Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Guru Granth Sahib, Müslüman sufi Ferid'in dizeleri gibi başka geleneklerden gelen şiirleri Sih öğretmenlerinin ilahileriyle aynı ciltte ve aynı saygıyla taşır.
- Kitabın gövdesi otuz bir rāga'ya, yani ezgi türüne göre düzenlenmiştir; bu icra düzeni yazar kimliğini geri plana iter.
- Sih öğretmenleri kitapta "Nānak" mahlasıyla ve sırasına göre anılır; standart baskı 1430 sayfadır ve her ilahi her baskıda aynı sayfadadır.
- Son sayfalardaki Rāgmālā'nın özgünlüğü tartışmalıdır; 1950 tarihli davranış kuralları görüş ayrılığını kaydeder ama metnin nüshalardan çıkarılmamasını ister.
- Gelenek, Arjan'ın kitabı 1604'te derleyip Bhai Gurdās'a yazdırdığını anlatır; kitap Gurmukhī yazısıyla, yazarlarına yakın bir dönemde yazıya geçirilmiştir.
Açılış sahnesi
Guru Granth Sahib'in son sayfalarına doğru ilerlediğinde, Sih öğretmenlerinin ilahilerinin ardından başka adlar görürsün. Bunlardan biri Ferid'dir: on üçüncü yüzyılda Pencap'ta yaşamış, Çiştiyye tarikatına bağlı bir Müslüman sufi. Onun dizelerinden biri şöyle der: Ferid, seni yumruklarıyla vuranlara dönüp vurma; evine git ve onların ayaklarını öp. Bu dize, Sih tapınaklarında, Sih öğretmenlerinin dizeleriyle aynı ciltte, aynı saygıyla ve aynı ezgilerle okunur.
Guru Granth Sahib, Şeyh Ferid'e ait dört ilahi ve yüzü aşkın dizeyi içerir. Sih geleneğine göre bu dizeler Nānak'a Ferid'in Pākpattan'daki ardıllarından ulaşmış ve beşinci öğretmen Arjan tarafından kitaba alınmıştır. Alıntılanan dize, kendisine vuranlara karşılık vermeyip onların ayaklarını öpmeyi öğütler.
Bir topluluk, kendi kutsal kitabına başka bir dinden bir şairin sözlerini neden alır, hem de bir ek ya da dipnot olarak değil, ana metnin içine? Sih kullanımlar dersinde bu kitabın Kabir, Ravidās ve Ferid gibi farklı kökenlerden şairlerin eserlerini de taşıdığını duymuştun; Bhakti hareketleri dersinde de Ravidās'ın eşitlik şehri Begampura'yı okumuştun. Bu ders kitabın içine giriyor ve şaşırtıcı bir şey gösteriyor: kitap ne yazarlara göre ne konulara göre düzenlenmiştir. Neye göre düzenlendiği, başka geleneklerden şairlerin oraya nasıl sığabildiğini de açıklar.
Bu derste ne olacak
Önce Türk sanat müziğinin fasıl düzeni üzerinden, bir külliyatın icraya göre nasıl düzenlenebileceğini göreceksin. Sonra Guru Granth Sahib'in otuz bir ezgi türüne bölünmüş yapısını ve sabit sayfa düzenini öğreneceksin. Ardından kitabın yazarlarını ve başka geleneklerden gelen şairlerin neden içeride olduğunu göreceksin. Sonra kitabın son sayfalarındaki tartışmalı bir bölümü okuyacaksın. En sonda kitabın derlenişini ve onu yazan yazı sistemini konuşacaksın.
Sıfır noktası
Türk sanat müziğinde bir fasıl, belirli bir makamda söylenen eserlerin bir araya gelmesiyle kurulur. Bir hicaz faslında farklı yüzyıllardan, farklı bestekârların şarkıları yan yana gelir; dinleyici çoğu zaman eserin kimin olduğunu sormaz, makamın içinde akıp gider. Fasıl bir yazar antolojisi değildir, bir konu kitabı da değildir; bir icra düzenidir. Kimin bestelediği ikincil, hangi makamda ve hangi sırayla söylendiği birincildir.
Benzetmenin kırıldığı yer şudur. Fasıl bir gecelik bir programdır; ertesi akşam başka bir sırayla başka eserler seçilebilir. Guru Granth Sahib'in düzeni ise sabittir ve kitap yalnızca bir şarkı derlemesi değil, Tarihsel bağlam dersinde gördüğün gibi 1708'den beri bir öğretmen sayılır. Üstelik bir fasılda yer alan bestekârların hepsi aynı müzik geleneğine aittir. Bu kitapta ise aynı ezgi bölümünde Sih öğretmenleriyle Müslüman bir sufi ve bir deri işçisi şair yan yana söylenir.
Mekanizma
Ezgiye göre düzen
Guru Granth Sahib bir açılış bölümüyle başlar. Temel kavramlar dersinde gördüğün kök formülle açılan Japji, sabah duası olarak tek başına okunur ve bir ezgiye bağlı değildir. Ardından kitabın gövdesi gelir ve gövde otuz bir rāga'ya, yani ezgi türüne bölünmüştür. Her rāga, belirli bir duygu, günün belirli bir saati ya da bir mevsimle ilişkilendirilir. Her rāga bölümünün içinde ilahiler biçimlerine ve uzunluklarına göre sıralanır; önce Sih öğretmenlerinin ilahileri sırayla, ardından başka geleneklerden gelen şairlerin ilahileri gelir. Kitap, sonunda ezgiye bağlı olmayan kısa dizelerle kapanır. Kitabın ilk rāga bölümü Sirī Rāg'dır; Temel kavramlar dersinde okuduğun "hakikatten de yüksek olan, hakikate uygun yaşamdır" dizesi bu bölümdendir. Yani o dize bir öğreti başlığı altında değil, bir ezginin içinde, söylenmek üzere durur. Bir Sih onu bir konu aradığı için değil, o ezginin sırası geldiği için duyar.
Sih öğretmenleri kitapta adlarıyla değil, "Mahalā" yani "ev" sözcüğü ve bir sayıyla anılır: Mahalā 1 Nānak'tır, Mahalā 5 Arjan'dır. Hepsi "Nānak" mahlasını kullanır. Bunun anlamı açıktır: Tarihsel bağlam dersinde makamın kişiden kişiye geçtiğini görmüştün; kitapta da konuşan, farklı bedenlerde aynı ses, Nānak'ın sesidir.
Bugün kullanılan standart baskıda kitap 1430 sayfadır ve her baskıda aynı ilahi aynı sayfada durur. Bu yüzden bu derste sayfa numarasıyla atıf yapabiliyorsun: dünyanın her yerinde 1378. sayfa, Ferid'in dizesini gösterir. Sih geleneğinde kitabın sayfasına "aṅg", yani "uzuv" denir; kitap bir beden gibi düşünülür.
Yaygın yanlış"Guru Granth Sahib konulara göre bölümlenmiş bir öğreti kitabıdır."
Kitabın gövdesi otuz bir ezgi türüne göre düzenlenmiştir; aynı konu farklı rāga bölümlerinde, farklı yazarların ağzından tekrar tekrar karşına çıkar.
Kaynaklardan okuma
Kitabın yazarları
Kitapta altı Sih öğretmeninin ilahileri yer alır: ilk beş öğretmen ve dokuzuncu öğretmen Tegh Bahādur. Onuncu öğretmen Gobind Singh'e geleneğin atfettiği metinler ayrı bir kitapta, tartışmalı bir külliyatta toplanmıştır. Öğretmenlerin yanında, gelenekte "bhagat" yani adanmışlar diye anılan on beş civarında şair vardır: dokumacı Kabir, terzi Nāmdev, deri işçisi Ravidās, sufi Ferid ve başkaları. Bunlara topluluğun saray ozanlarının ve yakın çevresinin birkaç ilahisi eklenir.
Bu çokluğun üç açıklaması birlikte çalışır. Birincisi, seçilen şiirler Temel kavramlar dersinde gördüğün vurgularla uyumludur: tek bir gerçeklik, iç durumun dış törenden önce gelmesi, doğumla gelen ayrımların reddi. Ölçüt aidiyet değil, içeriktir. İkincisi, kitap hakikatin tek bir topluluğun tekelinde olmadığını bir cümleyle değil, bir içindekiler tablosuyla ilan eder. Üçüncüsü, kitap ezgiye göre düzenlendiği için yazar kimliği zaten geri plandadır. Bir hoşgörü beyanı geri alınabilir; ama bir kutsal kitabın içindekiler tablosu değiştirilemez.
Yaygın yanlış"Başka geleneklerden şairlerin dizeleri kitabın ek bölümlerinde durur."
Bu dizeler her rāga bölümünün içinde, Sih öğretmenlerinin ilahilerinin hemen ardından ve aynı saygıyla okunur.
Usta katmanı
Kitabın son iki sayfasında, ezgi türlerini sıralayan "Rāgmālā", yani "ezgi dizisi" adlı kısa bir şiir yer alır. Bu şiir, Sih tarihinin en uzun süren metin tartışmalarından birinin konusudur.
Rāgmālā'nın kitabın özgün parçası mı, yoksa sonradan eklenmiş bir şiir mi olduğu tartışmalıdır. Karşı çıkanlar, şiirin saydığı ezgi sistemiyle kitabın kendi otuz bir rāga'sının örtüşmediğini ve şiirin bir öğretmene atfedilmediğini belirtir. Sih topluluğunun davranış kurallarını düzenleyen 1950 tarihli belge ise toplulukta bu konuda görüş ayrılığı bulunduğunu kaydeder ve kimsenin Rāgmālā'yı çıkararak kitabın bir nüshasını yazmaya ya da basmaya kalkışmamasını ister.
Bu karar dikkatle okunmaya değer. Topluluk, iki sayfalık bir metnin statüsü üzerinde anlaşamadığını açıkça kabul ediyor, ama kitabın bütünlüğünü korumak için o iki sayfayı herkesin nüshasında tutuyor. Okuyup okumamak tartışmaya açık, ama nüshadan çıkarmak değil. Bu, Śvetāmbara kanonu dersinde gördüğün "eksiklik beyanının" tersidir: orada bir gelenek elinde olmayan bir bölümü kaydediyordu; burada bir gelenek elinde olan ama tartışılan bir bölümü koruyor.
Kitabın derlenişi de bu titizliği açıklar.
Sih geleneği, Arjan'ın 1604'te önceki öğretmenlerin ilahilerini topladığını, kendi ilahileriyle birlikte kâtip Bhai Gurdās'a yazdırdığını ve kitabın Amritsar'daki tapınağa yerleştirildiğini anlatır. Bugün Pencap'ın Jalandhar bölgesindeki Kartarpur'da, öğretmenlerin soyundan gelen bir ailenin elinde bulunan bir el yazması, bu ilk nüsha olarak kabul edilir. Araştırmacılar bu nüshanın ve daha önceki küçük ilahi defterlerinin ilişkisini tartışır; bu defterler, Arjan'ın derlemesinden önce ilahilerin nasıl toplandığını ve düzenlendiğini gösteren katmanlar olarak incelenir.
Derlemenin bir gerekçesi, öğretmenlerin adıyla dolaşan sahte ilahilerin önüne geçmekti: "Nānak" mahlası değerliydi ve başkaları da bu mahlasla şiir yazıyordu. Arjan'ın kitabı, hangi ilahinin gerçekten öğretmenlere ait olduğunu sabitleyen bir ölçü oldu. Onuncu öğretmen, geleneğe göre dokuzuncu öğretmen Tegh Bahādur'un ilahilerini ekleyerek kitaba son biçimini verdi ve 1708'de otoriteyi bu kitaba devretti. Kitabın yazısı da topluluğun kendi yazısıydı: Tarihsel bağlam dersinde yaygınlaştığını gördüğün Gurmukhī, Sanskritçenin prestij yazısı yerine Pencap'ın konuşulan dillerini yazmak için kullanıldı. Bu yüzden Guru Granth Sahib, bu seviyeye kadar gördüğün kutsal metinlerin çoğundan farklı olarak, yazarlarının yaşadığı dönemde ve onların denetiminde yazıya geçirilmiş bir külliyattır.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlış"Kitabın dili tek ve sabit bir dildir."
İlahiler Pencapça, Braj ve kuzey Hindistan'ın ortak ermiş dili gibi farklı dil katmanlarında yazılmıştır; hepsi Gurmukhī yazısıyla kaydedilmiştir.
Yaygın yanlış"Kutsal kitaptaki her sayfanın statüsü konusunda topluluk tam bir uzlaşma içindedir."
Son sayfalardaki Rāgmālā'nın özgünlüğü tartışmalıdır; topluluk görüş ayrılığını kabul eder ama metni nüshalardan çıkarmaz.
Yaygın yanlış"Sayfa numarası bir baskı ayrıntısıdır."
Sabit sayfa düzeni, dünyanın her yerinde aynı atfın aynı ilahiyi göstermesini sağlayan bir standarttır.
Uygulama
Kilit özet
- Guru Granth Sahib, Müslüman sufi Ferid'in dizeleri gibi başka geleneklerden gelen şiirleri Sih öğretmenlerinin ilahileriyle aynı ciltte ve aynı saygıyla taşır.
- Kitabın gövdesi otuz bir rāga'ya, yani ezgi türüne göre düzenlenmiştir; bu icra düzeni yazar kimliğini geri plana iter.
- Sih öğretmenleri kitapta "Nānak" mahlasıyla ve sırasına göre anılır; standart baskı 1430 sayfadır ve her ilahi her baskıda aynı sayfadadır.
- Son sayfalardaki Rāgmālā'nın özgünlüğü tartışmalıdır; 1950 tarihli davranış kuralları görüş ayrılığını kaydeder ama metnin nüshalardan çıkarılmamasını ister.
- Gelenek, Arjan'ın kitabı 1604'te derleyip Bhai Gurdās'a yazdırdığını anlatır; kitap Gurmukhī yazısıyla, yazarlarına yakın bir dönemde yazıya geçirilmiştir.
Bir hoşgörü beyanı geri alınabilir; bir içindekiler tablosu alınamaz.
Sonraki derse köprü
Bu derste iç dönüşümü anlatan bir kitabın nasıl düzenlendiğini gördün. Temel kavramlar dersinde de geleneğin dış törenin tek başına yetersiz olduğunu söylediğini öğrenmiştin. Ama aynı gelenek, topluluk düzenine katılanlar için gündelik olarak taşınan beş dış işaret tanımlar ve bu işaretlerin bırakılması ciddi bir mesele sayılır. Sonraki derste iç durumu merkeze alan bir geleneğin görünür işaretlerde neden bu kadar ısrarlı olduğunu, bu işaretlerin taşıyana ve dışarıdakilere ne söylediğini ve tapınağın, topluluk toplantısının ve ortak mutfağın nasıl birlikte işlediğini soracaksın.