Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Akṣobhyavyūha erken bir Mahāyāna söylemidir; ilk Çince çevirisi Lokakṣema'ya atfedilir ve Gandhāra'dan çıkan bir rulo da Akṣobhya'nın diyarını anar.
- Akṣobhya'nın yeminleri bir diyarın planını değil, kendi davranışını bağlar; ilk yemini hiçbir varlığa öfke duymamaktır ve adı "sarsılmaz olan" oradan gelir.
- Abhirati'de dinleyiciler arahant'lığa kolayca ulaşır; erken bir Mahāyāna metni arahant hedefini bir hayal değil, gerçek bir sevinç olarak anlatır.
- Diyarda kadınlar bulunur ve bazı bedensel yüklerden kurtulur; bu, öbür metinlerdeki beden dönüşümü sahnelerinden farklıdır ve iki biçimde okunabilir.
- Nattier bu diyarı saf diyar tarihinin kayıp parçası olarak inceler; söylem geri planda kalmış, ama Akṣobhya sonraki tantrik sistemlerde doğunun uyanmış olanı olarak merkeze yerleşmiştir.
Açılış sahnesi
Çok eski bir çağda, doğuda bir dünyada, bir uyanmış olan bodhisattva yolunu anlatmaktadır. Dinleyenlerin arasından bir keşiş kalkar, bir omzunu açar, diz çöker ve konuşur: bu andan uyanışa ulaşıncaya kadar hiçbir varlığa karşı öfke duymayacağım, hiçbir varlığa kin beslemeyeceğim. Eğer duyarsam, bütün uyanmış olanları aldatmış olurum.
Keşiş başka yeminler de eder, ama hepsi aynı türdendir: kendi davranışını bağlarlar; aralarında yalan söylememek ve uygulamada gevşememek de vardır. Bu yeminler yüzünden ona bir ad verilir: Akṣobhya, "sarsılmaz olan". Hiçbir kışkırtma onu öfkeye sürükleyemeyecektir.
Keşiş sonunda uyanır ve doğuda bir diyar kurulur: Abhirati, "büyük sevinç". Söylemin anlattığı şaşırtıcı bir şey vardır. Bu diyarda öğretiyi dinleyenler arahant'lığa kolayca ulaşır. Çoğu, uyanmış olanın birkaç konuşmasını dinledikten sonra o hedefe varır.
Önceki derste batıdaki Amitābha'nın diyarını gördün. Bu ders doğudaki diyara bakıyor ve bir soru soruyor: iki uyanmış olanın diyarları aynı kalıptan çıkıyorsa, onları birbirinden ayıran nedir? Ve Mahāyāna'nın bazı metinlerinde yolun ortasındaki bir dinlenme durağı gibi sunulan arahant'lık, neden bu erken söylemde bir sevinç kaynağı olarak anlatılır?
Bu derste ne olacak
Önce söylemin kendisini ve erkenliğini tanıyacaksın. Sonra iki yemin dizisini yan yana koyacaksın: Dharmākara'nın diyarı betimleyen yeminleri ve Akṣobhya'nın kendi davranışını bağlayan yeminleri. Ardından Abhirati'nin nasıl bir yer olduğuna ve orada kimlerin ne hedefe ulaştığına bakacaksın. Sonra bu diyarda kadınlara dair söylenenleri, önceki derslerde biriken sahnelerin yanına koyacaksın. En sonda bu söylemin neden unutulduğunu, ama figürünün başka bir sistemde nasıl merkeze yerleştiğini göreceksin.
Sıfır noktası
İki okul düşün ve iki kurucusunu. Birincisi kuruluş gününde şöyle yemin eder: bu okulun kapısından geri çevrilen hiçbir öğrenci olmayacak. İkincisi başka bir yemin eder: bu okulda, hangi öğrenci olursa olsun, sabrımı hiç yitirmeyeceğim. İki okul da iyi okuldur, ama yıllar sonra birbirine benzemez. Birincisinde kayıt kapısı geniştir; ikincisinde sınıfların havası sakindir. Her okul, kurucusunun yeminine benzer.
Benzetmenin kırıldığı yer şudur. Okullar gerçektir; kapısından girip sınıfına bakabilirsin. Uyanmış olanların alanları ise metinlerin anlattığı dünyalardır ve Karma ve yeniden doğuş dersinde kurduğun tutum burada da geçerlidir: metnin söylediğini aktarırsın, kozmolojinin sınanabilirliği ayrı bir sorudur. Benzetmenin taşıdığı fikir ise metinlerin kendisine aittir: bir diyar, kurucusunun yeminine benzer.
Mekanizma
Erken bir söylem
Akṣobhyavyūha, "Akṣobhya'nın diyarının düzeni", Mahāyāna'nın erken söylemlerinden biridir. Tarihsel oluşum dersinde Lokakṣema'nın 179'da çevirdiği bilgeliğin mükemmelliği metnini görmüştün; bu söylemin ilk Çince çevirisi de Lokakṣema'ya atfedilir. Aynı derste Bajaur'dan çıkan bir Gandhāra rulosunun Akṣobhya'nın diyarını anan bir Mahāyāna söylemi taşıdığını okumuştun. Yani Akṣobhya'ya ve onun doğudaki diyarına dair anlatılar, bildiğimiz en erken Mahāyāna kanıtlarının arasındadır.
Bu erkenlik bir şeyi düzeltir. Bugün "saf diyar" denince akla neredeyse yalnızca Amitābha gelir, çünkü Doğu Asya'da en yaygın gelenek onun etrafında kurulmuştur. Ama erken dönemde doğudaki diyar en az batıdaki kadar görünürdü. Bir türün en ünlü örneği, türün kendisi değildir.
Yaygın yanlış"Saf diyar öğretisi Amitābha öğretisidir."
Erken Mahāyāna'da birden çok uyanmış olanın diyarı anlatılır ve Akṣobhya'nın diyarı en erken tanıklıklar arasındadır.
İki yemin dizisi
Önceki derste Dharmākara'nın yeminlerini okudun. O yeminler çoğunlukla kurulacak diyarı betimliyordu: orada neler olacak, kimler doğacak, adını anan kişiye ne olacak. Akṣobhya'nın yeminleri başka bir yöne bakar: kendi davranışını bağlar. Öfke duymamak, yalan söylememek, gevşememek. Yeminler bir diyarın planı olmaktan çok bir uygulayıcının programıdır.
Bu fark diyarın karakterine yansır. Sıfır noktasındaki okullar gibi, her diyar kurucusunun yeminine benzer. Pāramitālar dersinde sabır alanının en ayrıntılı işlenen alan olduğunu, açılış hikâyesinde de uzuvları kesilirken öfke duymayan çileciyi görmüştün. Akṣobhya aynı tutumu bir yemine dönüştürür ve adını ondan alır. Duygular ve erdemler dersindeki dört sınırsız hâlin ilki, sevecenlik, burada bir diyarın temeline yerleşir.
Kaynaklardan okuma
Büyük sevinç diyarı
Söylem Abhirati'yi engellerin kalktığı bir dünya olarak betimler: dikenler, çakıllar ve sarp dağlar yoktur; yiyecek için toprağı sürmek gerekmez; kadınlar aybaşı yaşamaz ve bedensel zorluklardan kurtulmuştur. Öğreti sürekli duyulur. Akṣobhya öğreti çarkını her döndürdüğünde sayısız dinleyici arahant'lığa ulaşır; birkaç konuşmadan sonra bu hedefe varmayan kişi azdır. Bodhisattva'lar da orada yollarını sürdürür.
Bu betimin en dikkat çekici yanı, arahant'lığın konumudur. Upāya-kauśalya dersinde Lotus Sūtrası'nın arahant'ın nirvāṇa'sını yolun ortasındaki bir hayali şehre benzettiğini görmüştün. Bu söylem, en erken Mahāyāna metinlerinden biri olarak, arahant'lığı bir hayal değil, diyarın sunduğu gerçek bir sevinç olarak anlatır. Bodhisattva aşamaları dersinde iki haritayı polemik üretmeden yan yana koymanın zorluğunu görmüştün. Akṣobhya'nın diyarı, iki haritanın aynı dünyada yan yana var olabildiği bir yerdir.
Nattier, saf diyar tarihinin Amitābha etrafında yazılmasının bir eksiklik yarattığını savunur ve Akṣobhya'nın diyarını bu tarihin "kayıp parçası" olarak inceler. Ona göre Abhirati, erken Mahāyāna'nın saf diyar fikrinin ne olduğunu, sonradan baskın hâle gelen Amitābha merkezli biçimden daha iyi gösterir: uygulamayı kolaylaştıran, farklı hedeflere açık bir ortam.
Nattier'den birkaç yıl sonra Bajaur'dan çıkan Gandhāra rulosunu yayımlayan araştırmacı, makalesine "erken saf diyar Budizminin daha fazla kayıp parçası" adını verdi. Tarihsel oluşum dersinde gördüğün o rulo, Nattier'nin tezini Ortak Çağ'ın ilk yüzyıllarının Gandhāra'sına kadar taşıdı. Bir bilimsel tartışmanın bir el yazması buluntusuyla nasıl güçlendiğinin güzel bir örneğidir.
Diyardaki kadınlar
Söylem Abhirati'de kadınların bulunduğunu ve onların aybaşı gibi bedensel yüklerden kurtulduğunu söyler. Bu ayrıntıyı önceki derslerde biriken sahnelerin yanına koy. Lotus Sūtrası dersinde nāga kızının uyanışı bir erkek bedenine dönüşümden geçiyordu. Vimalakīrti dersinde bir tanrıça, Śāriputra'yı kadın bedenine dönüştürerek sabit bir cinsiyet doğası olmadığını gösteriyordu. Önceki derste yeminlerini okuduğun Büyük Sukhāvatīvyūha'nın başka bir yemini ise, Amitābha'nın adını duyan kadınların bir daha kadın olarak doğmayacağını vaat eder.
Abhirati bu sahnelerin arasında farklı bir yerde durur. Kadınlar diyardan çıkarılmaz ve erkeğe dönüştürülmez; kadın bedeni kalır, ama o bedenin bu dünyada taşıdığı bazı yükler kaldırılır. Bunu iki biçimde okuyabilirsin: kadınların yaşadığı zorlukların tanınması ve ideal bir dünyada giderilmesi olarak, ya da kadın bedeninin kendisinin bir sorun olarak görüldüğünün kabulü olarak. İki okuma da metne dayanır. Kadınlar ve rahibe topluluğu dersinde açtığın dosya bir veri daha kazanır ve hâlâ tek bir sonuca kapanmaz; kapanmaması da bir bulgudur.
Usta katmanı
Bu söylem, Amitābha'nın metinleri kadar yaygınlaşmadı. Doğu Asya'da Saf Toprak geleneği batıdaki diyara yöneldi ve doğudaki diyar büyük ölçüde geri planda kaldı. Ama Akṣobhya'nın kendisi unutulmadı. Sonraki tantrik sistemler beş uyanmış olanı bir düzen içinde, merkezde ve dört yönde konumlandırdığında, Akṣobhya doğuya yerleşti. O sistemlerde onun bilgeliği, öfkenin dönüştürülmesiyle ilişkilendirildi. Söylemdeki ilk yemin, hiçbir varlığa öfke duymamak, yüzyıllar sonra başka bir sistemin içinde yeniden karşılık buldu.
Buradan bir yöntem dersi çıkar. Başlıca erken okullar dersinde koruma yanlılığını gördün: kurumsal destek bulan metin çoğalır. Burada benzer ama daha ince bir şey olur: bir metin geri planda kalırken, onun figürü başka bir sistemde merkeze taşınır. Metnin kaderi ile figürün kaderi ayrışabilir.
Son olarak iki diyarı birlikte düşün. Biri erişimi genişletti: adını anan herkese kapı açtı. Öbürü kurucusunun davranışını diyarın temeline koydu ve farklı hedeflere yer açtı. İkisi de aynı biçimi, yemin ve diyar kalıbını kullanır; ama aynı soruya cevap vermez. "Saf Toprak Budizmi" ifadesi bu yüzden bir türün değil, o türün en ünlü örneğinin adıdır.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlış"Bütün Mahāyāna metinleri arahant hedefini küçümser."
Akṣobhyavyūha gibi erken bir söylem, arahant'lığı diyarın sunduğu gerçek ve kolay ulaşılan bir hedef olarak anlatır.
Yaygın yanlış"Bütün saf diyarlar aynı biçimde betimlenir."
Yeminlerin içeriği, diyara kimin ve nasıl doğduğu, oradaki hedefler ve kadınlara dair düzenlemeler diyardan diyara belirgin biçimde değişir.
Yaygın yanlış"Bir metnin yaygınlaşmaması önemsiz olduğunu gösterir."
Akṣobhyavyūha geri planda kaldı, ama en erken Mahāyāna kanıtlarının arasındadır ve figürü sonraki sistemlerde merkeze yerleşmiştir.
Uygulama
Kilit özet
- Akṣobhyavyūha erken bir Mahāyāna söylemidir; ilk Çince çevirisi Lokakṣema'ya atfedilir ve Gandhāra'dan çıkan bir rulo da Akṣobhya'nın diyarını anar.
- Akṣobhya'nın yeminleri bir diyarın planını değil, kendi davranışını bağlar; ilk yemini hiçbir varlığa öfke duymamaktır ve adı "sarsılmaz olan" oradan gelir.
- Abhirati'de dinleyiciler arahant'lığa kolayca ulaşır; erken bir Mahāyāna metni arahant hedefini bir hayal değil, gerçek bir sevinç olarak anlatır.
- Diyarda kadınlar bulunur ve bazı bedensel yüklerden kurtulur; bu, öbür metinlerdeki beden dönüşümü sahnelerinden farklıdır ve iki biçimde okunabilir.
- Nattier bu diyarı saf diyar tarihinin kayıp parçası olarak inceler; söylem geri planda kalmış, ama Akṣobhya sonraki tantrik sistemlerde doğunun uyanmış olanı olarak merkeze yerleşmiştir.
Uyanışa ulaşıncaya kadar hiçbir varlığa karşı öfke duymayacağım.
Sonraki derse köprü
Bilgeliğin mükemmelliği ailesinde bir olumsuzlama dili gördün: hiçbir şeyin kendinden gelen bir doğası yoktur, elde edilecek bir şey yoktur. Sonraki derste bu dilin tam karşısında duran bir metin ailesiyle karşılaşacaksın. Bu metinler her varlığın içinde, kirlerle örtülü ama eksiksiz bir uyanış kapasitesinin bulunduğunu söyler ve bunu yoksul bir evin altında gömülü duran bir hazine gibi imgelerle anlatır. Bu olumlu dilin, üç işaret dersinde reddedilen kalıcı özün bir geri dönüşü olup olmadığını soracaksın.