Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Frits Staal'ın ekibi 1975'te Kerala'da on iki günlük ateş sunağı törenini kayda aldı; Staal 1979'da ritüelde önemli olanın kurallara uygun icra olduğunu savundu.
- Dört derleme tek bir tören sisteminin iş bölümüdür; her derlemenin etrafında dört katman oluştu ve sonraki katman öncekini iptal etmedi.
- Śruti en yüksek otoriteye sahiptir, ama yaşayan gelenekte smṛti metinleri çok daha fazla okunur; otorite sıralaması ile kullanım sıralaması aynı değildir.
- Ṛgveda 10.129 yaratılışı sorar ve yüce gözetenin bile belki bilmediğini söyleyerek biter; külliyat kendi içinde bir sorgulama taşır.
- Örgülü ezber teknikleri metni yazısız ve olağanüstü doğrulukla korudu; UNESCO 2003'te bu geleneği tanıdı, ama aynı sistem Gautama Dharmasūtra 12.4 gibi hükümlerle bir dışlama da kurdu.
Açılış sahnesi
Nisan 1975, Kerala'da Panjal köyü. Nambudiri rahipleri on iki gün sürecek bir tören için toplanmıştır. Binlerce tuğla, tek tek ölçülerek, kanatlarını açmış bir kuş biçiminde bir ateş sunağına dizilir. Rahipler gece gündüz ezgiler söyler, formüller okur, sunular ateşe verilir. Tören yüzyıllardır bu biçimde, kuşaktan kuşağa ezberle aktarılmıştır. Bu kez yanlarında bir grup yabancı araştırmacı vardır: kameralar, ses kayıt cihazları, not defterleri. Hollandalı Hint bilimci Frits Staal, belki de son kez yapılacağını düşündükleri bir töreni kaydetmeye gelmiştir.
Nisan 1975'te Kerala'da Nambudiri rahiplerinin gerçekleştirdiği on iki günlük ateş sunağı töreni, Frits Staal'ın öncülük ettiği bir araştırmacı ekibi tarafından filme alınır, fotoğraflanır ve ses kaydına geçirilir. Kayıtlardan kırk beş dakikalık bir belgesel, Altar of Fire, hazırlanır; Staal ve iki Nambudiri rahip, töreni ayrıntısıyla anlatan iki ciltlik bir çalışma yayımlar.
Staal, bu törenden bir sonuç çıkardı ve 1979'da yayımladığı makalesine kışkırtıcı bir başlık verdi: ritüelin anlamsızlığı. Ona göre törende önemli olan, katılanların ne düşündüğü ya da inandığı değil, kurallara uygun olarak ne yaptığıdır. Bu tez tartışmalıdır, ama bir şeyi keskin biçimde gösterir. Bir Veda metnini açan okur genellikle bir öğreti, tanrı hakkında bilgiler, ahlak kuralları bekler. Bulduğu şey ise çoğunlukla ateşe yapılan çağrılar, ezgiler, formüller ve hangi sözün hangi anda söyleneceğini anlatan yönergelerdir. "Hinduizm" kategorisi dersinde āstika ayrımının ölçütünün Veda otoritesi olduğunu görmüştün. Bu ders o otoritenin ne tür bir metin olduğunu soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bir nota kâğıdı üzerinden bir icra metninin nasıl okunacağını göreceksin. Sonra dört derlemeyi, dört katmanı ve iki metin sınıfını tanıyacaksın. Ardından yaratılışı soran bir ilahiyi okuyacaksın. Sonra bu metinlerin yazıya geçmeden, üç bin yıl boyunca neredeyse hatasız nasıl aktarıldığını göreceksin. En sonda bu olağanüstü aktarımın kime açık, kime kapalı olduğunu ve tarihleme sorusunu göreceksin.
Sıfır noktası
Bir nota kâğıdını düşün. Onu bir kitap gibi okuyup "ne anlatıyor?" diye sorabilirsin, ama bu yanlış bir soru olur. Nota, bir bilgiyi aktarmak için değil, bir müziğin çalınması için yazılmıştır. Doğru sorular başkadır: hangi çalgıyla, hangi hızda, kim hangi partiyi çalacak? Bir notanın "doğru" olup olmadığı sorulmaz; doğru çalınıp çalınmadığı sorulur. Yanlış bir nota basan bir müzisyen yanlış bir bilgi vermiş olmaz; bozuk bir icra yapmış olur.
Benzetmenin kırıldığı yer şudur. Bir nota yazılıdır, herkes onu okuyabilir ve istediği yerde çalabilir. Veda metinleri ise yüzyıllarca yazıya geçirilmedi, yalnızca ezberle aktarıldı ve normatif metinlere göre herkese açık değildi. Üstelik bir notanın icrası güzel ya da çirkin olabilir, ama dünyayı değiştirdiğine inanılmaz. Veda töreninde ise doğru icranın kendisinin etkili olduğuna, evrenin düzenini ayakta tuttuğuna inanılırdı. Dil ve kavram dersinde bildiren söz ile yapan söz ayrımını görmüştün; Veda formülleri yapan sözün en uç örneklerindendir.
Mekanizma
Dört derleme, dört katman
Külliyat dört ana derlemeden oluşur. Ṛgveda, ilahilerden oluşur. Sāmaveda, bu ilahilerin önemli bir bölümünü ezgili söyleyiş için düzenler. Yajurveda, tören işlemlerine eşlik eden formülleri içerir. Atharvaveda ise koruma, şifa, uzlaşma ve gündelik hayata ilişkin formüller de taşır. Bu dört derleme, dört ayrı kitap gibi değil, tek bir tören sisteminin iş bölümü gibi okunmalıdır: büyük törenlerde farklı görevleri olan rahipler, her biri kendi derlemesini kullanır. Metnin mimarisi, töreni gösterir.
Her derlemenin etrafında zamanla dört katman oluştu. Çekirdekte formüller ve ilahiler vardır. İkinci katman, Brāhmaṇalar, tören işlemlerini açıklar ve yorumlar. Üçüncü katman, Āraṇyakalar, "ormanda çalışılan" metinlerdir ve töreni içselleştirmeye başlar. Dördüncü katman, Upaniṣadlar, felsefi soruları öne çıkarır. Külliyat dıştan içe doğru bir hareket kaydeder: töreni yapmaktan töreni açıklamaya, onu içselleştirmekten onun ötesindeki soruyu sormaya. Ama bu hareket bir "gelişme" gibi okunmamalıdır: sonraki katman öncekini iptal etmedi, tören sürdü ve bugün de sürer.
Gelenek metinleri iki sınıfa ayırır. Śruti, "işitilen", insan yazarlığına bağlanmayan ve en yüksek otoriteye sahip sayılan Veda külliyatıdır. Smṛti, "hatırlanan", destanlar, hukuk kitapları ve purāṇalar gibi insan yazarlığı kabul edilen metinlerdir. Burada bir tuhaflık vardır: otorite sıralaması ile kullanım sıralaması aynı değildir. Yaşayan gelenekte destanlar, purāṇalar ve bağlılık şiirleri, Vedalardan çok daha fazla okunur ve söylenir.
Yaygın yanlış"Vedalar dört ayrı kutsal kitaptır ve Hindular onları düzenli okur."
Dört derleme tek bir tören sisteminin bölümleridir; en yüksek otoriteye sahip olmaları, en çok okunan metinler oldukları anlamına gelmez.
Kaynaklardan okuma
Bir soru ilahisi
Ṛgveda'nın çoğu ilahisi bir tanrıya övgü ve çağrıdır: ateş tanrısı Agni'ye, fırtına ve savaş tanrısı Indra'ya, tören içeceği Soma'ya. Veda ve śramaṇa bağlamı dersinde gördüğün ṛta, "ayakta tutan düzen" fikri, bu çağrıların arka planıdır. Bir ilahi ise tek bir tanrıyı en yüce diye överken, bir başka ilahi aynı sözleri bir başkası için kullanır; bir dize bunu şöyle özetler: gerçek birdir, bilgeler onu çok adla anar. Ama külliyatın sonuna doğru, onuncu kitapta, bambaşka bir sesle konuşan bir ilahi vardır.
İlahi, başlangıçta ne varlığın ne yokluğun olduğunu, ne havanın ne göğün, ne ölümün ne ölümsüzlüğün bulunduğunu söyler. Sonra sorular gelir: bunu kim gerçekten bilir, kim burada söyleyebilir, bu yaratılış nereden doğdu? Tanrılar bile bu yaratılıştan sonra geldi. İlahi, yüce gökten her şeyi gözeten kişinin belki bildiğini, "ya da belki o da bilmediğini" söyleyerek biter.
Bir tören külliyatının içinde, kendi kutsal bilgisinin sınırını açıkça itiraf eden bir ilahi bulunur. Bu ilahi bir öğreti değil, bir sorudur; ve sonraki katmanlarda, Upaniṣadlarda, soru bir yöntem hâline gelecektir. İcra metni okuması bu ilahiyi de dışarıda bırakmaz: o da törenlerde okunmuş olabilir. Ama içeriği, külliyatın kendi içinde zaten bir iç sorgulama taşıdığını gösterir.
Usta katmanı
Şimdi dersin en şaşırtıcı kısmına gelelim. Bu metinler yüzyıllarca, belki bin yıldan uzun bir süre, yazıya geçirilmeden yalnızca ezberle aktarıldı. Ve aktarımın doğruluğu olağanüstüdür. Bunu sağlayan, özel okuma biçimleridir. Metin önce bütün hâliyle ezberlenir. Sonra her sözcük ayrı ayrı okunur. Sonra sözcükler ikişerli zincirlenir: bir-iki, iki-üç, üç-dört. Daha karmaşık biçimlerde sözcükler ileri ve geri örülür, bir çan biçimi çizecek şekilde tekrarlanır. Bir metni yalnızca düz ezberlersen, bir sözcük düştüğünde fark edilmeyebilir; ama aynı metni ikili, ters ve örgülü örüntülerle de ezberlemişsen, bir sözcüğün yeri değiştiğinde birden çok örüntüde tutmaz. Bu, yazıdan bağımsız bir hata bulma sistemidir.
UNESCO, 7 Kasım 2003'te Veda okuma geleneğini insanlığın sözlü ve somut olmayan mirasının başyapıtlarından biri ilan eder. Geleneğin, metinleri sözcük sözcük ayıran, ikişerli zincirleyen, örgü ve çan biçiminde tekrarlayan okuma teknikleri, metnin sesini ve vurgusunu kuşaktan kuşağa korumak için geliştirilmiştir.
Bu başarının bir de öbür yüzü vardır ve onu atlamak dürüst olmaz.
Gautama'nın hukuk kitabı, toplumsal sıralamanın en altındaki katmandan, śūdra'dan bir kişinin Veda okunuşunu bilerek dinlemesi durumunda kulaklarının erimiş kalay ya da lakla doldurulmasını, okuması durumunda dilinin kesilmesini buyurur.
Bu, normatif bir metnin hükmüdür; ne ölçüde ve ne sıklıkla uygulandığı tarihçiler arasında tartışmalıdır. Ama gösterdiği zihniyet açıktır: olağanüstü bir koruma sistemi, aynı zamanda bir dışlama sistemiydi. Veda öğrenimi normatif metinlerde üst toplumsal katmanlardan erkeklerle sınırlandırıldı ve bu sınırlama modern dönemde sert bir eleştirinin, reformların ve tartışmaların konusu oldu. Siyasi ve modern kullanımlar dersinde Ambedkar'ın Manusmṛti'yi 1927'de alenen yaktırdığını görmüştün. İki şeyi birlikte söylemek gerekir: aktarımın başarısı, dışlamayı görünmez kılmaz; dışlama da başarıyı.
Son bir not, tarihleme üzerine. Ṛgveda'nın en eski ilahilerinin, araştırmacıların çoğunluğuna göre yaklaşık MÖ 1500 ile 1200 arasında, kuzeybatı Hindistan'da biçimlendiği düşünülür; Upaniṣadların en eskileri ise MÖ birinci binyılın ortalarına yerleştirilir. Bu tarihler dil ve kültür karşılaştırmalarına dayanan tahminlerdir; yazıtlar gibi kesin bir tarih veren kanıtlar değildir. Gelenek ise śruti'yi insan yazarlığına bağlamadığı için, bu metinlere bir başlangıç tarihi vermez.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlış"Sözlü aktarım güvenilmezdir; bir metin ancak yazıyla korunabilir."
Veda külliyatı, örüntülü ezber teknikleriyle yazıdan bağımsız bir hata denetimi kurmuş ve metni yüzyıllarca olağanüstü bir doğrulukla korumuştur.
Yaygın yanlış"Upaniṣadlar Veda törenlerinin yerini aldı."
Katmanlar birbirini iptal etmedi; tören uygulaması sürdü ve bugün de sürer.
Yaygın yanlış"Veda öğrenimi tarih boyunca herkese açıktı."
Normatif metinler erişimi toplumsal katman ve cinsiyetle sınırlandırdı; bu sınırlama modern dönemde eleştirilerin ve reformların konusu oldu.
Uygulama
Kilit özet
- Frits Staal'ın ekibi 1975'te Kerala'da on iki günlük ateş sunağı törenini kayda aldı; Staal 1979'da ritüelde önemli olanın kurallara uygun icra olduğunu savundu.
- Dört derleme tek bir tören sisteminin iş bölümüdür; her derlemenin etrafında dört katman oluştu ve sonraki katman öncekini iptal etmedi.
- Śruti en yüksek otoriteye sahiptir, ama yaşayan gelenekte smṛti metinleri çok daha fazla okunur; otorite sıralaması ile kullanım sıralaması aynı değildir.
- Ṛgveda 10.129 yaratılışı sorar ve yüce gözetenin bile belki bilmediğini söyleyerek biter; külliyat kendi içinde bir sorgulama taşır.
- Örgülü ezber teknikleri metni yazısız ve olağanüstü doğrulukla korudu; UNESCO 2003'te bu geleneği tanıdı, ama aynı sistem Gautama Dharmasūtra 12.4 gibi hükümlerle bir dışlama da kurdu.
Bir notaya ne anlattığı sorulmaz; nasıl çalınacağı sorulur.
Sonraki derse köprü
Sonraki derste külliyatın son katmanına, Upaniṣadlara geçeceksin. Bir kitapçıda "Upaniṣadların felsefesi" başlıklı bir kitap görebilirsin; başlık, bu metinlerin tek bir felsefesi olduğunu varsayar. Oysa bir Upaniṣad nihai gerçekliği kişisel olmayan bir ilke olarak anlatır, bir başkası kişisel bir tanrıya sığınmaktan söz eder; biri kurtuluşu bilgiyle tarif eder, bir başkası lütuf dilinden konuşur. Sonraki derste bu metinleri tek tek okuyacak ve onları tek bir sistem gibi okuyan yorumcuların nereden geldiğini soracaksın.