Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Beş yol iskeleti erken okulların Abhidharma'sından ödünç alınmıştır ve üç yolun her birine uygulanır; çerçeve ortak, hedef farklıdır.
- On zemin, on maddelik mükemmellik listesiyle eşleşir; her zeminde bir mükemmellik öne çıkar, öbürleri sürer.
- Sayısız çağa yayılan yol erken geleneklerde de vardı; Sumedha'nın seçimi Pāli anlatısında zaten sahnelenir, yeni olan bu seçimin herkese önerilmesidir.
- Geri dönülmezlik iki haritada farklı ölçütlerle tanımlanır; iki engel ayrımı ise hedef farkının en teknik ifadesidir.
- İki haritayı karşılaştırmanın iki simetrik tuzağı vardır, üstünlük kurmak ve farkı silmek; harita da kimsenin yerini ölçen bir cetvel değildir.
Açılış sahnesi
On zemin söyleminin açılışında büyük bir topluluk toplanmıştır. Bodhisattva Vajragarbha derin bir yoğunlaşmadan çıkar ve bodhisattva yolunun on zeminini tek tek adlandırır: sevinçli olan, lekesiz olan, ışık saçan, alev alev yanan, yenilmesi güç olan, yüzünü dönen, uzağa giden, sarsılmaz olan, iyi kavrayan ve öğreti bulutu. Sonra susar.
Topluluk bekler. Adlar söylenmiştir, ama açıklama gelmez. Bodhisattva Vimukticandra herkes adına sorar: madem adlarını verdin, neden anlatmıyorsun? Vajragarbha çekincesini söyler. Bu zeminlerin konusu incedir ve görülmesi zordur; hazır olmayan biri dinlerse kuşkuya düşebilir ve bu ona uzun süre zarar verebilir. Vimukticandra ısrar eder, topluluk ısrar eder ve ancak sonunda Vajragarbha anlatmaya başlar.
Bu sahne bir tiyatro gibi görünebilir, ama bir uyarı taşır. Önünde, sayısız çağa yayılan, on basamaklı, ayrıntılı bir yol haritası var. Haritayı bilen kişi onu çizmekten çekinir. Çünkü içsel bir yolun haritası kolayca bir puan tablosuna dönüşür: "ben hangi basamaktayım, o hangi basamakta?"
Bu ders o haritayı çiziyor ve aydınlanma aşamaları dersindeki dört aşamalı haritanın yanına koyuyor. Ama Vajragarbha'nın çekincesini de yanında taşıyor: harita bir yolu tarif eder, kimsenin yerini ölçmez.
Bu derste ne olacak
Önce yolun genel iskeletini, beş yolu göreceksin ve bu iskeletin nereden ödünç alındığını öğreneceksin. Sonra on zemini ve mükemmelliklerle eşleşmesini okuyacaksın. Ardından şaşırtıcı bir bulguya geleceksin: sayısız çağa yayılan uzun yol, Mahāyāna'nın icadı değildir. Sonra geri dönülmeyen eşiği ve iki engel ayrımını göreceksin. En sonda iki haritayı yan yana koyacaksın ve bunu yaparken düşülebilecek iki simetrik tuzağı tanıyacaksın.
Sıfır noktası
İki kişi aynı yabancı dili öğreniyor. Birincisinin hedefi o ülkede yaşamak: konuşabilmek, anlaşabilmek, gündelik hayatı sürdürebilmek. İkincisinin hedefi o dili öğretmek: dilbilgisini açıklayabilmek, öğrencinin hatasının nedenini görebilmek, farklı seviyelere farklı yollarla yaklaşabilmek. İkisi de dili gerçekten öğrenir. Ama ikincisinin yolu daha uzun sürer, çünkü dili yalnızca kullanmayı değil, onu dışarıdan, öğrenenin gözüyle görmeyi de öğrenmek zorundadır.
İkincisi daha mı iyi biliyor? Soru yanlış sorulmuş. İkisinin hedefi farklı ve süre farkı bilgi miktarından değil, hedeften doğuyor. Bir ülkede yaşamak isteyen birinin öğretmen olması gerekmez; onu eksik saymak, hedefini yanlış okumaktır. Benzetmenin kırıldığı yer de şudur: dilde öğretme becerisi sınanabilir, bir sınıfa girip ölçülebilir. Bu dersteki haritaların iddiaları ise gözlemin büyük ölçüde dışındadır.
Mekanizma
Ödünç alınmış iskelet
Yolun genel çerçevesi beş aşamalıdır: birikim yolu, hazırlık yolu, görme yolu, geliştirme yolu ve artık öğrenilecek bir şey kalmayan yol. Görme yolu ilk doğrudan kavrayışın anıdır; geliştirme yolu o kavrayışın derinleşip kalan bulanıklıkları çözdüğü uzun süreçtir.
Bu iskeletin kökü tanıdıktır. Sarvāstivāda kaynakları dersinde tanıdığın Vasubandhu'nun ansiklopedisinin yola ayrılan altıncı bölümünde hazırlık, görme, geliştirme ve artık öğrenecek bir şey kalmayanın yolu zaten sıralanır. Mahāyāna haritası yani boş bir sayfaya çizilmemiştir; erken okulların Abhidharma'sından ödünç alınmış bir iskeletin üstüne kurulmuştur. Yeni olan iskelet değil, iskeletin taşıdığı hedeftir.
On zemin
Görme yoluyla birlikte on zeminli bir dizi başlar. Açılıştaki söylem her zemine bir ad, bir ayırt edici nitelik ve öne çıkan bir mükemmellik verir.
Söylem sonradan büyük bir derlemenin, Avataṃsaka'nın, bir bölümü olarak da aktarılır. On zeminin her birinde bir mükemmellik öne çıkar: birincide verme, ikincide disiplin, üçüncüde sabır, dördüncüde çaba, beşincide yoğunlaşma, altıncıda bilgelik, sonraki dördünde araç becerisi, dilek, güç ve bilgi. Sekizinci zemin "sarsılmaz" diye anılır ve birçok sistemde yolun kritik bir dönüm noktası sayılır.
Pāramitālar dersinde on maddelik listenin altıncıyı işlevlerine ayırdığını görmüştün; o listenin neden on madde olduğu burada anlaşılır: on zeminle eşleşir. Ama eşleşme bir dışlama değildir. Bir zeminde bir mükemmellik öne çıkar, öbürleri terk edilmez; ağ yapısı burada da sürer.
Yaygın yanlış"On zemin şeması erken Mahāyāna metinlerinde hazır bulunur."
Tarihsel oluşum dersinde tek bir program olmadığını görmüştün. Bu ayrıntıdaki zemin şemaları sonraki sistematik metinlerde gelişir; erken metinler aşamalardan daha dağınık biçimde söz eder.
Sayısız çağ
Harita bir de zaman ölçeği verir: sayısız çağlar. Bu ilk bakışta Mahāyāna'nın ayırt edici bir özelliği gibi görünür. Değildir. Buda öncesi soy anlatısı dersinde Sumedha'yı hatırla. Pāli yorum geleneğine göre Sumedha'nın Dīpaṅkara'nın önünde çamura uzandığı andan Gotama'nın uyanışına kadar dört "sayısız" ve yüz bin çağ geçer. Sarvāstivāda da bodhisattva'nın yolunu üç sayısız çağ olarak hesaplar. Mahāyāna sistemleri aynı üç sayısız çağı on zemine yayar.
Yani uzun yol erken okullarda zaten vardı; ama yalnızca bir kişinin, gelecekteki öğretmenin yoluydu. O derste Sumedha'nın çamurda yatarken ne düşündüğünü de okumuştun: isteseydi o gün uyanabilirdi, ama yalnız kendisi karşıya geçmek istemedi. İki hedef arasındaki seçim, Pāli geleneğinin kendi anlatısında zaten sahnelenmiştir. Değişen şey seçimin kendisi değil, o seçimin kime önerildiğidir.
Kaynaklardan okuma
Geri dönülmeyen eşik
Aydınlanma aşamaları dersinde iki ayrı eşik görmüştün. Akıma giren kişi artık aşağı alanlara düşmez ve yolun sonu onun için kesinleşmiştir. Üçüncü aşamadaki kişinin adı ise "geri dönmeyen"dir, ama oradaki dönmemek bu dünyaya yeniden doğmamak demektir. Mahāyāna metinleri üçüncü bir anlam ekler.
Sekiz bin dizelik metin bir bölümünü, uyanıştan artık geri dönmeyecek bodhisattva'yı nasıl tanıyabileceğimize ayırır. Sayılan işaretlerin çoğu davranışa ve tutuma ilişkindir; mucizevi güçler değil, gündelik bir sağlamlık tarif edilir. En çarpıcı sahnede kötülüğün kişileşmiş hâli Māra, bir keşiş kılığında gelir ve ona şöyle der: şimdiye kadar duyduklarını bırak, onlar uyanmış olanın sözü değil, şairlerin uydurmasıdır. Geri dönmeyen bodhisattva sarsılmaz.
Eşiğin yeri metinden metne değişir: bazıları onu birinci zemine, bazıları sarsılmaz denen sekizinci zemine koyar. Ama asıl fark ölçütündedir. İki harita aynı sözcüğü kullanır, ama biri bağların kopmasını, öbürü kararın sarsılmazlığını ölçer. Karşılaştırma bu farkı görmeden yapılırsa, aynı sözcük iki farklı cetveli tek bir cetvel gibi gösterir.
İki engel
Hedefte ne vardır? Burada iki sistem arasındaki farkın en teknik ifadesi ortaya çıkar.
Metin iki tür engel ayırır: sıkıntı üreten bulanıklıklardan doğan engel ve bilinmesi gerekenin önündeki engel. Birincisinin kalkması kurtuluş için yeterlidir. İkincisinin de kalkması, bilinmesi gereken her şeyi engelsiz bilen tam uyanış için gerekir.
Bu ayrım, sıfır noktasındaki iki dil öğrencisinin teknik karşılığıdır. İlk engelin kalkması dördüncü aşamanın, arahant'lığın içeriğiyle örtüşür. İkinci engel ek bir kategoridir: sıkıntıya yol açmayan, ama bilinmesi gerekenin önünde duran bir örtü. Mahāyāna metinleri onun kalkmasını, her dinleyiciye uygun öğretiyi bulabilme kapasitesiyle ilişkilendirir. Yol boyunca iki birikim de toplanır: iyi eylemlerin birikimi ve bilginin birikimi. İkisi de gereklidir; pāramitālar dersindeki kılavuz ve körler ilişkisinin yol boyunca süren bir başka ifadesidir bu.
Usta katmanı
Şimdi iki haritayı yan yana koy. Ortak yapı şaşırtıcıdır. İkisi de bir yönelimle başlar, ikisi de bir doğrudan görme eşiğine ulaşır, ikisi de bir tür geri dönmezlik tanımlar ve ikisi de bulanıklıkların çözülmesiyle biter. Beş yolun görme yolu akıma girişle, geliştirme yolu ara aşamalarla, son yol arahant'lıkla aynı yerlerde eklem yapar. Fark aşamalarda değil, hedeftedir; zaman farkı da o hedeften doğar.
Metinlerde bir üstünlük iddiası da vardır ve bunu gizlemek dürüst olmaz: bazı Mahāyāna metinleri ilk hedefi eksik sayar. Aydınlanma aşamaları dersinde bu değer yargısının geleneklerin birbirine karşı konumlanmasının tarihsel bir parçası olduğunu görmüştün. Bir iddiayı aktarmak ile benimsemek ayrı işlerdir. Bu dizi iddiayı aktarır, ama hangi hedefin daha yüksek olduğuna karar vermez; bu, geleneklerin kendi çerçeveleri dışından çözülebilecek bir soru değildir.
Karşılaştırmanın iki tuzağı vardır ve ikisi simetriktir. Birincisi üstünlük kurmaktır: "uzun yol daha değerlidir". İkincisi farkı silmektir: "aslında ikisi aynı şey". Birincisi bir geleneği küçültür; ikincisi iki geleneğin de kendi hakkında söylediğini duymazdan gelir. Doğru tutum, farkı tam olarak tarif edip değerlendirmeyi askıya almaktır.
Son olarak açılıştaki suskunluğa dön. Aydınlanma aşamaları dersinde Pasenadi'ye verilen cevabı okumuştun: bir kişinin nerede durduğunu anlamak için uzun süre birlikte yaşamak gerekir ve bu bile kesinlik vermez. Vajragarbha'nın çekincesi aynı şeyi söyler. Bu harita bir öz değerlendirme cetveli değildir; kendini ya da bir öğretmeni bir zemine yerleştirmek, haritanın amacını tersine çevirmektir.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlış"Uzun bodhisattva yolu Mahāyāna'nın icadıdır."
Pāli ve Sarvāstivāda gelenekleri de gelecekteki öğretmenin yolunu sayısız çağlarla ölçer; yeni olan, bu yolun herkese önerilmesidir.
Yaygın yanlış"Geri dönmezlik iki haritada aynı şeyi ölçer."
Erken haritada bağların kopmasıyla, Mahāyāna haritasında yönelimin sarsılmazlığıyla tanımlanır.
Yaygın yanlış"Bodhisattva ideali arahant idealini geçersiz kılar."
Tarihsel oluşum dersindeki üç yol şeması eski hedefi ortadan kaldırmaz, bir sıralamanın içine yerleştirir; geçersizleştirme, iddianın polemik bir okumasıdır.
Uygulama
Kilit özet
- Beş yol iskeleti erken okulların Abhidharma'sından ödünç alınmıştır ve üç yolun her birine uygulanır; çerçeve ortak, hedef farklıdır.
- On zemin, on maddelik mükemmellik listesiyle eşleşir; her zeminde bir mükemmellik öne çıkar, öbürleri sürer.
- Sayısız çağa yayılan yol erken geleneklerde de vardı; Sumedha'nın seçimi Pāli anlatısında zaten sahnelenir, yeni olan bu seçimin herkese önerilmesidir.
- Geri dönülmezlik iki haritada farklı ölçütlerle tanımlanır; iki engel ayrımı ise hedef farkının en teknik ifadesidir.
- İki haritayı karşılaştırmanın iki simetrik tuzağı vardır, üstünlük kurmak ve farkı silmek; harita da kimsenin yerini ölçen bir cetvel değildir.
Harita bir yolu tarif eder; kimsenin yerini ölçmez.
Sonraki derse köprü
On mükemmelliğin yedincisi, araç becerisi, tek başına bir ders hak ediyor: öğretiyi dinleyene, zamana ve duruma göre uyarlama kapasitesi. Ölümden sonraki Buda imgesi dersinde Lotus Sūtrası'nın, ölümün kendisini bir öğretim hamlesi olarak yorumladığını görmüştün. Sonraki derste aynı metin bu kapasiteyi bir benzetmeyle anlatacak ve senden rahatsız edici bir soruya cevap isteyecek: tam doğru olmayan bir söz, birini gerçekten kurtarıyorsa, bu bir yalan mıdır?