Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Radich 2017'de, çok sayıda üslup işaretini bilgisayar destekli bir yöntemle karşılaştırarak, geleneksel olarak Saṅghadeva'ya atfedilen Ekottarikāgama'nın (T 125) Zhu Fonian'ın çevirisi olduğunu savundu.
- Hesaplamalı bir yöntem bulgu değil aday üretir; bir aday ancak gerçek paralel, ortak kalıp, ortak konu ve rastlantı açıklamaları tartıldıktan sonra bir bulguya dönüşür.
- Ağustos 2020'de açılan BuddhaNexus, Pāli, Sanskrit, Tibetçe ve Çince metinler arasında paralelleri hesaplamalı olarak tespit etmeye çalışan açık kaynaklı bir altyapıdır.
- Allon 1997'de Pāli söylemlerinin ezber için standartlaşmış formüller kullandığını gösterdi; ortak bir formül, iki metnin akraba olduğunu göstermez.
- Hesaplamalı sonuçlar ölçme kararlarına bağlıdır; kararlar görünür kılınmalı ve veriler, başkalarının sonucu tekrarlayabileceği biçimde paylaşılmalıdır.
Açılış sahnesi
Bir gece boyunca bir program çalıştırdın. Program iki külliyatı karşılaştırdı ve sabah ekranda bir liste duruyor: dört bin yüz yirmi yedi paralel adayı. İlk tepki sevinçtir: bu kadar çok mu? İkinci ve doğru tepki ise bir sorudur: bu sayı neyin sayısı? Örnekleri açarsın. Bazıları gerçekten aynı pasajın iki sürümüdür. Bazıları aynı kalıp cümlenin iki ayrı yerde geçmesidir. Bazıları ise yalnızca ortak bağlaçlar ve edatlar yüzünden yüksek puan almıştır. Asıl iş şimdi başlar. Bir araştırmacı, aynı türden bir ölçmeyi Çince kanonun eski bir sorusuna uyguladığında, yüzyıllardır kabul edilen bir bilgiyi değiştirdi.
Çince kanondaki Ekottarikāgama (Taishō 125), geleneksel olarak Gautama Saṅghadeva'nın çevirisi sayılır. Radich, çok sayıda ve birbirinden farklı üslup işaretini bilgisayar destekli bir yöntemle karşılaştırarak, metnin Saṅghadeva'nın değil Zhu Fonian'ın çevirisi olduğunu savunur. Makale, bulgunun Zhu Fonian'a atfedilen öbür metinler için ve Çince Budist metinlerin atıflarını iç kanıta dayanarak değerlendirme yöntemleri için ne anlama geldiğini de tartışır.
Radich'in sonucu, bir kişinin bir kitabı baştan sona okuyarak ulaşamayacağı bir sonuçtur. Bir çevirmenin üslubu, binlerce sayfaya yayılmış küçük tercihlerde saklıdır: hangi kelimeyi hangi kalıpla çevirdiği, hangi bağlacı sevdiği, hangi terimi hangi biçimde yazdığı. Bu tercihleri ancak bir makine binlerce sayfada sayabilir. Araştırma tasarımı dersinde bir soruyu sınırlamayı ve külliyatını seçmeyi öğrenmiştin. Bu ders, külliyat bir insanın okuyabileceğinden büyük olduğunda ne olduğunu soruyor: ölçek değişince yöntem nasıl değişir ve bir adayı bir bulgudan nasıl ayırırız?
Bu derste ne olacak
Önce bir kumsalda metal dedektörüyle dolaşan biri üzerinden, bir sinyalin bir bulgu olmadığını göreceksin. Sonra çok dilli bir paralel tespit altyapısının nasıl çalıştığını tanıyacaksın. Ardından iki metin arasındaki benzerliğin dört farklı açıklamasını ve bunlardan birini, sözlü kalıp dilini, anlatan bir çalışmayı okuyacaksın. Sonra bir çevirmenin üslubunu ölçmek için hangi işaretlerin neden seçildiğini inceleyeceksin. En sonda ölçme kararlarını görünür kılmanın ve sonuçları başkalarının tekrarlayabileceği biçimde yayımlamanın önemini konuşacaksın.
Sıfır noktası
Bir kumsalda elinde metal dedektörüyle dolaşan birini düşün. Dedektör her metal parçasında öter: bir altın yüzükte, bir eski sikkede, ama aynı zamanda bir şişe kapağında, bir paslı çivide, bir alüminyum folyo parçasında. Dedektör hazineyi saymaz; sinyalleri sayar. Bir öğleden sonra yüz kez ötmüş olması, yüz hazine bulunduğu anlamına gelmez. Her sinyalde eğilmek, kumu kazmak ve bulunanı elde incelemek gerekir. Dedektör, nereye bakılacağını gösterir; neyin bulunduğuna ise el ve göz karar verir.
Benzetmenin kırıldığı yer şudur. Kumsaldaki bir şişe kapağı, eline aldığın anda bir şişe kapağıdır; yanlış sinyal kendini hemen ele verir. Metinlerde ise bir adayın gerçek bir paralel mi, ortak bir kalıp mı yoksa bir rastlantı mı olduğuna karar vermek filolojik bir yargı gerektirir ve bu yargı da yanılabilir. Üstelik dedektör ötmediği yerde bir şey olmadığını söylemez; gömülü bir bronz parça sinyal vermeyebilir. Hesaplamalı yöntemlerin de kaçırdığı paralel adaylar vardır ve bu eksiklikler, listede görünmedikleri için fark edilmez.
Mekanizma
Çok dilli bir dedektör
BuddhaNexus, Pāli, Sanskrit, Tibetçe ve Çince Budist literatürünün hesaplamalı olarak keşfi için açık kaynaklı bir altyapı olarak kuruldu ve Ağustos 2020'de çevrimiçi olarak erişime açıldı. Platform, metin parçaları arasındaki paralelleri kelime vektörlerinin ağırlıklı ortalamalarına dayanan yöntemlerle tespit eder ve dört dildeki metinler arasındaki metinler arası bağları izlemeye çalışır.
Böyle bir altyapı, Erken metin paralelleri dersinde elle yapılan karşılaştırmaların ölçeğini büyük ölçüde artırır. Anālayo'nun bir Pāli söylemini bir Çince paralelle tek tek karşılaştırdığı iş, burada bütün külliyatlar arasında bir gecede adaylar üretir. Ama ilke aynı kalır: altyapı bir dedektördür. Gösterdiği her eşleşme, bir araştırmacının eğilip bakması gereken bir sinyaldir.
Dört açıklama
İki metin arasındaki bir benzerlik, en az dört farklı biçimde açıklanabilir. Birincisi gerçek bir paraleldir: aynı söylemin iki sürümü, ortak bir kaynaktan gelen iki aktarım. İkincisi ortak bir kalıptır: iki metin akraba değildir, ama ikisi de aynı sözlü aktarım dilinden aynı formülü kullanır. Üçüncüsü ortak bir konudur: iki metin aynı öğretiyi anlattığı için benzer kavramları kullanır. Dördüncüsü rastlantıdır: benzerlik yalnızca sık geçen kelimelerden, bağlaçlardan ve edatlardan doğar. Bir aday ancak öbür üç açıklama elendiğinde gerçek bir paralel sayılabilir.
Kaynaklardan okuma
İkinci açıklama, Budist metinlerinde özellikle güçlüdür.
Allon, Pāli söylemlerinin düzyazı bölümlerindeki başlıca üslup özelliklerini ayrıntılı biçimde inceler ve bu metinlerin ezberlenmek ve kelimesi kelimesine aktarılmak üzere tasarlandığını savunur. Çalışma, tekrarın, giderek uzayan hece örüntülerinin ve standartlaşmış ifadelerin, metinlerin ezberlenmesini ve topluca okunmasını desteklediğini gösterir.
Allon'un bulgusu, hesaplamalı paralel tespitinin en büyük tuzağını açıklar. Pāli söylemleri aynı formülleri yüzlerce kez tekrarlar: bir keşişin öğretmene yaklaşıp selam vermesi, bir köyün tarifi, bir meditasyon aşamasının anlatımı. Bu formüller ezberi kolaylaştırmak için vardır ve iki söylemde aynı formülün geçmesi, iki söylemin akraba olduğunu göstermez. Bir algoritma için ise iki uzun ve neredeyse aynı pasaj, güçlü bir paralel adayıdır. Gece boyunca çalışan programın listesindeki adayların önemli bir kısmı bu yüzden gerçek paraleller değil, ortak bir sözlü dilin izleridir.
Radich'in yöntemi bu tuzaktan kaçınmak için tasarlanmıştır. Bir çevirmenin kimliğini ararken, metnin konusundan ya da kaynak metnin formüllerinden gelen benzerlikler işe yaramaz; çünkü aynı kaynak metni çeviren iki farklı çevirmen de aynı konuyu ve aynı formülleri aktarır. İşe yarayan, çevirmenin farkında olmadan yaptığı küçük tercihlerdir: belirli bir terimi belirli bir biçimde çevirmesi, belirli bir bağlacı sık kullanması. Budist Çince dersinde aynı söylemin Kumārajīva ve Xuanzang çevirilerinin nasıl farklı bir dil kurduğunu görmüştün; Radich bu farkları sayılabilir işaretlere dönüştürür.
Usta katmanı
Hesaplamalı bir çalışmanın sonucu, verdiği kararlardan ayrılamaz. Bir paralel için kaç kelimelik bir pencere seçildi? Benzerlik puanının eşiği nerede çizildi? Sık geçen kelimeler çıkarıldı mı? Hangi baskı, hangi sayısal metin kullanıldı? Bu kararların her biri, listeye hangi adayların gireceğini değiştirir. Eşik düşük tutulursa liste şişer ve gerçek paraleller rastlantıların arasında kaybolur; yüksek tutulursa liste temizlenir ama gerçek paralellerin bir kısmı dışarıda kalır.
Filolojik uzmanlık dersinde eleştirel bir edisyonun neden her okuma kararını bir aparatta gösterdiğini görmüştün: okur, editörün nerede ve neden karar verdiğini görebilmelidir. Hesaplamalı çalışmada aynı ilke daha da önemlidir. Kararlar görünmüyorsa sonucun gerekçesi de görünmez. Radich'in, çalışmalarında kullandığı veri setlerini ayrıca erişime açması bu ilkenin bir uygulamasıdır: başka bir araştırmacı aynı verilerle aynı ölçmeyi tekrarlayabilir, eşikleri değiştirebilir ve sonucun bu değişikliklere ne kadar dayanıklı olduğunu sınayabilir. Bir hesaplamalı bulgu, başkası tarafından tekrarlanabildiği ölçüde bir bulgudur.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlış"Bir programın bulduğu her paralel gerçek bir metinsel ilişkiyi gösterir."
Programlar sinyal üretir; bir aday ortak bir sözlü kalıptan, ortak bir konudan ya da sık geçen kelimelerden de doğabilir ve ancak bu açıklamalar elendiğinde bir bulgu sayılır.
Yaygın yanlış"Bir Pāli söyleminin başka bir söylemle uzun bir pasajı paylaşması, ikisinin akraba olduğunu kanıtlar."
Allon'un gösterdiği gibi Pāli söylemleri ezber için standartlaşmış formülleri sistemli biçimde tekrarlar; ortak bir formül, ortak bir sözlü dilin izidir.
Yaygın yanlış"Hesaplamalı yöntemler filolojik yargının yerini alır."
Radich'in çalışması gibi en başarılı örnekler, hangi işaretlerin neden sayılacağına dair filolojik bir kararla başlar ve ölçme kararlarını görünür kılarak başkalarının sınamasına açar.
Uygulama
Kilit özet
- Radich 2017'de, çok sayıda üslup işaretini bilgisayar destekli bir yöntemle karşılaştırarak, geleneksel olarak Saṅghadeva'ya atfedilen Ekottarikāgama'nın (T 125) Zhu Fonian'ın çevirisi olduğunu savundu.
- Hesaplamalı bir yöntem bulgu değil aday üretir; bir aday ancak gerçek paralel, ortak kalıp, ortak konu ve rastlantı açıklamaları tartıldıktan sonra bir bulguya dönüşür.
- Ağustos 2020'de açılan BuddhaNexus, Pāli, Sanskrit, Tibetçe ve Çince metinler arasında paralelleri hesaplamalı olarak tespit etmeye çalışan açık kaynaklı bir altyapıdır.
- Allon 1997'de Pāli söylemlerinin ezber için standartlaşmış formüller kullandığını gösterdi; ortak bir formül, iki metnin akraba olduğunu göstermez.
- Hesaplamalı sonuçlar ölçme kararlarına bağlıdır; kararlar görünür kılınmalı ve veriler, başkalarının sonucu tekrarlayabileceği biçimde paylaşılmalıdır.
Dedektör nereye bakılacağını gösterir; neyin bulunduğuna el ve göz karar verir.
Sonraki derse köprü
Bu derste iki metin arasındaki bir benzerliğin, gerçekten aynı şeyi söylediklerini göstermeyebileceğini gördün: ortak bir formül, ortak bir konu ya da bir rastlantı da benzerlik üretebilir. Sonraki ders aynı dikkati felsefi konumlara uyguluyor. Masada iki konum vardır: biri kalıcı bir özün olmadığını, kişinin değişen etkenlerin akışı olduğunu söyler; öbürü değişenin altında değişmeyen bir öz olduğunu. Kafa kafaya bir çarpışma gibi görünür. Sonraki ders, hangisinin haklı olduğunu sormadan önce bir soru daha soracak: ikisi gerçekten aynı soruya mı cevap veriyor?