Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Sabhā Parvan'da Draupadī, kendini kaybetmiş birinin onu ortaya koyup koyamayacağını sorar; Bhīṣma dharmanın ince olduğunu ve güçlünün dharma dediğinin dharma sayıldığını söyler.
- Destan kendisi hakkında, burada olanın başka yerde de bulunduğunu ve burada olmayanın hiçbir yerde olmadığını söyler.
- Bhandarkar Enstitüsü'nün 1919–1966 eleştirel basımı, Kṛṣṇa'nın Draupadī'nin giysisini mucizeyle uzattığı sahneyi yeterli el yazmasında bulamadığı için ek bölüme bırakır.
- Haklı taraf olarak anlatılan Pāṇḍava'lar savaşta kuralları çiğner; Ekalavya'nın başparmağı hikâyesi destanın kendi hiyerarşisini sorguladığı anlardan biridir.
- Yudhiṣṭhira cennetin kapısında köpeği bırakmayı reddeder; destan dharmayı bir tanımla değil, açık uçlu vakalar ve net anlarla öğretir.
Açılış sahnesi
Hastinapura sarayında bir zar oyunu oynanır. Pāṇḍava kardeşlerin en büyüğü, Yudhiṣṭhira, kuzeni Duryodhana'ya karşı hileli bir oyuna oturur ve her şeyini kaybeder: hazinesini, krallığını, kardeşlerini, sonra kendini. Sonra bir hamle daha yapar: beş kardeşin ortak karısı Draupadī'yi ortaya koyar ve onu da kaybeder. Draupadī saçlarından tutularak meclise sürüklenir. Salonda krallığın en saygın insanları oturmaktadır: yaşlı büyük amca Bhīṣma, öğretmenler, bilgeler. Draupadī onlara bir soru sorar.
Draupadī meclise sorar: Yudhiṣṭhira beni ortaya koymadan önce kendini kaybetmiş miydi? Kendini kaybetmiş biri, bir başkasını ortaya koyabilir mi? Bhīṣma cevap veremediğini söyler: dharmanın yolu incedir, bu dünyanın bilgeleri bile onu her zaman kavrayamaz; güçlü birinin dharma dediği, başkalarınca da dharma sayılır. Genç Vikarṇa, soruyu cevaplamaya çalışan tek kişi olur ve büyüklerin sessizliğine şaşırır.
Dharmasūtralar dersinde normatif metinlerin her durum için bir kural koymaya çalıştığını görmüştün. Burada bir durum vardır ve kural yetmez. Krallığın en bilgili insanı, dharmanın ne dediğini bilmediğini söyler ve bir adım ötesine geçer: güçlünün dharma dediği dharma sayılır. Bu, kutsal bir destanın içinde, bir bilgenin ağzından söylenen, kural sisteminin kendisine yöneltilmiş bir eleştiridir. Rāmāyaṇa dersinin sonunda bu soruyu soracağını söylemiştik: bu ders, cevapsız bırakmanın bir yöntem olup olamayacağını soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bir sınav sorusunun kasıtlı olarak cevapsız bırakılması üzerinden bir metnin cevap vermemeyi nasıl kullanabileceğini göreceksin. Sonra destanın büyüklüğünü ve kendi hakkında söylediğini tanıyacaksın. Ardından yüz yıla yakın süren bir el yazması çalışmasının, en ünlü sahnelerden birinin geç eklendiğini nasıl gösterdiğini okuyacaksın. Sonra savaşın kazanan tarafının da kuralları çiğnediğini göreceksin. En sonda bir kralın cennetin kapısında bir köpeği bırakmayı reddetmesini okuyacaksın.
Sıfır noktası
Bir hukuk fakültesinde bir sınav düşün. Öğretmen, öğrencilere bilerek cevabı olmayan bir vaka verir: iki kural birbiriyle çelişir, hangisinin uygulanacağına dair bir üst kural yoktur, taraflardan biri kesin haksızlığa uğrar. Öğrenciler "doğru cevabı" arar ve bulamaz. Sınavın amacı bir cevap bulmak değildir; kuralların nerede bittiğini görmek, o noktada nasıl düşünüleceğini öğrenmektir. Cevapsız bir soru, bazen en iyi öğretmendir.
Benzetmenin kırıldığı yer şudur. Bir hukuk öğretmeninin vakası kurgusaldır ve kimse gerçekten acı çekmez. Mahābhārata'nın vakaları ise anlatının içinde gerçek acılar üretir: Draupadī meclise sürüklenir, bir savaşta on binler ölür. Destan, cevapsız soruyu bir sınıfta değil, bir felaketin ortasında sorar. Ve okur, cevabın yokluğunu bir düşünce egzersizi olarak değil, bir bedel olarak hisseder.
Mekanizma
Kendi hakkında bir iddia
Mahābhārata dünyanın en uzun şiirlerinden biridir; gelenek onu "yüz bin beyitlik" diye anar. Hikâyenin çekirdeği, aynı ailenin iki kolu arasındaki bir taht kavgasıdır: Pāṇḍava kardeşler ile kuzenleri Kaurava'lar. Zar oyunu, on üç yıllık sürgün, başarısız barış görüşmeleri ve sonunda Kurukṣetra ovasında on sekiz gün süren bir savaş. Ama çekirdeğin etrafında devasa bir malzeme birikmiştir: ahlak öğretileri, krallık dersleri, efsaneler, yan hikâyeler, felsefi diyaloglar. Destan, bu genişliğin farkındadır ve kendisi hakkında iddialı bir cümle söyler: burada olan başka yerde de vardır; burada olmayan hiçbir yerde yoktur.
Destanın geleneksel yazarı Vyāsa da hikâyenin dışında durmaz: iki savaşan kolun ortak dedesidir, olayların içine girip çıkar, torunlarının kıyımını hem yaşar hem yazar. Anlatıcı, anlatılanın ailesindendir. Bu iddia, destanın kendini bir hikâye olarak değil, bütün bir dünyanın haritası olarak sunduğunu gösterir. Epik ve Bhagavad Gītā bağlamı dersinde destanın dharma sözcüğünü nasıl kullandığını, Aśvatthāman'ın ölümüyle ilgili yalanı ve dharmanın özünün gizli olduğunu söyleyen pasajı görmüştün. O pasajlar, bu dersin yöntem sorusunun ilk ipuçlarıydı.
Kaynaklardan okuma
Hangi Mahābhārata?
Mahābhārata yüzyıllar boyunca binlerce el yazmasında, farklı bölgelerde, farklı yazılarla kopyalandı ve her kopyada biraz değişti. Yirminci yüzyılda bir kurum bu çokluğu karşılaştırmaya girişti.
Pune'deki Bhandarkar Enstitüsü, genel editörlüğünü V. S. Sukthankar'ın üstlendiği bir projeyle Mahābhārata'nın yüzlerce el yazmasını karşılaştırarak, ulaşılabilecek en eski metni yeniden kurmaya çalışır. Proje yaklaşık elli yılda, 1966'da tamamlanır. Sabhā Parvan'ı hazırlayan Franklin Edgerton'ın 1944 basımında, Kṛṣṇa'nın Draupadī'nin çözülen giysisini mucizeyle sonsuzca uzattığı ünlü sahne ana metne alınmaz; sahne, yeterince el yazmasında bulunmadığı için ek bölüme bırakılır.
Bu kutu, destanın en ünlü sahnelerinden birini sorgular. Birçok okur ve izleyici için Draupadī'nin meclisteki hikâyesi, Kṛṣṇa'nın mucizesiyle kurtulmasıyla biter. Eleştirel basıma göre bu mucize sonradan, bağlılık geleneğinin güçlendiği dönemlerde eklenmiş olabilir. Eski metinde Draupadī'yi bir tanrı kurtarmaz; onu kurtaran, sorduğu sorunun yarattığı sarsıntı ve kör kral Dhṛtarāṣṭra'nın sonunda ona dilek hakkı vermesidir. Rāmāyaṇa dersinde bir sahnenin, bir geleneğin kaldıramadığı noktada nasıl değiştiğini görmüştün; burada da bir bağlılık geleneği, meclisin sessizliğini bir tanrının müdahalesiyle doldurur.
Yaygın yanlış"Draupadī'nin meclisteki sahnesi her zaman Kṛṣṇa'nın mucizesiyle anlatılmıştır."
Eleştirel basım bu mucizeyi yeterli el yazmasında bulamadığı için ek bölüme bırakır; sahnenin eski biçiminde Draupadī'yi bir mucize kurtarmaz.
Usta katmanı
Savaş, destanın ahlaki yönteminin en keskin sınavıdır. Pāṇḍava'lar haklı taraf olarak anlatılır; ama savaşı kazanmak için birçok kez kuralları çiğnerler. Epik ve Bhagavad Gītā bağlamı dersinde gördüğün yalan, Droṇa'nın ölümüne yol açar. Bhīṣma, bir kadın olarak doğmuş bir savaşçının arkasına saklanan Arjuna'nın okları altında düşer. Karṇa, arabasının tekerleği çamura saplanmışken öldürülür. Duryodhana, kurallara aykırı olarak belinin altından vurulur. Destan bu ihlalleri gizlemez, tek tek kaydeder; kazananın haklılığı, kazanma biçimiyle gölgelenir.
Savaşın sonu da bir zafer gibi anlatılmaz. Kaurava'ların annesi Gāndhārī, yüz oğlunun cesetleri arasında yürür ve savaşı önleyebilecekken önlemediği için Kṛṣṇa'yı lanetler: onun soyu da birbirini öldürerek yok olacaktır. Destanın sonraki bir bölümü bu lanetin gerçekleştiğini anlatır; Kṛṣṇa'nın kendi halkı sarhoş bir kavgada birbirini kırar. Savaşı kazananlar, kazandıkları krallıkta boş bir sarayda yaşar. Destan, zaferin bedelini kazananın hesabına da yazar.
Destan kendi hiyerarşisini de sorgular. Ekalavya adlı bir orman çocuğu, okçuluk öğretmeni Droṇa'nın onu öğrenci olarak kabul etmemesine rağmen, kendi kendine ustalaşır; Droṇa, sevdiği öğrencisi Arjuna'nın üstün kalması için, öğretmenlik ücreti olarak Ekalavya'nın sağ başparmağını ister ve alır. Anlatı, bu isteği övmez; okuru bir haksızlığın karşısında bırakır.
Savaştan yıllar sonra Yudhiṣṭhira, kardeşleri ve Draupadī ile birlikte Himalayalar'a doğru son yolculuğa çıkar. Yolda hepsi birer birer düşer; yalnızca Yudhiṣṭhira ve yolculuk boyunca onu izleyen bir köpek kalır. Tanrıların kralı Indra onu arabasıyla cennete götürmeye gelir, ama köpeğin gelemeyeceğini söyler. Yudhiṣṭhira, kendine bağlı olanı bırakmanın büyük bir günah olduğunu söyleyerek köpeği bırakmayı reddeder. Köpeğin, onu sınayan dharma tanrısının kendisi olduğu ortaya çıkar.
Sınav cennette de sürer. Yudhiṣṭhira cennete vardığında orada düşmanı Duryodhana'yı görür, kardeşlerini ve Draupadī'yi ise karanlık ve acı dolu bir yerde bulur. Kardeşlerinin yanında kalmayı cennete tercih eder; sonra bunun da bir yanılsama, son bir sınav olduğu ortaya çıkar. Destanın sonu bir zafer değil, bir sınavdır. Savaşı kazanmış ama yolda kuralları çiğnemiş bir kral, sonunda küçük ve somut bir sadakatle sınanır. Bu sahne bir cevap değil, bir karşılık gibidir: meclisteki büyük sorular cevapsız kaldı, ama bir köpeğe gösterilen bağlılık açıktır. Destanın yöntemi budur: dharmanın ne olduğunu bir tanımla değil, bir dizi açık uçlu vaka ve birkaç net an ile öğretir.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlış"Mahābhārata iyiler ile kötüler arasındaki bir savaşın hikâyesidir."
Haklı taraf olarak anlatılan Pāṇḍava'lar da savaşı kazanmak için kuralları çiğner; destan bu ihlalleri tek tek kaydeder.
Yaygın yanlış"Destanın cevapsız bıraktığı sorular bir anlatım kusurudur."
Cevapsızlık, kural sisteminin sınırını görünür kılan bir yöntem olarak okunabilir; Bhīṣma'nın "dharma incedir" cevabı bunun en açık örneğidir.
Yaygın yanlış"Mahābhārata tek bir yazarın tek bir metnidir."
Destan yüzyıllar boyunca büyüdü ve binlerce el yazmasında farklılaştı; eleştirel basım en eski ulaşılabilir metni yeniden kurmaya çalışır.
Uygulama
Kilit özet
- Sabhā Parvan'da Draupadī, kendini kaybetmiş birinin onu ortaya koyup koyamayacağını sorar; Bhīṣma dharmanın ince olduğunu ve güçlünün dharma dediğinin dharma sayıldığını söyler.
- Destan kendisi hakkında, burada olanın başka yerde de bulunduğunu ve burada olmayanın hiçbir yerde olmadığını söyler.
- Bhandarkar Enstitüsü'nün 1919–1966 eleştirel basımı, Kṛṣṇa'nın Draupadī'nin giysisini mucizeyle uzattığı sahneyi yeterli el yazmasında bulamadığı için ek bölüme bırakır.
- Haklı taraf olarak anlatılan Pāṇḍava'lar savaşta kuralları çiğner; Ekalavya'nın başparmağı hikâyesi destanın kendi hiyerarşisini sorguladığı anlardan biridir.
- Yudhiṣṭhira cennetin kapısında köpeği bırakmayı reddeder; destan dharmayı bir tanımla değil, açık uçlu vakalar ve net anlarla öğretir.
Cevapsız bir soru, bazen en iyi öğretmendir.
Sonraki derse köprü
Savaş başlamadan hemen önce, iki ordunun arasında, Arjuna silahını bırakır ve savaşmayı reddeder; arabacısı Kṛṣṇa onunla konuşur. Bu konuşma, destanın içindeki yedi yüz beyitlik bir şiir olarak, Bhagavad Gītā olarak ayrıca yaşadı. Yirminci yüzyılın başında aynı metni okuyan biri onu bir eylem ve mücadele çağrısı olarak, bir başkası bir şiddetsizlik kitabı olarak okudu. Sonraki derste tek bir metnin nasıl birbirine zıt programlara dayanak olabildiğini ve bunu mümkün kılan yapıyı soracaksın.