İçeriğe geç

Ders 19.1 · Seviye 19

Aśoka ve Dhamma

1.591 kelime · 4 birincil kaynak pasajı · yaklaşık 7 dakika okuma · seslendirme 11 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. 1958'de bulunan Kandahar iki dilli yazıtı, dhamma'yı Yunancaya "eusebeia", yani dindarlık ve doğru davranış diye çevirir; hükümdarın insanları daha dindar kıldığını ve canlıları öldürmekten kaçındığını bildirir.
  2. Aśoka'nın kamuya yönelik yazıtlarında dhamma ana babaya itaat, saygı, cömertlik ve canlılara karşı ölçülülük gibi gündelik bir davranış düzenidir; öğreti kavramları anlatılmaz.
  3. I. Büyük Kaya Fermanı, saray mutfağında günde yüz binlerce canlının kesimini iki tavus kuşu ve bir geyiğe indirdiğini, ama bunların da hâlâ kesildiğini açıkça yazar.
  4. Thapar 1961'de dhamma'yı çok uluslu bir imparatorluğu bir arada tutan, mezhepler üstü bir kamusal etik olarak okudu; Bairāt ve Sarnath yazıtları ise kişisel bir Budist bağlılığın da varlığını gösterir.
  5. Mahāvaṃsa'nın kardeş katili, konsil toplayan ve oğlunu Sri Lanka'ya gönderen Aśoka'sı yazıtlarda yoktur; anlatı, adanın Theravāda geleneğinin kökenini ve meşruiyetini kurar.

Açılış sahnesi

1958'de, Afganistan'ın Kandahar kenti yakınlarında, Chehel Zina denen kayalık bir yamaçta, bir kaya yüzeyinde iki farklı alfabeyle yazılmış satırlar bulunur. Üstteki satırlar Yunancadır, alttakiler Aramice. Uzmanlar yazıyı okuduğunda, bunun Hindistan'ın kuzeyinden yönetilen bir imparatorluğun en batı ucunda, İskender'in seferlerinden yalnızca birkaç kuşak sonra, Yunanca konuşan bir nüfusa seslenen bir hükümdar bildirisi olduğu anlaşılır. Bildiri, Hint dünyasının en ünlü kavramlarından birini Yunancaya çevirir. Çevirmenin seçtiği sözcük, "Buda'nın öğretisi" anlamına gelen bir sözcük değildir. Sözcük eusebeia'dır: dindarlık, saygılı ve doğru davranış.

Yazıtın Yunanca bölümü şöyle başlar: saltanatının on yılı dolduğunda Kral Piodasses, insanlara dindarlığı (eusebeia) bildirdi ve o andan sonra insanları daha dindar kıldı; bütün dünyada her şey gelişip serpildi. Metin, hükümdarın canlıları öldürmekten kaçındığını ve başkalarının da kaçındığını, ana babaya ve yaşlılara itaatin arttığını anlatır. Piodasses, Aśoka'nın yazıtlarda kullandığı "Piyadasi" unvanının Yunanca biçimidir.

Kandahar yazıtı, Aśoka'nın kendi döneminde, kendi adına yazılmış bir belgedir ve dhamma kavramının ne anlama geldiğine dair bir çevirmenin kararını taşır. Aynı hükümdar hakkında, yüzyıllar sonra yazılmış Budist anlatılar ise bambaşka bir portre çizer: zalim bir kraldan ideal bir Budist hükümdara dönüşen, kardeşlerini öldürmüş, sonra seksen dört bin stūpa yaptırmış, bir konsil toplamış ve öğretiyi uzak ülkelere göndermiş bir kurucu. Tarihsel dönemler dersinde bu iki katmanın varlığını ilk kez görmüştün. Bu ders onları yan yana koyuyor ve şunu soruyor: Aśoka'nın kendi taşlarında "dhamma" ne demekti ve sonraki anlatılar bu figürü neden ve nasıl yeniden yazdı?

Bu derste ne olacak

Önce bir mahalle duyuru panosu ile mahallede anlatılan hikâyeler üzerinden, çağdaş bir belge ile sonraki bir anlatının nasıl farklı işler gördüğünü göreceksin. Sonra Aśoka'nın yazıtlarında dhamma'nın içeriğine bakacaksın: neyi söylüyor, neyi söylemiyor. Ardından bir saray mutfağındaki reformu ve onun dürüst eksikliğini okuyacaksın. Sonra bir tarihçinin dhamma'yı bir imparatorluk politikası olarak nasıl okuduğunu ve bu okumanın sınırlarını göreceksin. En sonda bir Sri Lanka vakayinamesinin Aśoka'yı nasıl yeniden kurduğunu konuşacaksın.

Sıfır noktası

Bir mahallenin muhtarlığında bir duyuru panosu düşün. Muhtar oraya kendi eliyle ilanlar asar: çöp saatleri değişti, park yenilendi, komşular birbirine saygılı olsun. İlanlar muhtarın kendi sesidir, kendi döneminde yazılmıştır ve tarihleri bellidir. Elli yıl sonra ise aynı muhtar mahallede bir efsaneye dönüşmüştür: gençliğinde kavgacı biriymiş, bir gece bir rüya görüp değişmiş, mahalleye cami de o yaptırmış, okul da. Anlatıların bir kısmı doğrudur, bir kısmı başka birinin yaptığı işlerin ona mal edilmesidir, bir kısmı ise anlatanların kendi değerlerini onun ağzından söylemesidir.

Benzetmenin kırıldığı yer şudur. Duyuru panosundaki ilan da tarafsız değildir: muhtar kendini nasıl görmek istiyorsa öyle yazar. Aśoka'nın yazıtları da bir hükümdarın kendi sesi, yani bir tür kamusal anlatımdır; savaşı, pişmanlığı ve reformları onun seçtiği kelimelerle anlatılır. Öbür yandan efsane yalnızca bir çarpıtma değildir. Sonraki anlatılar, Aśoka'nın kendisinden çok onları yazan toplulukların ne istediğini, hangi kurumları meşrulaştırmaya çalıştığını gösterir ve bu da kendi başına değerli bir tarihsel bilgidir.

Mekanizma

Taştaki dhamma

Aśoka'nın yazıtları imparatorluğun dört bir yanına dağılmıştır: kaya yüzeylerinde, cilalı taş sütunlarda, Prakritçenin farklı lehçelerinde ve sınır bölgelerinde Yunanca ile Aramice. Prakritçe ve Ardhamāgadhī dersinde aynı fermanın farklı lehçelerde yazıldığını görmüştün. Bu yazıtlarda dhamma tanımlanırken öne çıkan şeyler şaşırtıcı ölçüde gündeliktir: ana babaya itaat, yaşlılara ve öğretmenlere saygı, köleye ve hizmetçiye iyi davranma, dostlara, akrabalara ve dinî adamlara cömertlik, canlılara karşı ölçülülük, az harcamak ve az biriktirmek.

Bu listede eksik olanlar da en az bulundurulanlar kadar öğreticidir. Kamuya yönelik yazıtlarda dört yüce gerçek, sekiz aşamalı yol, bağımlı ortaya çıkış ya da nirvāṇa gibi öğreti kavramları anlatılmaz. Tartışma etiği dersinde gördüğün XII. Büyük Kaya Fermanı ise bir adım daha atar: hükümdar bütün dinî toplulukları onurlandırdığını söyler ve kişinin kendi topluluğunu yüceltmek için başkasınınkini kötülememesini ister. Kandahar'daki çevirmenin "eusebeia" sözcüğünü seçmesi bu tabloyla uyumludur: Yunanca konuşan bir okur için dhamma, bir mezhebin öğretisi değil, doğru ve saygılı yaşamın adıdır.

Saray mutfağındaki reform

Ferman, eskiden Tanrıların Sevgilisi Kral Piyadasi'nin mutfağında yemek için her gün yüz binlerce canlının öldürüldüğünü söyler. Bu dhamma yazısı yazıldığında ise yalnızca üç canlı öldürülmektedir: iki tavus kuşu ve bir geyik, geyik de her zaman değil. Ferman, zamanla bu üç canlının da öldürülmeyeceğini ekler.

Fermanın en ilginç yanı, bir hükümdarın kendi reformunun tamamlanmadığını taşa kazıtmasıdır. Yüz binlerce sayısı muhtemelen bir abartmadır; ama iki tavus kuşu ve bir geyik ayrıntısı, bir propaganda metninde beklenmeyecek kadar dürüsttür. Hükümdar kendini kusursuz bir örnek olarak değil, yolun ortasındaki biri olarak sunar. Bu da dhamma'nın taştaki biçimine dair bir şey söyler: bir kerede ilan edilip uygulanan bir yasa değil, kademeli olarak yerleşmesi beklenen bir davranış düzeni.

Kaynaklardan okuma

Taştaki dhamma neden bu kadar genel ve mezhepler üstüdür? Yirminci yüzyılın ortasında bir tarihçi bu soruya siyasal bir cevap verdi.

Thapar, Aśoka'nın yazıtlarını Maurya toplumunun ve yönetiminin bağlamında okur. Ona göre yazıtlardaki dhamma, farklı etnik grupları, dilleri ve inançları kapsayan geniş bir imparatorluğu bir arada tutmaya yönelik, belirli bir mezhebe bağlı olmayan bir kamusal etik olarak tasarlanmıştır; dhamma görevlileri (dhamma-mahāmātra) bu etiği imparatorluk genelinde yaymakla görevlendirilmiştir.

Thapar'ın okuması, Kandahar yazıtını anlamlı kılar: Yunanca ve Aramice konuşan bir sınır nüfusuna Budist öğretiyi değil, herkesin kabul edebileceği bir davranış düzenini anlatmak, bir imparatorluk için akılcı bir seçimdir. Ama okumanın bir sınırı da vardır. Aśoka'nın yazıtlarının hepsi aynı kitleye seslenmez. Biyografi için çekirdek metin dosyaları dersinde gördüğün Bairāt yazıtında hükümdar doğrudan Budist keşişlere seslenir ve okunmasını istediği yedi öğreti metnini sayar. İlk öğreti dersinde gördüğün Sarnath sütunundaki ferman ise topluluğu bölen keşiş ve rahibelerin beyaz giysiye büründürülüp dışarı çıkarılmasını ister. Yani iki düzey birlikte vardır: kişisel bir Budist bağlılık ve onu dayatmayan bir kamusal etik. Araştırmacılar arasındaki tartışma, bu iki düzeyin ne kadar ayrı tutulduğu üzerinedir.

Usta katmanı

Yazıtların sustuğu yerde anlatılar konuşur.

Sri Lanka'nın Pāli vakayinamesi Mahāvaṃsa'ya göre Aśoka, farklı annelerden doğmuş doksan dokuz kardeşini öldürerek bütün Hindistan'ın hükümdarı olur. Sonra genç bir Budist rahip adayıyla karşılaşması üzerine Buda'nın öğretisine yönelir. Vakayinameye göre Aśoka'nın himayesinde, Moggaliputta Tissa'nın başkanlığında üçüncü bir konsil toplanır ve topluluk yanlış görüşlü keşişlerden arındırılır; ardından öğretiyi yaymak için farklı ülkelere heyetler gönderilir ve bunlardan biri Aśoka'nın oğlu Mahinda'nın Sri Lanka'ya gidişidir.

Bu anlatıyı yazıtlarla karşılaştırınca üç fark göze çarpar. Birincisi dönüşümün nedeni: yazıtlarda Aśoka pişmanlığını bir savaşa, Kaliṅga'nın fethine ve oradaki yıkıma bağlar; vakayinamede ise dönüşüm, kardeş katliamından sonra bir rahip adayıyla karşılaşmayla gelir ve Kaliṅga savaşı anlatıda yer almaz. İkincisi konsil: yazıtlar Üçüncü Konsil'den ve Moggaliputta Tissa'dan hiç söz etmez. Üçüncüsü Sri Lanka: yazıtlardaki uzak ülkelere elçiler listesinde Helenistik krallar adlarıyla anılır, ama Mahinda'nın görevi bu taşlarda görünmez.

Bu farklar Mahāvaṃsa'nın yalan söylediğini göstermez; vakayinamenin ne iş gördüğünü gösterir. Sri Lanka dersinde gördüğün gibi, vakayineme adanın Theravāda geleneğinin kökenini ve meşruiyetini kurar. Aśoka'yı ne kadar karanlık bir geçmişten getirirse dönüşümü o kadar parlak olur; konsil ne kadar arındırıcı olursa adaya gelen öğreti o kadar saf olur; Mahinda ne kadar doğrudan Aśoka'nın oğluysa adanın soyu o kadar yüksek olur. Belge katmanı bir hükümdarın kendini nasıl sunduğunu, anlatı katmanı ise bir topluluğun kendi kökenini nasıl kurduğunu gösterir. İkisi de tarihtir; ama aynı tarihin cevabı değildir.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlış"Aśoka yazıtlarında halkı Budist olmaya çağırır."
Doğrusu

Kamuya yönelik yazıtlardaki dhamma ana babaya saygı, cömertlik ve canlılara karşı ölçülülük gibi genel bir davranış düzenidir; öğreti kavramları anlatılmaz ve XII. Büyük Kaya Fermanı bütün toplulukların onurlandırılmasını ister.

Yaygın yanlış"Aśoka'nın kardeşlerini öldürdüğü ve Üçüncü Konsil'i topladığı yazıtlardan bilinir."
Doğrusu

Bu bilgiler Mahāvaṃsa gibi sonraki anlatılara dayanır; Aśoka'nın kendi yazıtlarında ne kardeş katliamı ne de bu konsil geçer.

Yaygın yanlış"Aśoka hayvan kesimini bir fermanla tamamen yasakladı."
Doğrusu

I. Büyük Kaya Fermanı, saray mutfağında hâlâ iki tavus kuşu ve bir geyiğin kesildiğini açıkça söyler ve tam bırakmayı geleceğe bırakır.

Uygulama

Kilit özet

  1. 1958'de bulunan Kandahar iki dilli yazıtı, dhamma'yı Yunancaya "eusebeia", yani dindarlık ve doğru davranış diye çevirir; hükümdarın insanları daha dindar kıldığını ve canlıları öldürmekten kaçındığını bildirir.
  2. Aśoka'nın kamuya yönelik yazıtlarında dhamma ana babaya itaat, saygı, cömertlik ve canlılara karşı ölçülülük gibi gündelik bir davranış düzenidir; öğreti kavramları anlatılmaz.
  3. I. Büyük Kaya Fermanı, saray mutfağında günde yüz binlerce canlının kesimini iki tavus kuşu ve bir geyiğe indirdiğini, ama bunların da hâlâ kesildiğini açıkça yazar.
  4. Thapar 1961'de dhamma'yı çok uluslu bir imparatorluğu bir arada tutan, mezhepler üstü bir kamusal etik olarak okudu; Bairāt ve Sarnath yazıtları ise kişisel bir Budist bağlılığın da varlığını gösterir.
  5. Mahāvaṃsa'nın kardeş katili, konsil toplayan ve oğlunu Sri Lanka'ya gönderen Aśoka'sı yazıtlarda yoktur; anlatı, adanın Theravāda geleneğinin kökenini ve meşruiyetini kurar.
Taş bir hükümdarın kendini nasıl sunduğunu, anlatı bir topluluğun onu nasıl hatırlamak istediğini söyler.

Sonraki derse köprü

Bu derste Mahāvaṃsa'nın Aśoka'yı öğretiyi uzak ülkelere gönderen bir kurucu olarak anlattığını gördün: öğreti güçlüydü, heyetler gitti, insanlar ikna oldu. Sonraki ders bu ikna anlatısının karşısına bir harita koyuyor. Öğretinin yayılması rastgele değil, belirli hatlar boyunca ilerler: kervan yolları, vaha kentleri, dağ geçitleri, liman şehirleri. Manastırlar bu hatların üzerinde kurulur ve yayılma, ağın bittiği yerde durur. Sonraki ders şu soruyu soracak: bir öğretinin yayılmasını, ikna gücü mü, yoksa üzerinde yürüdüğü yolların altyapısı mı daha iyi açıklar?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Açılış sahnesinde kayalık bir yamaç ve kaya yüzeyinde iki ayrı alfabeyle yazılmış satırlar gösterilsin; üstteki satırlar Yunan harfleriyle, alttakiler Aramice harflerle belirsin. Ardından tek bir sözcük, eusebeia, ayrı olarak vurgulansın.

Sıfır noktasında bir muhtarlık panosu ve onun karşısında bir kahvehanede anlatılan hikâyeler, konuşma balonlarıyla gösterilsin; balonlar zamanla büyüsün. Saray mutfağı bölümünde bir sayaç yüz binlerden üçe insin, son üç canlının simgesi soluk bir hâlde kalsın. Thapar bölümünde bir imparatorluk haritası çizilsin; farklı dillerdeki yazıtlar haritanın kenarlarında yansın. Mahāvaṃsa bölümünde iki portre yan yana gösterilsin: biri taş yüzeyinde, öbürü palmiye yaprağı bir el yazmasında. Seslendirme tonu meraklı ve ölçülü olsun.

Müfredat kapsamı — 19.1

  • Kalinga savaşı
  • Büyük ve küçük kaya fermanları
  • Sütun fermanları
  • Dhamma-mahāmātralar
  • Dinî çoğulculuk
  • Hayvan refahı
  • Aśoka'nın Budizmi ile kamusal Dhamma siyaseti
  • Aśoka efsaneleri