Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Digambara anlatısına göre Dharasena, bildiği son parçaları hece hecesine koruyabilecek iki keşişi sınayarak seçti; onların yazıya geçirdiği metnin tamamlandığı gün bugün de bayram olarak kutlanır.
- Kurtarıldığı kabul edilen kısa metinlerin üzerine dokuzuncu yüzyılda dev şerhler yazıldı; şerh, kaybolduğuna inanılan kanonun boşluğunu doldurdu.
- Tattvārtha Sūtra, kanon iddiası taşımayan bir özet olduğu için iki kolun da yetkili saydığı ortak metindir.
- Kundakunda'nın Samayasāra'sı canlıyı gündelik ve kesin iki bakışla anlatır; gelenek, kesin bakışı uygulamayı bırakmanın gerekçesi yapmayı yanlış kullanım sayar.
- Banārasīdās'ın 1641'deki anlatısı ve yirminci yüzyılda Kanji Svami hareketi, metin otoritesinin ev sahiplerine nasıl açıldığını ve bunun nasıl tartışma doğurduğunu gösterir.
Açılış sahnesi
Gujarat'taki Girnar dağında, Ay Mağarası denen bir sığınakta yaşlı bir keşiş yaşıyor: Dharasena. Digambara geleneğine göre, Mahāvīra'dan kalan en eski bilgilerin son kırıntıları onun hafızasındadır ve kendisinden sonra kaybolacaklarını bilmektedir. Güneyden iki genç keşiş çağırtır. Gelenekteki anlatıya göre onları sınar: her birine bir dua sözü verir, ama birinin sözünde fazladan bir hece, öbürününkinde bir hece eksiktir. Sözleri okuyan iki keşişin karşısına kusurlu biçimlerde varlıklar çıkar; keşişler hatayı fark eder, heceyi düzeltir ve dua doğru sonucunu verir. Dharasena ikisinin de bir metni harfi harfine koruyabileceğine kanaat getirir ve bildiklerini onlara aktarır.
Digambara geleneğinin en büyük şerhinin girişinde aktarıldığına göre, Puṣpadanta ve Bhūtabali adlı iki keşiş, Dharasena'dan öğrendiklerini "Altı Bölümlü Kutsal Metin" adıyla yazıya geçirir. Metnin tamamlandığı gün, ayın yükselen yarısının beşinci günü olarak hatırlanır ve bugün hâlâ "kutsal bilginin beşinci günü" adıyla, bütün kutsal metinlere saygı gösterilen bir bayram olarak kutlanır.
Śvetāmbara kanonu dersinde, Digambara kolunun öbür kolun kanonunu bütünüyle reddettiğini ve kendi en eski metinlerini kaybolan bölümün kurtarılmış parçalarına dayandırdığını görmüştün. Bu sahne, o iddianın kendi anlatısıdır. Dikkat et: sınav bir bilgelik sınavı değil, bir doğruluk sınavıdır. Bir hece fazla, bir hece eksik. Kaynak metinlerini kaybettiğine inanan bir gelenek için en değerli şey, kalan az şeyi tek harfini bile bozmadan taşıyabilmektir. Bu ders, kanonsuz kalan kolun otoritesini neye dayandırdığını ve bu yokluğun, şaşırtıcı biçimde, nasıl daha sistematik bir literatür ürettiğini inceliyor.
Bu derste ne olacak
Önce yıkılmış bir binanın yerine yapılan yeni bir bina üzerinden, otoritenin nasıl yer değiştirdiğini göreceksin. Sonra Digambara geleneğinin kurtardığını söylediği metinleri ve onların üzerine yazılan dev şerhleri tanıyacaksın. Ardından iki kolun ortak kabul ettiği metne kısaca döneceksin. Sonra geleneğin en etkili yazarını ve iki düzeyli bakış çerçevesini okuyacaksın. En sonda bu çerçevenin yüzyıllar sonra ev sahipleri arasında nasıl bir harekete dönüştüğüne bakacaksın.
Sıfır noktası
Bir kentin eski kütüphanesi bir depremde yıkılmış. Kentliler iki şey yapabilir. Enkazdan kurtarılan birkaç sağlam cildi alıp onlara her şeyden büyük bir değer yükleyebilirler. Ya da yıkılan binanın planını hatırlayarak, kurtarılan ciltlerin etrafına yepyeni, daha düzenli bir kütüphane kurabilirler: raflar baştan sınıflandırılır, kataloglar yeniden yazılır, eksik kalan her konu için yeni el kitapları hazırlanır. Çoğu zaman ikisini birden yaparlar. Ve yeni kütüphane, eskisinden daha düzenli olur; çünkü eskisi yüzyıllar içinde kendiliğinden büyümüştü, yenisi ise bir planla kuruldu.
Benzetmenin kırıldığı yer şudur. Deprem herkesin gözü önünde olur ve yıkım tartışılmaz. Digambara geleneğinin kayıp iddiası ise öbür kol tarafından kabul edilmez; Śvetāmbaralar kütüphanelerinin ayakta olduğunu söyler. Yani burada yeni kütüphaneyi kuran topluluk, aynı zamanda eskisinin gerçekten yıkıldığını savunmak zorundadır. Yeni binanın meşruiyeti, eskisinin yıkıldığına inanılmasına bağlıdır.
Mekanizma
Kurtarılan parçalar ve dev şerhler
Digambara geleneğinin en eski iki metni, açılıştaki "Altı Bölümlü Kutsal Metin" ile Guṇadhara'ya atfedilen ve tutkuları konu alan kısa bir metindir. Gelenek ikisini de kayıp bölümün kurtarılmış parçaları sayar. İkisinin konusu da Karma teorisi dersinde gördüğün alandır: karma türleri, bağlanmanın boyutları, canlının arınma basamakları. Kurtarılan şey, öğretinin en teknik, en hesaplı bölümüdür.
Bu kısa metinlerin üzerine dokuzuncu yüzyılda dev şerhler yazılır. Vīrasena'nın başlattığı ve öğrencisi Jinasena'nın tamamladığı şerhler, Hint şerh geleneğinin en hacimlileri arasında sayılır. Kök metin birkaç bin cümledir; şerh onlarca ciltlik bir külliyattır. Burada şerh, bir metni açıklamaktan fazlasını yapar: kaybolduğuna inanılan bir kanonun boşluğunu doldurur. Bu şerhlerin tek bilinen el yazmaları yüzyıllarca güney Hindistan'da, Mūḍabidri'deki bir tapınakta, palmiye yapraklarına Kannada yazısıyla yazılmış hâlde korundu ve ancak yirminci yüzyılda basıldı. Dev şerhlerin kendisi de bir sonraki adımı doğurdu. Onuncu yüzyılda "kutsal metin bilgisinin hükümdarı" unvanıyla anılan Nemicandra, bu külliyatın karma bilgisini Gommaṭasāra adlı derli toplu bir el kitabında özetledi. Digambara keşiş eğitimi yüzyıllarca bu tür el kitaplarıyla yürüdü: kanonun yerinde bir ders programı vardı.
Yaygın yanlış"Kanonu reddeden bir gelenek metinsiz kalır."
Digambara geleneği kurtarıldığını kabul ettiği kısa metinlerin üzerine Hint şerh geleneğinin en hacimli külliyatlarından birini kurdu.
Ortak zemin
Śvetāmbara kanonu dersinde iki kolun kanon konusunda tamamen ayrıştığını gördün. Ama bu seviyenin neredeyse her dersinde başvurduğun bir metin, Tattvārtha Sūtra, iki kolun da yetkili saydığı tek büyük metindir. İki kol metnin biraz farklı sürümlerini okur, bazı sūtraları farklı numaralar, hatta yazarını farklı adlarla anar. Ama metin ortak kalır. Neden? Çünkü Tattvārtha Sūtra bir kanon parçası olduğunu iddia etmez; öğretiyi kısa cümlelerle düzenleyen bir özettir. Aktarım tartışmasının dışında durduğu için iki kol da onda buluşabilmiştir. Ortak zemin, bir otorite iddiasından değil, bir düzenleme işinden doğmuştur.
Kaynaklardan okuma
Kundakunda'nın iki bakışı
Digambara geleneğinin en etkili yazarı Kundakunda'dır. Yaşadığı dönem için önerilen tarihler birkaç yüzyıla yayılır ve kendisine atfedilen eserlerin hepsinin tek bir kişiye ait olup olmadığı da tartışmalıdır. Ama bu eserlerin geleneği nasıl biçimlendirdiği tartışmasızdır. Digambara keşişleri bugün hâlâ öğretmen zincirlerini onun adıyla anar.
"Özün özü" anlamına gelen Samayasāra, iki bakış açısını birbirinden ayırır. Gündelik bakış açısına göre canlı karmaya bağlanmıştır, bir bedende yaşar, öfkelenir, ister ve acı çeker. Kesin bakış açısına göre ise canlı yalnızca kendi saf bilincidir; karma, beden ve tutkular onun doğasına ait değildir. Metne göre gündelik bakış, kesin bakışı henüz kavramamış olanlara anlatmak için kullanılır, tıpkı yabancı bir dili konuşan birine onun diliyle seslenmek gibi.
Bilgi ve çok yönlülük dersindeki bakış açısı öğretisini hatırla. Kundakunda onu tek bir soruya, canlının ne olduğu sorusuna uygular ve iki açıyı kesin bir sıraya koyar: biri gerçeği, öbürü onun öğretilebilir biçimini söyler. Başlıca Vedānta gelenekleri dersinde Advaita'nın iki düzeyini görmüştün ve yapı benzer görünür. Ama içerik ayrıdır: Kundakunda'nın kesin bakışında her canlı sonsuza dek ayrı ve tekil bir bilinç olarak kalır, tek bir mutlakta erimez.
Bu çerçevenin bir bedeli vardır ve gelenek onu görmüştür. Eğer yemin, dikkat ve çile gündelik bakışa aitse, kesin bakışı kavrayan biri onlara artık ihtiyaç duymaz mı? Digambara yorumcularının cevabı açıktır: kesin bakış hedefi, gündelik bakış yolu gösterir. Hedefi gördüğünü söyleyip yolu bırakan, kesin bakışı değil, kendi tembelliğini savunmaktadır.
Yaygın yanlış"Kundakunda'nın kesin bakışı yeminleri ve keşiş disiplinini gereksiz kılar."
Geleneğin yorumcuları, kesin bakışı uygulamayı bırakmanın gerekçesi yapmayı açıkça yanlış kullanım sayar.
Usta katmanı
Bu bedel teorik kalmadı. On yedinci yüzyılda Agra'da Banārasīdās adlı bir tüccar, Samayasāra'yı bir arkadaş çevresiyle okumaya başladı. 1641'de tamamladığı ve Hint dillerinde yazılmış ilk özyaşamöykülerinden biri sayılan "Yarım Hikâye"de, bu okumanın kendisini bir süre bütün dış uygulamaları küçümsemeye götürdüğünü ve sonra daha dengeli bir yere vardığını anlatır. Çevresinde "iç bilgi" adıyla anılan bir ev sahibi hareketi oluştu. Bu hareket, keşiş otoritesine değil, metni birlikte okuyan ev sahiplerine dayanıyordu.
On yedinci yüzyıldaki ev sahibi okuma çevreleri, yirminci yüzyılda daha geniş bir dalgayla yeniden ortaya çıktı. Aslen bir Śvetāmbara alt kolunun keşişi olan Kanji Svami, Samayasāra'yı okuduktan sonra 1930'larda Digambara geleneğine geçti ve Gujarat'taki Songadh merkezli, metin okumasına dayanan büyük bir ev sahibi hareketi kurdu. Hareket, kesin bakışı merkeze alması ve keşiş disiplinine verdiği yerin azlığı yüzünden Digambara keşiş çevrelerinden sert eleştiri aldı; tartışma bugün de sürer.
Burada bir örüntü görünür. Kanonun kaybolduğuna inanan bir gelenek, otoritesini metinlere ve onları yazan büyük öğretmenlere yükledi. Metin otoritesi bir kez kurulunca, onu okuyabilen herkes, keşiş olsun olmasın, o otoriteye ulaşabildi. Yeni kütüphane, eskisinden daha düzenliydi; ama aynı zamanda kapısı daha açıktı. Bunun yanında Digambara geleneği mantık alanında da güçlü bir hat kurdu: Samantabhadra'dan Akalaṅka'ya uzanan yazarlar, Bilgi ve çok yönlülük dersinde gördüğün itirazlara karşı yedi ifade biçiminin en ayrıntılı savunmalarını yazdı.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlış"İki kolun hiçbir ortak metni yoktur."
Tattvārtha Sūtra iki kol tarafından da yetkili sayılır; sürümleri ve yazar adı farklı olsa da metin ortaktır.
Yaygın yanlış"Kundakunda'nın yaşadığı dönem ve bütün eserleri kesin olarak bilinir."
Önerilen tarihler birkaç yüzyıla yayılır ve kendisine atfedilen eserlerin tek bir yazara ait olup olmadığı tartışmalıdır.
Yaygın yanlış"Digambara geleneğinin otoritesi yalnızca keşişlerdedir."
Samayasāra okuma çevreleri, on yedinci yüzyıldan beri ev sahiplerinin metin üzerinden otorite kurduğu hareketler üretmiştir.
Uygulama
Kilit özet
- Digambara anlatısına göre Dharasena, bildiği son parçaları hece hecesine koruyabilecek iki keşişi sınayarak seçti; onların yazıya geçirdiği metnin tamamlandığı gün bugün de bayram olarak kutlanır.
- Kurtarıldığı kabul edilen kısa metinlerin üzerine dokuzuncu yüzyılda dev şerhler yazıldı; şerh, kaybolduğuna inanılan kanonun boşluğunu doldurdu.
- Tattvārtha Sūtra, kanon iddiası taşımayan bir özet olduğu için iki kolun da yetkili saydığı ortak metindir.
- Kundakunda'nın Samayasāra'sı canlıyı gündelik ve kesin iki bakışla anlatır; gelenek, kesin bakışı uygulamayı bırakmanın gerekçesi yapmayı yanlış kullanım sayar.
- Banārasīdās'ın 1641'deki anlatısı ve yirminci yüzyılda Kanji Svami hareketi, metin otoritesinin ev sahiplerine nasıl açıldığını ve bunun nasıl tartışma doğurduğunu gösterir.
Yeni kütüphane eskisinden daha düzenliydi; ama kapısı da daha açıktı.
Sonraki derse köprü
Bu derste iki kolu metinler üzerinden ayırdın. Ama iki kolun adları metinlerden değil, giysiden gelir: biri "beyaz giyinenler", öbürü "göğü giyinenler", yani çıplak keşişler. Sonraki derste bu farkın bir kılık meselesinden ibaret olmadığını göreceksin. Tam vazgeçişin giysiyi de bırakmayı gerektirip gerektirmediği sorusu, zincirleme başka sorular doğurur: bu uygulama kimler için mümkündür ve kurtuluş kimler için mümkündür? Sonraki derste iki kolun, kadınların bu hayatta kurtuluşa ulaşıp ulaşamayacağı sorusunda neden karşıt konumlara düştüğünü ve iki kolun içinde hangi alt toplulukların doğduğunu soracaksın.