Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Bhagavatī 9.33'te Jamāli'nin cevaplayamadığı sorulara Mahāvīra, dünyanın ve canın bir bakımdan ebedî, bir bakımdan geçici olduğunu söyleyerek cevap verir.
- Tam bilgi dışındaki her bilgi kısmidir; bir şey bütünü hedefleyen geçerli bilgiyle ve bir yönü hedefleyen bakış açılarıyla kavranır.
- Siddhasena'ya göre her bakış açısı kendi alanında doğrudur, öbür açıları reddettiğinde yanılgıya dönüşür; öğreti bir ateşkes değil, bir teşhis aracıdır.
- Yedi ifade biçimi her cümleye "bir bakımdan" kaydını ekler; dile getirilemezlik, dilin tükendiği noktayı kaydeden bir kategoridir.
- Śaṅkara ve Dharmakīrti öğretiyi çelişki ve ayrımsızlıkla suçladı; modern "herkes haklı" sloganı ise öğretinin yanlış görüş uyarısını geride bırakır.
Açılış sahnesi
Mahāvīra'nın öğrencilerinden Jamāli, öğretmeninden ayrılmış ve kendi topluluğunu kurmuştur. Artık her şeyi bildiğini söylemektedir. Bir gün Mahāvīra'nın baş öğrencisi Gautama onu karşısına alır ve iki soru sorar: Dünya ebedî midir, değil midir? Can ebedî midir, değil midir? Her şeyi bildiğini söyleyen Jamāli cevap veremez ve susar.
Śvetāmbara kanonunun en büyük diyalog kitabı Bhagavatī'de, Jamāli'nin Gautama'nın iki sorusu karşısında şaşırıp sustuğu anlatılır. Ardından Mahāvīra soruları kendisi cevaplar: dünya ebedîdir, çünkü var olmadığı bir zaman olmamıştır ve olmayacaktır; dünya ebedî değildir, çünkü yükselen ve alçalan çağlar birbirini izler. Can ebedîdir, çünkü hiçbir zaman var olmaktan çıkmaz; can ebedî değildir, çünkü bir kez cehennem varlığı, bir kez hayvan, bir kez insan, bir kez tanrı olur.
Cevaplanmamış sorular dersinde aynı soruları Budist metinlerde görmüştün: dünya ebedî midir, can ile beden aynı mıdır? Oradaki öğretmen bu sorulara cevap vermemeyi seçmişti. Burada ise Mahāvīra cevap verir, hem de iki kez: evet ve hayır. Bu bir kaçamak mı, yoksa bir çelişki mi? Jain düşünürlerine göre ikisi de değil. Mahāvīra'nın cevabının gizli bir yapısı var: her "evet" ile her "hayır" bir açıya bağlanmış. Bu ders o yapıyı açıyor ve popüler anlatımın onu nasıl bir slogana çevirdiğini gösteriyor.
Bu derste ne olacak
Önce bir mimarın çizimleri üzerinden, doğru ama kısmi bir ifadenin ne demek olduğunu göreceksin. Sonra beş bilgi türünü ve tam bilgi dışındaki her bilginin neden kısmi sayıldığını öğreneceksin. Ardından bakış açıları öğretisini ve bir bakış açısının ne zaman yanlışa dönüştüğünü okuyacaksın. Sonra yedi ifade biçimini bir testi örneğiyle açacaksın. En sonda rakip okulların itirazlarına ve öğretinin modern dolaşımına bakacaksın.
Sıfır noktası
Bir mimarın masasında aynı bina için üç çizim duruyor: kat planı, kuzey cephesi ve bir kesit. Kat planında merdiven bir dikdörtgendir; cephede merdiven hiç görünmez; kesitte basamak basamak yükselen bir çizgidir. Üç çizim de doğrudur ve hiçbiri binanın tamamı değildir. Hata ancak biri kat planını eline alıp "bina budur, cephe diye bir şey yok" dediğinde başlar. Bunu önleyen basit bir alışkanlık vardır: her çizimin köşesine hangi açıdan çizildiği yazılır. "Kuzey cephesi" etiketi çizimi zayıflatmaz, tersine onu kesinleştirir.
Benzetmenin kırıldığı yer şudur. Mimar binanın tamamını bilir; çizimler onun bildiği bütünün parçalarıdır. Jain düşüncesinde ise bütünü yalnızca her şeyi bilen biri görür; geri kalanlarımız hep çizimlerle çalışırız ve binanın kendisine hiç bakamayız. Üstelik mimarın çizimleri birbirine zıt görünmez. Jain ifadeleri ise bazen tam olarak zıt görünür: aynı şey için "vardır" da denir, "yoktur" da. Öğretinin asıl işi bu görünüşteki çelişkiyi çözmektir.
Mekanizma
Beş bilgi ve iki araç
Tattvārtha Sūtra bilgiyi beş türe ayırır: duyular ve zihin yoluyla edinilen bilgi, işitme ve metin yoluyla edinilen bilgi, uzaktaki maddi şeyleri doğrudan gören bilgi, başkalarının zihnini doğrudan okuyan bilgi ve her şeyi kapsayan tam bilgi. Karma teorisi dersinde gördüğün gibi, tam bilgi, bilgiyi örten karmalar tamamen çözüldüğünde ortaya çıkar. Ondan önce her bilgi, ne kadar güvenilir olursa olsun, kısmidir.
Aynı metin, bir şeyin iki araçla kavrandığını söyler: bütünü hedefleyen geçerli bilgi ve bir yönü hedefleyen bakış açısı. Bu ikinci araç, öğretinin kalbidir. Bir bakış açısı, bir şeyin sonsuz yönünden birini seçip onun hakkında konuşur. Temel ontoloji dersindeki altın bileziği hatırla: bilezik eritilip kolye olduğunda, töz açısından hiçbir şey değişmemiştir, altın altındır; biçim açısından her şey değişmiştir, bilezik yoktur. İki cümle de doğrudur ve aynı şeyi söylemez. Mahāvīra'nın Jamāli sorusuna verdiği iki cevap da bu iki açıdandır: töz açısından ebedî, biçim açısından geçici.
Bakış açılarının sınırı
Jain mantığının erken kurucularından sayılan ve tarihi tartışmalı olan Siddhasena Divākara, bakış açılarını ikiye ayırır: tözün kalıcılığına bakanlar ve değişen biçimlere bakanlar. Ona göre her bakış açısı kendi söylediğinde doğrudur; ama öbür bakış açılarını çürütmeye kalktığında yanılgıya düşer. Siddhasena, dönemin felsefe okullarını da bu şemaya yerleştirir: her okul, bir bakış açısını bütün sanan bir konumdur.
Siddhasena'nın cümlesi, öğretinin en sık kaçırılan yanını açıkça söyler. Jain düşüncesi "her görüş doğrudur" demez. Her görüşün doğru bir çekirdeği olabileceğini söyler ve aynı nefeste, bu çekirdeği bütün sanan görüşü yanlış ilan eder. Kalıcılığı gören ama değişimi reddeden bir okul da, değişimi gören ama kalıcılığı reddeden bir okul da, kendi açısında haklı, bütün iddiasında haksızdır. Bu yüzden Jain yazarları öbür okulları eleştirmekten hiç geri durmadılar. Çok yönlülük bir ateşkes değil, bir teşhis aracıydı.
Yaygın yanlış"Çok yönlülük öğretisi her görüşü eşit derecede doğru sayar."
Siddhasena'ya göre bir bakış açısı ancak kendi alanında doğrudur; öbür açıları reddedip kendini bütün ilan ettiğinde yanılgıya dönüşür.
Kaynaklardan okuma
Yedi ifade biçimi
Bakış açısı kaydı, klasik dönemde yedi basamaklı bir şemaya dönüştü. Bir testiyi ele al. Birinci ifade: bir bakımdan testi vardır, yani kil olarak, bu biçimde, burada ve şimdi. İkinci ifade: bir bakımdan testi yoktur, yani metal olarak, başka bir yerde, gelecek yıl. Üçüncü ifade: bir bakımdan testi hem vardır hem yoktur, yani iki açı sırayla söylendiğinde. Dördüncü ifade: bir bakımdan testi dile getirilemez, yani iki açıyı aynı anda ve tek bir sözcükle söylemek istediğinde dil yetmez. Son üç ifade, dile getirilemezliği öbür üçüyle birleştirir.
Dördüncü ifade şemanın en ilginç parçasıdır. Cevaplanmamış sorular dersinde öğretmenin sustuğunu, Başlıca Upaniṣadlar dersinde de "o değil, o değil" diye ilerleyen bir yöntem gördüğünü hatırla. Jain şeması bu ikisinden farklı bir şey yapar: dilin yetmediği noktayı susarak geçmez, olumsuzlamayla aşmaz; onu şemanın içine bir kategori olarak yazar. Dile getirilemezlik bir çelişki itirafı değil, bir ölçüm sonucudur: bu açıdan bakıldığında dil burada tükeniyor.
Fil ve körler hikâyesini Dinleri çalışmanın yöntemleri dersinde üç ayrı biçimde okumuştun ve Jain biçiminde körlerin her birinin filin bir yönünü doğru yakaladığını görmüştün. Yedi ifade biçimi, bu hikâyenin mantık diline çevrilmiş hâlidir: her körün sözüne "bir bakımdan" kaydı eklendiğinde kavga biter, ama bilgi azalmaz, kesinleşir.
Usta katmanı
Öğreti rakip okullardan sert itirazlar aldı ve bu itirazlar öğretiyi anlamanın en iyi yollarından biridir.
Śaṅkara, Brahmasūtra'nın ilgili sūtrasını yorumlarken, varlık ve yokluk gibi çelişik niteliklerin aynı anda tek bir şeye ait olamayacağını söyler ve Jain şemasının kesin bir bilgi vermediğini ileri sürer. Budist mantıkçı Dharmakīrti ise alay eden bir örnek verir: her şey bir bakımdan her şeyse, birine yoğurt yemesi söylendiğinde neden deve yemesin? Jain yazarları, çelişkinin ancak aynı açıdan ve aynı anda söylendiğinde doğacağını, kendi şemalarının ise her ifadeyi farklı bir açıya bağladığını savundu.
İki itiraz farklı yerlere nişan alır. Śaṅkara'nınki, Başlıca Vedānta gelenekleri dersinde gördüğün mutlak birlik görüşünden gelir: gerçek olan tek ve değişmezdir, çok yönlülük ise görünüşün dilidir. Dharmakīrti dersinde tanıdığın mantıkçının itirazı ise daha pratiktir: kayıt her şeye eklenirse, hiçbir ayrım kalmaz. Jain cevabı bu ikinciye güçlü bir karşılık verir: yoğurt, deve olarak yoktur; kayıt ayrımları silmez, tam tersine her ayrımı hangi açıdan yapıldığıyla birlikte kaydeder. Tartışma bugün de kapanmış değildir, ama iki taraf da öğretinin bir görecelik değil, bir kesinlik iddiası olduğunu görmüştü.
Modern dönemde öğreti farklı bir yola girdi. Gandhi 1926'da Young India'da kendi tutumunu bu öğretiye bağladı ve onu doğruluk ile zarar vermemenin birlikte doğurduğu bir tavır olarak anlattı. Öğreti o günden beri hoşgörü ve dinler arası diyalog tartışmalarında sıkça anılır. Bu kullanım meşrudur, ama çoğu zaman şemanın iki parçasını geride bırakır: yanlış görüş kategorisini ve Siddhasena'nın "bütün sanıldığında yanılgı" uyarısını. Geriye kalan, "herkes kendi açısından haklı" sloganıdır ve bu slogan öğretinin tam olarak reddettiği şeydir.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlış"Jain mantığı çelişkiyi kabul eder."
Her ifade ayrı bir açıya bağlanır; aynı şey hakkında aynı açıdan ve aynı anda zıt iki ifade birlikte doğru sayılmaz.
Yaygın yanlış"Çok yönlülük bir görecelik öğretisidir."
Jain ontolojisinde gerçeklik belirsiz değil, belirli ama çok yönlüdür; kısmi olan, tam bilgiye ulaşmamış canlının bilgisidir.
Yaygın yanlış"Dile getirilemez biçimi, öğretinin sonunda hiçbir şey söyleyemediğini gösterir."
Bu biçim, iki açının aynı anda tek bir sözcükle söylenemediği noktayı kaydeder; öbür altı biçim kesin iddialarda bulunmaya devam eder.
Uygulama
Kilit özet
- Bhagavatī 9.33'te Jamāli'nin cevaplayamadığı sorulara Mahāvīra, dünyanın ve canın bir bakımdan ebedî, bir bakımdan geçici olduğunu söyleyerek cevap verir.
- Tam bilgi dışındaki her bilgi kısmidir; bir şey bütünü hedefleyen geçerli bilgiyle ve bir yönü hedefleyen bakış açılarıyla kavranır.
- Siddhasena'ya göre her bakış açısı kendi alanında doğrudur, öbür açıları reddettiğinde yanılgıya dönüşür; öğreti bir ateşkes değil, bir teşhis aracıdır.
- Yedi ifade biçimi her cümleye "bir bakımdan" kaydını ekler; dile getirilemezlik, dilin tükendiği noktayı kaydeden bir kategoridir.
- Śaṅkara ve Dharmakīrti öğretiyi çelişki ve ayrımsızlıkla suçladı; modern "herkes haklı" sloganı ise öğretinin yanlış görüş uyarısını geride bırakır.
Kayıt bir ifadeyi zayıflatmaz; onu kesinleştirir.
Sonraki derse köprü
Bu derste Mahāvīra'nın cevaplarını Bhagavatī'den okudun. O metin, Śvetāmbara kanonunun on iki temel bölümünden biridir. Sonraki derste bu kanonun kendisine bakacaksın ve şaşırtıcı bir kayıtla karşılaşacaksın: on iki bölümden biri kaybolmuştur ve gelenek bunu kendisi bildirir. Dahası, geleneğin öbür büyük kolu bu kanonun tamamının otoritesini reddeder. Aynı metinler bir kol için kutsal miras, öbürü için özgün olmayan bir derlemedir. Sonraki derste bir geleneğin eksik bir kanonla nasıl yaşadığını ve bu eksikliğin iki kolu nasıl ayırdığını soracaksın.