Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- "Buddha" bir özel isim değil, "uyanmış olan" anlamında bir unvandır; Doṇa'ya verilen cevapta olduğu gibi bir durumu adlandırır.
- Kişisel adlar iki tanedir: klan adı Gotama ve doğum adı Siddhattha; ikincisi ana Pāli söylem derlemelerinde geçmez, daha geç metinlerde görünür.
- Beş çileciye söylenen "Tathāgata'ya adıyla seslenmeyin" sözü, unvanın konuşanı bir kişiden bir konuma taşıdığını gösterir.
- "Uyanmış olan" bir kategoridir; tarihsel figür o kategorinin bir örneğidir ve ikisi hakkındaki iddialar aynı türde değildir.
- Adların hangi katmanda ortaya çıktığı metin tarihlendirmesinde ipucu verir, ama tek başına kanıt değildir.
Açılış sahnesi
Kuzey Hindistan, Gayā ile Benares arasında bir yol. Birkaç hafta önce bir ağacın altında uyandığını söyleyen bir adam, eski arkadaşlarını bulmak için batıya yürüyor. Yolda karşısına bir gezgin çıkıyor: Upaka adında, Ājīvika tarikatından bir çileci. Upaka yolcunun yüzündeki dinginliğe şaşırıyor ve dönemin çilecilerinin birbirine sorduğu soruyu soruyor: "Dostum, yüzün çok berrak. Kimin adına dünyayı bıraktın? Öğretmenin kim?"
Yolcunun cevabı iddialı: öğretmeni yoktur, eşi de yoktur; o kendisi tam uyanmış olandır. Upaka bir an duruyor. Sonra başını sallıyor, "Belki öyledir, dostum" diyor ve başka bir yola sapıp gidiyor.
Bu kısa karşılaşma Pāli metinlerinde kaydedilmiş ve içinde bu dersin bütün sorusu var. Upaka ona "dostum" diyor, yani sıradan bir çileciye seslendiği gibi. Yolcu ise kendini bir unvanla tanıtıyor. Aynı insan, aynı yolda, iki ayrı adla anılıyor ve hangi adın kullanıldığı, konuşanın o kişiyi ne sandığını ele veriyor.
Bu seviyede tarihsel Buda'yı inceleyeceksin. Ama önce bir soruyu çözmen gerekiyor: "Buda" kimin adı?
Bu derste ne olacak
Önce kişisel adları ayıracaksın: doğumla verildiği anlatılan ad ve klan adı. Sonra unvanlara geçecek, her birinin ne iş gördüğünü göreceksin. Ardından en tuhaf ve en tartışmalı unvana bakacaksın. Sonra kritik bir ayrımı kuracaksın: tarihsel bir kişi ile bir kategori arasındaki fark. En sonda adların hangi metin katmanında ortaya çıktığını izleyecek ve bir adın ilk göründüğü yerin o adın yaşını nasıl söylediğini göreceksin.
Sıfır noktası
Bir insanı düşün. Adı var, soyadı var, mesleği var: doktor. Bir rolü var: baba. Bir sıfatı var: emekli. Bu beş şey birbirinin yerine geçmiyor. "Ahmet geldi" ile "doktor geldi" aynı cümle değil; ikincisi bir işlev söylüyor ve o işlevi başkası da taşıyabilir.
Bir metin bir kişiden söz ederken hangi adı seçiyorsa, bir şey yapmaya çalışıyor. Tıp raporu "hasta" der, aile mektubu "babam" der, resmî belge tam adı yazar. Üçü de aynı kişi, üç ayrı çerçeve.
Benzetmenin kırıldığı yer şu: gündelik hayatta adlar aynı anda var olur ve kişi hepsini birden taşır. Burada ise bazı adlar zaman içinde eklenmiş. Yani bir adın varlığı, metnin yaşını da söylüyor.
Mekanizma
Kişisel adlar
Bu kişiye ait yalnızca iki ad kişiseldir; geri kalanların hepsi unvandır. Birincisi klan adı: Pāli'de Gotama, Sanskritçede Gautama. Erken metinlerde bu ad çok sık geçer, özellikle dışarıdan biri konuşurken. Bir brahman ya da rakip bir öğretmen ona saygıyla ama mesafeli biçimde "sayın Gotama" diye seslenir.
İkincisi doğumla verildiği anlatılan ad: Pāli'de Siddhattha, Sanskritçede Siddhārtha, "amacına ulaşmış olan". Şaşırtıcı bir gözlem var: bu ad, erken söylemlerin toplandığı ana Pāli derlemelerinde geçmez. Buddhavaṃsa gibi daha geç metinlerde ve yorum edebiyatında karşımıza çıkar. Bugün herkesin bildiği ad, en eski katmanın hiç kullanmadığı ad.
Neden? Çünkü erken metinlerin ilgilendiği şey bir kişinin biyografisi değil, bir öğretinin kaynağıydı. Kaynağın niteliğini söyleyen ise ad değil, unvandı.
Yaygın yanlış"Erken metinler Buda'nın hayatını anlatır."
Anlatmaz. Erken söylemler ağırlıklı olarak öğreti metinleridir ve biyografik parçalar dağınık hâlde, başka bir amaca hizmet ederken geçer. Sürekli bir hayat anlatısı çok daha sonra kurulur.
Adla seslenmeyin
Upaka'yla karşılaşmanın hemen ardından metin bir sahne daha anlatır ve bu sahne, adlandırmanın metinler için ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.
Yolcu Benares yakınındaki geyik parkına varır ve eski arkadaşları olan beş çileciyle karşılaşır. Beşi ona adıyla ve "dostum" diye seslenir. O ise şöyle karşılık verir: Tathāgata'ya adıyla ve "dostum" diye seslenmeyin; Tathāgata bir arahant, tam uyanmış olandır.
Bu sahnede bir üslup tuhaflığından fazlası var. Beş çileci onu hâlâ eskiden tanıdıkları Gotama olarak görüyor. O ise artık bir kişisel adla değil, bir konumla anılmak istiyor. Unvan, konuşanı bir kişi olmaktan çıkarıp bir konuma yerleştiriyor: söylenen şey bir kişisel görüş değil, o konumdan gelen bir bildirim. Erken metinlerde konuşan figürün kendinden sık sık "ben" yerine "Tathāgata" diye söz etmesinin sebebi de bu.
Unvanlar ve ne iş gördükleri
Şimdi unvanlara tek tek bakalım. Buddha, "uyanmış olan", en bilinen unvan ve bir fiilden türer: uyanmak. Bir durumu adlandırır. Bu yüzden özel isim değildir ve çoğul kullanılabilir. Bhagavā, "kutlu olan", saygı unvanıdır ve öğrencilerin ağzında en sık geçen hitap budur. Sakyamuni, "Sakyaların bilgesi", klan adına bir sıfat eklenerek kurulur ve hangi uyanmış figürden söz edildiğini netleştirir; Doğu Asya'da en yaygın kullanılan unvandır.
Bir unvanın bir durumu adlandırdığını en güzel gösteren metin, Aṅguttara Nikāya'daki kısa bir karşılaşma.
Doṇa adında bir brahman yolda tuhaf izler görür ve izleri takip ederek bir ağacın altında oturan birini bulur. Sorar: sen bir tanrı mısın, göksel bir varlık mısın, bir cin misin, yoksa bir insan mısın? Her soruya "hayır" cevabı alır. Sonunda ne olduğunu sorar. Cevap: onu bir tanrı, göksel bir varlık, bir cin ya da bir insan yapacak zihinsel akıntılar onda kökünden sökülmüştür; bu yüzden, brahman, beni uyanmış olan diye hatırla.
Doṇa bir ad sormuyor, bir tür soruyor: sen nesin? Ve cevap bir ad değil, bir durum. Bu sahne, "Buddha" kelimesinin metinlerin içinde nasıl bir kategori olarak işlediğini açıkça gösteriyor.
En tuhaf unvan
Tathāgata hepsinin içinde en tuhafı ve anlamı bugün de tartışmalı. Kelime iki biçimde çözülebilir: tathā-gata, "öyle gitmiş olan", ya da tathā-āgata, "öyle gelmiş olan". İki çözüm iki farklı anlam verir. Beşinci yüzyılın büyük Pāli yorumcusu Buddhaghosa bu belirsizliği bilir ve kelimeye tek bir açıklama yerine sekiz ayrı açıklama verir. Modern filolojide de tek bir sonuç yok. Bu yüzden çevirmen burada bir tercih yapmak zorunda ve tercihi metnin okunuşunu değiştiriyor.
Yaygın yanlış"Buda, o kişinin adıydı."
Değildi. Unvanın özel isim gibi kullanılması sonraki bir gelişmedir ve metinlerde unvanın hâlâ unvan olarak işlediği çok sayıda pasaj vardır, özellikle geçmiş ve gelecek figürlerden söz edilen yerlerde.
Kaynaklardan okuma
Kişi ile kategori
Bu dersin en önemli ayrımı burada. "Uyanmış olan" bir kategoridir ve o kategoriye giren birden fazla figür vardır. Dīgha Nikāya'nın Mahāpadāna Sutta'sı tarihsel figürden önce gelmiş altı uyanmış olanı, Vipassī'den Kassapa'ya kadar adlarıyla sayar; Gotama bu dizinin yedincisidir. Aynı derlemenin başka bir söylemi, çok uzak bir gelecekte ortaya çıkacak bir uyanmış olandan, Metteyya'dan söz eder. Daha sonraki Mahāyāna metinleri ise farklı dünyalarda bulunan çok sayıda uyanmış varlık anlatır.
Bu kümeler ile tarihsel figür aynı türde iddia değildir. Tarihsel figür hakkında konuşurken tarihsel kanıttan söz edebilirsin: yer adları, çağdaş hükümdarlar, Rummindei'deki gibi yazıtlar. Öbürleri için böyle bir zemin yoktur ve olması da beklenmez; onlar öğretisel ve anlatısal figürlerdir. Geçmiş figürler dizisi bir kronoloji iddiası değil, bir yapı iddiasıdır: uyanış tekil ve tesadüfi bir olay değil, tekrarlanabilir bir süreçtir.
Ad, metnin yaşını verir
Adlar aynı anda ortaya çıkmadı ve bu, çok kullanışlı bir yöntem ipucu veriyor. Klan adının yoğun kullanımı, özellikle dışarıdan konuşanların ağzında, erken bir işarettir. Saygı unvanının yoğunluğu da erken katmanda belirgindir. Siddhattha adının ya da kozmik figürlerin adlarının belirginleşmesi ise daha geç bir metin geleneğine işaret eder.
Adlar geleneklere göre de ağırlık değiştirir. Theravāda geleneği Pāli biçimleri kullanır. Doğu Asya geleneklerinde Sanskritçe biçimlerin Çince çevirileri yaygındır ve "Sakyamuni" orada en sık duyulan addır. Tibet geleneğinde ise adların Tibetçe karşılıkları kurulmuştur. Aynı figür hakkında okuduğun iki metin farklı adlar kullanıyorsa, bu onların farklı figürler olduğu anlamına gelmez.
Usta katmanı
Unvanların çoğu tarihsel figüre özgü değildir. Saygı unvanı dönemin başka öğretmenleri için de kullanılabiliyordu ve "Jina", "fatih" unvanı Jain geleneğinde de kurucu öğretmenler için kullanılır. Yani bir metinde bir unvanı görmek, kimden söz edildiğini tek başına belirlemez; bağlam gerekir.
Upaka'nın hikâyesinde bir incelik daha var. Metin, yeni uyanmış birinin ilk karşılaştığı kişiye öğretisini anlatmaya çalıştığını ve o kişinin ikna olmadan yoluna devam ettiğini açıkça kaydediyor. Bir geleneğin kendi kurucusunun ilk "başarısız" karşılaşmasını saklamaması dikkate değer. Tarihçiler böyle kurucuyu yüceltmeyen ayrıntılara genellikle daha fazla güvenir, çünkü sonradan uydurulmuş olmaları daha az olasıdır.
Son olarak adlar modern dönemde bir kimlik tercihine de dönüşebiliyor. Hangi adın kullanıldığı bazen bir geleneğe yakınlığı işaret eder. Bir metnin hangi adı seçtiğine bakmak, yalnız metnin yaşını değil, yazarının konumunu da ele verebilir. Bu seviye boyunca "tarihsel Buda" dediğinde kişiden, "uyanmış olan" dediğinde kategoriden söz ettiğini açıkça belirtmek bir üslup meselesi değil, bir doğruluk meselesi.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlış"Tathāgata, Buda'nın başka bir adıdır."
Teknik olarak bir unvandır ve kendine özgü bir kullanım alanı vardır; metinlerde çoğunlukla konuşan figürün kendi konumundan söz ettiği bildirimlerde geçer. Eşanlamlı saymak, seçimin taşıdığı bilgiyi siler.
Yaygın yanlış"Bodhisatta, Buda'nın uyanmadan önceki adıydı."
Terim bir aşamayı adlandırır, kişisel bir ad değildir. Metinler uyanıştan önceki dönemden söz ederken "ben henüz bir bodhisatta iken" der. Terimin kapsamı ileride, özellikle Mahāyāna'da çok genişleyecek.
Yaygın yanlış"Metinde kullanılan ad, metnin dönemini kesin olarak verir."
İpucu verir, kesinlik vermez. Sonraki bir derleyici erken bir metne geç bir adı sokabilir. Ad, tarihlendirmede bir göstergedir; tek başına kanıt değildir.
Uygulama
Kilit özet
- "Buddha" bir özel isim değil, "uyanmış olan" anlamında bir unvandır; Doṇa'ya verilen cevapta olduğu gibi bir durumu adlandırır.
- Kişisel adlar iki tanedir: klan adı Gotama ve doğum adı Siddhattha; ikincisi ana Pāli söylem derlemelerinde geçmez, daha geç metinlerde görünür.
- Beş çileciye söylenen "Tathāgata'ya adıyla seslenmeyin" sözü, unvanın konuşanı bir kişiden bir konuma taşıdığını gösterir.
- "Uyanmış olan" bir kategoridir; tarihsel figür o kategorinin bir örneğidir ve ikisi hakkındaki iddialar aynı türde değildir.
- Adların hangi katmanda ortaya çıktığı metin tarihlendirmesinde ipucu verir, ama tek başına kanıt değildir.
Beni uyanmış olan diye hatırla.
Sonraki derse köprü
Adları ayırdın. Şimdi en basit görünen ve en zor çıkan soruya geliyorsun: bu kişi ne zaman yaşadı? Üç ansiklopedi aç, büyük olasılıkla üç ayrı tarih bulursun.
Bu metinler olayları mutlak bir takvimle değil, "şundan şu kadar yıl sonra" diye birbirine göre kaydediyor. Sonraki derste bu göreli zinciri gerçek takvime bağlayan tek sabit noktayı ve o noktadan geriye sayan farklı hesapları göreceksin.