Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Cullavagga X.1'de Mahāpajāpatī'nin talebi üç kez reddedilir, Ānanda'nın aracılığıyla kadınların tam özgürleşmeye ulaşabileceği onaylanır ve kabul sekiz ağır kurala bağlanır.
- Sekiz koşul kurumsal bir bağımlılık ve alt konum kurar; metin, Mahāpajāpatī'nin kıdeme göre selamlaşma isteğinin reddini de kaydeder.
- Anlatı iç tutarsızlıklar taşır ve paralel sürümler ayrılır; katman tartışması açıktır, ama bir bölümün geç olması yüzyıllarca uygulandığını değiştirmez.
- Therīgāthā'daki Muttā ve SN 5.2'deki Somā, kadın uygulayıcıların kendi sesleriyle kanonda korunan birinci ağızdan tanıklıklardır.
- Rahibe hattı Sri Lanka'da kesildi, Doğu Asya'da sürdü; hattın yeniden kurulması bugün hâlâ tartışılan bir kurumsal meseledir.
Açılış sahnesi
Vesālī, Büyük Orman'daki çatılı salonun kapısı. Bir grup kadın kapının önünde duruyor. Başları tıraşlı, üzerlerinde sarı giysiler var. Ayakları şişmiş, üstleri başları toz içinde. Kapilavatthu'dan buraya kadar yürümüşler. Ağlıyorlar.
En önde duran kadın Mahāpajāpatī Gotamī. Annesi öldüğünde bebek Gotama'yı kendi sütüyle büyüten teyze, üvey anne. Kapilavatthu'da, artık bir öğretmen olan Gotama'dan, kadınların da evden çıkıp topluluğa katılmasına izin vermesini istemiş, üç kez istemiş ve üç kez reddedilmişti. Bunun üzerine saçlarını kendisi kesmiş, sarı giysiyi kendisi giymiş ve yola düşmüştü.
Ānanda onları kapıda görür ve neden ağladıklarını sorar. Sonra içeri girer ve aynı talebi o da üç kez dile getirir. Üç kez aynı cevabı alır. Sonra soruyu değiştirir: kadınlar evden çıkıp bu yola girerse, yolun en yüksek meyvesine, tam özgürleşmeye ulaşabilirler mi? Cevap açıktır: ulaşabilirler, Ānanda.
Bu sahne Pāli Vinaya'nın Cullavagga bölümünde anlatılıyor ve bir cümlesi yüzyıllardır tartışılıyor. Çünkü kabul gerçekten geliyor, ama sekiz ağır koşulla. Bu ders, aynı metnin içinde yan yana duran iki şeyi, kapasitede eşitliği ve kurumsal bir alt konumu birlikte okuyor.
Bu derste ne olacak
Önce anlatıyı eksiksiz ve yumuşatmadan kuracaksın. Sonra sekiz koşulun ne kurduğunu adlandıracaksın. Ardından araştırmacıların bu anlatı üzerine sorduğu katman sorularına geçeceksin. Sonra bambaşka bir sese kulak vereceksin: kadın uygulayıcıların kendi şiirlerine. En sonda rahibe topluluğunun tarihsel seyrine ve bugün hâlâ süren tartışmaya bakacaksın.
Sıfır noktası
Bir kurumun kuruluş belgesini düşün. Birinci madde: bu kuruma herkes üye olabilir ve bütün üyeler aynı hedefe ulaşabilir. İkinci madde: belirli bir gruptan üyeler, kıdemleri ne olursa olsun, öbür gruptan en yeni üyenin bile ardında yer alır. Bu belge kendi içinde tutarlı mı? Değil. Ve tutarsızlık göründüğü anda üç olasılık ortaya çıkar: belge baştan böyle yazıldı, ikinci madde sonradan eklendi ya da iki madde farklı bağlamlardan gelip birleştirilirken çelişki oluştu.
Benzetmenin kırıldığı yer önemli. Bir kuruluş belgesinde el yazısı ve mürekkep incelenebilir. Sözlü aktarımdan gelen bir metinde böyle fiziksel izler yoktur; elimizdeki araçlar metnin iç yapısı ve paralel metin karşılaştırmasıdır.
Mekanizma
Anlatı
Mahāpajāpatī'nin talebi Kapilavatthu'da üç kez reddedilir. Kadınlar saçlarını keser, sarı giysiler giyer ve Vesālī'ye yürür. Ānanda aracı olur ve kadınların tam özgürleşmeye ulaşabileceğini onaylatır; ayrıca Mahāpajāpatī'nin öğretmeni emzirip büyüttüğünü hatırlatır. Bunun üzerine kabul, sekiz ağır kuralın, garudhamma'ların kabul edilmesi koşuluna bağlanır. Mahāpajāpatī kuralları, yıkanmış bir gencin başına konan bir çiçek çelengi gibi kabul ettiğini söyler.
Anlatı hem reddi hem kabulü, hem eşitlik ifadesini hem koşulları birlikte taşıyor ve hiçbirini gizlemiyor. Metin kendi gerilimini görünür bırakıyor.
Anlatının bazı sürümlerinde bir bölüm daha var: kadınlar kabul edildiği için öğretinin bin yıl yerine yalnızca beş yüz yıl süreceğine dair bir ifade. Tartışmanın en yoğun olduğu yer burasıdır.
Sekiz koşul ne kuruyor?
Koşullar özetle şunları düzenler: yüz yıllık kıdemi olan bir rahibe bile o gün kabul edilmiş bir keşişi selamlamalı ve önünde ayağa kalkmalıdır; rahibelerin tam kabulü iki topluluğun, rahibeler ile keşişlerin onayını gerektirir; bazı ayinler keşişlerin denetimine bağlıdır; rahibeler keşişleri eleştiremez, keşişler rahibeleri uyarabilir. Bunun ne kurduğunu açıkça söylemek gerekiyor: kurumsal bir bağımlılık ve alt konum.
Metin bu gerilimi kendi içinde de kaydeder. Cullavagga'nın biraz ilerisinde Mahāpajāpatī, Ānanda aracılığıyla bir istekte bulunur: keşişler ve rahibeler birbirini cinsiyete göre değil, kıdeme göre selamlasın. İstek reddedilir.
Yaygın yanlış"Bu kurallar dönemin koşulları gereğiydi, tartışmaya gerek yok."
Bu cümle bir açıklama gibi görünürken bir değerlendirmeyi de sessizce geçirir. Bağlamı anlatmak gerekli ve doğrudur; ama bağlam açıklaması, kuralın ne kurduğunu söylemenin yerine geçemez.
Yaygın yanlış"Bu bölüm, geleneğin tamamının kadınlara düşman olduğunu gösterir."
Aynı külliyat kadınların en yüksek özgürleşmeye ulaşabileceğini açıkça söyler, rahibelerin ulaştığı düzeyleri kaydeder ve onların şiirlerini kanona alır. Tek bir bölümden bütün bir gelenek hakkında hüküm çıkarmak aşırı bir genellemedir.
Katman soruları
Araştırmacılar bu anlatı üzerine metnin iç yapısından doğan sorular sorar. Birincisi, sekiz koşulun bir kısmı, rahibe topluluğunun zaten var olduğunu ve işlediğini varsayar; oysa koşullar o topluluk kurulmadan önce konmuş gibi anlatılır. İkincisi, aynı koşulların bir kısmı Vinaya'nın başka yerlerinde ayrı kurallar olarak, kendi gerekçe olaylarıyla ve farklı zamanlarda konmuş olarak da geçer. Üçüncüsü, farklı aktarım hatlarındaki paralel sürümler sayıda, sırada ve bazı unsurlarda ayrılır; öğretinin ömrünün kısalacağı ifadesi de her sürümde aynı biçimde bulunmaz. Dördüncüsü, kapasitede eşitlik kabul edildikten hemen sonra bir alt konum kurulması, anlatının kendi iç mantığını zorlar.
Bu gözlemlerden yola çıkan bazı araştırmacılar, Anālayo gibi, anlatının bazı unsurlarının sonradan biçimlendiğini savunur; karşı görüşler ise bu unsurların erken olduğunu ileri sürer. Tartışma açıktır. Ne "bu kısımlar kesinlikle sonradan eklendi" ne de "metin bütünüyle erken" savunulabilir bir kesinlikte söylenebilir. Bir şeyi de açıkça söylemek gerekir: metin eleştirisi bir savunma aracı değildir. Bir bölümün geç olabileceğini göstermek, o bölümün yüzyıllarca uygulanmış olduğu gerçeğini değiştirmez.
Kaynaklardan okuma
Kendi sesleri
Şimdi bambaşka bir yere bak. Pāli kanonunun içinde, rahibelerin kendi ağzından söylenmiş şiirlerden oluşan bir derleme var: Therīgāthā, "yaşlı rahibelerin dizeleri". Kadınların dinî deneyimini birinci ağızdan aktaran, dünyanın en erken derli toplu metin gruplarından biri.
Muttā adında bir rahibe şöyle der: ne güzel kurtuldum, ne iyi özgürleştim; üç eğri şeyden kurtuldum: havandan, tokmaktan ve eğri kocamdan. Doğumdan ve ölümden de kurtuldum; beni bağlayan ip koptu.
Bu dize bir şaka gibi başlar ve bir özgürleşme ilanıyla biter. Gündelik bir kadın hayatının ağırlığı, havan ve tokmakla her gün tahıl dövmek ve mutsuz bir evlilik, en yüce özgürleşmenin diliyle yan yana konur. Derlemedeki başka şiirler yastan, çocuk kaybından, yoksulluktan ve toplumsal baskıdan söz eder ve özgürleşmeyi bunlardan çözülme olarak anlatır. Kurumsal düzenleme bir alt konum kuruyordu; bu derleme ise aynı kadınların ulaştığı düzeyi kendi sözleriyle kaydediyor ve kanona alıyor.
Bir söylem daha var ve bu kez bir rahibe Māra'nın kendisiyle tartışıyor.
Rahibe Somā bir ağacın altında otururken Māra gelir ve alay eder: bilgelerin ulaştığı o yere, iki parmaklık aklı olan bir kadın ulaşamaz. Somā cevap verir: zihin iyi yoğunlaşmışsa ve bilgi doğmuşsa, kadın olmak ne fark eder? "Ben kadınım" ya da "ben erkeğim" diye düşünen biri varsa, Māra ancak onunla konuşmalı. Māra tanındığını anlar ve kaybolur.
"İki parmaklık akıl" ifadesi, pirinci pişip pişmediğini iki parmağıyla ezerek anlayan ev kadınlarını küçümseyen bir deyimdi. Metin bu küçümsemeyi Māra'nın ağzına koyuyor; yani onu yenilmesi gereken bir engel olarak sunuyor. Cevap da öğretinin kendisinden geliyor: "ben" diye tutunulan her kimlik, kadınlık ya da erkeklik de dahil, sonunda bırakılacak bir şeydir.
Silsile ve bugün
Rahibe topluluğu kuruldu, yayıldı ve yüzyıllarca sürdü. Ama farklı bölgelerde farklı seyirler izledi. Sri Lanka'daki Theravāda rahibe hattı aşağı yukarı on birinci yüzyılda kesintiye uğradı ve yeniden kurulamadı. Doğu Asya'da ise geleneğe göre beşinci yüzyılda Sri Lankalı rahibeler aracılığıyla Çin'e ulaşan bir hat sürdü ve bugün de yaşıyor. Tibet geleneğinde ise tam kabul hattı hiç kurulmadı.
1990'ların sonundan itibaren kesintiye uğramış hatların, Doğu Asya'da süren hattan gelen rahibelerin katılımıyla yeniden kurulması yönünde törenler yapıldı. Bir konuma göre bir hat bir kez kesildiyse yeniden kurulamaz ve başka bir hattan aktarım hukuken geçerli değildir. Karşı konuma göre hatların ortak bir kökeni vardır ve kurumsal bir imkânın kalıcı olarak kapanması, kapasitede eşitlik ifadesiyle çelişir. Üçüncü bir konum, meselenin öncelikle hukuki değil kurumsal ve toplumsal olduğunu vurgular.
Bu, bu seviyede ele alınan konuların bugün de sürdüğünün en açık örneği. Tartışma soyut değil; bugün yaşayan insanların kurumsal konumunu belirliyor.
Usta katmanı
Katman sorusu ile etki sorusu ayrılmalıdır. Bir düzenlemenin sonradan eklenmiş olabileceğini göstermek değerli bir bulgudur, ama o düzenlemenin yüzyıllarca uygulandığı ve gerçek sonuçlar doğurduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz.
Ānanda'nın aracılığı metinlerde iz bırakır. Öğretmenin ölümünden sonra toplanan ilk mecliste, Ānanda'ya yöneltilen eleştiriler arasında kadınların kabulü için aracılık etmesi de sayılır. Bu ayrıntı, konunun topluluğun içinde de tartışmalı olduğunu gösterir; gerilim dışarıdan değil, içeriden de görünür.
Kaynakların kimler tarafından aktarıldığını da unutmamak gerekir. Kanonu derleyen ve ezberleyerek aktaran topluluklar ağırlıklı olarak erkek manastır çevreleriydi. Kadın uygulayıcılar hakkındaki bilgimiz büyük ölçüde bu süzgeçten geçmiştir ve Therīgāthā'nın kanonda korunmuş olması tam da bu yüzden dikkat çekicidir.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlış"Sekiz kural sonradan eklendiği için önemsizdir."
Katman tartışması açıktır ve her hâlükârda bu kurallar yüzyıllarca uygulandı. Metinsel köken, kurumsal etkiyi geçersiz kılmaz.
Yaygın yanlış"Budizm kadınlara kapalı bir gelenekti."
Rahibe topluluğu kuruldu, yayıldı, kendi şiirini üretti ve o şiir kanona girdi. "Kapalı" tanımı bu tabloyu görünmez kılar.
Yaygın yanlış"Bu tartışma tarihte kaldı."
Bugün canlı bir kurumsal mesele ve farklı kurumlar farklı konumlarda. Konuyu geçmiş zamanla anlatmak, güncelliğini siler.
Uygulama
Kilit özet
- Cullavagga X.1'de Mahāpajāpatī'nin talebi üç kez reddedilir, Ānanda'nın aracılığıyla kadınların tam özgürleşmeye ulaşabileceği onaylanır ve kabul sekiz ağır kurala bağlanır.
- Sekiz koşul kurumsal bir bağımlılık ve alt konum kurar; metin, Mahāpajāpatī'nin kıdeme göre selamlaşma isteğinin reddini de kaydeder.
- Anlatı iç tutarsızlıklar taşır ve paralel sürümler ayrılır; katman tartışması açıktır, ama bir bölümün geç olması yüzyıllarca uygulandığını değiştirmez.
- Therīgāthā'daki Muttā ve SN 5.2'deki Somā, kadın uygulayıcıların kendi sesleriyle kanonda korunan birinci ağızdan tanıklıklardır.
- Rahibe hattı Sri Lanka'da kesildi, Doğu Asya'da sürdü; hattın yeniden kurulması bugün hâlâ tartışılan bir kurumsal meseledir.
Zihin iyi yoğunlaşmışsa, kadın olmak ne fark eder?
Sonraki derse köprü
Buraya kadar olayları izledin: ayrılış, arayış, uyanış, topluluk, aile ve kurumsal gerilim. Şimdi bir adım geri çekilip yöntemi sorma zamanı.
Kırk yılı aşkın bir öğretmenlik dönemi anlatılıyor. Bu süre boyunca krallarla, çiftçilerle, brahmanlarla, tüccarlarla, rakip öğretmenlerle ve çocuklarla konuşuldu. Sonraki derste şunu soracaksın: nasıl öğretiyordu? Metinlerde tutarlı bir yöntem var: dinleyene göre seçilen bir giriş, adım adım ilerleyen bir konuşma, benzetmeler ve bazı sorulara bilerek verilmeyen cevaplar.