İçeriğe geç

Ders 17.1 · Seviye 17

Sanskritçe

1.583 kelime · 3 birincil kaynak pasajı · yaklaşık 7 dakika okuma · seslendirme 11 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Śatapatha Brāhmaṇa'daki Tvaṣṭṛ hikâyesinde tek bir hecenin vurgusu "Indra'yı yok eden" ile "Indra'nın yok ettiği" arasındaki farkı belirler; Patañjali bu hikâyeyi dilbilgisinin gerekçesi olarak aktarır.
  2. Sanskritçe bilimsel yayınlarda noktalı ve çizgili Latin harfleriyle yazılır; bu işaretler ayırt edicidir ve kayıpsız geri çevrilebilir.
  3. Aṣṭādhyāyī 6.1.101'e göre aynı türden iki ünlü tek bir uzun ünlüye dönüşür; bu kural "tat tvam asi" cümlesinin "o" ve "o olmayan" diye iki ayrı bölünmesine kapı açar.
  4. Bileşiklerin parçaları arasındaki ilişki yazıda işaretlenmez; aynı bileşik birden fazla çözümlemeye açıktır ve seçimi yorum geleneği yapar.
  5. Her çeviri, çevirmenin bölme, çözümleme ve sıralama kararlarının toplamıdır; serbest sözcük sırası yüzünden kaynaktaki sıra her zaman bir vurgu değildir.

Açılış sahnesi

Veda dönemine ait bir anlatıda zanaatkâr tanrı Tvaṣṭṛ, oğlunu öldüren tanrı Indra'dan intikam almak ister. Bir kurban töreni düzenler ve ateşten, Indra'yı yok edecek bir varlığın doğmasını diler. Dua sözcüğü "indraśatru"dur: "Indra'nın düşmanı". Ama Tvaṣṭṛ sözcüğü söylerken vurguyu yanlış heceye koyar. Vurgu son hecede olsaydı sözcük "Indra'yı yok eden" anlamına gelecekti. Vurgu ilk heceye düştüğü için anlam tersine döner: "yok edicisi Indra olan". Ateşten doğan dev varlık, Vṛtra, büyür, güçlenir ve sonunda Indra tarafından öldürülür. Tek bir hecenin vurgusu, bir duanın anlamını tersine çevirmiştir.

Śatapatha Brāhmaṇa, Tvaṣṭṛ'nın "Indra'nın düşmanı olarak büyü" anlamında söylediği sözcüğü yanlış vurguladığını ve bu yüzden doğan varlığın Indra'ya yenik düştüğünü anlatır. Yaklaşık MÖ ikinci yüzyılda yazan dilbilgisi yorumcusu Patañjali, Pāṇini'nin dilbilgisine yazdığı büyük şerhin girişinde bu hikâyeyi, dilbilgisi öğrenmenin gerekçelerinden biri olarak aktarır: vurgusu ya da sesi bozuk bir söz, söyleyenin kendisine zarar verir.

Bu hikâye bir dilbilgisi dersidir. Aynı sözcük iki ayrı biçimde çözümlenebilir: "Indra'nın düşmanı" ve "düşmanı Indra olan". Sözcüğün sesleri aynıdır; anlamı, bileşiğin parçaları arasındaki ilişkinin nasıl kurulduğuna bağlıdır. Bu seviyeye kadar birçok kutsal metni çeviri üzerinden okudun. Bu seviye o metinlerin dillerine dönüyor ve Sanskritçeyle başlıyor. Bu ders bir dil kursu değildir. Ama bir şey öğretecek: bir çeviriyi okurken, çevirmenin hangi noktalarda bir karar vermek zorunda kaldığını görmeyi.

Bu derste ne olacak

Önce boşluksuz bir yazı üzerinden, bir metni okumanın neden önce onu bölmek anlamına geldiğini göreceksin. Sonra Sanskritçenin yazı ve çevriyazı düzenini tanıyacaksın. Ardından seslerin birleşme kurallarını ve bu kuralların bir cümlenin anlamını nasıl tersine çevirebildiğini göreceksin. Sonra bileşik sözcüklerin birden fazla çözümlemeye nasıl açık olduğunu okuyacaksın. En sonda bunun çeviri okuyan biri için ne anlama geldiğini konuşacaksın.

Sıfır noktası

Bir telefon mesajında boşluklar silinmiş olsun: "bugünakşamgeliyorum". Bunu kolayca "bugün akşam geliyorum" diye bölersin. Şimdi şuna bak: "yarınkiplanıiptalet". Bunu "yarınki planı iptal et" diye okursun; ama bir an duraksadın, çünkü "yarın kiplanı" diye bir şey de denenebilirdi. Boşluk varken bu duraksamayı hiç yaşamazsın; boşluk yokken, metni bölme işini okuyan yapar. Ve bazen iki ayrı bölme de anlamlıdır.

Benzetmenin kırıldığı yer şudur. Telefon mesajında boşluklar yanlışlıkla silinmiştir ve gönderene sorulabilir. Sanskrit metinlerinde ise sözcüklerin birbirine kaynaşması dilin kendi kuralıdır, bir hata değildir; ve metni yazan çoğu zaman yüzyıllar önce ölmüştür. Üstelik telefon mesajındaki ikinci bölme saçmadır. Sanskritçede ise iki bölme de dilbilgisel olarak kusursuz olabilir ve iki ayrı felsefi okul, iki ayrı bölmenin üzerine kurulabilir.

Mekanizma

Yazı ve çevriyazı

Sanskritçenin kendine ait tek bir yazısı yoktur; tarih boyunca Hindistan'ın ve Güneydoğu Asya'nın farklı yazılarıyla yazılmıştır. Bugün en yaygın kullanılan yazı Devanāgarī'dir. Bilimsel yayınlarda ise Latin harflerine noktalar ve çizgiler eklenmiş standart bir çevriyazı kullanılır ve bu derslerde gördüğün yazımlar bu düzene uyar. "ā" uzun bir a'dır; "ś" ile "ṣ" iki ayrı ıslıklı sestir; "ṛ" bir ünlü gibi işleyen r'dir. Bu işaretler süs değildir: kaldırıldığında farklı sözcükler aynı görünür. Çevriyazı her işareti tek bir sese bağladığı için, Latin harfli bir metin kayıpsız biçimde Devanāgarī'ye geri çevrilebilir.

Seslerin birleşmesi

Sanskritçede yan yana gelen sesler birbirini etkiler ve birleşir. Bu kurallara "sandhi", yani "birleşme" denir. Kurallar yalnızca konuşmada değil yazıda da uygulanır; bu yüzden bir Sanskrit satırında sözcükler çoğu zaman birbirine kaynaşmış olarak durur ve sınırları görünmez.

Pāṇini'nin dilbilgisindeki bu kural, aynı türden iki ünlü yan yana geldiğinde ikisinin yerine tek bir uzun ünlünün geçtiğini söyler. Örneğin bir sözcüğün sonundaki "a" ile sonraki sözcüğün başındaki "a" birleşir ve tek bir "ā" olur.

Kural masum görünür, ama sonucu büyüktür: uzun bir "ā" gördüğünde, onun tek bir uzun ünlü mü, yoksa iki kısa ünlünün birleşimi mi olduğunu bilemezsin. Başlıca Upaniṣadlar dersinde tuz ve su öğretisindeki ünlü cümleyi, "sen osun" diye çevrilen "tat tvam asi"yi okumuştun ve on üçüncü yüzyılda Madhva'nın cümleyi "sen o değilsin" diye okuduğunu görmüştün. Şimdi bunun nasıl mümkün olduğunu görebilirsin. Cümle metinde, "benlik" anlamına gelen "ātmā" sözcüğünün hemen ardından gelir ve iki sözcük birleşmiş olarak yazılır. Bu birleşik biçim, "ātmā" ile "tat", yani "o", diye bölünebilir; ama aynı zamanda "ātmā" ile "atat", yani "o olmayan", diye de bölünebilir, çünkü "ā" ile "a" birleşince yine tek bir uzun "ā" kalır. Ses aynıdır; bölme iki ayrı felsefeye kapı açar. Başlıca Vedānta gelenekleri dersinde gördüğün iki okul arasındaki farkın bir kısmı, tam olarak bu sesin nerede bölündüğüdür.

Yaygın yanlış"Sandhi yalnızca bir telaffuz kolaylığıdır ve anlamı etkilemez."
Doğrusu

Birleşme kuralları yazıya da yansır ve sözcük sınırlarını siler; aynı ses dizisinin iki ayrı bölünmesi, iki ayrı anlam ve iki ayrı yorum geleneği doğurabilir.

Kaynaklardan okuma

Bileşiklerin çözümü

Sanskritçe, iki ya da daha fazla sözcüğün birleşerek tek bir sözcük oluşturduğu bileşiklere çok yatkındır. Klasik şiirde ve felsefi metinlerde bazen bir satırın tamamı tek bir bileşikten oluşur. Bileşiğin parçaları arasındaki ilişki ise yazıda işaretlenmez; okuyucu onu kurmak zorundadır.

Açılıştaki "indraśatru" bu sorunun en ünlü örneğidir. Klasik dilbilgisi bileşikleri türlere ayırır. Birinde ilk parça ikinciyi belirler: "Indra'nın düşmanı", yani Indra'yı yok eden. Bir başkasında bileşiğin bütünü dışarıdaki bir şeyi niteler: "düşmanı Indra olan", yani Indra'nın yok ettiği. Veda dilinde bu iki türü ayıran şey vurguydu; sonraki klasik Sanskritçede vurgu yazıda gösterilmediği için ayrım bütünüyle bağlama ve yoruma kaldı.

Aynı sorun Budist metinlerde de karşına çıkar. Pāramitālar dersinde "pāramitā" sözcüğünün gelenekte iki biçimde açıklandığını görmüştün: "en yüce olanın durumu" ve "karşı kıyıya geçmiş olan". Bu iki açıklama, sözcüğün iki ayrı biçimde bölünmesinden doğar. Ya da bir başka örnek düşün: "buddha" ile "kṣetra", yani "alan", birleşince ortaya çıkan bileşik "bir uyanmış olanın alanı" diye de, "uyanmış olanların bulunduğu alan" diye de okunabilir. Hangisinin seçileceğine dilbilgisi değil, şerh geleneği ve bağlam karar verir.

Usta katmanı

Buradan bir okuma ilkesi çıkar: her çeviri, çevirmenin görünmez kararlarının bir toplamıdır. Bir İngilizce ya da Türkçe çeviride boşluklar, noktalama işaretleri ve sözcük sırası tamamen çevirmenin eseridir. Kaynak metinde boşluk yoktur, noktalama çok sınırlıdır ve sözcük sırası serbesttir. Bu kararın en ünlü örneği, Kaynak okuryazarlığı dersinde tanıştığın, Budist söylemlerinin neredeyse hepsinin başladığı cümlededir.

Budist söylemleri Sanskritçede "evaṃ mayā śrutam ekasmin samaye" diye başlar: "böyle duydum", "bir zamanda". Geleneksel çeviriler cümleyi "Böyle duydum. Bir zamanlar öğretmen şu kentte kalıyordu" diye ikiye böler. Brough, Tibetçe çevirilerin ve bazı yorum geleneklerinin "bir zamanda" ifadesini birinci cümleye bağladığını gösterdi: "Bir zamanda böyle duydum". Hangi bölmenin doğru olduğu bugün de tartışılır.

İki bölme arasındaki fark küçük görünür, ama bir şeyi değiştirir: ilk okumada "bir zamanda" anlatılan olayın zamanını, ikincisinde dinleyenin öğretiyi duyduğu anı belirtir. Kaynak metinde nokta yoktur; noktayı çevirmen koyar.

Bu son nokta ayrıca önemlidir. Sanskritçe isimleri sekiz durum, üç sayı ve üç cinsiyet üzerinden çekimler; bir sözcüğün cümledeki görevi büyük ölçüde ekinden anlaşılır. Bu yüzden sözcük sırası çok serbesttir ve şiirde ölçü, sırayı belirleyebilir. Bir dizedeki bir sözcüğün başta durması, vurgulandığı için değil, vezin öyle gerektirdiği için olabilir. Türkçe de eklemeli bir dil olduğu için sana bu esneklik tanıdık gelebilir; ama Sanskritçede esneklik çok daha geniştir. Çeviriyi okurken "kaynakta bu sözcük en başta, demek ki önemli" gibi bir çıkarım, kaynağın kendisine bakmadan yapılamaz.

Vedāṅgalar ve bilgi alanları dersinde Pāṇini'nin dilbilgisini ve 2022'de bir kuralının yeniden yorumlanmasını görmüştün. O dilbilgisi, tam da bu belirsizlikleri yönetmek için kurulmuştu: Patañjali'nin açılıştaki hikâyeyi aktarmasının nedeni buydu. Ama bir dilbilgisi, bir sözcüğün hangi çözümlemelere izin verdiğini söyleyebilir; hangisinin doğru olduğunu ise her zaman söyleyemez. Bu son kararı yorum gelenekleri verdi ve geleneklerin ayrıldığı yerlerin bir kısmı, bir dilbilgisi kararının ayrıldığı yerlerdir.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlış"Çevriyazıdaki noktalar ve çizgiler okumayı zorlaştıran bilimsel süslerdir."
Doğrusu

İşaretler ayırt edicidir; kaldırıldığında farklı seslere ve farklı sözcüklere karşılık gelen yazımlar birbirine karışır.

Yaygın yanlış"Bir bileşiğin anlamı parçalarının anlamlarından doğrudan çıkar."
Doğrusu

Parçalar arasındaki ilişki yazıda işaretlenmez; aynı bileşik dilbilgisel olarak birden fazla biçimde çözümlenebilir ve seçim bir yorum kararıdır.

Yaygın yanlış"Kaynak metinde bir sözcüğün başta durması onun vurgulandığını gösterir."
Doğrusu

Sanskritçede sözcük sırası çok serbesttir; şiirde sıra çoğu zaman ölçünün gereğidir.

Uygulama

Kilit özet

  1. Śatapatha Brāhmaṇa'daki Tvaṣṭṛ hikâyesinde tek bir hecenin vurgusu "Indra'yı yok eden" ile "Indra'nın yok ettiği" arasındaki farkı belirler; Patañjali bu hikâyeyi dilbilgisinin gerekçesi olarak aktarır.
  2. Sanskritçe bilimsel yayınlarda noktalı ve çizgili Latin harfleriyle yazılır; bu işaretler ayırt edicidir ve kayıpsız geri çevrilebilir.
  3. Aṣṭādhyāyī 6.1.101'e göre aynı türden iki ünlü tek bir uzun ünlüye dönüşür; bu kural "tat tvam asi" cümlesinin "o" ve "o olmayan" diye iki ayrı bölünmesine kapı açar.
  4. Bileşiklerin parçaları arasındaki ilişki yazıda işaretlenmez; aynı bileşik birden fazla çözümlemeye açıktır ve seçimi yorum geleneği yapar.
  5. Her çeviri, çevirmenin bölme, çözümleme ve sıralama kararlarının toplamıdır; serbest sözcük sırası yüzünden kaynaktaki sıra her zaman bir vurgu değildir.
Bir metni okumak, önce onu bölmektir.

Sonraki derse köprü

Bu derste Sanskritçenin farklı yazılarla yazılabildiğini, Devanāgarī'nin yalnızca bunlardan biri olduğunu gördün. Sonraki ders bu ayrımı bir adım öteye taşıyor. Aynı Pāli metninin altı baskısını yan yana koyduğunda, biri Sri Lanka'nın, biri Myanmar'ın, biri Tayland'ın yazısıyla basılmış olur; altısı birbirine hiç benzemez, ama altısı da aynı metindir. Sonraki derste dil ile yazı arasındaki bu ayrımın neden sürekli karıştırıldığını ve kendi yazısı olmayan bir dilin, Theravāda dünyasının ortak dili olarak nasıl yaşadığını göreceksin.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Açılış sahnesinde bir kurban ateşi ve önünde dua eden bir figür gösterilsin. "indraśatru" sözcüğü ekranda heceleri ayrılmış olarak belirsin; vurgu ilk heceye düştüğünde sözcüğün altındaki ok yön değiştirsin. Ateşten doğan dev bir silüet olarak, ayrıntısız gösterilsin.

Sıfır noktasında boşluksuz bir telefon mesajı ve iki farklı bölme denemesi gösterilsin. Sandhi bölümünde iki kısa "a" harfi birbirine yaklaşıp tek bir uzun "ā"ya dönüşsün; ardından aynı "ā" iki yöne ayrılarak iki ayrı okumayı göstersin: "tat" ve "atat".

Bileşik bölümünde iki parçalı bir sözcük ve parçalar arasında yön değiştiren bir ok gösterilsin. Usta katmanında bir kaynak metin satırı ile bir çeviri satırı alt alta durduğunda, çevirideki boşluklar ve noktalama işaretleri ayrı bir renkle vurgulansın. Seslendirme tonu meraklı ve açık olsun; Sanskrit sözcükler yavaş ve net okunsun.

Müfredat kapsamı — 17.1

  • Devanāgarī ve Roman transliterasyon
  • IAST
  • Ses sistemi ve sandhi
  • İsim çekimleri
  • Fiil kökleri ve zamanlar
  • Bileşikler/samāsa
  • Kṛdanta biçimleri
  • Pāṇini sistemine giriş
  • Epik Sanskritçe
  • Klasik Sanskritçe
  • Budist Hibrit Sanskritçe
  • Bir sūtra cümlesini çözümleme