Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Küçük Koleksiyon bir artık kategoridir: sınırı gelenekten geleneğe değişir ve en erken şiirlerle en geç düzenlemeler aynı çatı altında durur.
- Theragāthā ve Therīgāthā uygulayıcıların birinci tekil şahısla söylediği dizelerdir; Thig 13.1'de Ambapālī yaşlanan bedenini öğretinin doğrulanması olarak okur.
- Sn 4.12 gibi erken olabilecek şiirlerde sistematik listeler neredeyse yoktur ve görüşlere tutunmamak öne çıkar; bundan çıkarılabilecek iki sonuç da savunulabilir.
- Khp 7 ölülere verme pratiğinin kanonun içindeki metnidir ve bugün de törenlerde okunur.
- Jātaka'larda kanonik olan yalnızca dizelerdir; düzyazı öyküler yorum geleneğine aittir.
Açılış sahnesi
Vesālī'nin en ünlü kadını Ambapālī'dir. Kentin ünlü kurtizanıdır; zengindir, güzeldir, adı kent dışına taşmıştır. Öğretmen son yolculuğunda Vesālī'ye geldiğinde onu yemeğe davet eden ilk kişi odur ve Licchavi soyluları o yemek davetini ondan satın almak isteyince reddeder. Ertesi gün mango bahçesini topluluğa bağışlar.
Yıllar sonra Ambapālī bir rahibedir ve yaşlanmıştır. Bir gün kendi bedenine bakar ve dizeler söyler. Saçlarım, der, arı kadar karaydı, uçları kıvrık; şimdi yaşlılıkla kenevir lifine, ağaç kabuğuna döndü. Gözlerim mücevher gibi parlıyordu, iri ve koyu; şimdi yaşlılıkla ışıkları söndü. Dişlerim muz tomurcuğu gibi dizili ve parlaktı; şimdi kırıldı, sarardı. Ellerim yüzüklerle süslü, yumuşak ve inceydi; şimdi kök gibi kurudu.
Her dörtlük aynı dizeyle biter: doğruyu söyleyenin sözü başka türlü değildir.
Bu dizeler Therīgāthā'da, "yaşlı rahibelerin dizeleri" derlemesinde durur. Ve o derleme, söylemler sepetinin beşinci ve en tuhaf külliyatının içindedir: Küçük Koleksiyon, Khuddaka Nikāya. Burada uygulayıcılar hakkında değil, uygulayıcıların kendi ağızlarından metinler vardır.
Bu derste ne olacak
Önce bu külliyatın neden bir "artık kategori" olduğuna ve sınırının neden değiştiğine bakacaksın. Sonra bu külliyatın zaten tanıdığın parçalarının haritasını çıkaracaksın. Ardından iki şiir derlemesine, keşişlerin ve rahibelerin dizelerine, geçeceksin. Sonra külliyatın en erken olabilecek şiirlerine ve onların sistematik listelerle ilişkisine bakacaksın. En sonda bugün de törenlerde okunan metinlere ve geç katmanlara geçeceksin.
Sıfır noktası
Bir arşiv düşün. Dört düzenli klasör var; her biri belirli bir ölçüte göre dizilmiş, içerikleri türdeş. Bir de beşinci bir kutu var ve üzerinde "diğer" yazıyor. İçinde her şey var: şiirler, notlar, mektuplar, listeler, sonradan eklenmiş belgeler. Bu kutuya iki biçimde bakabilirsin. Birincisi: dört klasöre girmeyenler burada, önemsiz. İkincisi tam tersi: düzenleme ölçütlerine sığmayan her şey burada, belki de en özgün malzeme bu kutuda.
Benzetmenin kırıldığı yer önemli. Bir "diğer" kutusunun içeriği çoğu zaman rastgeledir; bu külliyatın bazı kitapları ise son derece bilinçli derlenmiştir ve kendi iç düzenleri vardır. Ambapālī'nin dizeleri de bir kutuya atılmış kâğıtlar değil, bir derlemenin özenle dizilmiş parçasıdır.
Mekanizma
Değişen bir liste
Kanon kavramı dersinde bu külliyatın sınırının her yerde aynı olmadığını görmüştün: Buddhaghosa on beş kitap sayar, Burma'daki Altıncı Konsil baskısı üç kitap daha katar. Aynı gelenek içinde bile liste sabit değildir. İçerik de türdeş değildir: tören için okunan kısa metinler, dize derlemeleri, kişisel şiirler, önceki hayat öyküleri, tanrı ve hayalet anlatıları, öğretmenin önceki uyanmışlarla ilişkisini anlatan geç şiirler ve sistematik yorumlar yan yana durur.
Bu yüzden külliyatın içindeki bir kitabın erken ya da geç olduğunu, külliyatın adına bakarak söyleyemezsin. En erken olabilecek şiirlerle en geç düzenlemeler aynı çatının altındadır.
Yaygın yanlış"Kanon kapalı ve sabit bir listedir."
Bu külliyatın sınırı geleneklere göre değişir; kanon kavramının kendisi bir süreçtir.
Zaten okuduğun kitaplar
Bu külliyattan birçok parçayı zaten tanıyorsun. Dhammapada'nın ilk dizesi bu dizinin ilk dersindeydi. Bāhiya'nın sokakta aldığı öğüt ve "doğmamış olan" pasajı Udāna'dan, iki nibbāna ögesi Itivuttaka'dan geliyordu. Tek çocuğunu koruyan anne, gergedan boynuzu, Asita'nın ziyareti ve Vāseṭṭha'ya verilen "doğumla değil, eylemle" cevabı Sutta Nipāta'dandı. Sumedha'nın Dīpaṅkara'nın önünde yere uzanışı ve Vessantara'nın hikâyesi, önceki hayat anlatılarındandı.
Dikkat et: bu listenin içinde hem en erken sayılan şiirler hem de en geç sayılan anlatılar var. Artık kategori, katmanları bir arada tutar.
Kaynaklardan okuma
İki şiir derlemesi
Külliyatın içinde iki derleme yan yana durur: keşişlerin dizeleri, Theragāthā, ve rahibelerin dizeleri, Therīgāthā. İkisinde de yapı aynıdır: bir uygulayıcı kendi deneyimini birinci tekil şahısla anlatır. Keşişlerin derlemesi bir yağmur dizesiyle açılır.
Keşiş Subhūti şöyle söyler: kulübemin çatısı örtülü, içi rahat, rüzgâr girmiyor; yağ, ey gök, dilediğin kadar yağ. Zihnim iyice toplanmış ve özgürleşmiş; çabayla yaşıyorum. Yağ, ey gök.
Dört kısa dizede bir hayat durur: bir kulübe, bir yağmur ve korkusuz bir zihin. Coğrafya dersinde yağmur mevsiminin topluluk hayatını nasıl biçimlendirdiğini görmüştün; burada aynı yağmur bir keşişin sevinç şarkısına dönüşür.
Rahibelerin derlemesi ise dünya edebiyatında kadınların kendi seslerinden derlenmiş en erken şiir koleksiyonlarından biri sayılır. Kadınlar ve rahibe topluluğu dersinde Muttā'nın "ne güzel kurtuldum" dizesini okumuştun.
Ambapālī, gençliğindeki bedenini dizeler boyunca bugünkü bedeniyle karşılaştırır: saçlar, gözler, burun, kulaklar, dişler, ses, boyun, kollar, eller, göğüsler, bacaklar ve ayaklar tek tek sayılır. Her dörtlükte bir zamanlar olan ile şimdi olan yan yana durur ve her dörtlük aynı dizeyle kapanır: doğruyu söyleyenin sözü başka türlü değildir.
Bu dizeler üç işaret dersindeki geçiciliği bir öğreti olarak değil, bir beden üzerinden, bir kadının kendi gözüyle anlatır. Nakarat da dikkat çekicidir: Ambapālī kendi bedenini, öğretmenin söylediklerinin doğrulanması olarak okur. Önceki derste beş hatırlamayı okumuştun: yaşlanmaya tabiyim. Burada o hatırlama, birinci tekil şahısla yazılmış bir şiire dönüşür.
Bu derlemenin tarihsel değeri iki katlıdır. Kadın uygulayıcıların hedefe ulaştığı burada kendi ağızlarından kaydedilmiştir. Ve içerik şaşırtıcı biçimde somuttur: ev işlerinin yükü, bir eşten ayrılmak, doğum, çocuk kaybı, güzelliğin geçiciliği. Vinaya dersinde rahibe topluluğunu keşiş topluluğuna tabi kılan düzenlemeyi görmüştün; aynı kanon, bu dizeleri de korumuştur. İkisini birlikte söylemek gerekir.
En erken şiirler
Külliyatın en eski parçaları arasında Sutta Nipāta'nın iki bölümü sayılır: "sekizlikler" ve "öbür kıyıya giden yol" bölümleri. Biyografi kaynaklarını topladığın derste bu bölümlerin arkaik dilini ve sekizlikler bölümünün Çinceye ayrı bir metin olarak çevrildiğini görmüştün. Bu şiirlerde bir şey daha dikkat çeker: Seviye 4'te öğrendiğin sistematik listeler, dört gerçek, sekiz bileşen, beş küme, burada ya hiç yoktur ya da çok azdır. Onların yerine başka bir vurgu vardır.
Şiir, her birinin "yalnızca bu doğrudur, gerisi boş" diye kendi görüşünü savunduğu tartışmacıları anlatır. Her biri kendini usta, karşısındakini budala sayar. Şiirin cevabı şudur: gerçek birdir, ikincisi yoktur; onu bilen, bilen biriyle tartışmaz. Bilge kişi görüşlere yapışmaz, tartışmaya girmez ve kendi görüşünü öbürlerinin üstüne koymaz.
Bu vurgu, yani görüşlere tutunmamak ve tartışmaya girmemek, erken olabilecek şiirlerin ortak havasıdır. Buradan iki farklı sonuç çıkarılabilir. Birincisine göre sistematik listeler sonraki bir düzenleme katmanıdır. İkincisine göre şiir biçimi listeleri taşımaya uygun değildir ve listeler aynı dönemde düzyazıda yaşıyordu. İkisi de savunulabilir. Bir uyarı da gerekiyor: erken katmanı "asıl öğreti" diye sunmak, araştırmacının kendi tercihini erkenliğe yüklemesine dönüşebilir.
Duvarların dışında
Külliyatın bir kısmı bugün de törenlerde okunur. Khuddakapāṭha, yani "küçük okumalar", sığınma formülünden, on eğitim maddesinden, bereket ve koruma dizelerinden ve sevecenlik şiirinden oluşan kısa bir el kitabıdır. İçinde ölülere dair bir şiir de vardır.
Şiir, ölmüş akrabaların eski evlerine döndüğünü anlatır: duvarların dışında, kavşaklarda, kapı eşiklerinde dururlar. İçeride bol yiyecek ve içecek hazırlandığında kimse onları hatırlamaz. Şefkatli olanlar ise onlar adına verir ve "akrabalarımız mutlu olsun" der. Orada ne tarla vardır ne ticaret; onlar yalnızca buradan verilenle yaşar.
Karma dersinde liyakatin ölülerle paylaşılmasının öğretiyle nasıl gerilimli bir ilişki kurduğunu görmüştün. Bu şiir o pratiğin kanonun içindeki metnidir ve bugün Güney ve Güneydoğu Asya'da cenaze ve anma törenlerinde okunur. "Sonradan eklenen halk pratiği" açıklaması, onun kanondaki yerini açıklamaz.
Usta katmanı
Önceki hayat öyküleri, Jātaka'lar, Pāli külliyatında beş yüz kırk yedi öykü olarak bilinir. Ama kanonik sayılan kısım yalnızca dizelerdir; bugün okunan uzun düzyazı öyküler yorum geleneğine aittir. Öykülerin önemli bir kısmının bölgenin genel anlatı hazinesinden geldiği ve bir Budist çerçeveye yerleştirildiği de karşılaştırmalı çalışmalarla bilinir. Buda öncesi soy anlatılarını okuduğun derste bu öykülerin taş kabartmalarda nasıl yaşadığını görmüştün.
Külliyatın sonuna doğru karakter değişir. Önceki uyanmışların kronolojisini anlatan şiirler, tanrı sarayları ve hayaletler üzerine anlatılar, erken öğrencilerin önceki hayatlarını anlatan geç bir derleme ve söylemleri yorumlayan sistematik metinler gelir. Burma baskısına giren üç kitap da bu yorum türündendir.
Birinci tekil şiirler ayrı bir tür olarak okunmalıdır. Bunlar öğreti metni değil, deneyim ifadesidir. Onlardan doğrudan öğreti çıkarmak zordur, ama tarihsel ve toplumsal olarak son derece bilgilendiricidirler. Bu külliyattan okumaya başlamak yaygındır, çünkü dizeler erişilebilirdir; ama bağlamları öbür koleksiyonlardadır ve tek başına okunduklarında sistematik çerçeve kaybolur.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlış"Dhammapada Budizmin özetidir."
Kitap bir dize derlemesidir; dizelerin bağlamı öbür koleksiyonlardadır ve tek başına okunduklarında sistematik çerçeve görünmez.
Yaygın yanlış"Erken Budizm kadınlara kapalıydı."
Kadın uygulayıcıların hedefe ulaştığı kendi ağızlarından kaydedilmiştir; ama aynı kanon onları kurumsal olarak tabi kılan bir düzenlemeyi de içerir. İki veriden birini silmek, tablonun yarısını silmektir.
Yaygın yanlış"Jātaka öyküleri kanondur."
Kanonik sayılan yalnızca dizelerdir; bugün bilinen düzyazı öyküler yorum geleneğinin ürünüdür.
Uygulama
Kilit özet
- Küçük Koleksiyon bir artık kategoridir: sınırı gelenekten geleneğe değişir ve en erken şiirlerle en geç düzenlemeler aynı çatı altında durur.
- Theragāthā ve Therīgāthā uygulayıcıların birinci tekil şahısla söylediği dizelerdir; Thig 13.1'de Ambapālī yaşlanan bedenini öğretinin doğrulanması olarak okur.
- Sn 4.12 gibi erken olabilecek şiirlerde sistematik listeler neredeyse yoktur ve görüşlere tutunmamak öne çıkar; bundan çıkarılabilecek iki sonuç da savunulabilir.
- Khp 7 ölülere verme pratiğinin kanonun içindeki metnidir ve bugün de törenlerde okunur.
- Jātaka'larda kanonik olan yalnızca dizelerdir; düzyazı öyküler yorum geleneğine aittir.
Doğruyu söyleyenin sözü başka türlü değildir.
Sonraki derse köprü
Sepetlerin üçüncüsüne geçiyorsun: sistematik çözümleme sepeti, Abhidhamma. Bu derste bir rahibenin yaşlanan bedenini dizelerle anlattığını okudun. Orada aynı türden deneyimlere bambaşka bir dille, bir tablonun satırları ve sütunları üzerinden bakan bir çözümlemeyle karşılaşacaksın. Ve bir soruyla yüzleşeceksin: bu yeni dil söylemlerin bir açıklaması mı, yoksa onların yerine geçen bir sistem mi?