Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Śvetāmbara kanonundaki Jñātādharmakathā, on dokuzuncu tīrthaṅkara'yı Mallī adlı bir kadın olarak anlatır; Digambara geleneği aynı öğretmeni erkek olarak anar.
- Digambara öncülüne göre giysi bir mülktür; en yüksek derece çıplaklıktır, bu dereceyi üstlenemeyen kadınlar bu hayatta kurtulamaz. Śvetāmbaralar giysiyi bağlanma saymadığı için zincir kurulmaz.
- Yāpanīya keşişi Śākaṭāyana'nın dokuzuncu yüzyıldaki incelemesi, kadınların kurtuluşunun ilk sistemli savunmasıdır ve zincirin zorunlu olmadığını gösterir.
- Loṅkā Śāh'ın heykel tapınmasına itirazından Sthānakavāsī, ondan da 1760'ta on üç ilkesiyle Terāpanth doğdu; Terāpanth 1949'da ev sahiplerine yönelik küçük yemin hareketini başlattı.
- Keşişler mülk taşımadığı için kaynaklar ev sahiplerindedir; ev sahipleri destekçi olduğu kadar denetleyicidir; Śvetāmbara kollarında rahibeler keşişlerden sayıca fazladır.
Açılış sahnesi
Bir prenses, kendi boyunda, içi boş, altından bir heykelini yaptırır. Her gün yemeğinden bir lokmayı heykelin başındaki küçük bir delikten içeri atar ve deliği kapatır. Altı kral onunla evlenmek için gelir ve sarayın bahçesinde, prensesin kendisi sandıkları bu güzel heykeli seyreder. Sonra prenses heykelin kapağını açar. İçeride günlerdir biriken yemek çürümüştür; koku bütün salonu doldurur ve krallar burunlarını kapatır. Prenses onlara şöyle der: altından bir heykele atılan güzel yemek bile böyle kokarsa, etten ve kandan bir bedenin içi ne olur?
Śvetāmbara kanonunun altıncı temel bölümü, Mallī adlı bir prensesin bu yolla kendisine talip olan krallara bedenin geçiciliğini gösterdiğini, ardından dünyadan el etek çekip her şeyi bilen bir öğretmene, şimdiki çağın on dokuzuncu tīrthaṅkara'sına dönüştüğünü anlatır. Digambara geleneği ise on dokuzuncu tīrthaṅkara'yı Mallinātha adıyla bir erkek olarak anar.
Aynı öğretmen, iki kolda iki ayrı cinsiyetle hatırlanıyor. Bu küçük bir anlatı farkı değil. Digambara metin geleneği dersinin sonunda iki kolun adlarının giysiden geldiğini gördün: beyaz giyinenler ve göğü giyinenler. Bu derste o giysi farkının nasıl zincirleme bir sonuçlar dizisi doğurduğunu ve zincirin sonunda neden bir kadının tīrthaṅkara olup olamayacağı sorusunun durduğunu göreceksin. Ardından iki kolun içinde doğan alt toplulukları ve bugünkü Jain topluluğunun nasıl örgütlendiğini tanıyacaksın.
Bu derste ne olacak
Önce bir dağcılık kulübünün kuralı üzerinden, tek bir kabulün nasıl zincirleme sonuçlar doğurduğunu göreceksin. Sonra iki kolun ayrılışının nasıl anlatıldığını ve giysi sorusunun nereye vardığını öğreneceksin. Ardından kadınların kurtuluşu üzerine yazılmış ilk savunma metnini okuyacaksın. Sonra tapınakta heykel kullanımını reddeden reform kollarını ve on üç ilkesiyle bilinen bir topluluğu tanıyacaksın. En sonda keşişler, rahibeler ve ev sahipleri arasındaki iş bölümüne bakacaksın.
Sıfır noktası
Bir dağcılık kulübü şu kuralı koyar: bir zirveye ancak ek oksijen kullanmadan çıkan kişi o zirveye gerçekten çıkmış sayılır. İlk bakışta bu bir donanım kuralıdır. Ama sonuçları zincirleme ilerler. Ek oksijensiz tırmanış yalnızca belirli bir fiziksel hazırlık ve belirli koşullar altında mümkündür. Öyleyse kulübün "gerçek zirve" listesine kimlerin girebileceği de bu kuralla belirlenir. Başka bir kulüp ise der ki: oksijen tüpü yalnızca bir araçtır, zirveye çıkan yine insanın kendisidir. Bu kulüpte aynı zincir hiç kurulmaz.
Benzetmenin kırıldığı yer şudur. Dağcılık kuralı bir kulübün uzlaşmasıdır; bir kulüpten ötekine geçmek mümkündür ve zirve listesi kimsenin sonsuzluğunu belirlemez. Jain kollarının öncülü ise kurtuluşun doğası hakkında bir iddiadır ve sonucu, bir insanın bu hayatta kurtulup kurtulamayacağıdır. Üstelik dağcılıkta engel donanımdır; Jain tartışmasında ise engel, bir insanın bedeninin kendisi hâline gelir. Öncül aynı biçimde işler, ama bedeli çok daha ağırdır.
Mekanizma
Ayrılışın anlatıları
İki kol, birbirinden nasıl ayrıldıklarını farklı anlatır. Digambara anlatısına göre büyük kıtlık sırasında Bhadrabāhu bir grup keşişle güneye göç etmiş, kuzeyde kalanlar zor koşullarda giysi giymeye başlamış ve gevşemiştir. Śvetāmbara anlatısına göre ise Mahāvīra'dan yüzyıllar sonra, geleneğin Śivabhūti diye andığı bir keşiş, öğretmeninin uyarılarına rağmen giysisini atıp ayrı bir yol açmıştır. Her iki anlatı da ayrılığı öbür tarafın sapması olarak kurar: Digambaralara göre giysi bir gevşemedir, Śvetāmbaralara göre çıplaklık bir aşırılıktır. Śvetāmbara kanonu dersinde gördüğün kıtlık, iki anlatının da başlangıç noktasıdır; yani aynı felaket iki kolun hafızasında iki ayrı ahlaki ders olarak saklanmıştır. Tarihçilerin çoğu tek bir kopuş anı yerine, bölgesel ayrılık, kanon tartışması ve disiplin farklarının yüzyıllar içinde birikerek iki ayrı topluluk ürettiğini düşünür.
Zincir
Digambara öncülü şudur: tam vazgeçiş, hiçbir mülkü taşımamayı gerektirir ve giysi de bir mülktür. Buradan birinci sonuç çıkar: en yüksek keşiş derecesi çıplaklıktır. İkinci sonuç: Digambara keşişleri bir yemek kabı bile taşımaz, ayakta durarak avuçlarından yer. Üçüncü sonuç: çıplaklık, toplum içinde yalnızca belirli kişiler için mümkün bir disiplindir. Digambara metinlerine göre bir kadının çıplak yaşaması hem toplumsal olarak mümkün değildir hem de bedeni koruma yükümlülüğüyle çelişir. Dördüncü sonuç: en yüksek dereceyi üstlenemeyen, bu hayatta kurtuluşa da ulaşamaz. Digambara rahibeleri beyaz bir giysiyle en yüksek ikinci derecede yaşar; kurtuluş için bir sonraki doğumda erkek olarak doğmayı beklerler.
Śvetāmbara öncülü farklıdır: vazgeçiş bir iç durumdur ve asgari bir giysi bağlanma sayılmaz. Üç mücevher ve etik dersinde Tattvārtha Sūtra'nın sahiplenmeyi bağlanma olarak tanımladığını görmüştün. Śvetāmbaralar bu tanımı tam olarak burada kullanır: bağlanmadan taşınan bir giysi sahiplenme değildir. Zincir kurulmaz, ve Mallī bir kadın olarak tīrthaṅkara olabilir.
Yaygın yanlış"İki kol arasındaki giysi farkı bir kılık geleneği meselesidir."
Giysi sorusu, vazgeçişin ne gerektirdiğine ilişkin bir öncülden doğar ve kurtuluşun kimler için mümkün olduğu sorusuna kadar uzanır.
Kaynaklardan okuma
Kadınların kurtuluşu tartışması
Bu tartışma yüzyıllarca sürdü ve iki taraf da kendi argümanlarını yazdı. İlginç olan, ilk sistemli savunmanın ne Digambaralardan ne de Śvetāmbaralardan, üçüncü bir koldan gelmesidir.
Bugün varlığını sürdürmeyen Yāpanīya kolunun keşişi Śākaṭāyana, yaklaşık elli dizelik bu kısa incelemede ve kendi şerhinde, rahibelerin kurtuluşa ulaşabileceğini savunur. Yāpanīyalar erkek keşişlerin çıplaklığını kabul eden ama Śvetāmbara kanonunu yetkili sayan ve kadınlar için çıplaklığın kurtuluşun koşulu olmadığını söyleyen bir kol idi. Padmanabh Jaini'nin 1991'de yayımladığı çalışma, bu metni ve iki tarafın yüzyıllar süren tartışmasını çevirisiyle birlikte sunar.
Yāpanīya kolu, sıfır noktasındaki zincirin zorunlu olmadığını gösteriyor: erkek keşişlerin çıplaklığını kabul etmek, kadınların kurtuluşunu reddetmeyi gerektirmiyordu. Śākaṭāyana'nın argümanlarının özü şudur: kurtuluşun koşulu üç mücevherdir ve doğru görüş, doğru bilgi ve doğru davranış bir kadının bedeninde de bulunabilir. Digambara yazarları ise kadınların doğası gereği belirli zararlardan ve tutkulardan tamamen arınamayacağını ileri sürdü. Bu ders bu tartışmayı kaydeder, iki tarafın argümanlarının nasıl kurulduğunu gösterir ve hiçbir cinsiyetin bir insanın kurtuluş kapasitesini belirlediği görüşünü bir öğreti olarak aktarmaz.
Doktrinin söylediğiyle topluluğun gerçekte nasıl göründüğü de aynı şey değildir. Śvetāmbara kollarında rahibelerin sayısı keşişlerden belirgin biçimde fazladır ve manastır düzeninin çoğunluğunu oluşturur. Digambara geleneğinde de beyaz giysili rahibeler, öğretim, hac ve topluluk hayatında geleneğin görünür taşıyıcılarındandır. Kurtuluşun önünde engel olduğu söylenen beden, geleneği fiilen taşıyan bedendir.
Usta katmanı
İkinci bir ayrışma ekseni, tapınaklar üzerinden açıldı. On beşinci yüzyılda Ahmedabad'da metin kopyalayarak geçinen Loṅkā Śāh, kopyaladığı kanon metinlerinde tapınak yapımına ya da heykele tapınmaya dair bir buyruk bulamadığını söyleyerek bu uygulamalara karşı çıktı. Onun izinden giden topluluklardan, yalnızca bir toplanma salonunda buluşan ve tapınak kullanmayan Sthānakavāsī kolu doğdu. Śvetāmbara kanonu dersinde gördüğün otuz iki metinlik dar liste bu kollara aittir.
Sthānakavāsī bir keşiş olan Ācārya Bhikṣu, 1760'ta Rajasthan'da öğretmeninden ayrılıp kendi topluluğunu kurdu. Topluluk adını, merkeze aldığı on üç ilkeden alır: beş büyük yemin, beş dikkat ve üç denetim. Terāpanth, bütün keşiş ve rahibelerin tek bir yaşayan öğretmenin otoritesine bağlı olduğu sıkı bir örgütlenmeyle bilinir. Dokuzuncu öğretmeni Ācārya Tulsī, 1949'da ev sahiplerinin küçük yeminlerini toplumsal bir harekete dönüştüren "küçük yemin hareketi"ni başlattı.
On üç ilkeye dikkat et: Üç mücevher ve etik dersindeki beş yemin ve "öğretinin sekiz annesi"dir. Bir topluluk, kendini kanonun en temel disiplin listesiyle adlandırmıştır.
Bu kolların hiçbiri keşiş disiplinini tek başına taşıyamaz. Mülk taşımayan, para tutmayan, araçla yolculuk etmeyen ve yağmur mevsimi dışında sürekli yürüyen keşişler tapınak yönetemez. Bu yüzden Jain topluluğunda kaynaklar ev sahiplerinin elindedir: tapınakları, kütüphaneleri, hac yerlerini ve keşişlerin geçeceği yolları ev sahipleri düzenler. Digambara geleneğinde tarihsel olarak giyinik yöneticiler, bhaṭṭāraka'lar, tapınak ve kütüphane işlerini üstlendi. Bu iş bölümü ev sahiplerine yalnızca bağışçı değil, denetleyici bir rol de verir. Hindistan'ın 2011 nüfus sayımı Jainlerin sayısını yaklaşık dört buçuk milyon olarak kaydeder; nüfusun küçük bir yüzdesi, ama tarihsel ağırlığı sayısının çok üstünde bir topluluk.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlış"Jain dünyası Digambara ve Śvetāmbara olarak iki bloktan ibarettir."
Śvetāmbaralar içinde tapınak kullanan ve kullanmayan kollar vardır; tarihte Yāpanīya gibi üçüncü bir kol da bulunmuştur.
Yaygın yanlış"Doktrinel konum topluluğun fiilî yapısını yansıtır."
Kadınların kurtuluşunu reddeden kolda da rahibeler geleneğin taşıyıcılarındandır; Śvetāmbara kollarında ise rahibelerin sayısı keşişlerden belirgin biçimde fazladır.
Yaygın yanlış"Ev sahipleri yalnızca keşişlere yiyecek veren destekçilerdir."
Kaynaklar ev sahiplerinin elinde olduğu için tapınak, kütüphane ve hac düzenini yöneten ve denetleyen de onlardır.
Uygulama
Kilit özet
- Śvetāmbara kanonundaki Jñātādharmakathā, on dokuzuncu tīrthaṅkara'yı Mallī adlı bir kadın olarak anlatır; Digambara geleneği aynı öğretmeni erkek olarak anar.
- Digambara öncülüne göre giysi bir mülktür; en yüksek derece çıplaklıktır, bu dereceyi üstlenemeyen kadınlar bu hayatta kurtulamaz. Śvetāmbaralar giysiyi bağlanma saymadığı için zincir kurulmaz.
- Yāpanīya keşişi Śākaṭāyana'nın dokuzuncu yüzyıldaki incelemesi, kadınların kurtuluşunun ilk sistemli savunmasıdır ve zincirin zorunlu olmadığını gösterir.
- Loṅkā Śāh'ın heykel tapınmasına itirazından Sthānakavāsī, ondan da 1760'ta on üç ilkesiyle Terāpanth doğdu; Terāpanth 1949'da ev sahiplerine yönelik küçük yemin hareketini başlattı.
- Keşişler mülk taşımadığı için kaynaklar ev sahiplerindedir; ev sahipleri destekçi olduğu kadar denetleyicidir; Śvetāmbara kollarında rahibeler keşişlerden sayıca fazladır.
Bir öncülün gücü, ondan çıkan zincirin her halkasını zorunluymuş gibi göstermesidir.
Sonraki derse köprü
Bu derste Terāpanth'ın kendini beş yemin, beş dikkat ve üç denetimle adlandırdığını gördün. Ama bu kadar ayrıntılı bir disiplin, kaçınılmaz olarak ihlal edilecektir: dikkatsizlik, öfke, kırıcı bir söz. Sonraki ders, geleneğin bu kaçınılmaz ihlallerle ne yaptığını soruyor. Cevap, kuralı tekrarlamak değil, onarımı takvime bağlamaktır: her gün yapılan bir gözden geçirme ve yılda bir kez, topluluğun herkesten, farkında olmadan incittiği insanlardan bile af dilediği bir gün. Sonraki derste Jain uygulamasının bu onarım düzenini ve onu taşıyan bayramları, oruçları ve sanatı göreceksin.