Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Avataṃsaka bağımsız metinlerin birleşmesiyle oluşmuş bir derlemedir; on zemin bölümü ve Sudhana'nın yolculuğu ayrı metinler olarak da dolaşmıştır.
- Karşılıklı nüfuz, boşluk öğretisinin bir sonucu olarak kurulur: kendinden gelen doğası olmayan şeylerin arasında kalıcı sınır yoktur, bu yüzden her şey öbürlerini içerir.
- Bilgeliğin mükemmelliği metinleri olumsuzlamayla, bu metin aşırı olumlamayla konuşur; ikisi aynı kavrayışa farklı yollardan gider.
- Sudhana'nın öğretmenleri arasında kaptan, kurtizan ve çocuklar vardır; metin öğretmenliği bir statüden çıkarır ama bir toplumsal program önermez.
- Maitreya'nın kulesi Indra ağı imgesinin metindeki kaynağıdır; metin Doğu Asya'da Huayan geleneğini doğurmuş ve Borobudur'da taşa oyulmuştur.
Açılış sahnesi
Orta Java'da, sekizinci ve dokuzuncu yüzyılların dönümünde, bir tepenin üzerine devasa bir taş yapı kurulur: Borobudur. Yapıya giren bir hacı merdivenden hemen yukarı çıkmaz. Her katta, saat yönünde, duvarları kabartmalarla kaplı dar galeriler boyunca yapının çevresini dolaşır; ancak bir katı bitirdiğinde bir üst kata çıkar. Yürüdükçe kabartmalar ona bir hikâye anlatır.
Üst galerilerde anlatılan hikâye tek bir gencin yolculuğudur. Sudhana adında bir tüccar oğlu, uyanış yolunu öğrenmek için yola çıkar. Bir öğretmen onu bir başkasına gönderir, o başkası bir başkasına. Genç yıllarca, kentten kente, onlarca öğretmenin kapısını çalar. Hacı her dönemeçte bir sonraki öğretmenin kabartmasıyla karşılaşır; gencin yolculuğunu kendi ayaklarıyla yürür.
Bu yolculuk bir metnin son bölümüdür ve o metin, Mahāyāna söylemlerinin en büyüklerinden birinin, Avataṃsaka'nın, kapanışıdır. Bir metin, Asya'nın bir ucunda yazılmış, öbür ucunda taşa oyulmuş ve yürünen bir yola dönüşmüştür.
Bu ders o metnin iki imgesini izliyor: gencin yolculuğunu ve yolculuğun sonunda gördüğü bir kuleyi. Kule, her parçasının bütünü içerdiği bir evren modelidir. Yolculuk ise öğretmen olmanın kime ait olduğu sorusuna şaşırtıcı bir cevap verir.
Bu derste ne olacak
Önce metnin kendisini tanıyacaksın: tek bir söylem değil, bağımsız metinlerin birleşmesiyle oluşmuş bir derleme. Sonra merkezî kavramı, her şeyin birbirini içerdiği ve birbirine engel olmadan var olduğu fikrini kuracaksın. Ardından Sudhana'nın öğretmenlerine bakacaksın: keşişlerin yanında bir gemi kaptanı, bir kurtizan, çocuklar ve onu ateşe atlamaya çağıran bir çileci. Sonra yolculuğun sonundaki kuleye gireceksin. En sonda bu metnin Doğu Asya'da doğurduğu felsefi geleneği tanıyacaksın.
Sıfır noktası
Bir gölü düşün: suda balıklar, dipte yosun, kıyıda ağaçlar, havada kuşlar. Kıyıdaki büyük bir ağacı kesersen ne olur? Gölge azalır, su ısınır, yosun çoğalır, sudaki oksijen düşer, balıklar azalır, kuşlar başka yere gider. Ağacı kestiğinde yalnızca ağacı kesmiş olmazsın; bütün sistemi değiştirmiş olursun. Tersi de doğrudur: ağacın ne olduğu, o sistemdeki yerinden ayrı düşünülemez.
Benzetme iki yerde kırılır. Göldeki etkiler zamanla yayılır ve ölçülebilir; metindeki iddia ise eşzamanlıdır ve ölçülemez. Göldeki ögelerin sayısı da sonludur; metin sonsuzluktan söz eder. Bir de uyarı gerekir: benzetme modern bir bilimsel kavramla kuruluyor. Erken metin paralelleri dersinde gördüğün gibi benzerlik bir etki kanıtı değildir; burada da yalnızca bir öğretim aracıdır.
Mekanizma
Bir derleme
Avataṃsaka bir söylemden çok bir kütüphanedir. Çinceye iki tam çevirisi vardır: Buddhabhadra'nın beşinci yüzyılın başındaki altmış ciltlik çevirisi ve Śikṣānanda'nın yedinci yüzyılın sonundaki seksen ciltlik çevirisi. Tam metin Sanskritçe olarak bugüne ulaşmamıştır; ama iki bölümü ayrı metinler olarak Sanskritçe korunmuştur. Bu, derlemenin bağımsız olarak dolaşan metinlerin bir araya getirilmesiyle oluştuğunun en açık kanıtıdır.
Ayrı yaşayan iki bölümden birini zaten tanıyorsun. Bodhisattva aşamaları dersinde Vajragarbha'nın on zemini sayıp sustuğu söylemi okumuştun; o söylem bu derlemenin bir bölümüdür. Öbürü, derlemenin son ve en uzun bölümü, Gaṇḍavyūha'dır: Sudhana'nın yolculuğu. Bu bölüm Çinceye bir kez daha, sekizinci yüzyılın sonunda, ayrı ve genişletilmiş bir metin olarak çevrilmiştir.
Yaygın yanlış"Avataṃsaka tek bir yazarın yazdığı tek bir metindir."
Bölümlerinden bazıları ayrı metinler olarak dolaşmış, farklı zamanlarda çevrilmiş ve sonradan bir araya getirilmiştir.
Birbirini içeren şeyler
Bilgeliğin mükemmelliği metinleri dersinde çözümlemenin ögelerde durmasına izin verilmediğini gördün: hiçbir şeyin kendinden gelen bir doğası yoktur. Bu metin aynı öncülden başka bir sonuca gider. Bir şeyin kendinden gelen doğası yoksa, onu öbür şeylerden ayıran kalıcı bir sınırı da yoktur. Sınırı olmayan iki şey birbirini dışarıda bırakamaz. Öyleyse her şey öbür her şeyi içerir: tek bir toz zerresinde bütün dünyalar görünür, tek bir anda bütün çağlar bulunur.
Bilgeliğin mükemmelliği metinleri aynı kavrayışı olumsuzlamayla, her şeyin önüne bir "değil" koyarak anlatmıştı. Bu metin tersini yapar: sınırsız bir olumlamayla, ölçüsüz sayılarla, bitmeyen betimlemelerle konuşur. Yöntemler zıttır, ama ikisi de okuru aynı yere, sabit sınırların çözüldüğü bir kavrayışa itmeye çalışır. Bağımlı ortaya çıkış dersinde gördüğün koşullar zinciri burada bir zincir olmaktan çıkar ve bir ağa dönüşür.
Metnin merkezindeki uyanmış olan, Vairocana, "ışık saçan", neredeyse hiç konuşmaz. Öğreti bodhisattva'ların ağzından gelir; uyanmış olan ise ışıktır, her yere yayılır ve her şeyi kapsar. Ölümden sonraki Buda imgesi dersinde izlediğin dönüşümün bir başka ucudur bu: Lotus Sūtrası uyanmış olanın ömrünü sonsuza uzatmıştı, bu metin onun varlığını her yere yayar.
Kaynaklardan okuma
Sudhana'nın öğretmenleri
Yolculuk Mañjuśrī ile başlar ve Sudhana'yı onlarca öğretmene götürür. Listeye dikkatle bak, çünkü bu metnin en keskin iddiası orada durur.
Sudhana'nın öğretmenleri arasında keşişler ve rahibeler vardır, ama yalnızca onlar değil. Denizlerin tehlikelerini bilen bir gemi kaptanı, çocuklara harfleri öğreten bir öğretmen, oyun oynayan çocuklar, krallar ve kraliçeler, gece tanrıçaları da vardır. Bir kentte halk Sudhana'yı bir kurtizana gitmemesi için uyarır; o kadın, Vasumitrā, onu görenlerin, onunla konuşanların ve elini tutanların tutkudan arındığını anlatır. Bir çileci ise ona bir bıçak dağına tırmanıp ateşe atlamasını söyler. Sudhana duraksar ve bu kişinin kılık değiştirmiş Māra olup olmadığını düşünür; göklerden gelen sesler onu yüreklendirir, atlar ve yanmak yerine derin bir yoğunlaşmaya ulaşır.
Liste bir iddia taşır: öğretmenlik bir statü değildir. Toplum ve gündelik hayat dersinde gördüğün dört katmanlı toplum şemasıyla yan yana koy: metin, o şemanın aşağılarında ya da dışında sayılanları öğretmen konumuna yerleştirir. Ama bir toplumsal program önermez; Dīgha Nikāya dersinde toplumsal katmanların kökeni söyleminde gördüğün gibi, bir çerçeveyi sorgular ama yeni bir düzen kurmaz.
Çileci sahnesi ise başka bir soruyu açar. Bodhisattva aşamaları dersinde Māra'nın bir keşiş kılığında gelip uygulayıcıyı yolundan döndürmeye çalıştığını görmüştün; upāya-kauśalya dersinde de öğrencinin öğretmenini sınaması gerektiğini söyleyen söylemi okumuştun. Sudhana aynı kuşkuyu taşır. Metin kuşkuyu göklerden gelen bir sesle çözer. Bugünkü bir okurun göklerden ses beklemesi mümkün değildir. O yüzden sahne bir talimat olarak değil, bir kuşkunun ne kadar meşru olduğunun kaydı olarak okunmalıdır.
Maitreya'nın kulesi
Yolculuğun sonuna doğru Sudhana, gelecekteki uyanmış olan Maitreya'ya gelir. Maitreya onu devasa bir kulenin önüne götürür.
Maitreya parmaklarını şıklatır ve kulenin kapısı açılır. Sudhana içeri girer ve kulenin içinde sayısız kule görür; her biri öbürleri kadar büyüktür ve öbürlerinin hepsini içerir, ama hiçbiri öbürüne engel olmaz. Her kulede Maitreya'nın farklı hayatlarından sahneler, farklı dünyalar, farklı zamanlar aynı anda görünür. Maitreya yeniden parmaklarını şıklatır ve Sudhana kendini kulenin dışında bulur.
Bu sahne, sonraki yorumcuların en ünlü imgesiyle aynı yapıyı taşır: Indra'nın ağı. Metinde de anılan bu ağ, her düğümünde bir mücevher bulunan ve her mücevherin öbürlerinin hepsini yansıttığı bir ağdır; Çinli yorumcuların elinde karşılıklı nüfuzun standart modeli oldu. Kule aynı modelin anlatı hâlidir: tek bir yapının içinde bütün yapılar, tek bir anda bütün zamanlar. Sudhana sonunda yolculuğa başladığı Mañjuśrī'ye yeniden ulaşır ve bodhisattva Samantabhadra ile karşılaşarak yolculuğu tamamlar. Yol doğrusal bir tırmanış değil, başladığı yere daha derin bir kavrayışla dönüştür.
Usta katmanı
Bu metin Hindistan'da bir okul doğurmadı, ama Doğu Asya'da bütün bir felsefi geleneğin merkezine yerleşti. Huayan geleneği, özellikle yedinci yüzyılda yaşamış Fazang ve ondan sonra Chengguan, metnin imgelerini sistemleştirdi. Olgular ile ilke arasındaki ilişkiyi ve olguların birbirine engel olmadan var olmasını anlatan dört katmanlı bir gerçeklik şeması kuruldu. Fazang bir binanın kirişi üzerine bir tartışma yazdı: kiriş binayı mı yapar, bina mı kirişi kiriş yapar? Cevabı, kirişin binanın kendisi olduğudur; bina olmadan kiriş yalnızca bir tahta parçasıdır. Huayan dersinde bu geleneği ayrıntısıyla göreceksin.
İki uyarı gerekir. Birincisi: "her şey birbirine bağlıdır" sloganı bu metnin iddiasını düzleştirir. Metin yalnızca şeylerin bağlantılı olduğunu söylemez; kendinden gelen doğası olmayan şeylerin arasında kalıcı bir sınır bulunmadığını söyler. İkincisi: bu metin sınanabilir bir fizik iddiası değildir. Modern fizikle kurulan benzerlikler bir öğretim aracı olabilir, ama bir doğrulama değildir; bilgi nedir dersinde gördüğün tür ayrımı burada da geçerlidir.
Son olarak açılıştaki taş yapıya dön.
Borobudur'un üst galerileri Gaṇḍavyūha'yı sahne sahne anlatır ve Sudhana'nın yolculuğunun Asya'da bilinen en kapsamlı görsel anlatımlarından birini oluşturur. Fontein, bu yolculuğun Çin'de, Japonya'da ve Java'da nasıl resimlendiğini karşılaştırmalı olarak inceler. Kabartmalar, metnin yalnızca okunmadığını, bir yapının mimarisine ve bir ibadet yürüyüşünün sırasına dönüştürüldüğünü gösterir.
Borobudur, bu metnin nasıl okunduğunun maddi bir kaydıdır. Hacı, Sudhana'nın yolculuğunu yürürken yalnızca bir hikâye izlemez; aynı yolu kendi bedeniyle kat eder ve her dönemeçte bir öğretmenle karşılaşır. Metnin iddiası da budur: öğretmen, yolda karşına çıkan herkes olabilir.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlış"Indra'nın ağı modern fiziğin bulgularını önceden bilmiştir."
Benzerlik bir öğretim aracıdır; metin bir fizik iddiası değil, boşluk öğretisinden çıkarılan bir ilişki modelidir.
Yaygın yanlış"Sudhana'nın öğretmenleri sembolik figürlerdir; gerçek bir toplumsal anlamları yoktur."
Metin onları meslekleri ve toplumsal konumlarıyla somut kişiler olarak sunar ve bu çeşitlilik bilinçli bir iddia taşır.
Yaygın yanlış"Sudhana'nın yolculuğu doğrusal bir ilerleme anlatısıdır."
Yolculuk başladığı öğretmene döner; kavrayış bir tırmanıştan çok bir geri dönüştür.
Uygulama
Kilit özet
- Avataṃsaka bağımsız metinlerin birleşmesiyle oluşmuş bir derlemedir; on zemin bölümü ve Sudhana'nın yolculuğu ayrı metinler olarak da dolaşmıştır.
- Karşılıklı nüfuz, boşluk öğretisinin bir sonucu olarak kurulur: kendinden gelen doğası olmayan şeylerin arasında kalıcı sınır yoktur, bu yüzden her şey öbürlerini içerir.
- Bilgeliğin mükemmelliği metinleri olumsuzlamayla, bu metin aşırı olumlamayla konuşur; ikisi aynı kavrayışa farklı yollardan gider.
- Sudhana'nın öğretmenleri arasında kaptan, kurtizan ve çocuklar vardır; metin öğretmenliği bir statüden çıkarır ama bir toplumsal program önermez.
- Maitreya'nın kulesi Indra ağı imgesinin metindeki kaynağıdır; metin Doğu Asya'da Huayan geleneğini doğurmuş ve Borobudur'da taşa oyulmuştur.
Tek bir toz zerresinde bütün dünyalar görünür.
Sonraki derse köprü
Sudhana'nın öğretmenleri arasında keşiş olmayanlar vardı. Sonraki derste bu çizgi bir adım daha ileri gidiyor: kahramanı bir keşiş değil, evli ve zengin bir ev sahibi olan bir söylem. Hasta yatağında yatar ve onu ziyarete gelen en kıdemli keşişleri, en bilge bodhisattva'ları tek tek sıkıştırır. Söylemin doruğunda bir soru sorulur: ikiliğin olmadığı yere nasıl girilir? Otuzdan fazla bodhisattva sırayla cevap verir. Sonra sıra ev sahibine gelir ve onun cevabı, bu söylemi yüzyıllardır okunur kılan şey olur.