Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Śāntideva'nın Bodhicaryāvatāra'sının üçüncü bölümünde uygulayıcı hastalar için ilaç ve hekim, yoksullar için hazine olmayı diler ve uyanışa yönelik niyeti resmî olarak üstlenir.
- Mahāyāna uygulamalarının çoğu iki çerçeve arasındadır: başta uyanışa yönelik niyet, sonda iyiliğin bütün varlıklara adanması; sevap biriktirilmez, dağıtılır.
- Tibet geleneği bu çerçeveyi nefese bağlar: nefes alırken başkalarının acısını almayı, verirken iyiliği göndermeyi düşünmek.
- Elmas Sūtrası, dört dizelik bir şiiri benimseyip paylaşmayı bütün bir evreni değerli taşlarla doldurup bağışlamaktan daha değerli sayar; sūtra okumak ve kopyalamak bu yüzden uygulamadır.
- Dōgen'in 1227 tarihli Fukanzazengi'si oturuşu bir araç değil, uyanışın ifadesi olarak tanımlar; niyet çerçevesi uygulamanın kimin için, Dōgen ise ne olduğunu söyler.
Açılış sahnesi
Bir meditasyon salonunda iki kişi yan yana oturuyor. Aynı duruş, aynı minder, aynı nefes, aynı dikkat çalışması. Dışarıdan bakan biri aralarında bir fark göremez. Ama biri oturmaya başlamadan önce, sessizce, birkaç dize okumuştur. Dizeler şöyle der: hastalar için ilaç ve hekim olayım; hastalık hiç dönmeyene kadar onlara bakan olayım. Aç olanlar için yiyecek ve içecek olayım. Yoksullar için tükenmeyen bir hazine olayım. Ve oturuş bittiğinde aynı kişi bir dize daha okur: bu oturuşun bütün iyiliği, bütün varlıkların yararına olsun.
Śāntideva'nın "Uyanış Yoluna Giriş" adlı eserinin üçüncü bölümünde, uygulayıcı bütün iyiliğini varlıklara adar ve hastalar için ilaç, hekim ve hastabakıcı; açlar için yiyecek; yoksullar için tükenmeyen bir hazine olmayı diler. Bölüm, uyanışa yönelik niyetin, yani bodhicitta'nın, resmî olarak üstlenildiği dizelerle sürer.
İki kişinin yaptığı şey aynı mıdır? Kolay cevap, evet, teknik aynıdır, demektir. Ama Mahāyāna gelenekleri bu cevabı kabul etmez. Bodhicitta dersinde uyanışa yönelik niyetin bu geleneklerin merkezinde durduğunu, Śāntideva'nın kendini ve başkasını eşitleme alıştırmasını okumuştun. Erken Budist meditasyon dersinde de erken metinlerin uygulamaları diziler hâlinde anlattığını gördün. Bu ders bir soru soruyor: bir niyet beyanı, aynı görünen bir tekniği gerçekten değiştirebilir mi? Ve Mahāyāna'nın uygulama haritasında, niyet ile tekniğin ilişkisi nasıl kurulur?
Bu derste ne olacak
Önce bir hayır koşusu üzerinden, aynı eylemin farklı bir niyetle nasıl farklı bir anlam kazandığını göreceksin. Sonra Mahāyāna uygulamalarının başında ve sonunda duran iki çerçeveyi öğreneceksin: niyet ve adama. Ardından bir metni okumanın, ezberlemenin ve kopyalamanın neden bir uygulama sayıldığını göreceksin. Sonra Japon Zen'inde oturuşun bir araç olmaktan çıkıp bir ifade hâline geldiği bir metni okuyacaksın. En sonda niyet ile teknik arasındaki gerilimi konuşacaksın.
Sıfır noktası
İki kişi aynı maratonu koşuyor. Aynı parkur, aynı mesafe, aynı yorgunluk. Ama biri, her kilometresi için bağışçılar bulmuş bir hayır koşusuna katılıyor: her adımı bir hastanenin çocuk servisine para kazandırıyor. Öbürü kendi rekorunu kırmak için koşuyor. İkisinin bacakları aynı işi yapıyor; ama birinin koşusu, başlamadan önce imzalanan bir taahhüt ve bitişte yapılan bir bağışla çerçevelenmiştir. Aynı adımlar, iki ayrı eylemin parçasıdır.
Benzetmenin kırıldığı yer şudur. Hayır koşusunda niyet dışarıda ölçülebilir bir sonuç üretir: toplanan para. Mahāyāna çerçevesinde ise adamanın sonucu ölçülemez ve geleneğe göre dışarıya değil, uygulayıcının zihnine ve bütün varlıklara yönelir. Üstelik koşucunun niyeti adımlarını değiştirmez. Mahāyāna metinleri ise niyetin zamanla tekniğin içine sızdığını, oturuşun dokusunu, dikkatin yönünü ve uygulayıcının başkalarına bakışını değiştirdiğini söyler.
Mekanizma
Başta niyet, sonda adama
Mahāyāna uygulamalarının çoğu iki çerçeve arasında yer alır. Başta, uyanışa yönelik niyet yeniden üretilir: bu uygulamayı bütün varlıkların yararı için yapıyorum. Sonda ise uygulamanın bütün iyiliği, sevabı, yine bütün varlıklara adanır. Uygulama haritası dersinde erken metinlerin sevabı bireysel bir birikim olarak saydığını görmüştün. Mahāyāna adaması bu birikimi tersine çevirir: sevap biriktirilmez, dağıtılır. Bodhicaryāvatāra'nın son bölümü bütünüyle böyle bir adamadır: yazar, eseri yazmanın bütün iyiliğini dünyanın her köşesindeki varlıklara dağıtır.
Bu çerçeve, en sıradan uygulamayı bile dönüştürmeyi hedefler. Śāntideva'nın üçüncü bölümünde gördüğün dizeler, bir oturuştan önce okunduğunda, oturuşu bir kişisel huzur arayışından bir hizmete çevirmeye çalışır. Bodhicitta dersinde Tibet geleneğinin bu alıştırmayı nefese bağladığını görmüştün: nefes alırken başkalarının acısını almayı, nefes verirken onlara iyiliği göndermeyi düşünmek. Erken Budist meditasyon dersindeki nefes burada yeni bir anlam kazanır: aynı nefes, şimdi bir alışverişin taşıyıcısıdır. Bu alıştırmayı öğreten öğretmenler çoğu zaman kademeli ilerlemeyi önerir: önce kendi küçük sıkıntılarıyla, sonra sevdiklerinin acısıyla, ancak çok sonra zor ilişkilerle çalışmak. Bodhicitta dersinde Śāntideva'nın kademelilik ve dinlenme üzerine öğüdünü görmüştün; aynı ilke burada da geçerlidir.
Yaygın yanlış"Mahāyāna uygulamaları, erken Budist uygulamalardan tamamen farklı tekniklerdir."
Tekniklerin birçoğu ortaktır; fark çoğu zaman uygulamanın başına ve sonuna yerleştirilen niyet ve adama çerçevesindedir.
Kaynaklardan okuma
Bir dizeyi taşımak
Mahāyāna söylemleri, kendilerini okumayı, ezberlemeyi, kopyalamayı ve başkalarına anlatmayı da bir uygulama sayar.
Söylemde öğretmen bir karşılaştırma yapar: biri bütün bir evreni yedi değerli taşla doldurup bağışlasa, büyük bir sevap kazanır. Ama bu söylemden yalnızca dört dizelik bir şiiri benimseyip başkalarına anlatan kişinin sevabı ondan daha büyüktür.
Bu karşılaştırmayı Uygulama haritası dersindeki Velāma söylemiyle yan yana koy. Orada da dev bir bağış, bir parmak şıklatması kadar geçicilik algısıyla tartılmıştı. Elmas Sūtrası aynı kalıbı kullanır, ama terazinin öbür kefesine bir öğretiyi taşımayı ve paylaşmayı koyar. Bu yüzden Doğu Asya'da sūtra kopyalamak yüzyıllar boyunca yaygın bir uygulama oldu: kopyalayan kişi hem metni çoğaltıyor hem de onu kendi elinden geçiriyordu. Sūtra okuma yöntemleri dersinde bir anne babanın adına basılmış bir Elmas Sūtrası'nın kolofonunu görmüştün; o kolofon tam da bu uygulamanın bir izidir.
Bir Mahāyāna uygulama haritası
Mahāyāna gelenekleri kendi uygulama haritalarını da çizdi. Tiantai dersinde Zhiyi'nin büyük meditasyon kılavuzunun bütün uygulamaları bedenin duruşuna göre dört türe ayırdığını görmüştün: sürekli oturmak, sürekli yürümek, ikisini birleştirmek ve ne yalnızca oturmaya ne yalnızca yürümeye bağlı kalmak. Bu şemayı Uygulama haritası dersinin gözüyle yeniden oku. İkinci tür, doksan gün boyunca Amitābha'nın adını anarak bir sunağın çevresinde yürümektir; yani Saf Toprak geleneğinin ad anması, bu haritada bir meditasyon türü olarak yer alır. Dördüncü tür ise gündelik hayatın her etkinliğini, yemek yemeyi, konuşmayı, çalışmayı, uygulamanın alanı sayar. Zhiyi'nin haritası, ad anmayı, oturuşu ve gündelik hayatı tek bir çerçevenin içine yerleştirir ve "uygulama" sözcüğünün minderle sınırlı olmadığını Mahāyāna'nın içinden söyler.
Usta katmanı
Mahāyāna'nın uygulama haritasında niyet çerçevesini en radikal biçimde sorgulayan ses, on üçüncü yüzyıl Japonya'sından gelir.
Dōgen, Çin'den döndükten sonra yazdığı bu kısa metinde oturarak yapılan meditasyonun, zazen'in, nasıl yapılacağını anlatır: sessiz bir oda, ölçülü yemek, dik bir duruş. Sonra şu öğüdü verir: kıpırdamadan otur ve düşünmemeyi düşün. Düşünmemeyi nasıl düşünürsün? Düşünmenin ötesinde. Metin, zazen'in adım adım ilerleyen bir meditasyon olmadığını, huzur ve sevincin kapısı olduğunu söyler; yani bir şeye ulaşmak için yapılan bir teknik değil, uyanışın kendi ifadesidir. Fukanzazengi'nin adındaki "evrensel" sözcüğü, oturuşun yalnızca seçkin birkaç keşişe değil, herkese önerildiğini bildirir.
Dōgen'in konumu, bu dersin sorusuna beklenmedik bir cevap verir. Niyet çerçevesi, uygulamayı bir hedefe yöneltir: bütün varlıkların uyanışı. Dōgen ise oturuşu bir hedefe giden yol olarak görmeyi reddeder: oturmak, zaten uyanmış olanın yaptığı şeydir; uygulama ile uyanış iki ayrı şey değildir. Chan/Zen dersinde Zen'in kendi tarihini nasıl kurduğunu görmüştün; Dōgen'in Sōtō geleneği, bu "yalnızca oturmak" anlayışının üzerine kuruldu. İki yaklaşım çelişir mi? Mahāyāna gelenekleri bu soruyu yüzyıllardır tartışır. Bir yanıt şudur: bodhicitta çerçevesi oturuşun kim için yapıldığını söyler, Dōgen ise oturuşun ne olduğunu söyler. Biri yönü, öbürü özü tarif eder.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlış"Niyet beyanı yalnızca bir törendir ve uygulamayı değiştirmez."
Mahāyāna metinleri niyetin uygulamanın yönünü ve uygulayıcının başkalarına bakışını zamanla dönüştürdüğünü öne sürer; bu iddia geleneğin merkezindedir.
Yaygın yanlış"Bir metni okumak ya da kopyalamak, gerçek uygulamanın yerine geçen yüzeysel bir eylemdir."
Elmas Sūtrası gibi metinler bir öğretiyi benimseyip paylaşmayı en büyük bağıştan daha değerli sayar; sūtra kopyalama Doğu Asya'da yüzyıllar boyunca yerleşik bir uygulamadır.
Yaygın yanlış"Zen meditasyonu, aydınlanmaya ulaşmak için uygulanan bir tekniktir."
Dōgen'in Fukanzazengi'si oturuşu bir araç olarak görmeyi reddeder ve onu uyanışın kendi ifadesi olarak tanımlar.
Uygulama
Kilit özet
- Śāntideva'nın Bodhicaryāvatāra'sının üçüncü bölümünde uygulayıcı hastalar için ilaç ve hekim, yoksullar için hazine olmayı diler ve uyanışa yönelik niyeti resmî olarak üstlenir.
- Mahāyāna uygulamalarının çoğu iki çerçeve arasındadır: başta uyanışa yönelik niyet, sonda iyiliğin bütün varlıklara adanması; sevap biriktirilmez, dağıtılır.
- Tibet geleneği bu çerçeveyi nefese bağlar: nefes alırken başkalarının acısını almayı, verirken iyiliği göndermeyi düşünmek.
- Elmas Sūtrası, dört dizelik bir şiiri benimseyip paylaşmayı bütün bir evreni değerli taşlarla doldurup bağışlamaktan daha değerli sayar; sūtra okumak ve kopyalamak bu yüzden uygulamadır.
- Dōgen'in 1227 tarihli Fukanzazengi'si oturuşu bir araç değil, uyanışın ifadesi olarak tanımlar; niyet çerçevesi uygulamanın kimin için, Dōgen ise ne olduğunu söyler.
Aynı adımlar, iki ayrı eylemin parçası olabilir.
Sonraki derse köprü
Bu derste Mahāyāna uygulamalarının çoğunun açıkça anlatılabildiğini gördün: niyet dizeleri, adamalar, sūtra okuma, oturuş talimatları. Sonraki ders farklı bir sınırla başlıyor. Vajrayāna geleneklerinde uygulamaların önemli bir kısmı, yetkili bir öğretmenden alınan bir izne ve aktarıma bağlıdır ve metinler, izin almadan uygulamayı geleneğin kendi kurallarına aykırı sayar. Bu sınır dışarıdan konmuş bir sansür değil, geleneğin kendi koyduğu bir kuraldır. Sonraki derste bu kuralı tanıyarak, bir uygulamayı tarif etmek ile onu aktarmak arasındaki farkın ne olduğunu ve bir dışarıdan bakanın Vajrayāna uygulamaları hakkında neleri öğrenebileceğini soracaksın.