Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Nattier'nin 1992 tezi, Kalp Sūtrası'nın Çin'de oluşturulup Sanskritçeye geri çevrilmiş olabileceğini savunur; tez güçlüdür ama tartışma sürmektedir.
- "Apokrif" sözcüğü bir değer yargısı taşır; bu ders "Çin'de oluşturulmuş" ya da "kökeni tartışmalı" demeyi tercih eder.
- Dördüncü yüzyıldan itibaren Çin katalogları kuşkulu metinleri ayrıca listeliyordu; sorun modern bir keşif değildir.
- İnancın Uyanışı gibi Çin'de yazılmış metinler Doğu Asya'nın temel ders kitapları oldu; köken ile ağırlık örtüşmez.
- Erken metinlerin tutarlılık ölçütü ile tarihsel yöntemin köken ölçütü farklı sonuçlar verir; köken tespiti tarihsel bir bilgidir, meşruiyet hükmü ayrı bir işlemdir.
Açılış sahnesi
1992'de Budist çalışmalar alanında bir makale yayımlanır ve başlığı bir soru işaretiyle biter: "Kalp Sūtrası: Çin'de Yazılmış Bir Metin mi?" Yazarı Jan Nattier, Mahāyāna'nın en çok okunan, en kısa ve en sevilen metnini masaya yatırır. Yaptığı şey basit bir karşılaştırmadır. Kalp Sūtrası'nın merkezindeki pasajı, "biçim boşluktur" diye başlayan ve kavramları tek tek olumsuzlayan bölümü, yirmi beş bin dizelik bilgeliğin mükemmelliği metniyle yan yana koyar.
Çince metinlerde iki pasaj neredeyse sözcüğü sözcüğüne aynıdır. Sanskritçe metinlerde ise farklıdırlar; Sanskritçe Kalp Sūtrası, büyük metnin Sanskritçesini değil, başka bir dili izliyor gibidir. Nattier'nin vardığı sonuç cesurdur: Kalp Sūtrası Çin'de, büyük metnin Çince çevirisinden alınan bir pasajın çevresine bir çerçeve eklenerek oluşturulmuş, sonra Sanskritçeye geri çevrilmiş olabilir.
Bilgeliğin mükemmelliği ailesi dersinde Kalp Sūtrası'nın kökeninin tartışmalı olduğunu ve bu tartışmaya döneceğini okumuştun. İşte o tartışma. Tez bugün de tartışılıyor; bazı araştırmacılar onu destekliyor, bazıları itiraz ediyor. Ama sorduğu soru kalıcıdır.
Bir metin milyonlarca insan tarafından her gün okunuyorsa ve Hindistan'da değil Çin'de yazılmışsa, bu onu değersiz mi yapar? Bu ders, bu sorunun neden kolay olmadığını anlatıyor.
Bu derste ne olacak
Önce bu metinlere verilen adın neyi ima ettiğine bakacaksın. Sonra bir metnin nerede yazıldığının nasıl tespit edildiğini ve bu sorunun modern bir keşif olmadığını göreceksin. Ardından bu kategorideki başlıca metinleri tanıyacaksın: ilkeler, törenler, bir inanç incelemesi. Sonra bu metinlerin ne işe yaradığını soracaksın. En sonda dersin en zor sorusuna geleceksin: bir metnin öğretmenin sözü sayılması için hangi ölçüt geçerlidir?
Sıfır noktası
Bir ülkenin ulusal yemeği sayılan bir yemek düşün. Sonra tarifinin başka bir ülkeden geldiğini, bazı malzemelerinin sonradan eklendiğini, bugünkü hâlinin ancak yüz yıllık olduğunu öğreniyorsun. Bu yemek sahte mi? Soru tuhaf gelir. Yemek pişirilir, yenir, sevilir ve bir kültürün parçasıdır. Kökeninin farklı olması onu bir taklit yapmaz.
Benzetmenin kırıldığı yer, dersin asıl zorluğudur. Yemek genellikle bir köken iddiasında bulunmaz. Bu metinler ise bulunur: kendilerini "Böyle duydum" diye açar ve öğretmenin sözü olarak sunarlar. Köken tespiti bu iddiayı sarsar. Ama metnin bir gelenekte gördüğü işlevi sarsmaz.
Mekanizma
Bir adın yükü
Araştırma literatüründe bu metinlere çoğunlukla "apokrif" denir. Sözcük başka bir dinî geleneğin kanon tartışmalarından gelir ve orada kanona alınmamış, kuşkulu metinleri anlatır. Sözcüğün çağrışımı sahtelik, uydurma, ikinci sınıflıktır. Oysa bu kategorideki metinlerin bir kısmı Doğu Asya geleneklerinin tam merkezindedir. Bu ders onlara "Çin'de oluşturulmuş" ya da "kökeni tartışmalı" demeyi tercih eder: tespit bir olgudur, değer yargısı ayrı bir işlemdir.
Kim fark etti?
Bir metnin nerede yazıldığı birkaç ölçütle tespit edilir. Dil bir ölçüttür: çeviri metinlerin cümle yapısında ve terim kullanımında belirli izler bulunur, doğrudan Çince yazılmış metinler başka türlü okunur. Kaynak dilde bir nüshanın bulunup bulunmaması ikinci ölçüttür; ama tek başına kesin değildir, çünkü nüsha kaybolmuş olabilir. İçerik üçüncü ölçüttür: Çin düşüncesine özgü kavramlar ya da yerel gelenekler bir ipucu verir. Dördüncüsü, en şaşırtıcı olanı, dönemin kendi kayıtlarıdır.
Dördüncü yüzyılda keşiş Dao'an, Çince'ye çevrilmiş söylemlerin bir kataloğunu hazırladı ve içine ayrı bir bölüm koydu: kökeni kuşkulu, çeviri olmadığından şüphelenilen metinler. Sonraki kataloglar bu geleneği sürdürdü ve kuşkulu ya da sahte saydıkları metinleri ayrı listelerde topladı; bu listeler bazen yüzlerce metin içerir.
Buradan önemli bir sonuç çıkar: bu sorun modern araştırmacıların bir keşfi değildir. Çinli keşişler, çeviri ile yerel yazım arasındaki farkın bilincindeydi ve onu kayıt altına aldı. Ama aynı kataloglar her zaman aynı kararı vermedi; bir katalogda kuşkulu sayılan bir metin, bir sonrakinde kanona girebildi.
Yaygın yanlış"Bu metinlerin Çin'de yazıldığını modern araştırmacılar keşfetti."
Dördüncü yüzyıldan itibaren Çin katalogları bazı metinleri kuşkulu olarak ayrıca listeliyordu.
Kaynaklardan okuma
Kalp Sūtrası'nın izi
Nattier, Kalp Sūtrası'nın merkezî pasajının Kumārajīva'ya atfedilen büyük bilgeliğin mükemmelliği çevirisindeki bir pasajla neredeyse birebir örtüştüğünü gösterir. Sanskritçe Kalp Sūtrası'nın aynı yerde büyük metnin Sanskritçesinden ayrılmasını ise bir geri çevirinin izi olarak okur. Açılış ve kapanış çerçevesinin, Avalokiteśvara'nın sahnesi ve sondaki büyü formülünün, bu pasajın çevresine Çin'de eklendiğini ileri sürer.
Bu tez, kökeni tespit etmenin dördüncü bir yolunu gösterir: iki dildeki metinleri yan yana koyup hangisinin öbürünü izlediğini sormak. Tezin gücü yöntemindedir; zayıf noktası ise elde yalnızca geç Sanskritçe nüshaların bulunması ve alternatif açıklamaların da mümkün olmasıdır.
Merkezdeki metinler
Bu seviyede birkaçının kıyısından zaten geçtin. Mahāyāna etik metinleri dersinde, Doğu Asya'nın bodhisattva ilkeleri kaynağı olan metnin büyük olasılıkla Çin'de derlendiğini gördün. Saf Toprak sūtraları dersinde Vaidehī'nin hikâyesini taşıyan Kontemplasyon Sūtrası'nın Orta Asya'da ya da Çin'de oluşmuş olabileceğini okudun. Diğer büyük sūtralar dersinde Kṣitigarbha'nın cenaze törenlerindeki yerini gördün; onun söylemi de Çin'de biçimlenmiş bir metin olarak tartışılır. Ölülere sunu yapılan ve Doğu Asya'da yıllık bir festivalin dayanağı olan Ullambana söylemi de bu kategoridedir; Doğu Asya ritüeli dersinde ona döneceksin.
Bu kısa inceleme Hint şairi Aśvaghoṣa'ya atfedilir ve altıncı yüzyılda Paramārtha tarafından çevrildiği söylenir. Tek bir zihnin iki yüzünü anlatır: değişmeyen gerçeklik yüzü ve doğup yok olan yüzü; Tathāgatagarbha dersinde gördüğün buda doğası ile Yogācāra bağlantılı sūtralar dersindeki taban bilinci tek bir şemada birleştirir. Araştırmacıların önemli bir kısmı onun Hindistan'da değil, Çin'de yazıldığını düşünür.
Bu eser Doğu Asya'da Huayan'ın, Chan'ın ve öbür geleneklerin ortak ders kitabı oldu. Bir incelemenin bu kadar merkezî olması, bu dersin ana gözlemini gösterir: köken ile ağırlık örtüşmez. Bazı Çin'de yazılmış metinler, Hindistan'dan gelen birçok metinden çok daha etkili oldu. Chan dersinde, kendini bir sūtra olarak adlandıran ama bir Çinli öğretmenin konuşmalarını içeren Platform Sūtrası'yla da karşılaşacaksın.
Bu metinler ne yapar?
Bu metinler rastgele yazılmadı. Bazıları boşluk doldurur: Hint metinlerinde bulunmayan ama Çin'de karşılık bekleyen konuları, atalara saygıyı, aile görevlerini, ölülere yönelik törenleri ele alır. Bazıları bir sentez yapar: farklı söylemlerden gelen öğretileri tutarlı bir program hâline getirir; İnancın Uyanışı bunun en açık örneğidir. Bazıları bir uyarlamadır: bir öğretiyi yerel kavram dağarcığıyla yeniden söyler.
Theravāda yorum geleneği dersinde "boşluk doldurma" kavramını görmüştün: bir yorum geleneğinin, kanonun söylemediğini söylemesi. Oradaki yorum kendini yorum olarak sunuyordu; bu metinler ise söylem biçimini alır. Yorum ile kaynak metin arasındaki sınır silinir. Bu işlevsel olarak verimlidir, ama tarihçi için bir zorluk üretir: hangi cümlenin nereden geldiği görünmez olur.
Usta katmanı
Şimdi dersin en zor sorusuna gel. Kanon kavramı dersinde erken metinlerin kendi doğrulama yöntemini görmüştün: bir söz öğretmenden duyulduğu söylenerek getirildiğinde, ne hemen kabul edilir ne hemen reddedilir; söylemlerle karşılaştırılır ve disiplinle yan yana konur. Uyuyorsa kabul edilir. Ölçüt kaynağın kimliği değil, bütünle tutarlılıktır.
Bu ölçütü bir Çin metnine uygula. Metin öğretinin bütünüyle tutarlıysa, ölçütü karşılar. Tarihsel yöntem ise başka bir ölçüt kullanır: köken. Bir metnin Hindistan'da, öğretmene uzanan bir aktarım zincirinde oluşup oluşmadığını sorar. İki ölçüt farklı sonuçlar verir. Gelenek içinde bazıları bu metinleri tutarlılıkları nedeniyle savundu, bazıları kökenleri nedeniyle reddetti. Hangi ölçütün geçerli olduğu bu dizinin cevaplayacağı bir soru değildir. Ama şu söylenebilir: köken tespiti tarihsel bir bilgidir, meşruiyet hükmü ise ayrı bir işlemdir; birinden öbürüne kendiliğinden geçilmez.
Bir gözlem daha. Bu olgu Çin'e özgü değildir. Bu seviyede gördüğün Mahāyāna söylemlerinin çoğu, öğretmenin ölümünden yüzyıllar sonra Hindistan'da yazıldı ve kendini onun sözü olarak sundu. Tarihsel oluşum dersinde gördüğün tartışma, Çin'de yazılan metinlerde yalnızca daha görünür hâle gelir. Nattier'nin sorusu bu yüzden rahatsız edicidir: Kalp Sūtrası'nın kökeni hakkındaki soru, Mahāyāna'nın bütün söylemleri hakkında da sorulabilecek bir sorudur.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlış"Çin'de yazılmış metinler ikinci sınıftır."
Bazıları Doğu Asya geleneklerinin temel ders kitabı ve okul dayanağı oldu; kurumsal ağırlıkları birçok Hint kökenli metinden yüksektir.
Yaygın yanlış"Kalp Sūtrası'nın Çin'de yazıldığı kanıtlanmıştır."
Nattier'nin tezi güçlü argümanlara dayanır, ama tartışma sürmektedir; kesin bir hüküm verilemez.
Yaygın yanlış"Bu metinler geleneği yozlaştırdı."
Boşluk doldurma, sentez ve uyarlama işlevleri yorum geleneklerinde de vardır; fark içerikte değil, biçimdedir.
Uygulama
Kilit özet
- Nattier'nin 1992 tezi, Kalp Sūtrası'nın Çin'de oluşturulup Sanskritçeye geri çevrilmiş olabileceğini savunur; tez güçlüdür ama tartışma sürmektedir.
- "Apokrif" sözcüğü bir değer yargısı taşır; bu ders "Çin'de oluşturulmuş" ya da "kökeni tartışmalı" demeyi tercih eder.
- Dördüncü yüzyıldan itibaren Çin katalogları kuşkulu metinleri ayrıca listeliyordu; sorun modern bir keşif değildir.
- İnancın Uyanışı gibi Çin'de yazılmış metinler Doğu Asya'nın temel ders kitapları oldu; köken ile ağırlık örtüşmez.
- Erken metinlerin tutarlılık ölçütü ile tarihsel yöntemin köken ölçütü farklı sonuçlar verir; köken tespiti tarihsel bir bilgidir, meşruiyet hükmü ayrı bir işlemdir.
Köken tespiti bir olgudur; meşruiyet hükmü ayrı bir işlemdir.
Sonraki derse köprü
Bu seviye boyunca aynı metinlere farklı sorular sordun: ne zaman yazıldı, ne söylüyor, nasıl okunuyor, kim için önemli? Sonraki ders bu soruları bir araya getiriyor. Bir metni beş farklı kişinin eline ver: birincisi tarihini sorar, ikincisi onu her sabah saygıyla okur, üçüncüsü argümanını arar, dördüncüsü nerede ve hangi törende okunduğunu sorar. Seviyenin son dersinde bu okuma biçimlerinin her birinin neyi görüp neyi kaçırdığını ve bir söylemi nasıl okuyacağını soracaksın.