Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Schmithausen 1987'de Yogācāra'nın bütününü değil, tek bir kavramın, ālayavijñāna'nın, ilk ortaya çıktığı pasajı ve erken gelişimini inceledi; dar bir soru, sistemin doğuşunu açıklayan bir sonuç verdi.
- Bir tezin kapsamı bir ölçek kararıdır: doğru ölçek, araştırmacının bitirebileceği ve başkalarının sınayabileceği en derin çalışmayı mümkün kılar.
- Eco 1977'de alanı daralttıkça daha iyi çalışıldığını ve bir tezin titizliğinin kapsamından önemli olduğunu yazdı; zaman, dil ve kaynak kısıtları ölçeği belirler.
- Zürcher'in 1959 tarihli doktora tezi belirli bir dönem ve toplumsal katmanla sınırlanmış olduğu hâlde erken Çin Budizmi alanının standart eseri oldu; bir tez, kendi sınırları içinde eksiksiz olduğunda klasikleşir.
- İki alan arasında çalışan tezler iki alanın ölçütlerine de cevap vermelidir; danışman, araştırma topluluğu ve en çok da araştırmacının kendisi, tezin en zayıf yerini bilmelidir.
Açılış sahnesi
"Tibet kanonu üzerine çalışacağım." Cümle güzel durur. Ama Tibet kanonu yüzlerce ciltten oluşur, klasik Tibetçeyi rahatça okuyabilmek yıllar alır ve kanonun büyük kısmı Sanskritçeden yapılmış çevirilerdir; yani çoğu soruda kaynak dile de bakmak gerekir. Bu bir alan değil, bir kıtadır. Şimdi bir araştırmacının başka bir kıtaya, Yogācāra felsefesinin bütününe, nasıl yaklaştığına bak. O, bütün sistemi anlatmaya çalışmadı. Tek bir kavramı seçti ve o kavram hakkında tek bir soru sordu: bu kavram metinlerde ilk kez nerede ve neden ortaya çıkıyor?
Schmithausen'ın iki ciltlik monografisi, Yogācāra felsefesinin ayırt edici kavramlarından biri olan "depo bilinci"nin, ālayavijñāna'nın, kökenini ve erken gelişimini inceler. Çalışma, bu kavramın ilk kez hangi pasajda ortaya çıktığını belirlemeye çalışır ve bunun için, o pasajda mevcut bilinç modelleriyle çözülemeyen bir yorum sorununun bulunup bulunmadığı gibi ölçütler kullanır.
Yogācāra dersinde depo bilincinin bütün bir sistemin taşıyıcı kavramı olduğunu görmüştün. Schmithausen'ın tezinin gücü, bu büyük sistemin içinden tek bir kavramı, o kavramın içinden de tek bir anı, ilk ortaya çıkışını seçmesindedir. Dar bir soru, büyük bir sonuç verdi: kavramın neden doğduğunu açıklamak, sistemin neden doğduğunu açıklamanın bir yolu oldu. Araştırma tasarımı dersinde bir soruyu sınırlamayı, ileri metin çalışması ve felsefe seminerleri derslerinde de büyük külliyatlarla ve tartışmalarla çalışmayı öğrenmiştin. Bu ders, bunların hepsini birkaç yıl sürecek tek bir çalışmada birleştirmeyi soruyor: kıta büyüklüğünde bir ilgi, bitirilebilir bir teze nasıl dönüşür?
Bu derste ne olacak
Önce bir haritacının ölçek seçimi üzerinden, bir tezin kapsamının neden bir ölçek kararı olduğunu göreceksin. Sonra bir tez yazma kılavuzunun en temel öğüdünü ve bir tezi sınırlayan üç kısıtı okuyacaksın. Ardından bir doktora tezinin nasıl alanının standart eserine dönüşebildiğini inceleyeceksin. En sonda iki alan arasında çalışmanın yükünü, danışmanın ve araştırma topluluğunun rolünü ve bir tezin kendi sınırlarını nasıl bilmesi gerektiğini konuşacaksın.
Sıfır noktası
Bir haritacı bir kıyı şeridini çizmek ister. Bütün kıtayı tek bir kâğıda çizerse, kıyı birkaç kalın çizgiye dönüşür; koylar, burunlar, küçük adalar kaybolur. Tek bir koyu çizerse, her kayayı, her kum şeridini, her derinlik çizgisini gösterebilir. İki harita da doğrudur, ama farklı sorulara cevap verir. Ölçek büyüdükçe ayrıntı azalır; ölçek küçüldükçe ayrıntı artar. Ve bir haritacı, bir ömrünü tek bir koya verebilir; ama bir ömrü bütün kıtanın her kayasını çizmeye yetmez.
Benzetmenin kırıldığı yer şudur. Haritacının iki haritası da kendi ölçeğinde tamdır. Bir tez ise yalnızca ayrıntılı bir harita değildir; alanın daha önce bilmediği bir şeyi söylemelidir. Küçük bir koyun mükemmel ama zaten bilinen bir çizimi, bir katkı sayılmaz. Üstelik haritacının koyu kıtadan bağımsızdır; tezin konusu ise daha büyük bir tartışmaya bağlanmalıdır. Schmithausen'ın kavramı küçük bir koydur, ama o koy, bütün kıtanın kıyısının nasıl oluştuğunu anlatır.
Mekanizma
Daralt
Eco, 1977'de İtalyan üniversite öğrencileri için yazdığı tez kılavuzunda temel bir ilke koyar: alanı ne kadar daraltırsan o kadar iyi çalışırsın. Eco'ya göre bir tezin titizliği, kapsamından daha önemlidir; çok geniş bir konu derine inmeye yer bırakmaz ve önemli bilgilerin atlanması olasılığını artırır. Dar bir konuyu derinlemesine işleyen bir monografi yazmakta bir sakınca yoktur.
Eco'nun öğüdü, bir tezin üç kısıtıyla birleştiğinde somutlaşır. Birinci kısıt zamandır: bir yüksek lisans tezi birkaç ay, bir doktora tezi birkaç yıl sürer. İkinci kısıt dildir. Klasik Tibetçe dersinde bu dili okuyabilmenin ne kadar zaman aldığını görmüştün; bir Tibet kanonu tezinin kapsamı, araştırmacının hangi dilleri ne düzeyde okuyabildiğiyle doğrudan sınırlıdır. Üçüncü kısıt kaynaklardır: hangi el yazmalarına, hangi baskılara, hangi sayısal metinlere erişilebilir? Bu üç kısıt birlikte, bir ilginin hangi ölçekte bir teze dönüşebileceğini belirler.
Açılıştaki Tibet kanonu ilgisi bu kısıtlarla daraltılabilir. Tibet kanonu dersinde kanonun baskılarının çoğunun iki ayrı el yazması soyunun karışımı olduğunu görmüştün. Bir tez, belirli bir metnin iki farklı baskıda hangi bölüme yerleştirildiğini ve bu farkın kataloglarda nasıl gerekçelendirildiğini sorabilir. Bu soru bir kıta değil, bir koydur; ama o koy, kanonun nasıl kurulduğunu anlatır.
Kaynaklardan okuma
Dar bir tezin geniş bir etki yaratabileceğinin klasik örneklerinden biri, yirminci yüzyılın ortasında Leiden'de yazılmış bir doktora tezidir.
Hollandalı Çin bilimci Erik Zürcher'in 1950'lerin başında başladığı doktora çalışması, 1959'da iki cilt hâlinde yayımlandı. Kitap, Budizmin erken ortaçağ Çin'inde yayılmasını ve Çin toplumuna uyarlanmasını inceler. Tez kısa sürede Çin Budizmi çalışmalarının klasik bir eseri hâline geldi; 1972'de ve 2007'de yeniden basıldı ve erken Çin Budizmi alanının standart eseri olarak kabul edilmeye devam eder.
Zürcher'in tezi geniş bir başlık taşır, ama aslında sıkı biçimde sınırlanmıştır: belirli bir dönem, erken ortaçağ, ve büyük ölçüde belirli bir toplumsal katman, eğitimli seçkinler arasında Budizmin nasıl kabul edildiği. Çin'e aktarım dersinde Huiyuan'ın keşişlerin krala eğilmemesi gerektiğini savunduğu 404 tarihli incelemesini görmüştün; Zürcher'in tezi, böyle tartışmaların geçtiği bir dünyayı, aristokrat aydınların Budist öğretiyi nasıl tartıştığını ve uyarladığını ayrıntılı biçimde anlatır. Tezin kalıcılığı genişliğinden değil, seçtiği sınırlar içinde neredeyse eksiksiz olmasından gelir. Bir tez, kendi sınırları içinde bir sonraki araştırmacının tekrar yapmak zorunda kalmayacağı kadar iyi yapıldığında klasikleşir.
Usta katmanı
Bazı en değerli tezler iki alanın arasında durur: Sanskrit filolojisi ile Tibet tarihi, Abhidharma ile çağdaş zihin felsefesi, metin araştırması ile antropolojik saha çalışması. Böyle bir tezin yükü iki katıdır: araştırmacı iki alanın dilini, yöntemini ve literatürünü bilmeli ve iki alanın okurlarını da ikna etmelidir. Felsefe seminerleri dersinde Siderits'in füzyon felsefesinin hem verimli olduğunu hem de bir riski taşıdığını görmüştün. İki alan arasında çalışmak, ancak her iki alanın da kendi ölçütleriyle sınayabileceği bir katkı ürettiğinde değerlidir.
Tezin biçimi de ölçeğin bir parçasıdır. Budist çalışmalarında üç biçim yaygındır: belirli bir soruyu inceleyen bir monografi; bir metnin el yazmalarını karşılaştırıp eleştirel bir edisyonunu ve çevirisini sunan bir çalışma; ve bir metnin ayrıntılı açıklamalarla donatılmış bir çevirisi. Gāndhārī dersinde Brough'un Khotan'dan çıkan dizeler üzerine yaptığı edisyonu görmüştün; böyle bir edisyon, sonraki araştırmacıların üzerine kuracağı bir zemin hazırlar ve kendi başına bir katkıdır.
Bu yüzden hiçbir tez yalnız yazılmaz. Danışman, araştırmacının ölçek kararını erken aşamada sınar: bu soru bu sürede, bu dillerle, bu kaynaklarla cevaplanabilir mi? Araştırma topluluğu, konferanslar, hakemli dergiler ve tez jürisi, sonucu kendi ölçütleriyle sınar. Ama bu sınavların en önemlisi, araştırmacının kendisine uyguladığı sınavdır: tezim neyi gösteriyor, neyi göstermiyor ve en zayıf yeri neresi? Bir tezin sınırlarını bilmesi, onun zayıflığı değil, güvenilirliğinin koşuludur.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlış"Geniş bir konu daha değerli bir tezdir."
Eco'nun ilkesine göre alanı daralttıkça iyi çalışılır; Schmithausen'ın tek bir kavramın ilk ortaya çıkışına odaklanan çalışması gibi dar tezler, büyük sistemleri açıklayabilir.
Yaygın yanlış"Bir tez, ilgi duyulan konudan doğrudan seçilir."
İlgi bir başlangıçtır; tezin ölçeği, araştırmacının zamanı, dil donanımı ve kaynaklara erişimiyle belirlenir ve bu üç kısıt dikkate alınmadan seçilen bir konu bitirilemez.
Yaygın yanlış"Klasikleşen tezler her şeyi kapsayan tezlerdir."
Zürcher'in tezi geniş bir başlık taşır ama belirli bir dönemle ve belirli bir toplumsal katmanla sınırlanmıştır; kalıcılığı, seçtiği sınırlar içinde neredeyse eksiksiz olmasından gelir.
Uygulama
Kilit özet
- Schmithausen 1987'de Yogācāra'nın bütününü değil, tek bir kavramın, ālayavijñāna'nın, ilk ortaya çıktığı pasajı ve erken gelişimini inceledi; dar bir soru, sistemin doğuşunu açıklayan bir sonuç verdi.
- Bir tezin kapsamı bir ölçek kararıdır: doğru ölçek, araştırmacının bitirebileceği ve başkalarının sınayabileceği en derin çalışmayı mümkün kılar.
- Eco 1977'de alanı daralttıkça daha iyi çalışıldığını ve bir tezin titizliğinin kapsamından önemli olduğunu yazdı; zaman, dil ve kaynak kısıtları ölçeği belirler.
- Zürcher'in 1959 tarihli doktora tezi belirli bir dönem ve toplumsal katmanla sınırlanmış olduğu hâlde erken Çin Budizmi alanının standart eseri oldu; bir tez, kendi sınırları içinde eksiksiz olduğunda klasikleşir.
- İki alan arasında çalışan tezler iki alanın ölçütlerine de cevap vermelidir; danışman, araştırma topluluğu ve en çok da araştırmacının kendisi, tezin en zayıf yerini bilmelidir.
Bir ömür tek bir koya yeter; bütün kıtanın her kayasına yetmez.
Sonraki derse köprü
Bu derste bir tezin ölçeğini seçmeyi ve onun sınırlarını bilmeyi gördün. Sonraki ders, bu dizinin son dersi, bir tezin savunulduğu ana gidiyor. Savunma masasındasın, tez önünde, iki yıl çalıştın. Karşındaki kişi ilk soruyu sorar, ama beklediğin soru değildir: bu tezin en zayıf yeri neresi? Sonraki ders, bu soruya verilebilecek iki cevabı karşılaştıracak ve bu dizinin baştan beri kullandığı iddia etiketlerinin, bir araştırmacının kendi sınırlarını göstermenin bir aracı olarak ne anlama geldiğini soracak.