İçeriğe geç

Ders 5.1 · Seviye 5

Kanon kavramı

1.690 kelime · 4 birincil kaynak pasajı · yaklaşık 8 dakika okuma · seslendirme 11 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. AN 4.180'deki dört büyük başvuruya göre bir söz, kimin söylediğine değil, söylemlerle ve disiplinle uyumuna bakılarak kabul edilir; bu ölçüt bir döngü içerir ve tarihsel doğrulamanın yerine geçmez.
  2. "Buda sözü" harfi harfine öğretmenin ağzından çıkan söz değildir; öğrencilerin onaylanmış konuşmaları da kanondadır ve ikinci bir ölçüt, etkiye bakar.
  3. Bharhut ve Sanchi yazıtları, koleksiyonların ve onları ezberleyenlerin yazıya geçiş dönemine gelindiğinde çoktan tanındığını gösterir.
  4. Kanonun sınırı yüzyıllar içinde çizildi ve bugün bile her baskıda aynı değildir; Kathāvatthu gibi sonradan yazıldığı kabul edilen metinler de içindedir.
  5. "Pāli kanonu en eski kanondur" cümlesinden yalnızca "bütünüyle korunmuş en eski tam kanon" biçimi savunulabilir.

Açılış sahnesi

Son yolculuk. Öğretmen yaşlı ve yorgundur; Vesālī'den ayrılan küçük topluluk birkaç köyden geçerek Bhoganagara adlı bir kasabaya varır ve Ānanda tapınağı denen yerde konaklar. Orada öğretmen keşişlere, kendisi gittikten sonra kaçınılmaz olarak karşılaşacakları bir durumu anlatır.

Bir gün biri çıkıp şöyle diyecek: bunu öğretmenin kendi ağzından duydum, bu öğretidir, bu disiplindir. Ya da: şu manastırda yaşlı keşişlerden oluşan bir topluluk var, bunu onlardan duydum. Ya da: birçok bilgili yaşlı keşişten. Ya da: tek bir bilgili yaşlı keşişten. Böyle bir durumda, der öğretmen, söyleneni ne onaylayın ne de reddedin. Sözcüklerini ve ifadelerini iyice öğrenin, sonra onu söylemlerle karşılaştırın ve disiplinle yan yana koyun. Uymuyorsa bırakın; uyuyorsa kabul edin.

Sahne kurucu bir an: bir öğretmen, kendi sözünün kendisinden sonra nasıl sınanacağını önceden söylüyor. Ve ölçüt, kimin söylediği değil, söylenenin bir bütünle uyup uymadığı.

Bu seviye o bütünün kendisiyle ilgili. Seviye 4 boyunca "metinler şöyle der" dedin. Şimdi o cümlenin altına iniyorsun: hangi metinler, kim sınırlarını çizdi, nasıl korundular ve bugün elimizde neden birden fazla külliyat var?

Bu derste ne olacak

Önce bir metnin "Buda sözü" sayılmasının iki ölçütünü göreceksin. Sonra aktarımı kimlerin taşıdığını ve bunun taşa nasıl kazındığını öğreneceksin. Ardından üç sepeti ve bu sepetlerin sınırının neden hiçbir zaman tamamen sabitlenmediğini göreceksin. Sonra yazıya geçişe ve "Pāli" sözcüğünün ilginç tarihine bakacaksın. En sonda sık duyulan bir cümleyi, "Pāli kanonu en eski kanondur" cümlesini, üç ayrı iddiaya ayıracaksın.

Sıfır noktası

Bir ailenin fotoğraf albümünü düşün. Evde yüzlerce fotoğraf var, ama albümde yalnızca bir kısmı duruyor. Birileri seçmiş: hangi düğün, hangi bayram, hangi yüz. Yıllar içinde albüme yeni sayfalar eklenmiş. Ailenin başka bir kolunun evinde ise başka bir albüm var; bazı fotoğraflar ortak, bazıları yalnızca birinde. Ve iki albümün de ilk sayfasında aynı cümle yazıyor: "Bu bizim ailemiz."

Albüm benzetmesi kanonun üç özelliğini gösterir: seçilmiştir, zamanla büyümüştür ve tek değildir. Benzetmenin kırıldığı yer ise şu: bir albüm yalnızca hatırlatır. Kanon ise bir ölçüt olarak kullanılır; Bhoganagara'daki öğüt de tam olarak bunu ister: yeni duyulan bir söz, elde olan bütünle ölçülür.

Mekanizma

"Buda sözü" nedir?

Açılıştaki öğüt, erken metinlerin kendi doğrulama yöntemidir.

Öğretmen dört durumu sayar: bir sözün doğrudan kendisinden, bir manastırdaki yaşlılar topluluğundan, birçok bilgili yaşlı keşişten ya da tek bir bilgili yaşlı keşişten duyulduğunun söylenmesi. Dördünde de talimat aynıdır: ne hemen onaylanacak ne hemen reddedilecek; sözcükleri iyice öğrenilecek, söylemlerle karşılaştırılacak ve disiplinle yan yana konacak. Uymuyorsa bırakılacak, uyuyorsa kabul edilecek.

Ölçüt bir kişiye değil, bir bütünle tutarlılığa dayanır. Otorite kaynağın kimliğinde değil, külliyatın iç tutarlılığındadır. Ama bu ölçüt bir döngü içerir: karşılaştırılacak bütün nasıl oluştu, o da aynı ölçütle mi seçildi? Metinlerin kendi doğrulama yöntemi, tarihsel doğrulamanın yerine geçmez.

Metinler ikinci bir ölçüt daha verir. Mahāpajāpatī Gotamī öğretmenden kısa bir öğüt istediğinde şunu duyar: tutkudan çözülmeye, bağdan kurtuluşa, azla yetinmeye ve çabaya götüren şeylerin öğreti ve disiplin olduğunu, tersine götürenlerin olmadığını bil. Bu kez ölçüt tutarlılık değil, etkidir. İki ölçüt birlikte "Buda sözü"nün ne demek olduğunu gösterir: öğretmenin ağzından harfi harfine çıkmış olan değil, onun öğretisiyle uyuşan ve aynı yere götüren söz. Nitekim kanonda Sāriputta'nın, Mahākaccāna'nın, Dhammadinnā'nın ve Khemā'nın konuşmaları da vardır; öğretmenin onayladığı öğrenci sözleri de "Buda sözü" sayılır.

Yaygın yanlış"Kanondaki her söylem Buda'nın ağzından çıkmıştır."
Doğrusu

Metinlerin kendi ölçütü bile bunu iddia etmez; kanonda öğrencilerin konuşmaları vardır ve tutarlılık ölçütü, kaynağın doğrudan doğrulanamadığı durumlar için konmuştur.

Taşıyanlar

Kaynak okuryazarlığı dersinde ezberin mühendisliğini görmüştün: sabit kalıplar, sayılmış listeler, topluca okuma. Bu işi kimlerin yaptığı sorusuna iki ayrı tür kanıt cevap verir. Birincisi geleneğin kendi anlatımıdır. Dīgha Nikāya'nın yorumuna göre koleksiyonlar ilk toplantıda gruplara emanet edilir: uzun söylemler Ānanda'nın öğrencilerine, orta uzunluktakiler Sāriputta'nın öğrencilerine, bağlantılı söylemler Mahākassapa'nınkilere, sayılı söylemler Anuruddha'nınkilere.

İkinci kanıt taştadır ve çok daha sağlamdır.

Bharhut ve Sanchi'deki stupaların taş korkuluklarına kazınmış bağış yazıtlarında bazı keşişler unvanlarıyla anılır: "sepetleri bilen", "beş külliyatı bilen", "ezberci". Bu yazıtların çoğu, kroniklerin yazıya geçişi yerleştirdiği tarihten önceye ya da ona yakın bir döneme aittir.

Yazıtlar iki şey gösterir. Koleksiyonların adları ve sayıları, yazıya geçiş dönemine gelindiğinde çoktan yerleşmişti. Ve onları ezberleyenler toplum içinde tanınan, unvanlarıyla bağış kaydına geçen kişilerdi. Biyografi kaynaklarını topladığın derste Aśoka'nın Bairāt yazıtını görmüştün: kral keşişlere yedi metni adıyla önerir. Taş, metinlerin sözlü dönemine dair elimizdeki en sağlam tanıklardan biridir.

Üç sepet ve kapanmayan sınır

Külliyat üç sepete ayrılır: disiplin sepeti Vinaya, söylemler sepeti Sutta ve sistematik çözümleme sepeti Abhidhamma. Bunların dışında çok daha büyük ve daha geç bir yorum külliyatı vardır; sınır teknik olarak nettir ama pratikte geçişkendir, çünkü bir metnin nasıl anlaşılacağını çoğu zaman yorum belirler.

Sınırın kendisi de zamanla oluştu. Abhidhamma sepetindeki Kathāvatthu adlı metin, gelenekte Aśoka döneminde yaşamış Moggaliputta Tissa'ya atfedilir; yani kanonun içinde, öğretmenden çok sonra yazıldığı geleneğin kendisince kabul edilen bir metin vardır. Söylemler sepetinin beşinci külliyatı olan "küçük metinler" koleksiyonunun sınırı ise bugün bile her yerde aynı değildir: Buddhaghosa bu koleksiyonda on beş kitap sayar; yirminci yüzyılda Burma'da toplanan Altıncı Konsil'in baskısı ise ona Milindapañha'yı ve iki yorum kılavuzunu da katar.

Kaynaklardan okuma

Yazıya geçiş ve "Pāli" sözcüğü

Kaynak okuryazarlığı dersinde yazıya geçişin genel çerçevesini görmüştün. Kaydın kendisi şöyle der.

Sri Lanka kronikleri, kral Vaṭṭagāmaṇi Abhaya döneminde, yani MÖ birinci yüzyılda, keşişlerin canlıların gerilemekte olduğunu gördüklerini ve öğretinin uzun süre kalması için üç sepeti ve yorumlarını kitaplara yazdırdıklarını kaydeder.

Kayıt geç bir kaynaktan gelir ve kısa tutulmuştur, ama gerekçesi, yani aktarımın kopma korkusu, makul ve başka kanıtlarla uyumludur. Yazıya geçiş sözlü aktarımı da bitirmedi; iki hat uzun süre birlikte yaşadı.

Bir de adın hikâyesi var. Bugün dil adı olarak kullandığımız "Pāli" sözcüğü aslında "satır, metin" demektir. Yorum geleneği onu kanonik metni kendi açıklamalarından ayırmak için kullanır: "metinde şöyle geçer, yorumda şöyle". Gelenek kanonun dilini Māgadhī diye anar; "Pāli dili" ifadesi çok sonra yerleşti. Yani "Pāli kanonu" demek, kelimesi kelimesine "metin metni" demeye yakındır.

Tek bir kanon yok

Erken okullar kendi külliyatlarını aktardı. Pāli külliyatı bunlardan biridir; bütünüyle korunmuş olması bakımından ayrıcalıklıdır, ama tek değildir. Söylem koleksiyonlarının başka okullara ait karşılıkları Çince çevirilerde korunmuştur ve bunlara Āgama denir: uzun söylemler Dharmaguptaka okuluna, orta uzunluktakiler Sarvāstivāda okuluna atfedilir. Tibetçe çeviriler, Sanskritçe el yazması parçaları ve Gandhāra bölgesinden çıkan huş ağacı kabuğu rulolar bu tabloyu tamamlar; o ruloları ileriki bir seviyede ayrıntısıyla göreceksin.

Bu yüzden sık duyulan "Pāli kanonu en eski kanondur" cümlesi üç ayrı iddiayı bulanıklaştırır. Birincisi: Pāli külliyatı bütünüyle korunmuş en eski tam kanondur. Bu savunulabilir. İkincisi: Pāli metinleri öbür okulların metinlerinden daha eskidir. Bu savunulamaz; paralel metinler çoğu zaman ortak bir atadan gelir ve hangi sürümün daha eski olduğu metinden metne değişir. Üçüncüsü: Pāli külliyatı öğretmenin sözlerinin değişmemiş kaydıdır. Bu da desteklenmez; külliyatın içinde dil, üslup ve öğreti bakımından erken ve geç katmanlar ayırt edilebilir. Duygular dersinde on erdem listesini geç katmana yerleştirirken tam olarak bu ayrımı kullanmıştın.

Yaygın yanlış"Pāli kanonu Buda'nın sözlerinin birebir kaydıdır."
Doğrusu

Üç iddiadan yalnızca birincisi savunulabilir: bütünüyle korunmuş en eski tam kanon olması.

Kanon fikrinin kendisi

Collins, kapalı ve sınırları çizilmiş bir Pāli kanonu fikrinin belirli bir tarihsel ortamın ürünü olduğunu savunur: Sri Lanka'da belirli bir manastır hattının kendi otoritesini kurma çabasının. Ona göre kanonun kapanması bir öğreti olayı olduğu kadar kurumsal bir olaydır. Bu görüşün ağırlığı ve ayrıntıları araştırmacılar arasında tartışılır.

Tartışma bu dersin başına döndürür. Bhoganagara'daki ölçüt, bir bütünle tutarlılığı istiyordu. Collins'in sorusu ise o bütünün sınırını kimin, ne zaman ve hangi çıkarla çizdiğidir. İki soru birbirini dışlamaz: biri metnin kendi mantığını, öbürü onu koruyan kurumun tarihini sorar.

Usta katmanı

Göreli tarihleme mutlak tarihlemeden daha güvenilirdir. Bir metnin hangi yüzyıla ait olduğunu söylemek zordur; iki metinden hangisinin daha erken olduğunu dil ve öğreti göstergeleriyle söylemek çoğu zaman mümkündür. Paralel metinler de güçlü bir araçtır: aynı söylem iki bağımsız hatta korunmuşsa, ortak kısımlar ayrılıktan öncesine aittir. Bu seviyenin ilerleyen derslerinde bu yöntemi kendin uygulayacaksın.

Sözlü aktarım "yaklaşık" demek değildir; disiplinli ve topluca denetlenen bir işti. Ama kayıpsız da değildir. Formüllerin standartlaşması bazı özgün ifadeleri düzleştirmiş olabilir; mekanizma hem koruyucu hem de tekdüzeleştiricidir. İki yönü birden söylemek gerekir.

Bundan sonra "metinler şöyle der" cümlesinin arkasında üç soru duracak: hangi külliyat, hangi katman ve paraleli var mı?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlış"Tek bir Budist kanon vardır."
Doğrusu

Erken okullar ayrı külliyatlar aktardı; Pāli külliyatı bunlardan bütünüyle korunmuş olanıdır ve onun sınırı bile gelenekten geleneğe değişir.

Yaygın yanlış"Kanon öğretmenin ölümünden hemen sonra kapandı."
Doğrusu

Kanonun içinde Aśoka döneminde yazıldığı kabul edilen metinler vardır ve sınır yüzyıllar boyunca belirlendi.

Yaygın yanlış"Yazıya geçirilene kadar metinler güvenilmezdi."
Doğrusu

Yazı da hata üretir; sözlü aktarımın topluca denetimi bazı açılardan daha sıkıdır. İkisi farklı hata türleri üretir.

Uygulama

Kilit özet

  1. AN 4.180'deki dört büyük başvuruya göre bir söz, kimin söylediğine değil, söylemlerle ve disiplinle uyumuna bakılarak kabul edilir; bu ölçüt bir döngü içerir ve tarihsel doğrulamanın yerine geçmez.
  2. "Buda sözü" harfi harfine öğretmenin ağzından çıkan söz değildir; öğrencilerin onaylanmış konuşmaları da kanondadır ve ikinci bir ölçüt, etkiye bakar.
  3. Bharhut ve Sanchi yazıtları, koleksiyonların ve onları ezberleyenlerin yazıya geçiş dönemine gelindiğinde çoktan tanındığını gösterir.
  4. Kanonun sınırı yüzyıllar içinde çizildi ve bugün bile her baskıda aynı değildir; Kathāvatthu gibi sonradan yazıldığı kabul edilen metinler de içindedir.
  5. "Pāli kanonu en eski kanondur" cümlesinden yalnızca "bütünüyle korunmuş en eski tam kanon" biçimi savunulabilir.
Ne onaylayın ne reddedin; söylemlerle karşılaştırın.

Sonraki derse köprü

Sonraki derste üç sepetin ilkini açacaksın: disiplin sepeti, Vinaya. Kurallar, ihlaller, toplantı düzenleri ve anlaşmazlıkların çözümü. Bir kural kitabının sıkıcı olacağını düşünebilirsin; ama orada kuralların nasıl sunulduğuna dair beklenmedik bir yapıyla karşılaşacaksın ve bu yapı, tarihçi için sepetin en değerli yanını oluşturacak. Bir de o yapının nasıl okunacağı sorusu var: tarihsel bir kayıt olarak mı, yoksa sonradan kurulmuş bir çerçeve olarak mı?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Açılış sahnesi bir kasabanın kenarında, akşamüstü açılsın: yaşlı bir figür ve çevresinde oturan küçük bir topluluk. Dört başvuru dört ayrı ses balonu olarak belirsin; her birinin yanında bir terazi dursun ve söz, söylemler ile disiplin kefeleriyle tartılsın.

Fotoğraf albümü benzetmesinde iki ayrı albüm yan yana açılsın; ortak fotoğraflar aynı renkte vurgulansın.

Yazıtlar bölümünde taş korkuluklar ve kazınmış harfler şematik çizilsin; gerçek yazıt fotoğrafı yerine sade bir çizim yeterli.

Üç sepet bölümünde üç sepet gösterilsin ve beşinci külliyatın kenarı iki farklı çizgiyle, iki ayrı baskının sınırı olarak işaretlensin.

"Pāli en eski" bölümünde üç iddia üç ayrı kutuda dizilsin; yalnızca birincisinin yanında onay işareti belirsin.

Seslendirme tonu: bu bir yöntem dersi; ton açıklayıcı ve sakin. Açılıştaki öğüt yavaş ve ağırbaşlı okunsun, "Pāli en eski" bölümü net ama polemiğe kaçmadan.

Müfredat kapsamı — 5.1

  • Buddhavacana: “Buda sözü” ölçütleri
  • Sözlü aktarım
  • Ezber toplulukları ve bhāṇaka gelenekleri
  • Tekrarlı formüllerin işlevi
  • Konsil anlatıları
  • Metinlerin yazıya geçirilmesi
  • Kanon ile yorum arasındaki sınır
  • Okullara göre farklı Tripiṭakalar
  • “Pāli kanonu en eski kanondur” ifadesinin dikkatli kullanımı
  • Metinlerin göreli tarihlendirilmesi
  • Nikāya–Āgama paralelleri