İçeriğe geç

Ders 17.4 · Seviye 17

Gāndhārī

1.462 kelime · 3 birincil kaynak pasajı · yaklaşık 7 dakika okuma · seslendirme 10 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. British Library'nin 1994'te edindiği Gāndhārī rulolar, bir Dharmaguptaka manastırına sunulmuş toprak kaplardan çıktı ve bilinen en eski Budist el yazmaları arasındadır.
  2. Gāndhārī, kuzeybatı Gandhāra'nın Orta Hint-Aryan dilidir ve Aramice'ye dayanan, sağdan sola yazılan Kharoṣṭhī yazısıyla yazılmıştır.
  3. Kharoṣṭhī, 1830'larda Prinsep ve Masson'un Yunanca ve Kharoṣṭhī yazılı iki dilli sikkeleri karşılaştırmasıyla yeniden okunur hâle geldi.
  4. 1892'de Khotan'da bulunan ve 1962'de Brough'un yayımladığı Gāndhārī Dharmapada, Pāli ve Sanskrit dizeler derlemelerinin yanına üçüncü bir tanık ekledi.
  5. Kuru iklimler el yazmalarını korurken nemli bölgeler onları çürüttü; elimizdeki tablo, üretilenin değil hayatta kalanın tablosudur.

Açılış sahnesi

1994, Londra. British Library bir kargo teslim alır: beş toprak kap, yirmi altı kap kırığı ve kapların birinin içinden çıkmış, ufalanmak üzere olan yirmi dokuz huş ağacı kabuğu rulosu. Rulolar o kadar kırılgandır ki açılmaları aylar sürer; bazıları ancak cam levhaların arasına yerleştirilerek açılabilir. Üzerlerindeki yazı sağdan sola akar. Kaplardan birinin üzerinde ise bir bağış yazısı vardır: bu kap, Budist bir okulun, Dharmaguptaka'ların topluluğuna sunulmuştur.

British Library'nin 1994'te edindiği huş kabuğu rulolar, bugünkü Afganistan'ın doğusundan, büyük olasılıkla eski Nagarāhāra bölgesinden gelir. Gāndhārī dilinde ve Kharoṣṭhī yazısıyla yazılmışlardır. Rulolar üzerinde çalışan Richard Salomon, bunların bir Dharmaguptaka manastırının kütüphanesinden kalmış, rastlantısal ama temsil edici bir parça olduğunu düşünür. Rulolar genellikle milattan sonraki ilk yüzyıllara tarihlenir.

Bu rulolar ortaya çıkana kadar erken Budist metinler hakkında bildiklerimizin büyük kısmı, yüzyıllar sonra kopyalanmış el yazmalarına, Sri Lanka'da korunmuş Pāli aktarımına ve Çince çevirilere dayanıyordu. Şimdi elde, iki bin yıla yakın bir zaman önce yazılmış, hiçbir sonraki kopyacının elinden geçmemiş metinler vardı. Ama bu ders yalnızca bir keşif hikâyesi değil. Asıl soru şudur: bu rulolar neden bu kadar geç ortaya çıktı ve onlardan önce bildiğimizi sandığımız tablo ne kadar yanıltıcıydı?

Bu derste ne olacak

Önce bir köy mezarlığı üzerinden, hayatta kalan kanıtın bir alan hakkındaki bilgimizi nasıl biçimlendirdiğini göreceksin. Sonra Gāndhārī dilini ve onu yazan yazıyı tanıyacaksın. Ardından ölmüş bir yazının nasıl yeniden okunur hâle geldiğini göreceksin. Sonra bu yazıyla yazılmış ilk ünlü metnin, Orta Asya'da bulunmuş bir dizeler kitabının hikâyesini okuyacaksın. En sonda bu buluntuların erken Budizm tablosunu nasıl değiştirdiğini konuşacaksın.

Sıfır noktası

Bir köyün iki yüz yıllık geçmişini mezar taşlarından okumaya çalıştığını düşün. Mezarlığa girdiğinde mermer taşlar, oyulmuş yazılar, uzun aile adları görürsün. Ama bu taşlar köyün zengin ailelerine aittir. Yoksul ailelerin ölüleri tahta işaretlerle gömülmüştü ve o tahtalar onlarca yıl önce çürüdü. Mezarlıktan çıkarken köyün varlıklı bir köy olduğunu düşünebilirsin. Oysa gördüğün, köyün kendisi değil, taşa yazılabilmiş kısmıdır.

Benzetmenin kırıldığı yer şudur. Mezarlıkta en azından neyin kaybolduğunu tahmin edebilirsin: tahta işaretlerin yerinde boş toprak kümeleri vardır. Erken Budist el yazmalarında ise nemli bölgelerde kaybolan metinler arkalarında hiçbir iz bırakmaz; ne kadar şey kaybolduğunu bile bilemezsin. Üstelik mezarlıktaki tablo yavaş değişir. El yazmalarında ise kuru bir bölgede ortaya çıkan tek bir toprak kap, bir yüzyıllık bilgiyi bir gecede yeniden düzenleyebilir.

Mekanizma

Dil ve yazı

Gāndhārī, Prakritçe ve Ardhamāgadhī dersinde tanıdığın Orta Hint-Aryan ailesinin kuzeybatı üyesidir. Adını, bugünkü Pakistan'ın kuzeyi ile Afganistan'ın doğusunu kapsayan eski Gandhāra bölgesinden alır. Bu bölge yüzyıllar boyunca İran, Yunan, Orta Asya ve Hint dünyalarının kesiştiği bir geçiş alanıydı ve dil bu temasın izlerini taşır. Uzun süre Gāndhārī yalnızca yazıtlardan ve sikkelerden biliniyordu: bir dil vardı, ama metinleri yoktu.

Dilin yazısı Kharoṣṭhī'dir. Prakritçe ve Ardhamāgadhī dersinde Aśoka'nın kuzeybatıdaki fermanlarının bu yazıyla, sağdan sola kazındığını görmüştün. Kharoṣṭhī'nin kökeni, bölgeyi bir dönem yöneten Pers imparatorluğunun yönetim yazısı Aramice'ye bağlanır; Hindistan'ın öbür bölgelerinde kullanılan ve soldan sağa yazılan Brāhmī'den bağımsız bir hattır. Kharoṣṭhī milattan sonraki birkaç yüzyıl içinde kullanımdan kalktı. Bir yazı öldüğünde, o yazıyla yazılmış her şey okunamaz hâle gelir: metinler yalnızca fiziksel olarak değil, okunabilirlik olarak da kaybolur.

Ölmüş bir yazıyı okumak

Bu yazının yeniden okunabilmesi, bir sikke yığınıyla başladı. Gandhāra'yı yöneten Yunan kökenli krallar, sikkelerinin bir yüzüne Yunan harfleriyle, öbür yüzüne Kharoṣṭhī ile kendi adlarını ve unvanlarını yazdırmıştı. On dokuzuncu yüzyılın 1830'lu yıllarında İngiliz araştırmacı James Prinsep ve sikke koleksiyoncusu Charles Masson, bu iki dilli sikkeleri karşılaştırdı. Yunan harfleriyle yazılmış bir kral adını okuyabiliyorlardı; öbür yüzde aynı adın Kharoṣṭhī karşılığını aradılar ve harfleri tek tek eşleştirdiler. Bir yazı, bir paranın iki yüzü arasında yeniden doğdu. Aynı yıllarda Prinsep, Hindistan'ın öbür büyük yazısı Brāhmī'yi de çözdü ve sütunlardaki fermanların "tanrıların sevgilisi" diye anılan bir kraldan söz ettiğini okudu. Bu kralın Aśoka olduğu ise Sri Lanka'nın Pāli kroniklerinin yardımıyla anlaşıldı. Hindistan'ın kendi geçmişinin önemli bir kısmı, unutulmuş iki yazının birkaç yıl içinde yeniden okunmasıyla geri geldi.

Yaygın yanlış"Hindistan'da baştan beri tek bir yazı geleneği vardı."
Doğrusu

En az iki bağımsız hat vardı: soldan sağa yazılan Brāhmī ve Aramice'ye dayanan, sağdan sola yazılan Kharoṣṭhī.

Kaynaklardan okuma

Orta Asya'dan gelen dizeler

1994'teki rulolardan bir asır önce, Gāndhārī'nin ilk büyük metni çok daha doğuda ortaya çıkmıştı.

1892'de Fransız gezgin Jules-Léon Dutreuil de Rhins ve yol arkadaşı, Orta Asya'daki Khotan'da huş kabuğuna Kharoṣṭhī ile yazılmış bir el yazmasının parçalarını ele geçirdi; öbür parçalar Rusya'ya ulaştı. El yazması, Pāli Dhammapada'ya ve Sanskrit Udānavarga'ya benzeyen bir Budist dizeler derlemesiydi. Sanskritçe dersinde "Böyle duydum" tartışmasıyla tanıdığın John Brough, 1962'de metni bir bütün olarak yayımladı.

Bu el yazması iki şeyi gösterdi. Birincisi, Gāndhārī yalnızca yerel yazıtların dili değil, bir Budist edebiyatın taşıyıcısıydı ve bu edebiyat Gandhāra'dan Orta Asya'ya, ipek yollarına taşınmıştı. İkincisi, Pāli kanonundaki bir metnin yanına konabilecek bağımsız bir tanık vardı. Erken metin paralelleri dersinde Pāli ve Çince külliyatları karşılaştırmıştın; Gāndhārī Dharmapada bu karşılaştırmaya üçüncü bir dil ekledi. Dizelerin bazıları Pāli'dekiyle neredeyse aynıydı, bazıları farklı sırayla dizilmişti, bazıları ise yalnızca burada vardı.

Gāndhārī'nin ne kadar uzağa yayıldığını gösteren bir başka buluntu daha var ve bu buluntu din değil, gündelik hayat anlatır.

Macar asıllı İngiliz araştırmacı Aurel Stein, 1901'den itibaren Taklamakan çölünün güney kenarındaki Niya'da yaptığı kazılarda, tahta tabletlere ve deriye Kharoṣṭhī ile yazılmış yüzlerce belge buldu. Belgeler, milattan sonra üçüncü ve dördüncü yüzyıllarda bölgedeki Shanshan krallığının yönetim yazışmalarıdır: vergi kayıtları, mahkeme kararları, satış sözleşmeleri, mektuplar. Dilleri Gāndhārī'dir.

Bu belgeler iki şey gösterir. Birincisi, Gāndhārī yalnızca keşişlerin değil, Gandhāra'dan binlerce kilometre uzaktaki bir krallığın memurlarının da diliydi; ipek yolları boyunca bir yönetim dili olarak kullanıldı. İkincisi, belgeler sıfır noktasındaki yanlılığın en saf örneğidir: Taklamakan'ın kuruluğu, sıradan bir köy dairesinin satış sözleşmelerini bile on yedi yüzyıl korumuştur. Aynı dönemde Ganj ovasında yazılmış bir manastır kütüphanesinden ise elimizde tek bir yaprak bile yoktur. Çölde bir memurun vergi defteri kaldı; ovada bir öğretmenin kitabı çürüdü.

Usta katmanı

Gāndhārī buluntularının en büyük etkisi, sıfır noktasındaki yanlılığı görünür kılmasıdır. Tarihsel oluşum dersinde Pakistan'ın kuzeybatısından çıkan rulolar arasında erken bir Mahāyāna söyleminin parçasını görmüştün; Akṣobhyavyūha dersinde de bir başka rulonun bir Buddha diyarını anlattığını okumuştun. Bu rulolar birlikte bir şey söyler: erken Budizm, Sri Lanka'da korunmuş tek bir dilin ve tek bir okulun mirasından ibaret değildi. Kuzeybatıda başka okullar, başka diller ve erken Mahāyāna metinleri aynı yüzyıllarda yan yana yaşıyordu.

Bu tablo uzun süre görünmedi, çünkü kanıtın hayatta kalması tarafsız değildi. Kuru Gandhāra ve Orta Asya iklimi huş kabuğunu korudu; Ganj ovasının nemli iklimi ise aynı dönemin metinlerini çürüttü. Elimizdeki erken el yazmaları ağırlıkla kuru bölgelerden gelir. Bu yüzden ciddi bir araştırmacı, "en eski el yazması" bulunduğunda iki soru birden sorar: bu metin ne kadar eski, ve neden yalnızca burada hayatta kaldı? Mezarlıktaki mermer taşlar gibi, Gāndhārī rulolar da bir bütünün değil, korunabilmiş bir parçanın tanığıdır. Yine de o parça, bütünün sandığımızdan çok daha çeşitli olduğunu gösterecek kadar büyüktür.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlış"Erken Budist metinler yalnızca Pāli ile aktarıldı."
Doğrusu

Gāndhārī buluntuları, kuzeybatıda farklı okulların metinlerinin başka bir Orta Hint-Aryan diliyle, aynı yüzyıllarda yazıya geçirildiğini gösterir.

Yaygın yanlış"En eski el yazmaları, en eski öğretiyi temsil eder."
Doğrusu

Bir el yazmasının eski olması, onun hayatta kalma koşullarını da yansıtır; kuru bölgelerden gelen metinler, nemli bölgelerde kaybolanların yerini tutmaz.

Yaygın yanlış"Bir yazının çözülmesi yalnızca bir dilbilim başarısıdır."
Doğrusu

Kharoṣṭhī, iki dilli sikkelerin karşılaştırılmasıyla çözüldü; tarih, para bilimi ve dilbilim birlikte çalıştı.

Uygulama

Kilit özet

  1. British Library'nin 1994'te edindiği Gāndhārī rulolar, bir Dharmaguptaka manastırına sunulmuş toprak kaplardan çıktı ve bilinen en eski Budist el yazmaları arasındadır.
  2. Gāndhārī, kuzeybatı Gandhāra'nın Orta Hint-Aryan dilidir ve Aramice'ye dayanan, sağdan sola yazılan Kharoṣṭhī yazısıyla yazılmıştır.
  3. Kharoṣṭhī, 1830'larda Prinsep ve Masson'un Yunanca ve Kharoṣṭhī yazılı iki dilli sikkeleri karşılaştırmasıyla yeniden okunur hâle geldi.
  4. 1892'de Khotan'da bulunan ve 1962'de Brough'un yayımladığı Gāndhārī Dharmapada, Pāli ve Sanskrit dizeler derlemelerinin yanına üçüncü bir tanık ekledi.
  5. Kuru iklimler el yazmalarını korurken nemli bölgeler onları çürüttü; elimizdeki tablo, üretilenin değil hayatta kalanın tablosudur.
Gördüğün, geçmişin kendisi değil, korunabilmiş kısmıdır.

Sonraki derse köprü

Bu derste Gāndhārī metinlerinin ipek yollarıyla Orta Asya'ya taşındığını gördün. Bu yolun öbür ucunda Çin vardı ve Hint metinlerinin çoğu Çince çeviriler sayesinde bugüne ulaştı. Sonraki ders o çevirilere bakıyor ve bir soruyla açılıyor: aynı metnin aralarında yaklaşık iki yüz yıl olan iki Çince çevirisi var; biri akıcı ve ezberlemesi kolay, öbürü kaynağa birebir sadık ama ağır. Hangisi daha iyi? Sonraki derste geleneğin bu soruya neden ikisini birden tutarak cevap verdiğini ve Budist Çincenin nasıl kendine özgü bir dil hâline geldiğini göreceksin.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Açılış sahnesinde bir kütüphane laboratuvarında toprak kaplar ve cam levhalar arasında açılan kırılgan bir rulo gösterilsin; rulodaki yazı sağdan sola doğru ışıklansın. Kabın üzerindeki bağış yazısı yakın çekimle belirsin.

Sıfır noktasında bir köy mezarlığı gösterilsin: mermer taşlar parlak, aralardaki boş toprak kümeleri soluk. Dil ve yazı bölümünde bir harita üzerinde Gandhāra işaretlensin; batıdan gelen bir ok Aramice yazının etkisini, doğudan gelen bir ok Brāhmī'yi göstersin.

Ölmüş bir yazıyı okumak bölümünde bir sikkenin iki yüzü yan yana gösterilsin: bir yüzde Yunan harfleri, öbür yüzde Kharoṣṭhī; harfler arasına tek tek çizgiler çekilsin. Khotan bölümünde çöl kenarında bir vaha ve huş kabuğu parçaları gösterilsin. Usta katmanında Hindistan haritasının kuru bölgeleri parlak, nemli bölgeleri soluk gösterilsin. Seslendirme tonu meraklı ve keşif dolu olsun.

Müfredat kapsamı — 17.4

  • Kharoṣṭhī yazısı
  • Gandhāran el yazmaları
  • Huş kabuğu rulolar
  • Erken Budist metin tarihine katkısı
  • Dijital paleografi