İçeriğe geç

Ders 17.6 · Seviye 17

Klasik Tibetçe

1.445 kelime · 3 birincil kaynak pasajı · yaklaşık 7 dakika okuma · seslendirme 10 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Dokuzuncu yüzyıl başında hazırlanan "İki Ciltlik Sözlük", Büyük Sözlük'teki terimlerin Tibetçe karşılıklarını gerekçeleriyle açıklar; "bhagavat" için kurulan üç parçalı karşılık bunun en ünlü örneğidir.
  2. Tibet geleneği yazının Thonmi Sambhota tarafından getirildiğini anlatır; tarihsel olarak yazı, kuzey Hindistan'ın Brāhmī türevi bir yazısından geliştirilmiştir.
  3. Wylie'nin 1959'da önerdiği çevriyazı okunuşu değil yazımı aktarır ve kayıpsız geri dönüştürülebilir; Tibetçede yazım ile okunuş arasındaki fark büyüktür.
  4. Klasik Tibetçe fiili sona koyar ve ilişkileri eklerle kurar; sabit terimler ve sadık sözcük sırası, kayıp Sanskrit metinleri geri kurmayı mümkün kılar.
  5. Standardizasyonun bedeli, çok anlamlı terimlerin tek bir okunuşa bağlanmasıdır; sonradan bulunan Sanskrit el yazmaları geri kurmaların çoğunu doğrular, ama her ayrıntıyı değil.

Açılış sahnesi

Dokuzuncu yüzyılın başı, Tibet sarayı. Hintli ve Tibetli bilginlerden oluşan bir kurul, bir sözcük üzerinde tartışıyor: Budist metinlerde uyanmış olana verilen en yaygın unvan, "bhagavat". Sanskritçede sözcük "talihli, kutlu, yüce" anlamına gelir ve kökü birden fazla biçimde açıklanabilir. Kurul bir karar verir ve kararı gerekçesiyle birlikte yazıya geçirir. Tibetçe karşılık üç parçadan oluşacaktır: "bcom", yani "yenmiş"; "ldan", yani "sahip"; "'das", yani "aşmış". Uyanmış olan, düşmanlarını yenmiş, erdemlere sahip ve dünyanın ötesine geçmiş olandır. Bu karşılık bugün de, Tibetçe yazılmış her Budist metinde aynı biçimde geçer.

Kral Tri Ralpachen döneminde Hintli ve Tibetli bilginlerin hazırladığı bu metin, Büyük Sözlük'teki terimlerin bir bölümünün Tibetçe karşılıklarını gerekçeleriyle açıklar ve çeviri kurallarını bildirir. "Bhagavat" için seçilen üç parçalı karşılık, sözcüğün Sanskritçe kökünün farklı anlamlarını birlikte taşıyacak biçimde kurulmuş, üçüncü parça ise unvana ayrıca eklenmiş olarak açıklanır.

Hint–Tibet aktarımı dersinde 814'te tamamlanan Büyük Sözlük'ü ve çeviri terimlerinin bir kararnameyle sabitlendiğini görmüştün. Budist Çince dersinde ise aynı terimin farklı çevirmenler elinde farklı biçimler aldığını ve okurun iki metni karşılaştırmakta zorlandığını gördün. Bu ders, Tibet çözümünün içine giriyor. Bir terimi sabitlemek ne kazandırır? Ve bir unvanın açılıştaki gibi bir kez ve herkes için çözülmesi, o unvanın başka okunuşlarını nasıl kapatır?

Bu derste ne olacak

Önce bir teknik sözlük üzerinden, terimleri sabitlemenin neden hem güç hem bedel olduğunu göreceksin. Sonra Tibet yazısının nasıl doğduğunu ve bugün Latin harfleriyle nasıl yazıldığını öğreneceksin. Ardından Tibetçenin yapısının neden Türkçe okura tanıdık geleceğini göreceksin. Sonra sabit terimlerin kayıp Sanskrit metinleri geri kurmak için nasıl kullanıldığını okuyacaksın. En sonda bu yöntemin sınırlarına bakacaksın.

Sıfır noktası

Türkiye'de bir hukuk metninde "zilyet" sözcüğü geçtiğinde, her hukukçu aynı şeyi anlar: bir şeyin fiilî hâkimiyetini elinde tutan kişi. Gündelik dilde sahip ile zilyet çoğu zaman karışır, ama hukuk dilinde bu iki sözcük asla birbirinin yerine kullanılmaz. Bu sabitlik sayesinde iki ayrı mahkemenin kararı karşılaştırılabilir ve bir yasa maddesinin her yerde aynı şeyi söylediğinden emin olunur. Ama bedeli de vardır: hukuk dili gündelik dilin inceliklerini, çağrışımlarını ve oyunlarını dışarıda bırakır.

Benzetmenin kırıldığı yer şudur. Hukuk dili, bir toplumun gündelik dilinin yanında duran ikinci bir dildir; insanlar evde başka türlü konuşmaya devam eder. Tibet'te ise çeviri dili, Tibetçenin kendisinin yazılı biçimini kurdu: felsefi Tibetçe büyük ölçüde bu çeviriler içinde doğdu. Üstelik bir hukuk terimi tartışmaya açık kaldığında mahkemeler onu yeniden yorumlar. Tibet'te ise bir terim bir kez sabitlendiğinde, bin yıl boyunca aynı biçimde basıldı.

Mekanizma

Yazının doğuşu

Tibet geleneğine göre yedinci yüzyılda Kral Songtsen Gampo, bakanı Thonmi Sambhota'yı Hindistan'a gönderir; Thonmi orada Hint yazılarını inceler, döner ve Tibetçe için bir yazı ile bir dilbilgisi hazırlar. Bu anlatı büyük ölçüde sonraki dönemlerin bir kuruluş efsanesidir ve tarihçiler yazının nasıl oluştuğunu daha uzun bir süreç olarak görür. Ama yazının kökeni konusunda anlatı doğru bir şey söyler: Tibet yazısı, kuzey Hindistan'da kullanılan bir Brāhmī türevinden geliştirilmiştir. Sanskritçe dersinde gördüğün Devanāgarī ile aynı aileden gelir; bu yüzden Sanskrit sözcükleri Tibet yazısıyla yazmak kolaydır.

Tibet yazısının bir tuhaflığı vardır: yazım ile okunuş arasında büyük bir fark açılmıştır. Yazı yüzyıllar önceki söyleyişi kaydeder; bugün okunmayan ön ekler, üst harfler ve son harfler yazımda durur. Örneğin "başarmak" anlamındaki bir fiil Latin harfleriyle "bsgrubs" diye yazılır ama bugün "drub" gibi okunur.

Amerikalı Tibet uzmanı Turrell Wylie, 1959'da yayımladığı makalede Tibet yazısını, özel işaretler kullanmadan, standart Latin harfleriyle harf harf aktaran bir sistem önerdi. Sistem okunuşu değil yazımı aktarır: Tibet yazısıyla yazılmış her harf Latin karşılığıyla gösterilir. Bu sistem bugün Tibet çalışmalarında yaygın olarak kullanılır.

Wylie sisteminin okunuşu değil yazımı aktarması, ilk bakışta okuru şaşırtır. Ama bir gerekçesi vardır: yazım, sözcüğün kökünü ve eklerini gösterir. "Bsgrubs" yazımındaki her harf, fiilin zamanını ve yapısını taşıyan bir parçadır. Sanskritçe dersinde gördüğün ilke burada da geçerlidir: iyi bir çevriyazı geri dönüştürülebilir olmalıdır ve Wylie çevriyazısından Tibet yazısına kayıpsız dönülebilir.

Yaygın yanlış"Tibetçenin Latin harfli yazımı, sözcüklerin nasıl okunduğunu gösterir."
Doğrusu

Bilimsel çevriyazı yazımı aktarır; Tibetçede yazım ile bugünkü okunuş arasında büyük bir fark vardır ve okunuş için ayrı kurallar gerekir.

Kaynaklardan okuma

Türkçeden bakınca

Klasik Tibetçenin yapısı, Türkçe konuşan bir okura birkaç yönden tanıdık gelir. Fiil cümlenin sonundadır. Sözcükler arasındaki ilişkiler, ismin arkasına gelen eklerle ve küçük parçacıklarla kurulur: Türkçedeki "-de", "-den", "-e" gibi. Ayrıca konuşulan kişinin saygınlığına göre farklı sözcükler kullanılır; Türkçedeki "yemek" ile "buyurmak" arasındaki farkı düşün. Ama bir fark da vardır: Tibetçe, bir eylemi yapan kişiyi belirli cümlelerde ayrı bir ekle işaretler ve bu, Türkçede olmayan bir yapıdır.

Bu yakınlık, sabit terimlerle birleştiğinde çeviriye bir özellik kazandırır. Tibetçe çeviriler Sanskrit cümlenin sözcük sırasını mümkün olduğunca korur, her Sanskrit terimi tek bir Tibetçe karşılıkla verir ve bileşikleri parça parça aktarır. Sonuç, Sanskritçenin gölgesi gibi duran bir metindir. Hint–Tibet aktarımı dersinde araştırmacıların kayıp Sanskrit metinlerini Tibetçe çevirilerden geri kurabildiğini görmüştün; bunu mümkün kılan, tam bu gölgedir. Tibetçe bir cümlede "stong pa nyid" gördüğünde, Sanskritçede "śūnyatā" yazdığını neredeyse kesin bilirsin.

Usta katmanı

Bu kesinliğin bedeli, açılıştaki unvanda görünür. "Bhagavat" sözcüğünün Sanskritçe kökü birden fazla anlama açıktı; Tibetçe karşılık bu anlamlardan bazılarını seçti, birini ayrıca ekledi ve sonuç bin yıl boyunca değişmedi. Bir Tibetli okur için uyanmış olan, her zaman "yenmiş, sahip, aşmış" olandır; Sanskritçe okuyan birinin sözcükte duyabileceği öbür tınılar kapanmıştır. Sanskritçe dersinde bir bileşiğin birden fazla çözümlemeye açık olduğunu görmüştün. Tibet sistemi bu açıklığı bir kez kapatır: çözümlemeyi kurul yapar, çevirmen uygular.

Geri kurma yönteminin de bir sınırı vardır. Tibetçe çeviriden Sanskritçeye dönerken, Pāli dersinde gördüğün geri dönüş sorunu yeniden çıkar: bir Tibetçe karşılık birden fazla Sanskrit terime karşılık gelmiş olabilir. Ayrıca çeviriler, çevirmenin elindeki Sanskrit el yazmasını yansıtır ve o el yazması bugün elimizdeki herhangi bir Sanskrit nüshadan farklı olabilir. Yirminci ve yirmi birinci yüzyılda, yalnızca Tibetçe çevirisinden bilinen bazı Sanskrit metinlerin özgün el yazmaları Tibet'teki koleksiyonlarda ortaya çıktı. Vimalakīrtinirdeśa dersinde bu söylemin Sanskritçe el yazmasının 1999'da Potala Sarayı'nda belirlendiğini görmüştün. Bir başka örnek, Madhyamaka okulunun temel metinlerinden biridir.

Yedinci yüzyıl Madhyamaka düşünürü Candrakīrti'nin "Orta Yola Giriş" adlı eseri, yüzyıllar boyunca yalnızca Tibetçe çevirisiyle biliniyordu ve Tibet manastır eğitiminde Madhyamaka'nın temel ders kitabı olarak okundu. Eserin dizelerinin Sanskritçe bir el yazması Tibet'te belirlendi ve Çinli araştırmacı Li Xuezhu tarafından 2015'te yayımlandı.

Bu el yazmaları, Tibetçeden yapılan geri kurmaların çoğunun şaşırtıcı ölçüde isabetli olduğunu, ama her ayrıntıda değil, gösterdi. Bazı yerlerde Tibetçe çevirinin, bugün bulunan nüshadan farklı bir Sanskrit okunuşa dayandığı anlaşıldı; bazı yerlerde ise araştırmacıların geri kurduğu Sanskrit sözcük, asıl metinde başka bir eşanlamlıydı. Gölge, cismin biçimini doğru verir; rengini vermez.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlış"Tibet yazısı Çin yazısından türemiştir."
Doğrusu

Tibet yazısı kuzey Hindistan'da kullanılan bir Brāhmī türevinden geliştirilmiştir ve Devanāgarī ile aynı aileye aittir.

Yaygın yanlış"Tibetçe çeviriler kaynak metnin birebir kopyasıdır; Sanskritçe hiçbir kayıp olmadan geri kurulabilir."
Doğrusu

Geri kurmalar çoğu zaman isabetlidir, ama bir Tibetçe karşılık birden fazla Sanskrit terime denk gelebilir ve çevirmenin kullandığı el yazması bugünkü nüshalardan farklı olabilir.

Yaygın yanlış"Terim standardizasyonu yalnızca bir kazançtır."
Doğrusu

Standart tutarlılık ve geri izlenebilirlik sağlar, ama çok anlamlı terimleri tek bir karşılığa bağlayarak öbür okunuşları kapatır.

Uygulama

Kilit özet

  1. Dokuzuncu yüzyıl başında hazırlanan "İki Ciltlik Sözlük", Büyük Sözlük'teki terimlerin Tibetçe karşılıklarını gerekçeleriyle açıklar; "bhagavat" için kurulan üç parçalı karşılık bunun en ünlü örneğidir.
  2. Tibet geleneği yazının Thonmi Sambhota tarafından getirildiğini anlatır; tarihsel olarak yazı, kuzey Hindistan'ın Brāhmī türevi bir yazısından geliştirilmiştir.
  3. Wylie'nin 1959'da önerdiği çevriyazı okunuşu değil yazımı aktarır ve kayıpsız geri dönüştürülebilir; Tibetçede yazım ile okunuş arasındaki fark büyüktür.
  4. Klasik Tibetçe fiili sona koyar ve ilişkileri eklerle kurar; sabit terimler ve sadık sözcük sırası, kayıp Sanskrit metinleri geri kurmayı mümkün kılar.
  5. Standardizasyonun bedeli, çok anlamlı terimlerin tek bir okunuşa bağlanmasıdır; sonradan bulunan Sanskrit el yazmaları geri kurmaların çoğunu doğrular, ama her ayrıntıyı değil.
Gölge, cismin biçimini doğru verir; rengini vermez.

Sonraki derse köprü

Bu seviyede birçok dilin çevirmenlerini gördün: Çince çevirmenlerin akıcılık ile sadakat arasında seçim yaptığını, Tibetçe çevirmenlerin bir sözlüğe bağlandığını. Sonraki ders bu soruyu bize, bu derslerin kendisine çeviriyor. On yedi seviye boyunca birçok teknik terimi Türkçeye aktardık ve her biri için bir karar verdik. Sonraki derste bu kararlar açıkça yazılacak ve her birinin bedeli konuşulacak. Örneğin erken Budist öğretinin merkezindeki "dukkha" için "acı" mı denmeli, başka bir sözcük mü seçilmeli, yoksa terim hiç çevrilmemeli mi?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Açılış sahnesinde bir saray salonunda Hintli ve Tibetli bilginler bir masanın etrafında oturuyor; ortada "bhagavat" sözcüğü Devanāgarī ile yazılı duruyor. Sözcük üç parçaya ayrılarak Tibet yazısıyla üç ayrı hece olarak yeniden belirsin.

Sıfır noktasında bir hukuk kitabının sayfası ve "zilyet" sözcüğü vurgulansın; yanında gündelik konuşmanın balonları soluk dursun. Yazının doğuşu bölümünde Hindistan'dan Tibet'e uzanan bir yol üzerinde harfler yavaşça biçim değiştirsin. Wylie bölümünde "bsgrubs" yazımı gösterilsin; okunmayan harfler soluklaşsın ve geriye "drub" sesi kalsın.

Türkçeden bakınca bölümünde bir Türkçe ve bir Tibetçe cümle alt alta dizilsin; fiiller sonda aynı renkle vurgulansın. Usta katmanında bir nesnenin gölgesi duvara düşsün; gölgenin biçimi doğru, ama rengi yok. Seslendirme tonu dengeli ve açık olsun; Tibetçe sözcükler yavaş okunsun.

Müfredat kapsamı — 17.6

  • Uchen yazısı
  • Wylie transliterasyon
  • Temel dilbilgisi
  • Partiküller
  • Çeviri eşdeğerleri
  • Mahāvyutpatti
  • Kangyur/Tengyur katalogları
  • Tohoku numaraları
  • Tibet yorum metni okuma