doğa bağımsız olmalıdır ve her şey koşulludur; öyleyse hiçbir şeyin kendinden gelen doğası yoktur.
- Ateş ve yakıt bölümü, Pudgalavāda'nın "ne aynı ne farklı" formülünü ters yöne çeker; Nāgārjuna Kaccānagotta'ya verilen erken öğüde doğrudan atıf yapar.
- Bağımlı ortaya çıkış, boşluk ve orta yol tek bir şeye işaret eder; boşluk işleyişin reddi değil, koşuludur.
- Yanlış tutulan boşluk bir yılan gibi zarar verir; "tezim yok" savunmasının yeterliliği ise sonraki yorumcuların en büyük tartışması olur.
Bir tezim olsaydı, bu kusur bana ait olurdu; benim hiçbir tezim yok.
Sonraki derse köprü
Bu derste Nāgārjuna'nın bir tez öne sürmeden çürütme yaptığını gördün. Sonraki derste onun yorumcuları bu yöntemin kendisini tartışıyor. Bir yorumcu, bir konumu çürütmek için onun sonuçlarını göstermenin yeterli olduğunu söyler. Bir başkası, geçerli bir çürütmenin bağımsız bir mantıksal zemine ihtiyaç duyduğunu savunur. Tartışma boşluk hakkında değil, nasıl tartışılacağı hakkındadır. Bu yöntem tartışmasının neden bu kadar yüksek sesle ve yüzyıllarca sürdüğünü soracaksın.