Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Kāhn Singh Nabha'nın 1898 tarihli "Biz Hindu Değiliz" kitapçığı, Sih kimliğinin o yıllarda tartışmalı olduğunu ve topluluğun kendini ayrı bir din olarak tanımladığını gösterir.
- On dokuzuncu yüzyıldan önceki Sih dünyası Udāsī, Nirmala, Nihang ve Nāmdhārī gibi kollarla ve törene girmemiş geniş bir kalabalıkla geçirgen kenarlara sahipti.
- Sömürge sayımları ve ordu tercihleri bir sınırı zorunlu kıldı; 1873'te kurulan Singh Sabha hareketi bu sınırı standartlaştırarak çizdi ve 1909'da Sih evlilik töreni yasayla tanındı.
- 1921 Nankana Sahib katliamı tapınak reformunu hızlandırdı; 1925 yasası tarihî tapınakları seçilmiş bir Sih kuruluna devretti ve bunu yapmak için bir Sih tanımı koydu.
- Saçını kesen sahajdhārī Sihlerin oy hakkı 2003'te kaldırıldı, 2011'de mahkemece geri verildi, 2016'da yasayla yeniden kaldırıldı; sınır, kenarda kalanları her kuşakta yeniden sorgular.
Açılış sahnesi
1898, Pencap. Nabha prensliğinde yaşayan bilgin Kāhn Singh, kısa bir kitapçık yayımlar. Kitapçığın adı bir iddia değil, bir cevaptır: "Biz Hindu Değiliz." O yıllarda Pencap'ta "Sihler Hindudur" başlığıyla yayımlanan yazılar, Sih geleneğini Hindu dünyasının bir kolu olarak anlatıyor ve bazı reform çevreleri Sihleri bu dünyaya geri katmaya çalışıyordu. Kāhn Singh'in kitapçığı soru cevap biçiminde yazılmıştır. Bir Hindu muhatap Sihlerin Hindu olduğunu kanıtlamaya çalışır; Sih muhatap ise kutsal kitaptan, törenlerden ve tarihten tek tek örnekler göstererek ayrı bir topluluk olduklarını savunur.
Kāhn Singh Nabha'nın 1898'de Pencapça yayımladığı kitapçık, Sihlerin Hindu toplumunun bir mezhebi olduğu iddiasına karşı yazılmış bir cevaptır. Soru cevap biçimindeki metin, kutsal kitaptan alıntılarla Sihlerin kendi öğretmenleri, kitabı, törenleri ve yaşam düzeniyle ayrı bir topluluk olduğunu savunur.
Bu kitapçığın yazılmış olması, bir şeyi açıkça gösterir: 1898'de "Sih kimdir?" sorusunun cevabı tartışmasız değildi. Uygulama ve kurumlar dersinde bugün görece net bir tanımın bulunduğunu, 1950 tarihli bir davranış kuralları belgesinin kimin topluluğa katıldığını tarif ettiğini gördün. Ama üç yüz yıl önce Sih dünyasının kenarları bulanıktı: katılım törenine girmiş olanlar, girmemiş ama aynı öğretmenleri izleyenler, kendi ermiş soylarına bağlı kollar, Hindu tapınaklarına da giden aileler. Bu ders o bulanıklığın nasıl netleştiğini ve netleşmenin kimlere neye mal olduğunu soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bir mahallenin belediye sınırına dönüşmesi üzerinden, geçirgen bir sınırın nasıl keskinleştiğini göreceksin. Sonra on dokuzuncu yüzyıldan önceki Sih dünyasının iç çeşitliliğini tanıyacaksın. Ardından sömürge dönemi sayımlarının ve Singh Sabha reform hareketinin bu çeşitliliği nasıl sıkıştırdığını göreceksin. Sonra 1921'de bir tapınak kapısında yaşanan bir katliamı ve onun doğurduğu 1925 yasasını okuyacaksın. En sonda bu sınırın bugün kimleri dışarıda bıraktığını tartışacaksın.
Sıfır noktası
Bir şehrin kenarında yüzyıllardır var olan bir mahalle düşün. Mahallenin merkezi bellidir: çarşı, cami, okul. Ama kenarları belirsizdir; bahçeler tarlalara, tarlalar komşu köye karışır. Kimin mahalleli olduğu sorulduğunda cevap bağlama göre değişir: düğünlerine gelen, çarşısından alışveriş eden, ölülerini mezarlığına gömen. Bir gün devlet bu mahalleyi ayrı bir belediye yapmaya karar verir. Sandık kurulacak, vergi toplanacak, hizmet götürülecektir. Artık bir sınır çizilmesi gerekir: harita üzerinde bir çizgi, çizginin içi ve dışı. Bahçesi çizginin öbür yanında kalan aile, yüzyıllardır mahalleli olduğu hâlde artık başka bir yere aittir.
Benzetmenin kırıldığı yer şudur. Belediye sınırını dışarıdan bir devlet çizer ve mahalleli bunu yalnızca kabul eder. Sih örneğinde ise sınır baskısı dışarıdan geldi, ama sınırı topluluğun kendi reform hareketi çizdi; topluluk, kendisine dayatılan soruya kendi cevabını verdi. Üstelik bir belediye sınırı yalnızca adres değiştirir. Dinî bir sınır ise bir insanın kendini kim olarak gördüğünü, hangi kitabın önünde eğildiğini ve hangi tapınağı yönetme hakkı olduğunu belirler.
Mekanizma
Bulanık kenarlar
On sekizinci ve on dokuzuncu yüzyılın Sih dünyası tek renkli değildi. Tarihsel bağlam dersinde Nānak'ın ardılı olarak oğullarını değil öğrencisini seçtiğini görmüştün. Oğullarından Śrī Chand'a bağlanan Udāsī kolu çileci bir yaşam sürdürdü ve yüzyıllar boyunca birçok önemli Sih tapınağının bakımını üstlendi. Nirmala kolu Sanskrit metin eğitimiyle uğraşan bilginler yetiştirdi. Nihanglar mavi giysileri ve silahlarıyla Gobind Singh'in savaşçı düzenini sürdüren gezici gruplardı. On dokuzuncu yüzyılda ortaya çıkan Nāmdhārī hareketi ise yaşayan bir öğretmeni kabul ediyordu; bu, Tarihsel bağlam dersinde gördüğün 1708 devrinin farklı bir yorumuydu.
Bunların yanında çok daha büyük bir kalabalık vardı: katılım törenine girmemiş, saçını kesen ama Sih öğretmenlerinin ilahilerini okuyan, Nānak'ın yolunu izleyen insanlar. Bu kişilere "sahajdhārī", yani "yavaş yavaş benimseyen" denirdi. Birçok aile hem Sih tapınağına hem Hindu tapınağına gidiyor, aynı aileden bir oğul katılım törenine girerken öbürü girmiyordu. Merkez belliydi: on öğretmen ve kitap. Ama kenar, sıfır noktasındaki mahallenin bahçeleri gibi, komşu dünyaya karışıyordu.
Kaynaklardan okuma
Sayım ve reform
On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında bu bulanıklık sürdürülemez hâle geldi. Hinduizm kategorisi dersinde sömürge dönemi sayımlarının her insanı tek bir dinî haneye yerleştirmeyi istediğini görmüştün. Aynı mekanizma Pencap'ta da işledi: sayım görevlileri hangi kutuya kimi koyacaklarını sormak zorundaydı ve "hem Sih hem Hindu" diye bir kutu yoktu. İngiliz ordusu da Sih askerlerini toplarken, katılım törenine girmiş, saçını kesmemiş Sihleri tercih ediyordu. Bir kimlik, artık maaşla, hukukla ve temsille bağlantılıydı.
Bu baskıya verilen cevap, 1873'te Amritsar'da kurulan ve kısa sürede Pencap'ın her yerine yayılan Singh Sabha hareketi oldu. Hareket okullar açtı, gazeteler çıkardı, kitaplar bastı ve Sih uygulamasının standart bir biçimini savundu. Kāhn Singh'in kitapçığı bu hareketin en keskin metinlerinden biridir. Hareketin bir kolu, Hindu tapınaklarında yapılan törenleri, heykelleri ve Brahman rahipleri Sih tapınaklarından çıkarmayı hedefledi. Sınırın en gündelik ama en kalıcı çizgilerinden biri evlilikte çizildi.
1909'da çıkarılan yasa, Sih evlilik törenini, yani "anand kāraj"ı hukuken geçerli saydı. Bu törende gelin ile damat, dördüncü öğretmen Rām Dās'ın dört bölümlü düğün ilahisi okunurken açık duran kutsal kitabın etrafında dört kez döner. Yasa, bu törenle yapılan evliliklerin geçerliliğini güvence altına aldı.
Bu yasadan önce Pencap'taki birçok Sih ailesi evliliklerini Brahman rahiplerin yönettiği, kutsal ateşin etrafında dönülen törenlerle yapıyordu. Singh Sabha reformcuları için bu, sıfır noktasındaki belediye sınırının tam ortasından geçen bir bahçeydi: bir Sih hayatının en önemli anı, başka bir geleneğin töreniyle mühürleniyordu. Yasa bu bahçeyi çizginin içine aldı. Ateşin yerini kitap, rahibin yerini dört bölümlü bir ilahi aldı ve bir Sih düğünü artık görünür biçimde bir Sih töreniydi.
Yaygın yanlış"Sih kimliği baştan beri bugünkü kadar net bir sınırla tanımlıydı."
On dokuzuncu yüzyıla kadar kenarlar geçirgendi; bugünkü keskin tanım büyük ölçüde sömürge dönemi sayımları ve Singh Sabha hareketinin standartlaştırmasıyla oluştu.
Usta katmanı
Sınırın en kanlı anı bir tapınak kapısında yaşandı.
Nānak'ın doğduğu yer kabul edilen Nankana Sahib'deki tapınak, Udāsī kolundan gelen ve tapınak gelirlerini kendi malı gibi kullanmakla suçlanan bir yöneticinin elindeydi. 20 Şubat 1921'de tapınağın denetimini barışçıl yoldan devralmak için gelen Sih reformcular, yöneticinin adamları tarafından saldırıya uğradı ve yüzden fazla kişi hayatını kaybetti. Olay, Sih tapınaklarının yönetimi için yürütülen kampanyayı hızlandırdı ve 1925'te çıkarılan yasa, Pencap'taki tarihî Sih tapınaklarını seçimle oluşan bir Sih kuruluna devretti.
Bu yasa, sıfır noktasındaki belediye sınırının hukuki karşılığıdır. Tapınakları yönetecek kurulu kimin seçeceğini belirlemek için yasanın bir "Sih" tanımı yapması gerekiyordu ve yaptı. Tanım, tapınakların yönetimini yüzyıllardır elinde tutan Udāsī ve benzeri kolları dışarıda bıraktı. Kazanç büyüktü: topluluk kendi kutsal yerlerinin yönetimini aldı ve tanınan, temsil edilen bir kuruma kavuştu. Ama bedeli de vardı: bahçesi çizginin öbür yanında kalanlar.
Bu bedel bugün de tartışılıyor. 2003'te Hindistan hükümeti, saçını kesen sahajdhārī Sihlerin bu kurulun seçimlerinde oy kullanma hakkını kaldıran bir kararname çıkardı; bir yüksek mahkeme 2011'de kararnameyi bozdu; Hindistan parlamentosu ise 2016'da yasayı geriye dönük olarak değiştirdi ve oy hakkını yeniden kaldırdı. Bir yüzyıl önce "yavaş yavaş benimseyen" diye geleneğin içinde sayılan insanlar, bugün seçim listesinin dışındadır. Sınır bir kez çizildiğinde, kenarda kalanlar her kuşakta yeniden sorulur.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlış"Singh Sabha hareketi geleneği bozdu."
Hareket, sayımın ve sömürge hukukunun dayattığı bir soruya verilmiş bir cevaptı; topluluğa tanınma ve kurumlar kazandırdı, ama bulanık kenarlardaki grupları dışarıda bıraktı. İkisi birlikte değerlendirilmelidir.
Yaygın yanlış"Udāsī, Nirmala ve Nihang kolları baştan beri ayrı mezheplerdir."
Bu kollar yüzyıllarca ana topluluğun içinde işlev gördü; keskin ayrım büyük ölçüde on dokuzuncu yüzyılın sonu ile 1925 yasası arasında belirginleşti.
Yaygın yanlış"Saçını kesen biri Sih sayılmaz."
Gelenekte katılım törenine girmemiş ve saçını kesen ama Sih öğretmenlerini izleyen insanlar tarihsel olarak topluluğun içinde sayıldı; bugün hukuki statüleri, örneğin oy hakları, tartışmalıdır.
Uygulama
Kilit özet
- Kāhn Singh Nabha'nın 1898 tarihli "Biz Hindu Değiliz" kitapçığı, Sih kimliğinin o yıllarda tartışmalı olduğunu ve topluluğun kendini ayrı bir din olarak tanımladığını gösterir.
- On dokuzuncu yüzyıldan önceki Sih dünyası Udāsī, Nirmala, Nihang ve Nāmdhārī gibi kollarla ve törene girmemiş geniş bir kalabalıkla geçirgen kenarlara sahipti.
- Sömürge sayımları ve ordu tercihleri bir sınırı zorunlu kıldı; 1873'te kurulan Singh Sabha hareketi bu sınırı standartlaştırarak çizdi ve 1909'da Sih evlilik töreni yasayla tanındı.
- 1921 Nankana Sahib katliamı tapınak reformunu hızlandırdı; 1925 yasası tarihî tapınakları seçilmiş bir Sih kuruluna devretti ve bunu yapmak için bir Sih tanımı koydu.
- Saçını kesen sahajdhārī Sihlerin oy hakkı 2003'te kaldırıldı, 2011'de mahkemece geri verildi, 2016'da yasayla yeniden kaldırıldı; sınır, kenarda kalanları her kuşakta yeniden sorgular.
Bir sınır çizildiğinde içerisi tanınır; ama kenar her kuşakta yeniden sorulur.
Sonraki derse köprü
Bu dersle Sih seviyesi kapanıyor. Bu seviyede ve önceki seviyelerde birçok kutsal metni okudun: Pāli söylemlerini, Sanskrit sūtraları, Prakrit kanonları, Gurmukhī ilahilerini. Hep çeviri üzerinden. Sonraki seviye, bu metinlerin dillerine dönüyor ve Sanskritçeyle başlıyor. Bir Sanskrit satırını açtığında ilk karşılaşacağın sorun kelimeleri bilmemek değil, kelimelerin nerede başlayıp nerede bittiğini görememek olacak. Sonraki derste bu dilin seslerin birbirine karıştığı ve kelimelerin uzun birleşikler hâlinde kaynaştığı yapısını ve bunun bir satırın birden fazla geçerli okunuşa açık olması anlamına geldiğini göreceksin.