Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Bodhisattva ilkeleri eski disiplini kaldırmaz, üstüne etkin yükümlülük ekler; ağır ihlaller arasında cimrilikten yardım etmemek de sayılır, ama metin kapasitesi olmayanı muaf tutar.
- Doğu Asya'nın bodhisattva ilkeleri kaynağı olan Brahmā'nın Ağı, Pāli'deki aynı adlı söylemden farklı bir metindir ve büyük olasılıkla Çin'de derlenmiştir.
- Bodhisattvabhūmi, büyük bir zararı önlemek için şefkatle yapılan öldürmenin ihlal olmadığını ve sevap doğurduğunu söyler; "ihlal ihlal olarak kalır" okuması metnin söylediği değildir.
- Aynı gerekçelendirme kalıbı Mahāvaṃsa'daki "bir buçuk insan" sahnesinde de görülür: niyet yüceltilir ya da kurban küçültülür.
- Koşulların belirleyici ikisi içseldir ve dışarıdan doğrulanamaz; metinler bu sorunu çözmez ve öğreti bir kural değil, bir sınır vakası olarak okunmalıdır.
Açılış sahnesi
Bir Mahāyāna söylemi, öğretmenin önceki hayatlarından birini anlatır. O hayatta bir gemi kaptanıdır ve adı "Büyük Şefkatli"dir. Gemisinde beş yüz tüccar vardır. Bir gece rüyasında bir deniz tanrısı ona uyarır: yolcular arasında bir haydut var; tüccarları öldürüp mallarını almayı planlıyor.
Kaptan günlerce düşünür. Tüccarlara söylerse, onlar haydudu öldürür ve öldürmenin yükünü taşır. Hiçbir şey yapmazsa, haydut beş yüz kişiyi öldürür ve kendisi uzun süre cehennemde yanar. Sonunda kararını verir: haydudu kendisi öldürecektir. Bu yüzden yüz bin çağ cehennemde kalacaksa, buna katlanacaktır. Kaptan haydudu öldürür.
Hikâyenin sonu beklenmedik bir yere varır. Öğretmen, kaptanın cehenneme gitmediğini söyler. Tersine, o araç becerisi ve o büyük şefkat sayesinde yeniden doğumlar döngüsündeki yolu yüz bin çağ kısalmıştır. Haydut da, büyük bir kötülük yapmadan öldüğü için, iyi bir dünyada yeniden doğar.
Bu son, bu dersin en zor sorusunu taşır. Cehennemi göze alan kişi cehenneme gitmez; bedeli ödemeye hazır olduğu için bedel ondan alınmaz. Bu, önceki dersteki niyet ölçütünün sözden eyleme, hem de en ağır eyleme taşınmasıdır. Bu ders, bodhisattva etiğinin ne istediğini ve bu mantığın nerede durdurulması gerektiğini soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bodhisattva ilkelerinin yapısını göreceksin: kaldırmayan, üstüne eklenen ikinci bir katman. Sonra aynı adı taşıyan iki farklı metinle karşılaşacaksın. Ardından Śāntideva'nın kılavuzunun sabır ve gözetim bölümlerine kısaca bakacaksın. Sonra dersin merkezine, şefkatli ihlal öğretisine ve metnin bu konuda gerçekte ne dediğine geleceksin. En sonda aynı gerekçelendirme kalıbının başka bir gelenekte nasıl işlediğini ve ona karşı hangi soruların sorulabileceğini göreceksin.
Sıfır noktası
Biri suda boğuluyor; sen kıyıdasın ve yüzme biliyorsun. İki soru sorulabilir. Birincisi: onu suya sen mi ittin? Hayır. İkincisi: yardım edebilecekken girip çıkardın mı? Hayır. Bazı hukuk sistemleri yalnızca birinci soruya bakar: zarar vermediysen sorumluluğun yoktur. Bazıları ikinciye de bakar: yardım edebilecekken etmediysen, bunun da bir hesabı vardır.
Benzetmenin kırıldığı yer şudur. Boğulma örneğinde kapasite açıktır: yüzme biliyorsun. Metinlerdeki yükümlülükte kapasite çoğu zaman belirsizdir ve yardım edebileceğin her an bir yükümlülük doğuruyorsa, hiçbir an yükümlülüksüz kalmaz. Uyanış zihni dersinde gördüğün tükenme riski buradan beslenir.
Mekanizma
İkinci bir katman
Etik dersinde ev sahibinin beş eğitim maddesini gördün: buyrulmayan, üstlenilen maddeler. Bodhisattva ilkeleri onları kaldırmaz; üstüne bir katman ekler. Asaṅga'ya atfedilen Bodhisattvabhūmi'nin ahlak bölümü bu katmanı üç başlıkta toplar: zarardan kaçınmak, iyiyi biriktirmek ve varlıkların yararına etkin olarak çalışmak. Pāramitālar dersinde disiplinin bu üç boyutunu görmüştün; kaynağı burasıdır.
Yeni katman ağır ihlalleri de tanımlar ve listeye bakınca neyin değiştiğini hemen görürsün. Kazanç ve saygınlık için kendini övüp başkasını küçümsemek; cimrilik yüzünden isteyene öğreti ya da maddi yardım vermemek; öfkeyle birine vurmak ve özrünü kabul etmemek; yeni yolu terk edip sahte bir öğretiyi yaymak. İkinci madde, vermemeyi, yani bir ihmali, ağır ihlaller arasına koyar. Hafif ihlaller arasında hastaya bakmamak ve yardım isteyene gitmemek de sayılır. Ama metin çoğu maddenin yanına bir istisna ekler: hasta olan, gücü yetmeyen ya da daha önemli bir işle meşgul olan için ihlal yoktur. Kapasite sınırı metnin içindedir ve aktarılırken sık sık unutulur.
Bu katman bir disiplin soyuna bağlı değildir. Tarihsel oluşum dersinde keşişlerin erken okulların disipliniyle yaşamayı sürdürdüğünü görmüştün; bodhisattva ilkeleri onun üstüne alınan ayrı bir taahhüttür. Ev sahipleri de bu ilkeleri üstlenebilir.
Yaygın yanlış"Bodhisattva etiği keşiş disiplinini gereksiz kılar."
Metinlerde eski disiplin kapsanır, kaldırılmaz; iki taahhüt üst üste taşınır.
Aynı adı taşıyan iki metin
Dīgha Nikāya dersinde "Brahmā'nın ağı" adlı söylemi okumuştun: altmış iki görüşü sayan uzun bir Pāli söylemi. Doğu Asya'da aynı adı taşıyan bambaşka bir metin, bodhisattva ilkelerinin en yaygın kaynağı olmuştur.
Metin on ağır ve kırk sekiz hafif ilke sayar ve Kumārajīva'nın çevirisi olarak sunulur. Araştırmacıların büyük çoğunluğu ise onun bir Hint metninin çevirisi değil, beşinci yüzyıl dolaylarında Çin'de derlenmiş bir metin olduğunu düşünür; dil özellikleri ve Çin'e özgü kaygılar bu yönde okunur. Metin buna rağmen Çin, Kore ve Japonya'da bodhisattva ilkelerinin ana kaynağı olmuştur.
Bu metin tarihsel oluşum dersindeki bir bulguyu da inceltir. Japonya'da Tendai okulunun kurucusu Saichō, keşişlerin yalnızca bu bodhisattva ilkeleriyle, erken okulların disiplini olmadan topluluğa kabul edilmesini savundu ve izin, ölümünün ardından verildi. Disiplin soylarının hiç ayrılmadığı genel kuralının bilinen istisnalarından biri budur. Kanon kavramı dersindeki soru da burada canlanır: bir geleneğin merkezindeki metin, iddia ettiği yerden gelmek zorunda değildir.
Sabır ve gözetim
Uyanış zihni dersinde okuduğun Śāntideva'nın kılavuzu etik alanın en çok okunan metnidir. Beşinci bölüm gözetimi, zihni kapıdaki bir bekçi gibi izlemeyi anlatır ve bir benzetme kurar: yeryüzünü kaplayacak kadar deriyi nereden bulabilirim? Ayaklarıma deri giyersem, bütün yeryüzü kaplanmış olur. Altıncı bölüm sabrı işler: sopayla vurana değil, onu harekete geçiren öfkeye kızmalıyım; o da kendi koşullarının sürüklediği biridir.
Deri benzetmesi güçlüdür, ama bir sınırı da vardır: bazı dış koşullar değiştirilebilir ve değiştirilmelidir. Benzetme tepkiyi çalışmayı öğütler; haksızlığa karşı edilgenliği savunmaz.
Kaynaklardan okuma
Şefkatli ihlal
Açılıştaki hikâye, adını önceki dersin kavramından, araç becerisinden alan bir söylemde, öğretmenin önceki hayatlarından biri olarak anlatılır. Kaptanın üç seçeneği tartması, haydudun da cehennemden kurtarılması ve kaptanın yolunun yüz bin çağ kısalması söylemin kendi kurgusudur; hikâye, araç becerisinin en uç örneği olarak sunulur. Aynı söylem, bir kadının hayatını kurtarmak için yıllarca sürdürdüğü bekârlık yeminini bozan bir brahman gencin hikâyesini de aynı mantıkla anlatır.
Şimdi bu hikâyenin sistematik karşılığına bak.
Metin şöyle bir durum kurar: bir haydut, maddi kazanç için çok sayıda insanı, aralarında yolun ileri aşamalarındaki uygulayıcıları da öldürmeye hazırlanmaktadır. Bodhisattva bunu görür ve düşünür: onu öldürürsem kendim cehenneme düşebilirim; ama o bu eylemi yapıp cehenneme gitmesin, ben gideyim. İyi ya da nötr bir zihinle, yalnızca şefkatle, haydudu öldürür. Metnin hükmü açıktır: bu kişi için ihlal yoktur ve çok büyük bir sevap doğar.
Bu hükmü dikkatle oku, çünkü sık sık yanlış aktarılır. Yaygın bir sunum, bu öğretinin "ihlal ihlal olarak kalır, kişi sonucunu üstlenir" dediğini söyler. Metin bunu söylemez. Cehenneme gitmeyi göze almak, eylemi ihlal olmaktan çıkaran şeyin kendisidir. Açılıştaki kaptanın cehenneme gitmemesi ile aynı mantıktır: bedeli ödemeye hazır olan, bedeli ödemez. Çağdaş araştırmacı Stephen Jenkins de bu metinlerde şefkatli şiddetin bir istisna olarak değil, hayırlı bir eylem olarak sunulduğunu gösterir.
Metin aynı gerekçeyi yalnızca öldürmeye değil, beden ve sözle yapılan başka ihlallere de uygular: yalan söylemek, çalmak, sert konuşmak. Karma ve yeniden doğuş dersinde eylemin niyet olduğunu görmüştün; burada niyet, eylemin ahlaki niteliğini bütünüyle belirleyecek kadar ağırlaşır. Etik dersindeki ayna ise başka bir ölçüt veriyordu: bir eylem kendine ya da başkasına zarar veriyorsa, yapılmamalıdır.
Kalıbın izi
Bu mantık bir Mahāyāna kusuru olarak okunmamalıdır. Aynı gerekçelendirme kalıbı başka bir gelenekte de görülür.
Sri Lanka kroniğine göre Kral Duṭṭhagāmaṇī büyük bir savaşı kazandıktan sonra binlerce insanın ölümüne yol açtığı için derin bir pişmanlık duyar. Sekiz arahant onu teselli etmeye gelir: bu savaşta yalnızca bir buçuk insan öldürdün, derler; biri sığınağı almıştı, öbürü beş eğitim maddesini üstlenmişti. Geri kalanlar yanlış görüşlü ve kötü davranışlı olduklarından, hayvanlardan farklı sayılmazlar.
Kalıp aynıdır: ölümün ahlaki ağırlığı, ya eylemi yapanın niyeti yüceltilerek ya da ölenlerin değeri düşürülerek hafifletilir. Açılıştaki hikâyede niyet büyür; kronikte kurban küçülür. Theravāda yorum geleneği dersinde bu kroniğin devamından Buddhaghosa'nın hikâyesini okumuştun; aynı metin geleneği bu sahneyi de taşır. Budizmin toplum ve siyasetle ilişkisini ileri seviyelerde okurken bu soruya yeniden döneceksin.
Usta katmanı
Önceki derste kötüye kullanıma karşı üç soru kurmuştun. Burada o soruları en ağır sınavında kullan. Sonuç kime yarıyor? Bodhisattvabhūmi'nin haydudu maddi kazanç için öldürmeye hazırlanır; ona engel olan bodhisattva ise hiçbir kazanç elde etmez. Bir grup, bir kurum ya da bir devlet adına yapılan şiddet bu koşulu karşılamaz. Doğrulanabilir mi? Metin, haydudun gerçekten öldürmek üzere olduğunu varsayar; hayatta bu kesinlik yoktur. Sorgulanabilir mi? Eylemi yapanın niyeti, tanım gereği dışarıdan görülemez.
Bir dördüncü soru da eklenmelidir: eylemi yapan kendi eylemini nasıl adlandırıyor? Metinler bu eylemi ihlal saymaz ve tehlike tam buradadır. Kendi şiddetini "ihlal değil, sevap" diye adlandırabilen biri, onu sorgulayanı da kolayca "kavrayamamış" sayar.
Dürüst olmak gerekirse, metinler bu sorunu çözmez. Koşullar güçlüdür: kişisel çıkar yok, şefkat var, zarar büyük ve kesin. Ama koşulların en belirleyici ikisi, niyet ve çıkarsızlık, içseldir ve dışarıdan doğrulanamaz. Bu yüzden bu öğreti bir kural olarak değil, bir sınır vakası olarak okunmalıdır: kahramanlık hikâyesinin bir öğretim aracı olarak anlattığı şey, bir davranış reçetesine dönüştürüldüğünde başka bir şeye dönüşür.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlış"Bodhisattva ilkeleri yalnızca keşişler içindir."
Ev sahipleri de bu ilkeleri üstlenebilir; ilkeler bir disiplin soyuna bağlı değildir.
Yaygın yanlış"Bu öğretide ihlal ihlal olarak kalır ve kişi sonucunu üstlenir."
Bodhisattvabhūmi ihlal olmadığını ve büyük bir sevap doğduğunu açıkça söyler; bedeli göze almak, eylemi ihlal olmaktan çıkaran şeydir.
Yaygın yanlış"Etkin yükümlülük sınırsızdır."
Metin, hasta olanı, gücü yetmeyeni ve başka bir önemli işle meşgul olanı birçok maddeden açıkça muaf tutar.
Uygulama
Kilit özet
- Bodhisattva ilkeleri eski disiplini kaldırmaz, üstüne etkin yükümlülük ekler; ağır ihlaller arasında cimrilikten yardım etmemek de sayılır, ama metin kapasitesi olmayanı muaf tutar.
- Doğu Asya'nın bodhisattva ilkeleri kaynağı olan Brahmā'nın Ağı, Pāli'deki aynı adlı söylemden farklı bir metindir ve büyük olasılıkla Çin'de derlenmiştir.
- Bodhisattvabhūmi, büyük bir zararı önlemek için şefkatle yapılan öldürmenin ihlal olmadığını ve sevap doğurduğunu söyler; "ihlal ihlal olarak kalır" okuması metnin söylediği değildir.
- Aynı gerekçelendirme kalıbı Mahāvaṃsa'daki "bir buçuk insan" sahnesinde de görülür: niyet yüceltilir ya da kurban küçültülür.
- Koşulların belirleyici ikisi içseldir ve dışarıdan doğrulanamaz; metinler bu sorunu çözmez ve öğreti bir kural değil, bir sınır vakası olarak okunmalıdır.
Yeryüzünü kaplayacak kadar deriyi nereden bulayım? Ayaklarıma deri giyersem, bütün yeryüzü kaplanmış olur.
Sonraki derse köprü
Seviye 7 burada kapanıyor: bir karar, altı mükemmellik, iki harita, bir araç becerisi ve bir etik katman. Hepsi aynı kaynağa dayandı: pāramitālar dersinde öbür beşini yönlendiren bilgeliğe. Sonraki seviyede o bilgeliğin kendi metinlerine gireceksin. Abhidharma problemleri dersinde çözümlemenin vardığı en küçük birimlere "kendine özgü doğa" verildiğini görmüştün. Bilgeliğin mükemmelliği metinleri bu kavramı en köklü biçimde sınayacak ve sınamanın kendi kendine uygulanıp uygulanamayacağı sorusunu da beraberinde getirecek.