Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Üçüncü sepette söylemlerin yer, kişi ve soru içeren açılışı yoktur; yorum geleneği bu eksikliği sahneyi göğe taşıyan bir hikâyeyle doldurur.
- Yorum geleneğinin iki anlatım düzeyi ayrımına göre gündelik dil ile çözümleme dili çelişmez; farklı çözünürlükte iki tariftir.
- Dhammasaṅgaṇī'nin başlık dizisi sistemin iskeletidir: kapsamlılık iddiası taşır ve bir bellek tasarımı olarak çalışır.
- Paṭṭhāna koşullanmanın yirmi dört türünü sayar; karşılıklılık ve yokluk koşulları, bağımlı ortaya çıkışın en ayrıntılı açılımıdır.
- Sepetin statüsü tartışmalıdır: Theravāda ve Sarvāstivāda'nın yedi kitabı farklıdır, Sautrāntika ise sepeti kanonik saymaz.
Açılış sahnesi
Yorum geleneği bir hikâye anlatır. Uyanıştan birkaç yıl sonra, bir yağmur mevsiminin başında, öğretmen gözden kaybolur. Otuz Üç Tanrı'nın göğüne çıkmıştır. Annesi, onu doğurduktan kısa süre sonra ölmüş ve bir tanrı olarak yeniden doğmuştur; öğretmen üç ay boyunca, tanrıların kralı Sakka'nın taş tahtında oturarak annesine ve tanrılara en derin öğretiyi anlatır.
Her gün öğle vakti yeryüzüne iner, dilencilik eder ve yemeğini yerken yanına gelen Sāriputta'ya o gün göklerde anlattığı şeyin yöntemini kısaca aktarır. Sāriputta da öğrendiğini kendi öğrencilerine geçirir. Mevsim bitince öğretmen Saṅkassa kentine iner. Anlatıya göre ortada değerli taştan, iki yanında altından ve gümüşten üç merdiven kurulmuştur; bir yanında Brahmā, öbür yanında Sakka eşlik eder.
Hikâye, Abhidhamma'nın, yani üçüncü sepetin kökenini anlatır. Ve bir soruya cevap vermeye çalışır. Söylemlerin her biri "bir keresinde öğretmen şu kentte kalıyordu" diye açılır; üçüncü sepetin kitaplarında ise ne bir yer vardır ne bir muhatap ne de bir soru soran. Gelenek bu eksikliği doldurmak için sahneyi göğe taşır.
Bu ders, sahnesi göğe taşınmak zorunda kalan bu metinlerle ilgili: nasıl çalıştıklarıyla ve söylemlerle ilişkileriyle.
Bu derste ne olacak
Önce dilin nasıl değiştiğine ve iki anlatım düzeyi ayrımına bakacaksın. Sonra sistemin iskeleti olan matrisi tanıyacaksın. Ardından yedi kitabı tek tek göreceksin. Sonra sistemin en özgün parçasına, yirmi dört koşul türüne geçeceksin. En sonda bu sepetin statüsü üzerine okullar arasında süren tartışmayı okuyacaksın.
Sıfır noktası
Bir cümle düşün: "Ali koştu." İki ayrı çözümleme yapılabilir. Birincisi gündelik çözümlemedir: kim koştu, Ali; ne yaptı, koştu; neden, geç kalmıştı. Kişiyle, nedenle ve hikâyeyle çalışır. İkincisi dilbilgisi çözümlemesidir: cümlede bir özne ve bir yüklem vardır, yüklem geçmiş zamandadır, özne tekil bir özel isimdir. Burada Ali bir kişi değil, bir sözcük türüdür ve hikâye yoktur.
İkinci çözümleme birinciyi reddetmez; farklı bir düzeyde konuşur. Benzetmenin kırıldığı yer ise şu: dilbilgisi çözümlemesi bir cümleyi tüketebilir, bütün ögeleri sayılabilir. Bir çözümleme dilinin deneyimi de bu biçimde eksiksiz tüketebileceği ise bir iddiadır ve tartışmanın tam da burada başlar.
Mekanizma
Dilin değişmesi
Söylemlerde öğretmen "bir kişi" der, "bir keşiş" der, "sen" der. Üçüncü sepette bu dil çekilir. Yerine ögeler ve aralarındaki ilişkiler gelir: bir bilinç anı, ona eşlik eden zihinsel ögeler, maddi ögeler ve bunların birbirine bağlanma biçimleri. Beş küme dersinde "kişi"nin beş kümeye nasıl ayrıldığını görmüştün; burada kümeler de daha küçük parçalara ayrılır.
Yorum geleneği bu geçişi iki anlatım düzeyiyle açıklar. Söylemler çoğu zaman uzlaşımsal dille konuşur, çünkü dinleyicisi bir kişidir; üçüncü sepet ise nihai dille konuşur. İki düzey birbiriyle çelişmez. Bu ayrım erken söylemlerde bu terimlerle geçmez; yorum geleneğinin bir formülüdür, ama işlevi büyüktür: söylemlerde "bir kişi" denmesi ile çözümlemede kişinin bulunmaması arasındaki gerilimi çözer.
Yaygın yanlış"Abhidhamma söylemlerin söylemediği yeni bir öğreti öne sürer."
Sistem söylemlerdeki listeleri ayrıştırır ve birbirine bağlar; yeni bir öğreti iddia etmez. Ama sistemleştirmenin kendisi bir katkıdır ve bu katkının niteliği tartışılır.
Matris
Sistemin iskeleti bir liste değil, bir tablodur. İlk kitap bir başlık dizisiyle, bir mātikā ile açılır.
Kitap, önce yirmi iki üçlü ayrım sayar: sağlıklı, sağlıksız ve ikisi de olmayan; hoş, nahoş ve nötr duyuma eşlik eden; geçmiş, şimdi ve gelecek gibi. Ardından ikili ayrımlar gelir: koşullu ve koşulsuz, görülebilir ve görülemez, maddi olan ve olmayan gibi. Kitabın geri kalanı, deneyimin ögelerini bu başlıkların her birinden tek tek geçirir.
Bu yapının iki sonucu var. Birincisi kapsamlılık iddiasıdır: hiçbir öge tablonun dışında kalmaz. İkincisi bellekle ilgilidir: başlık dizisi bilinirse içerik yeniden üretilebilir. Kanon kavramı dersinde tekrarların bir bellek tekniği olduğunu görmüştün; matris aynı tekniğin daha ileri bir biçimidir. Bu sepetin kuru görünen biçimi bir üslup kusuru değil, bir aktarım tasarımıdır.
Yedi kitap
Sepet yedi kitaptan oluşur. Dhammasaṅgaṇī ögelerin temel sınıflandırmasıdır. Vibhaṅga söylemlerdeki temel listeleri, kümeleri, duyu alanlarını, gerçekleri ve yetileri çözümler ve bunu dikkat çekici bir yöntemle yapar: her konuyu önce söylem diliyle, sonra çözümleme diliyle, sonra bir soru dizisiyle ele alır. Geçişin kendisi metnin içinde gösterilir. Dhātukathā ögelerin hangi kümelere ve alanlara dahil olduğunu sorar.
Puggalapaññatti kişi türlerini sınıflandırır ve ilginç bir istisnadır: kişiyi çözümleyen bir sistemin içinde "kişi" kavramıyla çalışan bir kitap. Aydınlanma aşamaları dersindeki sınıflandırmanın sistematik hâlidir. Kathāvatthu, tartışmalı görüşleri soru-cevapla ele alan kitaptır; kanon kavramı dersinde onun Aśoka dönemine atfedildiğini görmüştün. Yamaka çift yönlü sorularla kavramların sınırlarını sınar: bütün A'lar B midir, bütün B'ler A mıdır? Ve Paṭṭhāna, koşul ilişkileri üzerine sepetin en uzun ve en karmaşık kitabıdır.
Bir yaygın şemaya da dikkat et. Bugün Abhidhamma'yı anlatan kitapların çoğu her şeyi dört nihai gerçekliğe ayırır: zihin, zihinsel ögeler, madde ve nibbāna. Bu dörtlü, kanonik yedi kitabın malzemesinden çıkar ama bu biçimde Orta Çağ'da yazılmış bir el kitabında, Abhidhammatthasaṅgaha'da toplanır. Nirvāṇa dersinde Theravāda'nın koşullanmamış olanı tek bir gerçek öge olarak saydığını görmüştün; o tercih burada sistemin bir sütunu olur.
Kaynaklardan okuma
Yirmi dört koşul
Bağımlı ortaya çıkış dersinde koşullanmanın temel formülünü görmüştün: bu varken şu vardır. Orada koşulun türü söylenmiyordu. Yedinci kitap tam olarak bunu yapar.
Kitap, bir ögenin başka bir ögeye koşul olma biçimlerini yirmi dört tür altında sayar. Aralarında kök olmak, nesne olmak, birlikte doğmak, karşılıklı olmak, dayanak olmak, önce gelmek, sonra gelmek, tekrarlanmak, eylem olmak, besin olmak, var olmak ve yok olmak gibi türler vardır. Sonra bu türlerin bütün olası birleşimlerini tek tek hesaplar.
İki tür özellikle dikkat çekicidir. Birincisi karşılıklılık koşuludur: iki öge aynı anda birbirine koşul olabilir. Bağımlı ortaya çıkış dersinde birbirine yaslanmış iki saz demetini görmüştün; burada o benzetmenin sistematik karşılığı durur. İkincisi yokluk koşuludur: bir şeyin yokluğu da bir koşuldur. Bir bilinç anının yok olup gitmesi, bir sonrakinin ortaya çıkmasının koşuludur. Koşul her zaman var olan bir şey değildir.
Kitabın uzunluğu da bir bilgi taşır. Bütün birleşimlerin hesaplanması, sepetin en hacimli metnini ortaya çıkarır. Bu, bir düşüncenin mantıksal sonuna kadar götürülmesidir: bir tablo kurulmuşsa, bütün hücreleri doldurulmalıdır.
Bir sepetin statüsü
Bu sepet söylemlerle aynı otoriteye mi sahiptir? Açılıştaki hikâye, geleneğin bu soruya verdiği cevaptır.
Yorum, öğretmenin Otuz Üç Tanrı'nın göğünde bir yağmur mevsimi boyunca annesine ve tanrılara Abhidhamma'yı öğrettiğini, her gün yöntemin özünü Sāriputta'ya aktardığını ve Sāriputta'nın bunu öğrencilerine geçirdiğini anlatır. Böylece sepetin hem kaynağı öğretmene hem de aktarımı belirli bir hatta bağlanır.
Hikâyenin işlevi açıktır: yeri ve muhatabı olmayan metinlere bir yer ve bir muhatap verir ve onları öğretmenin sözü yapar. Ama bütün okullar aynı cevabı vermedi.
Theravāda yedi kitabı öğretmenin sözü sayar. Sarvāstivāda okulunun da yedi kitaptan oluşan bir Abhidharma'sı vardır, ama bunlar Pāli kitaplarından farklı metinlerdir ve gelenekte belirli yazarlara atfedilir. Sautrāntika okulu ise adını tam da bu tartışmadan alır: "söylemlere dayananlar" anlamındaki adıyla, üçüncü sepetin öğretmenin sözü sayılamayacağını savunur.
Bu bilgi, kanon kavramı dersindeki tartışmanın en keskin noktasıdır. "Tipiṭaka üç sepettir" cümlesi bile her gelenekte aynı anlama gelmez: bir okulda sepetlerden biri, bir başkasında bambaşka bir sepettir, bir üçüncüsünde ise hiç kanonik değildir. Gök sahnesi, bu tartışmada bir tarafın cevabının anlatıya dönüşmüş hâlidir.
Yaygın yanlış"Abhidharma bütün Budist okullarda aynıdır."
Theravāda'nın yedi kitabı ile Sarvāstivāda'nın yedi kitabı farklı metinlerdir ve bir okul bu sepeti hiç kanonik saymaz.
Usta katmanı
Bu sepet bir felsefe olarak değil, bir çözümleme aracı olarak tasarlanmıştır. Amacı bir dünya görüşü kurmak değil, deneyimi ögelerine ayırıp izlenebilir kılmaktır. Zihin eğitimi dersindeki gözlem uygulamasıyla bağı doğrudandır: sistem, gözlenecek şeyin envanterini çıkarır.
Çözümleme eğilimi söylemlerin içinde başlar. Aṅguttara'daki altı soruluk çözümleme şablonu, Dhammadinnā'nın ve Sāriputta'nın soru dizileri, Saṃyutta'nın kavram kümeleri ve Uzun Söylemler'in sonunda Sāriputta'nın okuduğu birden ona sayılı listeler, hepsi aynı yönelimin erken biçimleridir. Üçüncü sepet bir kopuş değil, bir devamdır. Gelenek de bu devamlılığı Sāriputta üzerinden kurar: başlıca öğrenciler dersinde gördüğün gibi, çözümleme geleneği onunla ilişkilendirilir.
Bu sepetin yaşayan bir yüzü de vardır. Güneydoğu Asya'nın bazı ülkelerinde cenaze törenlerinde yedi kitabın açılış bölümleri okunur ve Burma'da Abhidhamma çalışması keşişlerin yanında sıradan insanlar arasında da yaygın bir gelenektir. En kuru görünen metinler, bir ölümün ardından söylenen sözlere dönüşmüştür.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlış"Abhidhamma söylemlerle çelişir."
İki anlatım düzeyi ayrımına göre ikisi farklı çözünürlükte iki tariftir; çözümleme dili gündelik dili reddetmez.
Yaygın yanlış"Dört nihai gerçeklik şeması kanonun kendisindedir."
Şemanın malzemesi yedi kitaptadır, ama bu dörtlü biçim sonraki bir el kitabının düzenlemesidir.
Yaygın yanlış"Gök sahnesi tarihsel bir kayıttır."
Hikâye yorum geleneğine aittir ve bir statü tartışmasında bir tarafın cevabını anlatıya dönüştürür; tarihsel bir olay olarak değil, bir meşrulaştırma anlatısı olarak okunmalıdır.
Uygulama
Kilit özet
- Üçüncü sepette söylemlerin yer, kişi ve soru içeren açılışı yoktur; yorum geleneği bu eksikliği sahneyi göğe taşıyan bir hikâyeyle doldurur.
- Yorum geleneğinin iki anlatım düzeyi ayrımına göre gündelik dil ile çözümleme dili çelişmez; farklı çözünürlükte iki tariftir.
- Dhammasaṅgaṇī'nin başlık dizisi sistemin iskeletidir: kapsamlılık iddiası taşır ve bir bellek tasarımı olarak çalışır.
- Paṭṭhāna koşullanmanın yirmi dört türünü sayar; karşılıklılık ve yokluk koşulları, bağımlı ortaya çıkışın en ayrıntılı açılımıdır.
- Sepetin statüsü tartışmalıdır: Theravāda ve Sarvāstivāda'nın yedi kitabı farklıdır, Sautrāntika ise sepeti kanonik saymaz.
Söylemler bir kişiye konuşur; çözümleme, o kişiyi oluşturan anlara.
Sonraki derse köprü
Bu seviye boyunca katmanlardan söz ettin: erken, geç, sonradan eklenmiş. Ama bir metnin erken olduğunu gerçekten nasıl biliyoruz? Dil göstergeleri ve öğreti gelişimi dolaylı yollardır. Sonraki derste daha doğrudan bir araca geliyorsun: aynı söylemin, başka bir okulun elinden, başka bir dilde bize ulaşmış kopyası. İki kopyayı yan yana koymanın ne söyleyebildiğini ve ne söyleyemediğini göreceksin.