İçeriğe geç

Ders 17.7 · Seviye 17

Çeviri bilimi

1.420 kelime · 3 birincil kaynak pasajı · yaklaşık 6 dakika okuma · seslendirme 9 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Kâşgarlı Mahmud'un on birinci yüzyıldaki sözlüğü, Uygur Budistlerinin Buddha için kullandığı "burxan" sözcüğünü "put" anlamıyla kaydeder; bir çeviri kararının anlamı, dilin ve inancın değişen ortamında kayabilir.
  2. Eski Uygurca dharma'yı Soğdca aracılığıyla Yunanca "nomos"tan gelen "nom" ile, Buddha'yı ise bir ses aktarımı ile "han" unvanının birleşimi olan "burxan" ile karşıladı.
  3. İngilizce çevirmenler "dukkha"yı "acı" ya da "gerilim" diye karşılar; iki seçim de farklı bir kaybı seçer ve iki çevirmen de seçimini açıklar.
  4. Bu derslerde dukkha, anattā, samādhi ve sati için tek bir kestirme karşılık yerine bağlama göre karşılıklar ve açıklamalar kullanıldı; her kararın bedeli bilinerek verildi.
  5. Dharma tek bir Türkçe sözcükle çevrilmedi; geniş anlam ailesi, her bağlamda kendi karşılığıyla verildi ve sözcüğün kendisi bırakıldı.

Açılış sahnesi

On birinci yüzyılın son çeyreği, Bağdat. Kâşgarlı Mahmud, Araplara Türkçeyi öğretmek için büyük bir sözlük hazırlıyor. Türk boylarının arasında yıllarca dolaşmış, sözcükleri ağızdan derlemiş. Sözlüğe giren sözcüklerden biri "burxan"dır. Kâşgarlı onu "put" diye açıklar. Oysa bu sözcük, birkaç yüzyıl önce Doğu Türkistan'daki Uygur Budistlerinin, uyanmış olanı, Buddha'yı adlandırmak için kurduğu sözcüktü. Bir Budist çevirmenin özenle seçtiği saygılı bir unvan, iki yüzyıl içinde, İslam'a geçmiş bir Türk sözlükçünün kaleminde bir tapınma nesnesinin adına dönüşmüştü.

Kâşgarlı Mahmud'un sözlüğü, "burxan" sözcüğünü "put" anlamıyla kaydeder. Sözcük, Eski Uygurca Budist metinlerde uyanmış olanı karşılamak için kullanılmıştı ve Moğolcada bugün de Buddha anlamını korur.

Bu ders bir hesap dersi. Bu seviyede birçok çevirmenin kararlarını gördün: Kumārajīva'nın akıcılığını, Xuanzang'ın çevirmeme kurallarını, Tibet kurulunun sabitlediği terimleri. Şimdi aynı soruyu bu derslerin kendisine soracağız, çünkü bu dersler de bir çeviri işidir. On yedi seviye boyunca onlarca teknik terimi Türkçeye aktardık ve her biri için bir karar verdik. Kâşgarlı'nın "burxan"ı, bir çeviri kararının dilin ve inancın değişen ortamında nereye gidebileceğini gösteriyor. Bu ders o kararları açıkça yazacak ve her birinin bedelini söyleyecek.

Bu derste ne olacak

Önce bir ilacın prospektüsü üzerinden, bir kaybı gizlemek ile beyan etmek arasındaki farkı göreceksin. Sonra Türk dilinin Budist metinlerle ilk karşılaşmasında verilen terim kararlarını öğreneceksin. Ardından İngilizce çevirmenlerin aynı terim için yaptıkları farklı seçimleri göreceksin. Sonra bu derslerde verilen kararları terim terim okuyacaksın. En sonda çevrilmeden bırakılan sözcüklerin bedeline bakacaksın.

Sıfır noktası

Bir ilacın kutusunu açtığında içinden bir prospektüs çıkar. Prospektüsün en uzun bölümü çoğu zaman yan etkilerdir: baş ağrısı, mide bulantısı, nadiren görülen daha ciddi etkiler. İlaç bu etkileri saklasaydı daha çekici görünürdü. Ama yan etkilerini yazan bir ilaç, yazmayan bir ilaçtan daha güvenilirdir: kullanan kişi ne olabileceğini bilir ve ona göre karar verir. Yan etki kaçınılmazdır; onu gizlemek ise kullanıcıyı korunmasız bırakır.

Benzetmenin kırıldığı yer şudur. Bir ilacın yan etkileri klinik deneylerle ölçülür ve bir listeye sığar. Bir terimin kaybı ise ölçülemez: bir sözcüğün okurun zihninde hangi çağrışımları uyandıracağı, okurdan okura ve çağdan çağa değişir. Kâşgarlı'nın "burxan"ı, bir çevirmenin hiç öngöremeyeceği bir yan etkiydi: sözcük, onu kuran topluluğun inancı değişince, anlamını da değiştirdi. Kayıp beyanı bu yüzden bir kez yazılıp bitmez; her yeni okur kuşağında yeniden yapılmalıdır.

Mekanizma

Türkçenin ilk Budist sözlüğü

Suvarṇaprabhāsa dersinde Altın Işık söyleminin Eski Uygurcaya, "Altun Yaruk" adıyla çevrildiğini görmüştün. Uygur çevirmenleri, bugün bu derslerin karşılaştığı sorunla bin yıldan fazla önce karşılaştı: Hint kavramlarını bir Türk diliyle nasıl söylemeli?

Eski Uygurca Budist metinlerde öğreti, yani dharma, "nom" sözcüğüyle karşılanır. Sözcük Soğdcadaki "nom", yani "yasa, kanon" sözcüğünden alınmıştır; Soğdca sözcük ise Yunancadaki "nomos", yani "yasa" sözcüğünden gelir. Uyanmış olan için kullanılan "burxan" ise, Buddha'yı karşılayan bir hece ile Türkçedeki "han" unvanının birleşimi olarak açıklanır.

Bu iki sözcük, iki ayrı çeviri stratejisini gösterir. "Nom", bir anlam çevirisidir, ama ilginç bir yoldan: Uygurlar dharma'yı kendi dillerinden bir sözcükle değil, ticaret yolları üzerinden gelmiş, Yunanca kökenli bir yasa sözcüğüyle karşıladı. Bu dizinin ilk seviyelerinde gördüğün dharma anlam ailesinin içinden, "yasa ve düzen" anlamı seçilmişti. "Burxan" ise bir ses aktarımı ile bir Türk unvanının birleşimidir: yabancı bir ad, tanıdık bir saygı unvanıyla kuşatılmıştır. İki karar da bir kayıp taşır: "nom" dharma'yı bir yasaya daraltır; "burxan" uyanmış olanı bir hükümdara benzetir. Ve açılıştaki sahne, ikinci kararın uzun vadeli bir yan etkisini gösterir. Ama yan etki her yerde aynı hızda yayılmadı. Suvarṇaprabhāsa dersinde Altun Yaruk'un en eksiksiz nüshasının 1687'de kopyalandığını görmüştün. Kâşgarlı'nın Bağdat'ta "burxan"ı "put" diye yazmasından altı yüz yıl sonra, Budist Uygur ve Moğol topluluklarında aynı sözcük hâlâ uyanmış olanı anlatıyordu. Bir sözcüğün anlamı, onu kullanan topluluklar kadar çok yöne dağılabilir.

Kaynaklardan okuma

Aynı terim, iki İngilizce

Erken Budist öğretinin merkezindeki "dukkha" terimi, İngilizce çevirmenler arasında da farklı biçimlerde karşılanır.

Amerikalı Theravāda keşişi Bhikkhu Bodhi, Pāli söylemlerinin yaygın kullanılan İngilizce çevirilerinde "dukkha"yı çoğunlukla "suffering", yani "acı" diye karşılar. Bir başka Amerikalı Theravāda keşişi Ṭhānissaro Bhikkhu ise birçok çevirisinde "stress" sözcüğünü seçer ve bunu, bir makinenin parçalarına binen sürtünme, aşınma ve gerilim anlamında açıklar.

İki seçimin bedelleri farklıdır. "Acı", doğum, hastalık, yaşlılık ve ölüm gibi metinlerdeki ağır örnekleri taşır, ama hoş bir deneyimin bile taşıdığı tedirginliği kaçırır. "Gerilim", bu ince tedirginliği yakalar, ama bir ölünün başında yas tutan birinin acısını hafifletir. İki çevirmen de aynı metni okuyup farklı bir kaybı seçmiştir ve ikisi de seçimini açıklar. Kayıp beyanı tam olarak budur.

Usta katmanı

Bu derslerin kendi kararları da aynı mantıkla verildi. "Dukkha" için tek bir sözcük kullanılmadı: bağlama göre "acı", "acı verici olan" ya da "tatminsizlik" denildi ve ilk geçişlerde Pāli terim anıldı. "Anattā" için "benlik yoktur" gibi kestirme bir karşılık seçilmedi, çünkü Beş küme dersinde gördüğün gibi metinlerin söylediği şey, kalıcı ve bağımsız bir kendiliğin bulunmamasıdır; kestirme karşılık, metnin söylemediği bir şeyi söyler. "Samādhi" için "trans" ya da "esrime" yerine "yoğunlaşma" seçildi, çünkü metinler kontrolün kaybolduğu bir hâli değil, dikkatin toplandığı bir berraklığı tarif eder. "Sati" için bazen "dikkat", bazen "farkındalık" kullanıldı; ama Pāli dersinde gördüğün Sanskrit karşılığı "smṛti"nin "hatırlama" anlamını taşıdığı ve bu anlamın Türkçe karşılıklarda kaybolduğu bilinerek.

En zor karar, bu serinin adını taşıyan sözcük için verildi. Dharma tek bir Türkçe sözcükle çevrilmedi. Dharma'nın anlam ailesini işleyen ilk seviyelerde gördüğün gibi, sözcük bir yerde öğreti, bir yerde toplumsal görev, bir yerde bir olgunun en küçük birimi, bir yerde Jain düşüncesinde hareketin koşuludur. Uygurların "nom"u gibi tek bir karşılık seçmek, bu aileden yalnızca bir üyeyi seçmek olurdu. Bu yüzden her bağlamda o bağlamın karşılığı verildi ve sözcüğün kendisi bırakıldı. Bunun bedeli de açıktır: okur, terimi tek bir Türkçe sözcük olarak izleyemez ve yabancı bir sözcüğü taşımak zorunda kalır. Ama Xuanzang'ın kuralını hatırla: bazen en iyi çeviri, çevirmemektir.

İki kayıp daha beyan edilmeli. Birincisi "meditasyon" sözcüğüdür. Türkçede bu tek sözcük, kaynak dillerde birbirinden ayrılan birçok uygulamayı örter: zihni geliştirmek anlamındaki "bhāvanā", derin yoğunlaşma hâllerinin adı olan "jhāna", içgörüye yönelik "vipassanā". Zihin eğitimi dersinin başlığında "meditasyon" yerine "zihin eğitimi" denmesinin nedeni budur: şemsiye sözcük, altındaki ayrımları görünmez kılar. İkinci kayıp, Türkçenin kendisinden gelir. Türkçede dilbilgisel cinsiyet yoktur ve bu çoğu zaman bir avantajdır: uyanmış olandan "o" diye söz etmek, onu bir cinsiyete bağlamaz. Ama Sanskritçede bilgeliğin mükemmelliği, "prajñāpāramitā", dişil bir sözcüktür ve Mahāyāna metinlerinde uyanmış olanların "annesi" olarak anılır. Türkçe karşılık bu dişilliği taşımaz; okur, metnin bilgeliği neden bir anne imgesiyle anlattığını sözcüğün kendisinden çıkaramaz. Bir dilin kazancı, öbür yandan bir kayıptır.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlış"İyi bir çeviri hiçbir şey kaybetmez."
Doğrusu

Her aktarım yolu bir şey kaybettirir; iyi bir çeviri kaybı ortadan kaldırmaz, onu seçer ve beyan eder.

Yaygın yanlış"Bir terim bir kez doğru çevrildiğinde, o karşılık her zaman doğru kalır."
Doğrusu

Kâşgarlı'nın "burxan"ı gösterir ki bir karşılığın anlamı, onu kullanan topluluğun dili ve inancı değiştikçe değişebilir.

Yaygın yanlış"Kaynak terimi çevirmeden bırakmak bir çeviri başarısızlığıdır."
Doğrusu

Dharma gibi geniş bir anlam ailesi taşıyan terimlerde, tek bir karşılık seçmek aileden yalnızca bir üyeyi seçmek olur; çevirmeden bırakmak bilinçli bir stratejidir.

Uygulama

Kilit özet

  1. Kâşgarlı Mahmud'un on birinci yüzyıldaki sözlüğü, Uygur Budistlerinin Buddha için kullandığı "burxan" sözcüğünü "put" anlamıyla kaydeder; bir çeviri kararının anlamı, dilin ve inancın değişen ortamında kayabilir.
  2. Eski Uygurca dharma'yı Soğdca aracılığıyla Yunanca "nomos"tan gelen "nom" ile, Buddha'yı ise bir ses aktarımı ile "han" unvanının birleşimi olan "burxan" ile karşıladı.
  3. İngilizce çevirmenler "dukkha"yı "acı" ya da "gerilim" diye karşılar; iki seçim de farklı bir kaybı seçer ve iki çevirmen de seçimini açıklar.
  4. Bu derslerde dukkha, anattā, samādhi ve sati için tek bir kestirme karşılık yerine bağlama göre karşılıklar ve açıklamalar kullanıldı; her kararın bedeli bilinerek verildi.
  5. Dharma tek bir Türkçe sözcükle çevrilmedi; geniş anlam ailesi, her bağlamda kendi karşılığıyla verildi ve sözcüğün kendisi bırakıldı.
Kayıp kaçınılmazdır; gizlenen kayıp okuru korunmasız bırakır.

Sonraki derse köprü

Bu derste bir çevirinin her sözcüğünün arkasında bir karar durduğunu gördün. Sonraki ders aynı ilkeyi bir adım öteye, kaynak metnin kendisine taşıyor. Bilimsel bir metin baskısının sayfasını açtığında sayfa ikiye bölünmüştür: üstte temiz, okunaklı bir metin; altta küçük puntoyla, hangi el yazmasında hangi sözcüğün farklı yazıldığını gösteren bir not düzeni. Çoğu okur üsttekini okur ve alttakini atlar. Sonraki derste üstteki metnin bir sonuç, alttaki notların ise o sonucun kanıtı olduğunu ve bir kaynağı uzmanca okumanın neden alttan başladığını göreceksin.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Açılış sahnesinde Bağdat'ta bir yazı masası ve büyük bir sözlüğün sayfaları gösterilsin; "burxan" sözcüğü yazıldığında yanında "put" karşılığı belirsin. Ardından zaman çizgisinde geriye gidilip Doğu Türkistan'da bir Uygur çevirmenin aynı sözcüğü saygıyla yazdığı bir sahne gösterilsin.

Sıfır noktasında bir ilaç kutusu ve açılan bir prospektüs gösterilsin; yan etkiler bölümü vurgulansın. Türkçenin ilk Budist sözlüğü bölümünde bir harita üzerinde Yunanistan'dan Soğd'a, oradan Uygurlara uzanan bir ok çizilsin ve "nomos", "nom" sözcükleri ok boyunca dönüşsün.

İki İngilizce bölümünde aynı Pāli sözcüğü iki ayrı çeviri kitabında farklı sözcüklerle gösterilsin; biri bir yas sahnesi, öbürü gerilen bir makine parçası imgesiyle eşlensin. Usta katmanında bir terim listesi ve her terimin yanında küçük bir "kayıp" etiketi belirsin. Seslendirme tonu dürüst ve sakin olsun; kararlar bir savunma gibi değil, bir hesap verme gibi okunsun.

Müfredat kapsamı — 17.7

  • Sözcüğü mü işlevi mi çevirmek?
  • Dharma/dhamma
  • Dukkha
  • Anattā
  • Saṅkhāra
  • Samādhi
  • Smṛti/sati
  • Śūnyatā
  • Vijñāna
  • Upādāna
  • Bhāvanā
  • “Meditation” üst başlığının sınırları
  • Cinsiyetli dil
  • Teknik terim sözlüğü oluşturma