Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Koleksiyon beş bölüm ve elli altı konu kümesinden oluşur; kümeler bir kavram, bir kişi ya da bir muhatap grubu çevresinde toplanır.
- Söylem sayısı, kısaltılmış tekrarların nasıl sayıldığına göre üç binden yedi bine kadar değişir; Seviye 4'ün kısa söylemlerinin çoğu burada kendi kümelerinde durur.
- SN 1.1'deki sel bilmecesi ve SN 5.9'daki Selā'nın dörtlüğü, dizeli ilk bölümün öğretinin çekirdeğini şiirle taşıdığını gösterir.
- SN 20.7'deki davul hikâyesi, bir külliyatın eklemelerle zamanla başka bir şeye dönüşebileceği kaygısını metnin kendi ağzından dile getirir.
- Konu düzeninin bedeli bağlam, uzunluk ve anlatıdır; telafisi, aynı öğretinin öbür koleksiyonlardaki tam bağlamlı paralelini aramaktır.
Açılış sahnesi
Sāvatthī'de, Jeta korusunda bir gece. Gece ilerlemişken parlak bir tanrı gelir; ışığı bütün koruyu aydınlatır. Öğretmeni selamlar, bir kenarda durur ve tek bir soru sorar: efendim, seli nasıl geçtin?
Cevap bir bilmece gibidir: durmadan ve çabalamadan geçtim, dostum. Tanrı anlamaz: nasıl yani, efendim? Öğretmen açıklar: durduğumda battım; çabaladığımda sürüklendim. Bu yüzden durmadan ve çabalamadan seli geçtim.
Tanrı sevinir ve bir dörtlükle karşılık verir: sonunda, uzun bir aradan sonra, durmadan ve çabalamadan dünyaya yapışmayı aşmış, tamamen serinlemiş bir bilge görüyorum. Sonra öğretmenin onayını görür, selam verir ve orada kaybolur.
Bu kısa sahne bir koleksiyonun ilk söylemidir: Bağlantılı Söylemler, Saṃyutta Nikāya. Seviye 4 boyunca en çok başvurduğun kısa ve yoğun söylemlerin evi burasıdır. Ama koleksiyon bir tanrının gece sorduğu bir bilmeceyle açılır ve bu açılış, onun iki ayrı yüzünü önceden gösterir: şiir ve yoğunluk.
Bu derste ne olacak
Önce koleksiyonun konuya göre kurulan düzenine bakacaksın. Sonra bu seviyede zaten okuduğun kısa söylemlerin haritasını çıkaracaksın. Ardından koleksiyonun şiir, tanrılar ve rahibelerle dolu ilk bölümüne geçeceksin. Sonra bir davulun hikâyesiyle kanonun geleceği üzerine bir kehaneti okuyacaksın. En sonda bu düzenin bir bedeli olduğunu ve o bedelin nasıl ödeneceğini göreceksin.
Sıfır noktası
İki kitaplık düşün. Birincisinde kitaplar alındıkları sıraya göre dizilmiş; bir kitabı bulmak için onu ne zaman aldığını hatırlaman gerekir. İkincisinde kitaplar konuya göre dizilmiş: bütün tarih kitapları bir rafta, bütün şiir bir rafta. İkincisi açıkça daha kullanışlı. Ama bir şey kaybedersin. Birinci kitaplıkta bir kitabın yanındaki kitap sana bir şey söylüyordu: o dönemde başka ne okuyordun, hangi merak seni oraya götürdü. Kitapların komşuluğu bir bilgiydi.
Benzetmenin kırıldığı yer de önemli. Kitaplıkta kitaplar bozulmaz, yalnızca yerleri değişir. Bu koleksiyonda ise bazı metinler kısaltılmış ve tekrarlanan formüller sıkıştırılmıştır; düzen, metinlerin biçimini de etkilemiştir.
Mekanizma
Beş bölüm ve elli altı küme
Koleksiyon beş büyük bölümden oluşur ve bu bölümler elli altı konu kümesine, saṃyutta'ya ayrılır. İlk bölüm, "dizeli bölüm", şiirlerle doludur. İkincisi koşullanma, yani bağımlı ortaya çıkış üzerine kümelenir. Üçüncüsü beş küme, dördüncüsü altı duyu alanı üzerinedir. Beşinci ve en büyük bölüm ise uygulamanın kendisini toplar: yol, uyanış ögeleri, dikkatin dört alanı, yetiler, nefes, akıma giriş ve dört gerçek.
Söylem sayısı öbür koleksiyonların çok üstündedir, ama tam sayı sorusunun tek bir cevabı yoktur. Yaygın bir modern sayıma göre üç bine yakındır; yorum geleneğinin sayımına göre ise yedi binden fazladır. Fark, kısaltılmış tekrarların, yani "ve benzerleri" diye geçilen söylemlerin ayrı ayrı sayılıp sayılmamasından doğar. Kanon kavramı dersinde gördüğün sıkıştırma tekniği burada sayının kendisini belirsiz kılar.
Kümeleme ölçütü de tek değildir. Bazı kümeler bir kavram çevresinde toplanır: koşullanma, kümeler, duyum tonu. Bazıları bir kişi çevresinde: Sāriputta, Moggallāna, Anuruddha. Bazıları ise bir muhatap grubu çevresinde: tanrılar, Māra, rahibeler, brahmanlar, ev sahipleri. Düzen tematiktir ama tek tip değildir.
Yaygın yanlış"Bu koleksiyondaki metinler kısa olduğu için yüzeyseldir."
Kısalık çoğu zaman bir sıkıştırmanın sonucudur; metinlerin öğretisel yoğunluğu çok yüksektir.
Zaten okuduğun söylemler
Seviye 4'ün kısa söylemlerinin çoğu burada kendi kümelerinde durur. Köpük, kabarcık ve serap benzetmesi ile Khemaka'nın yıkanmış bezi kümeler bölümündedir. "Her şey" tanımı ve iki ok benzetmesi duyu alanları bölümündedir. Eski kent, iki saz demeti ve kurtuluşa uzanan zincir koşullanma bölümündedir. Sīvaka'nın sekiz nedeni duyum tonu kümesinde, savaşçı Yodhājīva köy muhtarları kümesinde, Saṅgārava'nın su kapları uyanış ögeleri kümesindedir. Vaccha'nın sessizliği ve Khemā'nın okyanusu cevapsız sorular kümesinde, Sarakāni'nin ölümü akıma giriş kümesinde, ilk söylem ve siṃsapā yaprakları ise dört gerçek kümesindedir.
İlk söylemin yerine dikkat et. Öğretmenin uyanıştan sonraki ilk konuşması, kronolojik bir düzende koleksiyonun başında dururdu. Burada ise sonlara doğru, dört gerçek kümesinin içindedir. İlk öğreti dersinde onu bir başlangıç olarak okumuştun; bu koleksiyon onu bir konunun parçası olarak saklar.
Kaynaklardan okuma
Dizeli bölüm
Koleksiyonun ilk bölümü öbürlerinden belirgin biçimde ayrılır. Orada tanrılarla, Māra ile, krallarla ve brahmanlarla yapılan kısa konuşmalar vardır ve bu konuşmaların çoğu dizelerle yürür. Açılıştaki sel bilmecesi bu bölümün tipik bir örneğidir: bir soru, bir cevap, bir dörtlük.
Bir tanrı öğretmene seli nasıl geçtiğini sorar. Cevap "durmadan ve çabalamadan"dır: durduğunda batmış, çabaladığında sürüklenmiştir. Tanrı cevabı bir dörtlükle onaylar ve kaybolur.
Sel imgesi metinlerde duyusal arzunun, oluşa susamanın, görüşlerin ve bilgisizliğin akıntısı için kullanılır. Cevap, bu seviyenin çilecilik ve uyanış derslerinde gördüğün orta yolu tek bir cümleye sıkıştırır: duran batar, fazla çabalayan sürüklenir. Bir tanrının gece sorduğu bir bilmece, öğretinin çekirdeğini taşır.
Aynı bölümde bir de rahibeler kümesi vardır. Kadınlar ve rahibe topluluğu dersinde Somā'nın, üç işaret dersinde Vajirā'nın Māra'ya verdiği cevapları okumuştun. Kümede başkaları da vardır.
Māra rahibe Selā'ya sorar: bu kukla kimin eseri? Kuklanın yapıcısı nerede, nereden çıktı, nereye gidiyor? Selā cevap verir: bu kukla kendi eseri değil, bu acı başkasının eseri de değil; bir nedene bağlı olarak var oldu ve nedeni kalkınca sona erecek. Tarlaya ekilen bir tohum nasıl toprağın besinine ve neme bağlı olarak filizlenirse, kümeler, ögeler ve altı duyu alanı da bir nedene bağlı olarak ortaya çıkar ve nedenleri kalkınca söner.
Selā'nın dörtlüğü, bağımlı ortaya çıkış dersinde gördüğün koşullanma düşüncesinin şiirsel bir özetidir. Söylemin biçimi de bilgi taşır: her karşılaşmada Māra bir itiraz öne sürer, rahibe bir dörtlükle cevap verir ve Māra "bu rahibe beni tanıdı" diyerek kaybolur. İtirazların bir kısmı doğrudan kadınların kavrayış kapasitesini hedef alır ve cevaplar onları geri çevirir.
Bir biçim sorusu da var. Ölçülü dizeler aktarım sırasında düzyazıdan daha az değişir, çünkü ölçü bozulunca hata hemen fark edilir. Bu yüzden bazı araştırmacılar dizeli bölümlerin çevresindeki düzyazıdan daha erken bir katmana ait olabileceğini savunur. Makul bir çıkarımdır, ama her metne kendiliğinden uygulanamaz.
Bir davulun kehaneti
Koleksiyonun ortasında, kanonun kendi geleceği üzerine kısa ve hüzünlü bir söylem durur.
Öğretmen eski bir hikâye anlatır. Bir halkın, adı "Çağıran" olan büyük bir davulu varmış. Davul çatladıkça bir çivi çakarlarmış. Yıllar içinde çiviler çoğalmış ve sonunda davulun eski tahtası tamamen kaybolmuş; geriye yalnızca çivilerden oluşan bir gövde kalmış. Gelecekte de böyle olacak, der öğretmen: keşişler, derin, anlamı ince ve boşlukla ilgili söylemler okunurken dinlemeyecek, onları öğrenmeye değer bulmayacak. Onun yerine şairlerin yazdığı, süslü sözcüklerle ve güzel ifadelerle dolu, dışarıdakilerin söylediği metinleri dinleyecekler.
Bu söylem kanon kavramı dersinin sorusunu metnin kendi ağzından sorar: bir külliyat, onu korumak için yapılan eklemelerle zamanla başka bir şeye dönüşebilir mi? İronik bir yanı da var: kehanet, dizelerle ve güzel sözlerle dolu bir bölümle açılan bir koleksiyonun içinde durur. Metin şiiri reddetmez; uyardığı şey, süsün anlamın yerini almasıdır.
Akrobatın dersi
Uygulama bölümünde, dikkatin dört alanı kümesinde, kısa bir sahne vardır.
Bir akrobat ustası bambu direğin tepesine çıkan çırağına şöyle der: sen beni koru, ben de seni koruyayım; böylece gösterimizi yapıp parayı alır ve sağ salim ineriz. Çırak itiraz eder: hayır usta, sen kendini koru, ben de kendimi koruyayım; böylece gösteriyi yapar ve sağ salim ineriz. Öğretmen çırağın haklı olduğunu söyler: kendini korurken başkasını korursun, başkasını korurken kendini. Kendini koruma dikkatle, başkasını koruma sabırla, zarar vermemekle ve sevecenlikle olur.
Söylem, zihin eğitimi dersinde gördüğün dikkat ile duygular dersinde gördüğün sevecenliği tek bir direğin tepesinde buluşturur: kendine yönelik çalışma ile başkasına yönelik tutum karşıt değildir, birbirini taşır.
Usta katmanı
Düzenin bedeli üç kalemde ödenir. Birincisi bağlamdır: bir söylemin kim tarafından, hangi durumda, hangi soruya cevap olarak söylendiği çoğu zaman kısaltılmıştır. İkincisi uzunluktur: tekrarlanan formüller sıkıştırılmış, bazen yalnızca bir işaretle geçilmiştir. Üçüncüsü anlatıdır: öbür koleksiyonlardaki karşılaşma sahneleri burada büyük ölçüde yoktur. Telafi yolu basittir: buradaki bir söylemi okurken paralelini öbür koleksiyonlarda ara; aynı öğreti çoğu zaman orada tam bağlamıyla durur.
Bu koleksiyon baştan sona okunmaktan çok bir başvuru aracı olarak kullanılır. Bir kavramı çalışırken ilgili kümeye gitmek, o kavramın bütün ifadelerini yan yana verir ve on metin aynı şeyi biraz farklı söylüyorsa, hepsinde ortak olan kısım daha sağlamdır. Ama aynı formülün art arda tekrarı, öğretinin baştan sona hiç değişmemiş olduğu izlenimini de verebilir; katman farkları burada da vardır, düzen onları görünmez kılar.
Koleksiyonun Çince paraleli Saṃyukta Āgama'dır ve kümelerin sırası farklıdır. Bu fark, konu düzeninin aktarım sürecinde biçimlendiğini düşündürür: düzenin kendisi de bir düzenleme katmanıdır.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlış"Nikāya'lar arasındaki fark bir önem sırasıdır."
Fark düzenleme ölçütündedir: uzunluk, konu, sayı. Bir önem sıralaması değildir.
Yaygın yanlış"Bu koleksiyon erken katmanı temsil eder, çünkü metinler kısa."
Kısalık çoğu zaman bir düzenleme işleminin sonucudur, bir erkenlik göstergesi değildir.
Yaygın yanlış"İlk söylem koleksiyonun başında olmalıydı."
Düzen tematiktir, kronolojik değil; ilk söylem dört gerçek kümesinin içinde durur.
Uygulama
Kilit özet
- Koleksiyon beş bölüm ve elli altı konu kümesinden oluşur; kümeler bir kavram, bir kişi ya da bir muhatap grubu çevresinde toplanır.
- Söylem sayısı, kısaltılmış tekrarların nasıl sayıldığına göre üç binden yedi bine kadar değişir; Seviye 4'ün kısa söylemlerinin çoğu burada kendi kümelerinde durur.
- SN 1.1'deki sel bilmecesi ve SN 5.9'daki Selā'nın dörtlüğü, dizeli ilk bölümün öğretinin çekirdeğini şiirle taşıdığını gösterir.
- SN 20.7'deki davul hikâyesi, bir külliyatın eklemelerle zamanla başka bir şeye dönüşebileceği kaygısını metnin kendi ağzından dile getirir.
- Konu düzeninin bedeli bağlam, uzunluk ve anlatıdır; telafisi, aynı öğretinin öbür koleksiyonlardaki tam bağlamlı paralelini aramaktır.
Durduğumda battım; çabaladığımda sürüklendim.
Sonraki derse köprü
Sonraki koleksiyonda düzen yine değişiyor: bu kez ne uzunluk ne konu, söylemlerin içindeki madde sayısı belirleyici. Birli öğretilerden on birli öğretilere kadar uzanan bir dizi. Bu düzen bir ezber anahtarı olarak çalışır ve seni şaşırtabilecek bir içerik zenginliğini taşır: ev sahibi hayatına, paraya, borca, evliliğe ve yaşlılığa dair erken metinlerin en canlıları oradadır.