Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Cullavagga V.33'te öğretmen, sözlerinin kutsal metinlerin ölçülü diline aktarılmasını yasaklar ve onların "kendi diliyle" öğrenilmesine izin verir.
- Pāli'nin kendine ait bir yazısı yoktur; aynı kanon Sinhala, Birman, Tay, Khmer, Devanāgarī ve Latin harfleriyle yazılmıştır.
- "Pāli" sözcüğü önce "metin satırı" anlamındadır; dil, Orta Hint-Aryan ailesinden, farklı lehçelerin izlerini taşıyan edebî bir dildir.
- Sanskritçe ile Pāli arasındaki düzenli ses karşılıkları, örneğin dharma ile dhamma, bir terimi iki dil arasında taşımayı ve paralel metinleri bulmayı sağlayan bir araçtır.
- Buddhaghosa "kendi dil"i öğretmenin dili olarak okuyup Pāli'yi kök dil saydı; çağdaş okuma ise ifadeyi her keşişin kendi dili olarak görür. Pali Text Society 1881'den beri kanonu Latin harfleriyle basmaktadır.
Açılış sahnesi
İki keşiş kardeş, öğretmenlerinin yanına gelir. Ailelerinin dili, Brahmanların konuştuğu, güzel söyleyişli dildir. Bir şikâyetleri vardır: topluluğa farklı kastlardan, farklı soylardan, farklı bölgelerden insanlar katılıyor ve her biri öğretmenin sözlerini kendi konuşma diliyle aktarıyor; sözler bozuluyor. Bir öneri getirirler: öğretmenin sözlerini kutsal metinlerin dilinde, ölçülü dizelere koyalım. Öğretmen bu öneriyi sert bir dille geri çevirir.
Vinaya'nın bu bölümünde, Brahman kökenli iki keşiş, Yameḷu ve Tekula, öğretmenin sözlerinin farklı lehçelerle bozulduğunu söyleyip onları kutsal metinlerin ölçülü diline aktarmayı önerir. Öğretmen bunun yapılmasını yasaklar ve keşişlere, öğretmenin sözünü "kendi diliyle" öğrenmelerine izin verdiğini söyler.
Bu kısa pasaj, Budist geleneğinin dil tarihini iki bin yıldır tartıştıran bir ifade içerir: "kendi diliyle". Kimin kendi dili? Her keşişin kendi konuşma dili mi, yoksa öğretmenin kendi dili mi? Sanskritçe dersinde bir sözcüğün nasıl iki ayrı biçimde çözümlenebildiğini görmüştün; burada aynı sorun bir dil politikasını belirliyor. Bu ders, bu tartışmanın içinden doğan dili, Theravāda dünyasının ortak dili olan Pāli'yi ele alıyor. Ve şaşırtıcı bir gerçekle başlıyor: bu dilin kendine ait bir yazısı hiç olmadı.
Bu derste ne olacak
Önce Türkçenin kendi tarihi üzerinden, bir dil ile onu yazan yazının neden iki ayrı şey olduğunu göreceksin. Sonra "Pāli" adının aslında ne anlama geldiğini ve dilin nereye ait olduğunu öğreneceksin. Ardından Sanskritçe ile Pāli arasındaki düzenli ses karşılıklarını, bir sözlükten çok bir dönüştürme aracı olarak kullanmayı göreceksin. Sonra "kendi dil" tartışmasını iki yorumuyla okuyacaksın. En sonda on dokuzuncu yüzyılda Pāli metinlerinin Latin harfleriyle basılmasının ne değiştirdiğine bakacaksın.
Sıfır noktası
Türkçe, 1928'e kadar Arap harfleriyle yazılıyordu; o yıldan sonra Latin harfleriyle yazılmaya başlandı. Bir Osmanlı gazetesi ile bugünkü bir gazete birbirine hiç benzemez, ama ikisi de Türkçedir. Yazı değişti, dil aynı kaldı. Bugün de Azerbaycan'da Latin harfleriyle yazılan bir Türk dili, bir zamanlar Kiril harfleriyle yazılıyordu. Bir metnin hangi harflerle yazıldığı, hangi dilde olduğunu söylemez; iki soru ayrı ayrı sorulmalıdır.
Benzetmenin kırıldığı yer şudur. Türkçe yazısını tek bir ülkede, tek bir kararla değiştirdi ve her dönemde tek bir yazıyla yazıldı. Pāli ise hiçbir zaman tek bir yazıyla yazılmadı: aynı anda, Sri Lanka'da Sinhala, Myanmar'da Birman, Tayland'da Tay, Kamboçya'da Khmer harfleriyle yazıldı. Üstelik Türkçe, onu yazan insanların ana diliydi. Pāli ise yüzyıllardır hiç kimsenin ana dili olmadı; bir öğrenim ve tören dili olarak, bir topluluğun ortak hafızası olarak yaşadı.
Mekanizma
Adı ve yeri
"Pāli" sözcüğü geleneğin yorum metinlerinde önce bir dilin adı olarak değil, "metin", "kanonik satır" anlamında kullanılır: bir yorumcu, kanonun bir satırını ötekinden ayırmak için ona "pāḷi" der. Sözcüğün bir dilin adı olarak yerleşmesi çok daha sonradır. Geleneğin kendisi bu dile başka bir ad verir: Māgadhī, yani Magadha'nın dili, öğretmenin yaşadığı bölgenin dili.
Dilbilimciler ise daha karmaşık bir tablo görür. Pāli, Sanskritçe ile bugünkü Kuzey Hindistan dilleri arasında duran Orta Hint-Aryan diller ailesine aittir. Ama tek bir bölgenin konuşma diline birebir karşılık gelmez; batı ve doğu lehçelerinin izlerini birlikte taşır. Büyük olasılıkla, sözlü aktarımın yüzyılları boyunca farklı bölgelerden gelen keşişlerin ortak kullanımında biçimlenmiş bir edebî dildir. Kanon kavramı dersinde Pāli kanonunun Sri Lanka'da yazıya geçirildiğini görmüştün; dil de bu uzun yolculuğun izlerini taşır.
Ses karşılıkları
Pāli ile Sanskritçe kardeş dillerdir ve aralarında düzenli ses karşılıkları vardır. En önemlisi şudur: Sanskritçedeki ünsüz kümeleri Pāli'de çoğu zaman benzeşir ve aynı ünsüzün ikizine dönüşür. "Dharma" Pāli'de "dhamma", "karma" "kamma" olur. "Sūtra" "sutta", "nirvāṇa" "nibbāna" olur. "Prajñā", yani bilgelik, "paññā"ya; "smṛti", yani farkındalık, "sati"ye dönüşür.
Bu karşılıklar bir sözlük değil, bir dönüştürme aracıdır. Bir Pāli terimi gördüğünde, Sanskritçe karşılığını çoğu zaman tahmin edebilirsin; tersi de geçerlidir. Erken metin paralelleri dersinde aynı söylemin Pāli ve Çince külliyatlarda korunmuş karşılıklarını görmüştün; o paralelleri bulmanın ilk adımı, terimi öbür dile, oradan da Çincenin çevirdiği Sanskrit biçimine taşımaktır.
Ama araç tek yönde güvenilirdir. Sanskritçeden Pāli'ye giden yol çoğu zaman tektir; Pāli'den Sanskritçeye dönerken ise birden fazla kapı açılabilir, çünkü farklı Sanskrit kümeleri aynı Pāli ikizine düşebilir. En ünlü örnek, söylemlerin adı olan "sutta"dır. Gelenek onu Sanskritçe "sūtra", yani "ip, kısa kural" olarak geri çevirir; bazı araştırmacılar ise sözcüğün "iyi söylenmiş söz" anlamındaki "sūkta"dan da gelmiş olabileceğini savunur. Ses yasası iki kaynağa da izin verir; hangisinin doğru olduğuna bir kez daha bağlam karar verir.
Yaygın yanlış"Pāli, Sanskritçenin bozulmuş bir biçimidir."
İki dil aynı aileden gelen kardeşlerdir; aralarındaki farklar rastgele bozulmalar değil, düzenli ses yasalarıyla açıklanan değişimlerdir.
Kaynaklardan okuma
"Kendi dili" kimin dili?
Açılıştaki Vinaya pasajının ifadesi iki ayrı biçimde okunabilir ve iki okuma, iki ayrı dil politikası doğurur.
Beşinci yüzyılın büyük Theravāda yorumcusu Buddhaghosa, Vinaya'daki "kendi diliyle" ifadesini öğretmenin kendi dili olarak okur: öğretmenin konuştuğu dil Māgadhī'dir ve öğreti onun diliyle öğrenilmelidir. Theravāda yorum geleneğinde bu dil, "kök dil", yani bütün varlıkların doğal olarak konuştuğu ilk dil olarak da anlatılır.
Bu okuma, Pāli'yi öğretmenin kendi dili sayar ve onu kutsal bir dile dönüştürür: öğreti başka dillere çevrilebilir, ama asıl biçimi Pāli'dir. Çağdaş araştırmacıların çoğu ise ifadeyi her keşişin kendi konuşma dili olarak okur: öğretmen, sözlerinin tek bir prestij diline kilitlenmesini reddetmiş ve her topluluğun onları kendi diliyle öğrenmesine izin vermiştir. Bu ikinci okumaya göre Pāli, bir yasaklamanın değil bir serbestliğin ürünüdür; birçok dilden biridir ve kutsallığı sonradan gelmiştir.
İki okuma arasındaki gerilim ironiktir. Öğretmenin sözlerini tek bir kutsal dile kilitlemeyi reddettiği anlatılan bir pasaj, sonraki yüzyıllarda bir başka kutsal dilin, Pāli'nin, gerekçesi olarak okunmuştur. Sanskritçe dersindeki ilke burada bir dil politikasına dönüşür: bir ifadenin nasıl çözümlendiği, bir geleneğin hangi dilde dua edeceğini belirler.
Usta katmanı
Pāli'nin kendi yazısı olmaması, yüzyıllar boyunca her ülkenin kanonu kendi yazısıyla kopyalaması demekti. Myanmar dersinde Kral Mindon'un 1871'de kanonun tamamını Birman harfleriyle mermer levhalara kazıttığını görmüştün. Sri Lanka, Tayland ve Kamboçya da kendi baskılarını kendi yazılarıyla yaptı. Bir Taylandlı keşiş ile bir Sri Lankalı keşiş aynı söylemi ezbere okuyabilir, ama birbirlerinin kitaplarını okuyamazdı.
İngiliz araştırmacı Thomas William Rhys Davids, 1881'de Londra'da Pali Text Society'yi kurdu. Derneğin amacı, Theravāda metinlerini Latin harfleriyle basmak ve olabildiğince çoğunu İngilizceye çevirmekti. Dernek, sonraki on yıllarda kanonun ve yorumların büyük bölümünün Latin harfli baskılarını yayımladı ve bu baskıların sayfa numaraları uluslararası atıf standardı hâline geldi.
Bu girişim, sıfır noktasındaki ayrımı pratiğe döker: Pāli bir yazıya değil bir dile ait olduğu için, beşinci bir yazıyla, Latin harfleriyle de yazılabilir. Latin harfli baskı, Pāli'yi ilk kez Asya'nın Budist ülkeleri dışında okunabilir kıldı; ama aynı zamanda, Avrupalı editörlerin hangi el yazmalarını seçtiği ve metni nasıl düzelttiği gibi kararları da beraberinde getirdi. Bugün Myanmar'ın 1954–1956 konsili sonrası baskısı, Sri Lanka baskısı ve Pali Text Society baskısı arasında küçük okuma farkları vardır ve ciddi bir okuyucu, bir pasajı alıntılarken hangi baskıyı kullandığını belirtir.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlış"Pāli alfabesi diye bir yazı vardır."
Pāli'nin kendine ait bir yazısı yoktur; Sinhala, Birman, Tay, Khmer, Devanāgarī ve Latin harfleri gibi farklı yazılarla yazılmıştır.
Yaygın yanlış"Pāli, öğretmenin konuştuğu dildir."
Bu, Buddhaghosa'nın temsil ettiği geleneksel görüştür; dilbilimciler ise Pāli'yi farklı lehçelerin izlerini taşıyan, sözlü aktarım sürecinde biçimlenmiş bir edebî dil olarak görür.
Yaygın yanlış"Vinaya pasajı herkesin öğretiyi kendi diliyle öğrenmesini açıkça emreder."
İfade iki biçimde okunmuştur: her keşişin kendi dili ya da öğretmenin kendi dili; hangisinin kastedildiği tartışmalıdır.
Uygulama
Kilit özet
- Cullavagga V.33'te öğretmen, sözlerinin kutsal metinlerin ölçülü diline aktarılmasını yasaklar ve onların "kendi diliyle" öğrenilmesine izin verir.
- Pāli'nin kendine ait bir yazısı yoktur; aynı kanon Sinhala, Birman, Tay, Khmer, Devanāgarī ve Latin harfleriyle yazılmıştır.
- "Pāli" sözcüğü önce "metin satırı" anlamındadır; dil, Orta Hint-Aryan ailesinden, farklı lehçelerin izlerini taşıyan edebî bir dildir.
- Sanskritçe ile Pāli arasındaki düzenli ses karşılıkları, örneğin dharma ile dhamma, bir terimi iki dil arasında taşımayı ve paralel metinleri bulmayı sağlayan bir araçtır.
- Buddhaghosa "kendi dil"i öğretmenin dili olarak okuyup Pāli'yi kök dil saydı; çağdaş okuma ise ifadeyi her keşişin kendi dili olarak görür. Pali Text Society 1881'den beri kanonu Latin harfleriyle basmaktadır.
Bir yazı bir dili kaydeder; ama dilin kendisi değildir.
Sonraki derse köprü
Bu derste Pāli'yi, Sanskritçenin yanında duran kardeş bir dil olarak tanıdın. Sonraki ders aynı aileden başka dillere, Prakritlere geçiyor ve klasik bir tiyatro sahnesiyle açılıyor. Sahnede bir kral, bir soylu, bir kadın karakter, bir hizmetli ve bir soytarı vardır. Ama bu karakterler aynı dilde konuşmaz: kral bir dilde, kadınlar bir başkasında, hizmetliler bir üçüncüsünde konuşur. Bu bir üslup tercihi değil, tiyatro kuramının koyduğu bir kuraldır. Sonraki derste diller arasındaki bu toplumsal sıralamayı ve Jain kanonunun dili Ardhamāgadhī'nin bu sıralamada nerede durduğunu göreceksin.