Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Erken metinler zamanı göreli olarak kaydeder; mutlak takvime bağlanmaları için dış bir çapa noktası gerekir.
- En güçlü çapa, Aśoka'nın XIII. Büyük Kaya Fermanı'nda adı geçen beş Helenistik kraldır; bütün hesap ona dayanır.
- Kronolojiler çapada değil, geriye sayma aralığında ayrılır: Sri Lanka vakayinameleri iki yüz on sekiz yıl, kuzey kaynakları yaklaşık yüz yıl verir.
- Göttingen sempozyumu sonrasında daha geç bir aralık öne çıktı ama uzlaşı sağlanmadı; bu bir olası çıkarımdır, kesin bilgi değil.
- Doğum tarihi ölüm tarihinden seksen yıl geriye sayılarak türetilir ve daha zayıf bir zemindedir.
Açılış sahnesi
Mayıs 1956, Vesak dolunayı. Rangoon'da iki yıldır süren büyük bir keşiş meclisi kapanıyor; Pāli kanonunun metni baştan sona okunup yeniden onaylanmış. Colombo'da sokaklar fenerlerle donatılmış. Yeni Delhi'de hükümet bir anma yılı ilan etmiş. Güney ve Güneydoğu Asya'nın büyük bir kısmı aynı yıldönümünü kutluyor: Buda'nın ölümünün, yani parinibbāna'nın iki bin beş yüzüncü yılı. Buddha Jayanti.
Bu kutlamanın arkasında bir hesap var. Theravāda geleneğinin takvimi, ölümü bugünkü takvimle MÖ 544 ya da 543'e yerleştiriyor ve 1956 bu hesaba göre tam iki bin beş yüzüncü yıl. Ama aynı yıllarda Avrupa ve Japonya'daki tarihçilerin çoğu, bu tarihin yüz yıla yakın erken olduğunu düşünüyordu. Otuz iki yıl sonra, 1988'de, Almanya'nın Göttingen kentinde toplanan bir uluslararası konferans bu tartışmayı yeniden açtı ve kutlanan yıldönümünden epey sonraki bir aralığı öne çıkardı.
Hangisi doğru? Bu ders, bu sorunun neden tek bir yılla cevaplanamayacağını ve doğru cevabın nasıl kurulduğunu anlatıyor.
Bu derste ne olacak
Önce sorunun kaynağını göreceksin: erken metinler zamanı nasıl kaydediyor ve neden mutlak bir takvim vermiyor. Sonra bütün hesabın bağlandığı tek sabit noktaya, bir imparatorun fermanında adı geçen beş Yunan kralına bakacaksın. Ardından geleneğin iki büyük hesabını ve aralarındaki farkın nereden çıktığını izleyeceksin. Sonra Çin'den gelen tuhaf bir kaydı, noktalı kaydı tanıyacaksın. En sonda modern araştırmanın nereye geldiğini ve doğru ifadenin nasıl kurulduğunu göreceksin.
Sıfır noktası
Bir aile ağacı düşün. Büyükannen anlatıyor: "Ben on beş yaşındayken babam öldü. Babam da dedesi öldükten on yıl sonra doğmuştu." Bu bilgiler değerli, ama hiçbiri takvimde bir yıl vermiyor. Hepsi birbirine göre konumlanmış.
Şimdi bir tane takvim tarihi bulduğunu düşün: bir mezar taşı, bir resmî kayıt. O anda bütün zincir yerine oturur. Sabit noktadan geriye ve ileriye sayarak hepsini takvime yerleştirebilirsin.
Benzetmenin kırıldığı yer kritik. Aile ağacında zincirin halkaları görece güvenilirdir; büyükannen yanılabilir ama kasten uydurmaz. Metin geleneğinde ise zincir yüzyıllar boyunca aktarılmış ve bazı halkaları yuvarlanmış ya da simgesel sayılarla doldurulmuş olabilir. Sabit nokta bulmak yetmez; zincirin kendisi de sınanmalı.
Mekanizma
Metinler zamanı nasıl kaydediyor?
Erken metinler bir olayı takvime bağlamaz. Bunun yerine göreli ifadeler kullanır: bir hükümdarın saltanatının kaçıncı yılında, bir olaydan kaç yıl sonra, bir kişi kaç yaşındayken. Bu bir kusur değil. O dönemde bölgede ortak ve sürekli bir takvim yoktu; zaman zaten böyle ifade ediliyordu.
Ama bu, bizim için bir sonuç doğuruyor. Zinciri takvime bağlamak için dışarıdan bir noktaya ihtiyaç var ve erken dönem için tarihlenebilir birinci elden belge çok azdır.
Yaygın yanlış"Metinler tarih vermiyor, çünkü tarihe önem vermiyorlardı."
Metinler tarih verir, ama göreli olarak. Sorun ilgisizlik değil, o dönemin zaman kaydetme biçimi. Onlardan modern bir takvim beklemek anakronizmdir.
Beş Yunan kral
Aśoka'nın Kaliṅga savaşını ve pişmanlığını anlatan fermanında, dikkat çekmeyen bir ayrıntı var. Aynı ferman, imparatorun Dhamma'yı yaymak için uzak ülkelere elçiler gönderdiğini anlatırken beş kralın adını sayar.
Ferman, altı yüz yojana ötede Yunan kralı Antiyoka'nın hüküm sürdüğünü, onun ötesinde de Turamaya, Antikini, Maka ve Alikasudara adlı dört kralın bulunduğunu söyler.
Bu Prakrit adların arkasında Helenistik dünyanın tanıdık yüzleri var: Suriye'de II. Antiokhos, Mısır'da II. Ptolemaios, Makedonya'da Antigonos Gonatas, Kyrene'de Magas ve Epir'de ya da Korint'te bir İskender. Bu kralların hükümdarlık yılları Yunan ve Roma kaynaklarından bağımsız olarak bilinir. Beşinin aynı anda hayatta olduğu dönem dar bir aralıktır ve Aśoka'nın saltanatını mutlak takvime bağlar.
Zincir şöyle kuruluyor: Helenistik kralların tarihleri biliniyor, Aśoka'nın saltanatı bu adlarla yaklaşık olarak konumlanıyor ve metin geleneğinin verdiği "şu kadar yıl önce" ifadeleri buradan geriye sayılıyor. Bu, bölgenin erken tarihini mutlak takvime bağlayan en güçlü tek bağlantı. Çapa sağlam; tartışma, geriye sayarken kullanılan aralıkta.
İki büyük hesap
Çapa aynıysa, tarihler neden farklı çıkıyor? Çünkü geleneğin farklı kolları, ölüm ile Aśoka'nın tahta çıkışı arasında geçen süre için farklı sayılar aktarıyor.
Sri Lanka'nın Pāli vakayinameleri, Dīpavaṃsa ve Mahāvaṃsa, Aśoka'nın taç giyişini ölümden iki yüz on sekiz yıl sonraya yerleştirir. Bu uzun aralık, kronolojinin erken ucunu verir ve 1956 kutlamalarının dayandığı hesabın temelidir. Kuzey Hindistan'dan gelen Sanskritçe kaynaklar ise, örneğin Aśoka hakkındaki menkıbe derlemesi Aśokāvadāna, Aśoka'yı ölümden yalnızca yaklaşık yüz yıl sonraya koyar. İki hesap arasında yüz yıldan fazla fark var.
Buradan üç ana konum çıkıyor. Uzun kronoloji, güney hesabını olduğu gibi kullanır. Düzeltilmiş uzun kronoloji aynı hattı kullanır ama bazı hesap kalemlerini düzelterek ölümü MÖ 480'lere yerleştirir; ders kitaplarında en sık görülen 563–483 rakamları buradan gelir. Kısa kronoloji ise kuzey hesabına dayanır ve belirgin biçimde daha geç bir tarih verir.
Noktalı kayıt
Bu tartışmaya Çin'den tuhaf bir tanık da katılır. Altıncı yüzyılın sonunda derlenmiş bir Çin katalogu, Kanton'da saklanan bir Vinaya elyazmasından söz eder. Anlatılana göre ölümden sonraki ilk yağmur mevsiminden itibaren, her yıl mevsim sonunda bu elyazmasına bir nokta eklenmiş. MS 489 yılında noktalar sayıldığında dokuz yüz yetmiş beş tane çıkmış. Hesap yapıldığında ölüm MÖ 486 yılına düşüyor.
Kayıt büyüleyici, ama zayıf bir tanık. Noktaların hiçbiri bugün elimizde değil ve bilgiyi yalnızca bir aktarıcıdan öğreniyoruz. Yine de düzeltilmiş uzun kronolojiye yakın bir sonuç vermesi, bazı modern tarihçilerin o hesaba güvenmesinde rol oynadı.
Kaynaklardan okuma
Göttingen ve sonrası
Sempozyuma katılan araştırmacıların çoğu, geleneksel hesapların iç tutarlılığını ve aktarım hatlarının güvenilirliğini inceleyerek ölüm için MÖ beşinci yüzyılın sonu ile dördüncü yüzyılın başı arasındaki bir aralığı öne çıkardı; tek bir yıl üzerinde uzlaşı sağlanmadı.
Sonuç bir uzlaşı değil, bir kayma oldu. Ağırlık merkezi uzun kronolojiden daha geç bir banda kaydı, ama hâlâ farklı konumlar savunuluyor. Bu yüzden bu sonuç kesin bir tarihsel bilgi olarak değil, olası bir tarihsel çıkarım olarak sunulmalı. "Araştırmalar gösteriyor ki" cümlesi bile, arkasındaki uzlaşının derecesini söylemek zorunda.
Aynı soruya üç cümle
Şimdi aynı konuda üç cümle kur ve her birinin ne tür bir iddia olduğunu ayır. "Theravāda geleneği ölümü MÖ 544'e yerleştirir" cümlesi, bir geleneğin kendi hesabını aktarır; doğruluğu tartışılmaz, geleneğin ne dediği kaydedilir. "Ölüm büyük olasılıkla MÖ beşinci yüzyıl sonu ile dördüncü yüzyıl başı arasındadır" cümlesi, makul ama tartışmalı bir çıkarımdır. "Aśoka'nın fermanında beş Yunan kralının adı geçer" cümlesi ise metinde açıkça bulunan bir ifadedir.
Üç cümle aynı paragrafta yan yana durabilir, yeter ki türleri belli olsun. Bu seviye boyunca her olay için aynı soruyu soracaksın: bu hangi tür iddia?
Yaş meselesi
Metinler ölüm yaşı için bir sayı verir: seksen. Bu sayı iki nedenle dikkatle ele alınır. Birincisi, o dönemin anlatı geleneğinde bazı sayılar simgesel ağırlık taşır ve yuvarlanmış olabilir. İkincisi, doğum tarihi ölüm tarihinden bu sayı geriye sayılarak elde ediliyor; yani bağımsız bir kanıta dayanmıyor.
Sonuç: doğum tarihi, ölüm tarihinden daha zayıf bir zemindedir. Ölüm tarihinin bütün belirsizliğini devralır ve üstüne yaş rakamının belirsizliğini ekler. İkisini aynı kesinlikte sunmak yanlış olur.
Usta katmanı
Geleneksel kronolojiler yanlış değil, farklı bir iş yapıyor. Bir geleneğin kendi zaman hesabı, o geleneğin kurumsal sürekliliğini ve meşruiyet zincirini kaydeder. Tarihsel yeniden kurgu için birincil kanıt olmasa da, geleneğin kendini nasıl konumlandırdığı sorusunda birincildir. 1956 kutlamaları bir hata değil, bir topluluğun kendi zamanını kutlamasıydı.
Aktarım hatlarının bağımsızlığı da bir kanıt gücüdür. Güney ve kuzey hatları farklı sayılar veriyor, ama ikisinin de bir sayı vermesi ve ikisinin de aynı çapaya bağlanabilmesi hesabın tamamen keyfî olmadığını gösteriyor. Tartışma bir "hiçbir şey bilinmiyor" durumu değil; rakip hesaplar arasında bir tercih sorunu.
Sık atlanan bir nokta: çapanın kendisi de tam kesin değil. Aśoka'nın saltanat yılları Helenistik göndermeler üzerinden yaklaşık olarak kuruluyor ve o hesapta da birkaç yıllık bir pay var. Belirsizlik iki yerden birden geliyor: çapadan ve geriye sayma aralığından. Arkeoloji de tartışmayı tek başına çözemedi; erken yerleşimlerin tarihlendirilmesi kendi içinde tartışmalı ve metinsel kronolojiyi doğrudan doğrulayacak bir bulgu bugüne dek çıkmadı.
Tarihleme kuru bir ayrıntı değil. Yüz yıllık bir fark, aynı dönemde yaşadığı anlatılan öbür öğretmenlerin konumunu, Ganj ovasındaki kentleşmenin hangi aşamasına denk gelindiğini ve erken metin katmanlarının ne kadar sürede oluştuğunu değiştirir.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlış"MÖ 563–483 kesin tarihlerdir."
Bu rakamlar düzeltilmiş uzun kronolojiye dayanır ve ders kitaplarına yerleşmiştir. Doğru ifade: bu rakamlar belirli bir hesaptan gelir ve rakip hesaplar farklı sonuçlar verir.
Yaygın yanlış"Modern araştırma kesin tarihi buldu."
Bulmadı. Ağırlık merkezi kaydı ve daha geç bir aralık öne çıktı; uzlaşı sağlanmadı.
Yaygın yanlış"Tarih belirsizse o kişi hakkında hiçbir şey bilemeyiz."
Kronolojik belirsizlik, tarihsel varlık sorusundan ayrı bir sorudur. Bir kişinin ne zaman yaşadığını dar bir aralıkla bilememek, yaşamadığı anlamına gelmez.
Uygulama
Kilit özet
- Erken metinler zamanı göreli olarak kaydeder; mutlak takvime bağlanmaları için dış bir çapa noktası gerekir.
- En güçlü çapa, Aśoka'nın XIII. Büyük Kaya Fermanı'nda adı geçen beş Helenistik kraldır; bütün hesap ona dayanır.
- Kronolojiler çapada değil, geriye sayma aralığında ayrılır: Sri Lanka vakayinameleri iki yüz on sekiz yıl, kuzey kaynakları yaklaşık yüz yıl verir.
- Göttingen sempozyumu sonrasında daha geç bir aralık öne çıktı ama uzlaşı sağlanmadı; bu bir olası çıkarımdır, kesin bilgi değil.
- Doğum tarihi ölüm tarihinden seksen yıl geriye sayılarak türetilir ve daha zayıf bir zemindedir.
Bir tarih vermek, bir hesap zincirini kabul etmektir.
Sonraki derse köprü
Zamanı yerleştirmeye çalıştın ve zorluğu gördün. Şimdi daha temel bir soru var: bu hayat hakkında bildiklerimiz nereden geliyor?
Doğumdan ölüme akan tanıdık hikâyeyi baştan sona anlatan tek bir erken metin yok. Hikâye, farklı dönemlerde ve farklı amaçlarla yazılmış birçok ayrı kaynak katmanından derlendi. Sonraki derste bu katmanları sırayla açacak ve aynı olayı anlatan paralel metinleri karşılaştırmanın neden bu alanın en güçlü aracı olduğunu göreceksin.