Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Cullavagga XII'deki ikinci toplantı anlatısı birden çok okulun disiplin külliyatında bulunur; bu yüzden çekirdeği birinci toplantınınkinden daha sağlamdır.
- İlk büyük bölünmenin nedeni kaynaklarda gevşetme, sertleştirme ya da öğreti tartışması olarak anlatılır; üçü de bölünme sonrası okullardan gelir.
- Ortak çekirdek yöntemi taraflı anlatıların örtüştüğü yeri olguya en yakın sayar, ama tarafların birbirini bildiği durumlarda temkinli uygulanmalıdır.
- "Yaşlılar" ve "büyük topluluk" adları birer meşruiyet iddiasıdır; "on sekiz okul" bir sayım değil, bir tamlık kalıbıdır.
- "Okul" aktarım soyu, metin külliyatı ve görüş olarak üç ayrı şeydir; Yijing'in tanıklığı ve Nāgārjunakoṇḍa yazıtları bu üçünün örtüşmek zorunda olmadığını gösterir.
Açılış sahnesi
Öğretmenin ölümünün üzerinden yaklaşık yüz yıl geçmiştir. Yaşlı bir keşiş, Yasa, Vajji ülkesinde dolaşırken Vesālī'ye gelir ve bir uposatha gününde gördüğü şeye inanamaz. Kentin keşişleri topluluğun ortasına su dolu bronz bir kâse koymuş, gelen ev sahiplerine seslenmektedir: topluluğa bir kahāpaṇa verin, yarım verin, çeyrek verin, bir māsaka verin; topluluğun ihtiyaçları var.
Yasa ev sahiplerine bunun uygun olmadığını söyler: keşişler altın ve gümüş kabul etmez. Vesālī'nin keşişleri öfkelenir ve Yasa'nın ev sahiplerinden özür dilemesini isterler. Yasa yanında bir keşişle ev sahiplerine gider, ama özür dilemek yerine onlara disiplinin ne dediğini anlatır ve onları kendi tarafına kazanır. Vesālī'nin keşişleri bu kez onu topluluktan uzaklaştırmaya kalkar.
Yasa ayrılır ve yardım aramaya başlar. Batıdan ve güneyden saygın yaşlı keşişleri toplar; aralarında, gelenekte Ānanda'nın öğrencisi sayılan ve toplulukta en kıdemli kabul edilen Sabbakāmī da vardır. Tartışma on madde üzerinde düğümlenir: tuzu bir boynuzun içinde saklamak, öğleden sonra gölge iki parmak ilerleyene kadar yemek, kıvamını bulmamış süt içmek, kenar süsü olmayan bir oturma örtüsü kullanmak ve en sonda altın ve gümüş kabul etmek. Yedi yüz keşişin toplandığı anlatılan bir mecliste, doğudan ve batıdan dörder kişilik bir kurul on maddenin onunu da reddeder.
Disiplin sepetinin Cullavagga bölümünün son kısmı bu hikâyeyi anlatır. Bu, topluluğun büyük bölünmelerinin önündeki ilk büyük kırılmanın hikâyesidir. Bu ders ise o bölünmelerin tarihinin, bölünen tarafların kendilerince yazıldığında nasıl okunacağını soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce ikinci toplantının hikâyesine ve onun tarihsel ağırlığına bakacaksın. Sonra ilk büyük bölünmenin birbirini tutmayan anlatımlarını karşılaştıracaksın. Ardından iki ana kolun adlarının neyi iddia ettiğini göreceksin. Sonra "on sekiz okul" ifadesinin ne olduğunu ve ne olmadığını öğreneceksin. En sonda, bu seviyenin geri kalanını anlamak için şart olan ayrıma geçeceksin: "okul" sözcüğünün üç ayrı anlamı.
Sıfır noktası
Bir kurumda bölünme olmuş, iki grup ayrılmış. Yirmi yıl sonra ikisinden de bir tarih yazılıyor. Birinci grubun tarihinde şu cümle var: onlar kuralları çiğnedi, biz ilkeleri korumak için ayrıldık. İkinci grubun tarihinde ise şu: onlar katılaştı, biz makul olanı savunduk. Hangisi doğru? Yanlış bir soru. Doğru soru şu: iki anlatının ortak noktası ne? İkisi de bir bölünme olduğunu söylüyor, ikisi de yaklaşık aynı zamanı veriyor, ikisi de tarafları benzer adlarla anıyor.
Bu, önceki seviyede öğrendiğin paralel karşılaştırmanın kurumsal tarihe uygulanmasıdır. Benzetmenin kırıldığı yer de oradan gelir: metin aktarımında hatlar büyük ölçüde bağımsızdı; kurumsal tarihte ise taraflar birbirini bilir ve birbirine cevap verir. Bağımsızlık zayıftır ve yöntem daha temkinli uygulanmalıdır.
Mekanizma
İkinci toplantı
Yasa, Vesālī'nin keşişlerinin ev sahiplerinden para topladığını görür ve itiraz eder. Anlaşmazlık on uygulama üzerinde büyür; bunların çoğu yemek, saklama ve eşya kullanımıyla ilgili küçük esnekliklerdir, sonuncusu altın ve gümüş kabul etmektir. Doğudan ve batıdan dörder keşişten oluşan bir kurul maddeleri tek tek ele alır ve hepsini disipline aykırı bulur. Ardından yedi yüz keşiş disiplini birlikte okur.
Bu anlatının ağırlığı birinci toplantınınkinden farklıdır. Birinci toplantı anlatısını kaynak okuryazarlığı dersinde okumuştun ve tarihselliğinin tartışmalı olduğunu görmüştün. İkinci toplantının hikâyesi ise farklı okulların disiplin külliyatlarının hepsinde, ayrıntıları değişerek de olsa, yer alır. Önceki seviyedeki yöntemle söylersek: birden çok bağımsız hatta bulunan bir anlatının çekirdeği, tek hatta bulunandan daha sağlamdır.
Anlatının arka planı da bilgi taşır. On maddenin çoğu, gezgin bir topluluğun yerleşik bir kurum hâline gelirken karşılaştığı küçük pratik sorunlardır: tuzu nerede saklamalı, yemeği ne zamana kadar yemeli, bağışı nasıl kabul etmeli. Tartışma bir öğreti tartışması değil, bir kurumun kendi kurallarını nasıl yorumlayacağı tartışmasıdır.
Yaygın yanlış"Konsiller Budizmin resmî karar organlarıydı."
Anlatılarda tarif edilen şey belirli sorunlar için toplanan meclislerdir, sürekli bir kurum değil; ve her toplantıyı bütün gelenekler tanımaz.
İlk bölünmenin anlatımları
İkinci toplantı bir bölünmeyle bitmez; ama geleneklerin çoğu topluluğun ilk büyük bölünmesini bu dönemin ardından yerleştirir. Ve bölünmenin nedeni sorulunca kaynaklar birbirini tutmaz.
Sri Lanka kroniklerine göre Vesālī'de reddedilen keşişler ayrılıp kendi büyük meclislerini toplar; yani bölünme disiplini gevşetenlerin işidir. Kuzeyli kaynaklardan biri bölünmeyi Mahādeva adlı bir keşişin uyanmış kişinin sınırlarına dair öne sürdüğü beş maddeye bağlar; yani sebep bir öğreti tartışmasıdır. Nattier ve Prebish ise Mahāsāṃghika çevresinden gelen bir metnin anlatısından hareketle üçüncü bir okuma önerir: bölünmeyi, disiplini genişletmek ve sertleştirmek isteyen bir kesimle buna karşı çıkan çoğunluk arasındaki anlaşmazlığa bağlarlar.
Üç anlatım, üç sebep: gevşetme, sertleştirme ve öğreti. Üçü de bölünmeden sonraki okullardan gelir ve her biri kendi tarafını haklı çıkarır. Ortak çekirdek yöntemi burada ne verir? Bir bölünme oldu; öğretmenin ölümünden bir ya da iki yüzyıl sonra oldu; iki taraf oluştu ve adları kaynaklarda benzer biçimde anılır. Bunun ötesi tartışmalıdır. Kurumsal gerilimler dersinde gördüğün gibi disiplin geleneği bölünmeyi, saṅghabheda'yı, teknik olarak tanımlamış ve eşiğini belirlemişti; bölünme bir felaket olarak değil, düzenlenmiş bir olasılık olarak ele alınıyordu.
Yaygın yanlış"İlk bölünme doktrinsel bir ayrılıktı."
Kaynakların bir kısmı disiplin gerekçesi, bir kısmı öğreti gerekçesi verir; tek bir gerekçe seçmek, bir tarafın anlatısını benimsemek olur.
İki kolun adları
Bölünmeden iki kol çıkar ve adları bir şey söyler. Bir kolun adı, Sthavira ya da Pāli'de Thera, "yaşlılar" demektir: bir kıdem ve süreklilik iddiası. Öbür kolun adı, Mahāsāṃghika, "büyük topluluğa ait olanlar" demektir: bir çoğunluk iddiası. İki ad da nötr bir tanım değil, bir konum bildirimidir.
Sonraki bölünmeler bu iki koldan çıkar, ama düz bir soy ağacı gibi değil; çapraz ilişkiler, yeniden birleşmeler ve bölgesel ayrışmalarla. Bugün Güney ve Güneydoğu Asya'da yaşayan Theravāda, "yaşlılar" kolunun Sri Lanka'da biçimlenmiş bir kolundan gelir.
Kaynaklardan okuma
On sekiz okul
Sık duyulan bir cümle var: erken Budizm on sekiz okula bölündü. Farklı gelenekler farklı okul listeleri verir: Sri Lanka kronikleri, Vasumitra'ya atfedilen inceleme ve sonraki Hint yazarları. Listelerdeki adlar, sayılar ve gruplama biçimleri örtüşmez. Toplam sayı bazı listelerde on sekiz, bazılarında başkadır ve bazı adlar aynı grubun farklı adlandırmaları olabilir. On sekiz sayısı bir sayım değil, bir tamlık kalıbıdır; Sayısal Söylemler dersinde gördüğün sayı düzeniyle aynı kültürel alışkanlığın ürünüdür.
"Okul" sözcüğünün üç anlamı
Şimdi bu seviyenin geri kalanını okumak için şart olan ayrıma geliyorsun. "Okul" sözcüğü üç ayrı şeyi karıştırır. Birincisi aktarım soyudur: bir keşişin hangi disiplin külliyatına göre topluluğa kabul edildiği; bu kurumsal ve resmî bir bağdır. İkincisi metin külliyatıdır: hangi söylem koleksiyonlarının aktarıldığı. Üçüncüsü felsefi görüştür: belirli öğreti konumları. Ve kritik nokta şudur: bu üçü örtüşmek zorunda değildir.
Hindistan'da ve Güneydoğu Asya'da yıllarca yaşayan Çinli keşiş Yijing, gördüğü manastırları anlatırken şunu kaydeder: Mahāyāna ve Hīnayāna denen iki grubun keşişleri aynı disiplin kurallarını izler, aynı biçimde kabul edilir ve aynı yasakları tutar. Aralarındaki fark, bodhisattvalara saygı gösterip Mahāyāna söylemlerini okuyanlara Mahāyānacı, bunu yapmayanlara ise Hīnayānacı denmesidir.
Bu tanıklık modern "mezhep" kavramıyla okumayı geçersiz kılar. Bir keşiş bir disiplin soyuna bağlıyken başka bir okulun felsefi konumunu savunabilir, başka bir çevrenin metinlerini okuyabilir. Bir sonraki seviyede bunun en çarpıcı sonucunu göreceksin: Mahāyāna bir disiplin soyu değil, bir yönelimdir ve mensupları erken okulların disiplin külliyatlarını kullanmayı sürdürmüştür.
Güney Hindistan'da, Krishna ırmağının kıyısındaki Nāgārjunakoṇḍa'da, yaklaşık MS üçüncü yüzyıla tarihlenen bağış yazıtları, aynı kentin farklı manastırlarını farklı okullara ayrılmış olarak anar. Yazıtlarda Mahāsāṃghika kolundan gelen okulların adlarıyla birlikte Mahīśāsaka okulu ve Sri Lanka'dan gelen "yaşlılar" topluluğu da geçer.
Metin kaynakları taraflıdır; yazıtlar ise tarihlenebilir ve taraf anlatısı taşımaz. Nāgārjunakoṇḍa yazıtları, farklı okulların aynı kentte, yan yana manastırlarda yaşayabildiğini gösterir. Ama yazıtların da bir sınırı vardır: okulların varlığını ve yerini gösterirler, öğreti konumlarını göstermezler.
Yaygın yanlış"Okullar ayrı mezheplerdi ve birbirinden kopuk yaşıyordu."
Kanıtlar farklı okulların aynı kentte, hatta aynı manastırda bir arada bulunabildiğini ve disiplin soyu ile görüşün birbirinden bağımsız olabildiğini gösterir.
Usta katmanı
Bölünme anlatıları bir kaynak türü olarak disiplin sepetinin köken öykülerine benzer. Vinaya dersinde gördüğün gibi olay örgüsü şüpheli olabilir, ama arka plan ayrıntıları bilgi taşır. Vesālī hikâyesindeki bronz kâse, para birimleri ve tuz boynuzu, anlatının ne kadar taraflı olduğundan bağımsız olarak, topluluğun maddi hayatına dair bir dönem bilgisi verir.
Coğrafya bölünmenin büyük bir etkenidir. Bir topluluk uzak bir bölgeye yerleştiğinde iletişim seyrekleşir ve uygulama ayrışır; bu, öğretisel bir tercih olmadan da ayrı bir hat üretir. Önceki seviyede gördüğün aktarım hatlarının ayrışması büyük ölçüde bu coğrafi dağılmanın sonucudur.
Bu dizide "mezhep" sözcüğü kullanılmaz. Sözcük, bir inanç farkına dayanan kurumsal bir kopuşu çağrıştırır ve buradaki yapıyı yanlış tarif eder. Aktarım soyu, metin külliyatı ve görüş ayrımı kurulmadan, Mahāyāna'nın ne olduğu sorusu doğru sorulamaz.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlış"İlk bölünmenin sebebi bilinir."
Kaynaklar birbirini tutmayan gerekçeler verir ve gerekçe seçimi bir taraf konumu taşır.
Yaygın yanlış"Erken Budizm tam olarak on sekiz okula ayrıldı."
Sayı bir tamlık kalıbıdır; listeler örtüşmez.
Yaygın yanlış"Okul, disiplin soyu ve felsefi görüş aynı şeydir."
Üçü birbirinden bağımsız olabilir; Yijing'in tanıklığı bunu açıkça gösterir.
Uygulama
Kilit özet
- Cullavagga XII'deki ikinci toplantı anlatısı birden çok okulun disiplin külliyatında bulunur; bu yüzden çekirdeği birinci toplantınınkinden daha sağlamdır.
- İlk büyük bölünmenin nedeni kaynaklarda gevşetme, sertleştirme ya da öğreti tartışması olarak anlatılır; üçü de bölünme sonrası okullardan gelir.
- Ortak çekirdek yöntemi taraflı anlatıların örtüştüğü yeri olguya en yakın sayar, ama tarafların birbirini bildiği durumlarda temkinli uygulanmalıdır.
- "Yaşlılar" ve "büyük topluluk" adları birer meşruiyet iddiasıdır; "on sekiz okul" bir sayım değil, bir tamlık kalıbıdır.
- "Okul" aktarım soyu, metin külliyatı ve görüş olarak üç ayrı şeydir; Yijing'in tanıklığı ve Nāgārjunakoṇḍa yazıtları bu üçünün örtüşmek zorunda olmadığını gösterir.
Bir bölünmenin tarihini, bölünen taraflar yazar.
Sonraki derse köprü
Bu derste okulların nasıl oluştuğunu gördün. Sonraki derste başlıca okulları tek tek tanıyacaksın. Ama orada sürekli akılda tutman gereken bir dengesizlik var: bazı okulların bütün külliyatı elimizdedir, bazılarının yalnızca disiplin kuralları, bazılarının ise hiçbir kendi metni yoktur ve onları yalnızca rakiplerinin özetlerinden tanırız. Hangi okul hakkında ne kadar güvenle konuşulabileceği sorusu, o dersin sürekli arka planında duracak.