Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Sistemler deneyimi ögelere ayırır ve her ögeye kendine özgü bir doğa yükler; bu terim sistematik bir geliştirmedir ve özsüzlük öğretisiyle gerilim taşır.
- Geçiciliğin sonuna kadar götürülmesi anlıkçılığı doğurur; anlıkçılık nedensellik, bellek ve eylem-sonuç bağı için üç sorun üretir.
- Sarvāstivāda üç sorunu "her şey vardır" konumuyla çözer ve dört kanıtını erken öğretinin kendi malzemesinden alır.
- Mahāvibhāṣā'nın dört ustası zamanı farklı açıklar; Vasubandhu, sayı taşı benzetmesiyle etkinliği ölçüt yapan Vasumitra'yı en iyisi sayar.
- Karşı taraf yalnızca şimdinin var olduğunu savunur ve eylemin sonucunu bir tohum imgesiyle açıklar; her sistem bedeli farklı bir yerde öder.
Açılış sahnesi
Bir tanrı öğretmene merak ettiği bir şeyi sorar. Ormanda yaşayan keşişler var, der; sakinler, arınmış bir hayat sürüyorlar ve günde yalnızca bir öğün yiyorlar. Peki yüzleri neden bu kadar parlak?
Öğretmen dizeyle cevap verir. Geçmiş için yas tutmazlar, gelecek için özlem duymazlar; şimdi olanla yaşarlar. Yüzleri bu yüzden parlaktır. Budalalar ise gelecek için özlem duyarak, geçmiş için yas tutarak kurur gider; kesilmiş yeşil bir kamış gibi.
Saṃyutta Nikāya'nın ilk bölümündeki bu kısa konuşmada geçmiş, şimdi ve gelecek birer tutum sorusudur: geçmişe tutunma, geleceğe kapılma, şimdide kal. Yüzyıllar sonra aynı üç zaman, keşişlerin tartışma salonlarında bambaşka bir soruya dönüşür. Artık sorulan şey "geçmişe nasıl davranmalıyım?" değil, "geçmiş var mı?" sorusudur. Ve bu soruya verilen cevaplar okulları birbirinden ayırır.
Bu ders o dönüşümü izliyor: bir uygulama öğüdünden bir varlık tartışmasına nasıl geçildiğini ve bu tartışmaların neden dışarıdan gelmediğini, öğretinin kendi içinden çıktığını.
Bu derste ne olacak
Önce öge kuramını ve "kendine özgü doğa" kavramını göreceksin. Sonra geçiciliğin sonuna kadar götürülmesinden doğan anlıkçılığa ve onun ürettiği üç soruna bakacaksın. Ardından seviyenin en büyük tartışmasına geçeceksin: geçmiş ve gelecek var mı? Sonra bu tartışmada tarafların kullandığı kanıtları ve benzetmeleri okuyacaksın. En sonda bu sorunların birbirine nasıl bağlandığını ve neden yapıldığını soracaksın.
Sıfır noktası
Bir video izliyorsun. Ekranda bir top havada uçuyor; akıcı, kesintisiz. Şimdi durdur ve kare kare ilerlet. Akış yoktur; ayrı ayrı görüntüler vardır. Her karede top başka bir yerdedir ve hiçbir karede hareket yoktur; her kare durağandır. Hareket, karelerin ardışıklığından doğan bir izlenimdir.
Benzetmenin kırıldığı yer dersin en zor sorusudur. Videoda kareleri birleştiren bir izleyici vardır. Bu derste göreceğin sistemlerde izleyici de karelere ayrılır: bakan zihin de anlıktır. Öyleyse kareleri kim birleştiriyor? Ve bir önceki kare gerçekten yok olduysa, bir sonrakini nasıl doğuruyor?
Mekanizma
Öge ve kendine özgü doğa
Üçüncü sepeti anlatan derste sistemin deneyimi ögelere ayırdığını görmüştün. Kuram şunu savunur: araba, kişi, ev gibi gündelik nesneler bileşiktir ve çözümlendiklerinde parçalara ayrılır. Ama çözümleme sonsuza gitmez; daha fazla ayrıştırılamayan birimlerde, dharma'larda, durur. Bileşik olan kavramsal olarak kurulmuştur; öge ise çözümlemenin sonunda kalandır.
Bir öge daha fazla ayrıştırılamıyorsa onu ne tanımlar? Sistemlerin cevabı, ögenin kendine özgü doğasıdır, svabhāva: sertlik sertliktir, sertliği sertlik yapan başka bir şey yoktur. Bu terim erken söylemlerde bu anlamda geçmez; sistematik bir geliştirmedir. Ve bir gerilim taşır: üç işaret dersinde her şeyin özsüz olduğunu öğrenmiştin. Sistemlerin cevabı, bunun kalıcı bir öz değil bir tanım niteliği olduğudur; öge yine anlık ve koşulludur. Bu cevap herkesi ikna etmedi ve sonraki seviyelerde göreceğin Madhyamaka eleştirisi tam bu noktayı hedef alır.
Yaygın yanlış"Dharmalar atomlardır."
Benzerlik var, ama ögelerin bir kısmı zihinseldir, bir kısmı ise bir parçacık değil, bir nitelik ya da ilişkidir.
Anlıkçılık ve üç sorunu
Açılıştaki soruyu, geçiciliği, sonuna kadar götür. Bir şey bir süre boyunca değişmeden kalıyorsa, o süre boyunca geçici değildir. Çıkış yolu süreyi sıfıra yaklaştırmaktır: her öge yalnızca bir an sürer. Bu konuma anlıkçılık denir ve sistemler onu farklı biçimlerde kurar. Theravāda yorum geleneği bir zihin anını doğuş, sürme ve dağılma diye üç alt ana ayırır. Sarvāstivāda koşullu her ögeye dört nitelik yükler: doğuş, sürme, yaşlanma ve yok oluş. Onlardan ayrılan Sautrāntika ise bunu da fazla bulur: bir şey doğduğu anda, kendi doğası gereği yok olur.
Vasubandhu, Sautrāntika çizgisinden, yok oluşun ayrı bir nedene ihtiyaç duymadığını savunur. Bir şeyi doğuran bir neden vardır, ama onu yok eden ayrı bir neden aranmaz; çünkü yok oluş bir şey değildir, bir şeyin yokluğudur. Koşullu olan her şey, doğar doğmaz kendiliğinden yok olur ve süreklilik izlenimi, yerine hemen yenisinin doğmasından gelir.
Anlıkçılık, geçicilik işaretinin en tutarlı biçimidir, ama üç soruna yol açar. Birincisi nedenselliktir: bir öge bir an sürüp yok oluyorsa, bir sonrakine nasıl neden olur; neden ortadan kalkmışken sonuç nasıl doğar? İkincisi hatırlamadır: geçmiş bir olay artık yoksa, onu hatırlayan zihin neyle temas eder? Üçüncüsü eylem ile sonucudur: karma dersinde sonucun gecikmeli geldiğini görmüştün; eylem anında yok olduysa, yıllar sonraki sonucu ne taşır?
Kaynaklardan okuma
Ormandaki yüzler
Açılıştaki konuşmaya dön, çünkü tartışmanın başlangıç noktası orasıdır.
Bir tanrı, ormanda sakin yaşayan ve günde bir öğün yiyen keşişlerin yüzlerinin neden bu kadar parlak olduğunu sorar. Öğretmen, onların geçmiş için yas tutmadığını, gelecek için özlem duymadığını ve şimdi olanla yaşadığını söyler. Geleceğe özlem duyup geçmişin yasını tutanlar ise kesilmiş yeşil bir kamış gibi kurur.
Söylemde üç zaman bir varlık sorusu değil, bir tutum sorusudur. Sonraki tartışmalar bu dizeyi reddetmez; ondan yola çıkar ama başka bir soru sorar. Geçmişe tutunmamak için geçmişin ne olduğunu bilmek gerekir mi?
Geçmiş var mı?
Bir okul üç sorunu tek bir hamleyle çözmeye çalışır ve adını da bu hamleden alır: Sarvāstivāda, "her şey vardır" diyenler. Ögeler geçmişte, şimdide ve gelecekte bir anlamda vardır. Geçmişteki eylem hâlâ bir anlamda var olduğu için sonuç doğurabilir; hatırlanan olay hâlâ bir anlamda var olduğu için bellek bir şeyle temas kurar.
Vasubandhu, Sarvāstivāda'nın konumunu dört kanıtla özetler. Birincisi metinseldir: öğretmen geçmiş biçimin de geçici olduğunu söylemiştir; geçmiş biçim olmasaydı, bilge öğrencinin ondan yüz çevirmesi de söz konusu olmazdı. İkincisi bilinçle ilgilidir: bilinç bir organ ile bir nesnenin buluşmasından doğar; geçmiş ya da gelecek bir nesne yoksa, onu düşünen bilinç de doğamazdı. Üçüncüsü bilincin her zaman var olan bir nesnesi olmasıdır. Dördüncüsü eylemin meyvesidir: geçmiş eylem yok olsaydı, meyve veremezdi.
Kanıtların dördü de erken öğretinin kendi malzemesine dayanır: bir söylem, bilincin nasıl doğduğu ve eylemin nasıl olgunlaştığı. Altı duyu alanı dersinde bilincin organ ile nesnenin buluşmasından doğduğunu öğrenmiştin; bu okul o cümleyi alıp bir varlık iddiasına dönüştürür. Tartışma dışarıdan gelmez, öğretinin kendi içinden çıkar.
Dört usta, dört açıklama
Ama bir öge üç zamanda da varsa, onu geçmiş, şimdi ya da gelecek yapan nedir? Okulun büyük yorum ansiklopedisi, Mahāvibhāṣā, bu soruya dört ustanın dört farklı cevabını kaydeder.
Dharmatrāta'ya göre değişen şey ögenin varlık tarzıdır: altın bir kap eritilip başka bir biçime sokulduğunda altın aynı kalır, biçimi değişir. Ghoṣaka'ya göre değişen şey ögenin niteliğidir. Vasumitra'ya göre değişen şey ögenin konumudur: bir hesap tahtasında aynı sayı taşı birler basamağına konursa bir, yüzler basamağına konursa yüz, binler basamağına konursa bin eder. Buddhadeva'ya göre ise zaman bir ilişkidir: aynı kadın birine göre anne, başkasına göre kızdır.
Vasubandhu bu dört açıklamadan Vasumitra'nınkini en iyisi sayar ve ona bir ölçüt ekler: etkinlik. Etkinliğini henüz göstermemiş öge gelecektir, gösteren şimdidir, gösterip bitirmiş olan geçmiştir. Sayı taşı aynı taştır; değişen, tahtadaki yeridir. Okul böylece varlık ile etkinliği ayırır: öge üç zamanda da vardır, ama yalnızca şimdide etkindir. Geçicilik, etkinliğin geçiciliğidir.
Karşı taraf bu ayrımı yeterli bulmaz. Theravāda'nın tartışma kitabı "her şey vardır" görüşünü açıkça reddeder ve yalnızca şimdinin var olduğunu savunur. Sautrāntika ise eylemin sonucunu taşıyan bir tohum imgesi geliştirir: eylem yok olur, ama zihin akışında bir eğilim, bir tohum bırakır ve o tohum koşullar olgunlaşınca filizlenir. Karma dersindeki alışkanlık benzetmesi bu çözüme çok yakındır. Tartışma çözülmedi; bu seviyenin projesi de bir taraf seçmeyi değil, iki konumu da en güçlü hâliyle savunabilmeyi ister.
Yaygın yanlış"Sarvāstivāda geçmişin şimdiki gibi var olduğunu savunur."
Okul varlık ile etkinliği ayırır; geçmiş vardır ama etkin değildir. Karikatürleştirilmiş bir sunum eleştiriyi kolaylaştırır, ama konumu yanlış temsil eder.
Usta katmanı
Zaman tartışması yalnız değildir; birbirine bağlı başka sorunlar da vardır. Algı sorunu: algıladığımız şey nesnenin kendisi mi, zihinde oluşan bir görüntü mü? Anlıkçılığı kabul eden Sautrāntika için nesne algılandığı anda zaten geçmiştir, bu yüzden algılanan bir görüntüdür; bu tartışma sonraki seviyelerde Yogācāra'da merkeze gelir. Ara hâl sorunu: karma dersinde ertelediğin soru burada açılır; Sarvāstivāda ölüm ile doğum arasında bir ara hâl kabul eder, Theravāda reddeder ve iki taraf da metinlerden dayanak gösterir. Uyanmış kişinin sınırları sorunu: okul oluşumu dersinde Mahādeva'nın beş maddesini görmüştün. Ve koşullanmamış ögelerin sayısı: nirvāṇa dersinde bir okulun bir, bir başkasının üç saydığını görmüştün.
Sorunlar birbirine bağlıdır ve her sistem tutarlı olmaya çalışırken bedeli farklı bir yerde öder. Üç zamanda varoluş nedenselliği ve belleği kurtarır, ama geçicilikte bir ayrım yapmak zorunda kalır. Yalnızca şimdiyi savunmak geçiciliği korur, ama nedensellik için tohum gibi yeni kavramlar gerektirir. Bir konumu değerlendirirken sorulacak soru "hangisi doğru?" değil, "bu sistem bedeli nerede ödüyor?" sorusudur.
Bu tartışmaların neden yapıldığı da sorulmalıdır. "Skolastik ayrıntıcılık" kolay bir cevaptır, ama metinler kendi gerekçelerini açıkça söyler: çözümleme doğru görüşü kurmak ve gözlem uygulamasının nesnesini tanımlamak içindir. Zihin eğitimi dersinde dört alanda ortaya çıkış ile geçip gidişin gözlendiğini görmüştün; bir anın ne kadar sürdüğü sorusu, o gözlemin tam olarak neye baktığı sorusudur.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlış"Abhidharma tartışmaları anlamsız ayrıntılardır."
Tartışmalar öğretinin kendi cümlelerinden çıkar ve birbirine bağlıdır; biri çözülünce öbürünün biçimi değişir.
Yaygın yanlış"Bir okul bütün bu sorularda tek ve sabit bir konumda durur."
Okulların içinde de farklı ustalar farklı cevaplar verdi; Mahāvibhāṣā'nın dört ustası bunun örneğidir.
Yaygın yanlış"Açılıştaki orman keşişleri ile tartışma salonundaki keşişler aynı soruyu soruyordu."
Biri geçmişe nasıl davranılacağını, öbürü geçmişin var olup olmadığını sorar; biri bir tutum sorusu, öbürü bir varlık sorusudur.
Uygulama
Kilit özet
- Sistemler deneyimi ögelere ayırır ve her ögeye kendine özgü bir doğa yükler; bu terim sistematik bir geliştirmedir ve özsüzlük öğretisiyle gerilim taşır.
- Geçiciliğin sonuna kadar götürülmesi anlıkçılığı doğurur; anlıkçılık nedensellik, bellek ve eylem-sonuç bağı için üç sorun üretir.
- Sarvāstivāda üç sorunu "her şey vardır" konumuyla çözer ve dört kanıtını erken öğretinin kendi malzemesinden alır.
- Mahāvibhāṣā'nın dört ustası zamanı farklı açıklar; Vasubandhu, sayı taşı benzetmesiyle etkinliği ölçüt yapan Vasumitra'yı en iyisi sayar.
- Karşı taraf yalnızca şimdinin var olduğunu savunur ve eylemin sonucunu bir tohum imgesiyle açıklar; her sistem bedeli farklı bir yerde öder.
Sayı taşı aynı taştır; değişen, tahtadaki yeridir.
Sonraki derse köprü
Bu derste Sarvāstivāda'nın görüşlerini daha çok Vasubandhu'nun özetinden okudun. Sonraki derste o özetin kendisine ve arkasındaki külliyata bakacaksın: okulun yedi kitabına, büyük yorum ansiklopedisine ve tuhaf bir kitaba. O kitap, bir sistemi hem en iyi biçimde anlatan hem de aynı sayfalarda eleştiren bir eserdir ve sistemin savunucuları ona bir cevap yazmak zorunda kalmıştır.