Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Gita Press 1923'te Gorakhpur'da kutsal metinleri ucuza basmak için kuruldu ve Purāṇaları milyonlarca eve taşıdı.
- Geleneğin beş konulu Purāṇa tanımı, Rocher'in gösterdiği gibi, metinlerin çok küçük bir bölümünü kapsar; Purāṇalar törenden hukuka uzanan halk ansiklopedileridir.
- Birçok Purāṇa belirli bir tanrıyı yüceltir; sonraki bir sınıflandırma Viṣṇu'yu yücelten Purāṇaları en saf sayar.
- Bhāgavata Purāṇa 1.3.24, Buddha'yı tanrıların düşmanlarını yanıltmak için gelen bir Viṣṇu bedenlenmesi olarak anlatır.
- Pargiter'in incelediği gelecek zamanlı kral listeleri Gupta'lar civarında durur; Kāśī gibi kentlerin kutsallığı Purāṇa bölümleriyle kurulur.
Açılış sahnesi
1923, Gorakhpur, Kuzey Hindistan. Birkaç tüccar küçük bir matbaa kurar. Amaçları basittir: kutsal metinleri herkesin alabileceği kadar ucuza basmak. Birkaç yıl sonra aylık bir dergi çıkarmaya başlarlar. Matbaa zamanla büyür; Gītā'nın yanında Rāmāyaṇa'yı, Mahābhārata'yı ve özellikle Purāṇaları, çevirileri ve açıklamalarıyla birlikte, milyonlarca nüsha hâlinde basar. Kuzey Hindistan'da bir evin rafındaki dinî kitap, çoğu zaman bu matbaanın ucuz, sade kapaklı baskılarından biridir.
Gita Press, 1923'te Gorakhpur'da Jaya Dayal Goyandka ve arkadaşları tarafından, kutsal metinleri halkın kolayca edinebilmesi amacıyla kurulur. 1927'den itibaren Kalyan adlı aylık Hintçe dergiyi yayımlar. Yayınevi, zamanla on dört dilde yüz milyonlarca kitap basmış, dünyanın en büyük Hindu dinî metin yayıncılarından biri olarak anılır.
Bhagavad Gītā dersinde bir metnin nasıl farklı kapılardan okunduğunu görmüştün. Şimdi başka bir soruya geçiyoruz. Bir Hindu köyünde, tapınakta anlatılan hikâyeler, bayram takvimini belirleyen anlatılar, bir hac yerinin neden kutsal olduğunu açıklayan metinler nereden gelir? Otorite sıralamasında Purāṇalar, işitilmiş sayılan Veda külliyatının çok altındadır. Ama fiilî dolaşımda, Gorakhpur matbaasının raflarında olduğu gibi, en üsttedirler. Bu ders iki listenin neden birbirinin tersi olduğunu ve bir geleneği anlamak için hangisine bakılması gerektiğini soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bir ülkenin anayasası ile gündelik hayatı üzerinden bir otorite listesi ile bir dolaşım listesinin nasıl ayrışabileceğini göreceksin. Sonra Purāṇaların kendilerini nasıl tanımladığını ve bu tanımın neden tutmadığını tanıyacaksın. Ardından bir Purāṇa'nın Buddha'yı bir tanrının bedenlenmesi olarak nasıl anlattığını okuyacaksın. Sonra geleceği anlatır gibi yazılmış kral listelerinin tarihçilere ne söylediğini göreceksin. En sonda bir kentin kutsallığının bir metinle nasıl kurulduğunu göreceksin.
Sıfır noktası
Bir ülkenin anayasasını düşün. Hukuk düzeninin en üstündedir; bütün yasalar ona uygun olmak zorundadır. Ama o ülkede yaşayan insanların çoğu, anayasanın tek bir maddesini okumamıştır. Gündelik hayatlarını düzenleyen şey, apartman yönetim planı, trafik işaretleri, iş yeri yönetmeliği, mahallenin âdetleridir. Anayasanın otoritesi en yüksektir; ama insanların hayatına en çok değen metinler, sıralamanın alt basamaklarındadır.
Benzetmenin kırıldığı yer şudur. Bir anayasa ile bir apartman yönetim planı birbirine karışmaz; biri öbürünü değiştiremez. Purāṇalar ise kendilerini sıralamanın alt basamağında görmez. Birçoğu kendi başlangıcında, Vedaların anlamını herkese açan "beşinci Veda" olduğunu ya da Vedaların özünü taşıdığını söyler. Alt basamaktaki metin, üst basamağın dilini ödünç alarak kendi otoritesini kurar.
Mekanizma
Tanım ve tutmayan tanım
Gelenek, on sekiz büyük Purāṇa sayar ve bir Purāṇa'nın beş konuyu işlemesi gerektiğini söyler: evrenin yaratılışı, yok oluştan sonra yeniden yaratılışı, tanrıların ve bilgelerin soy kütükleri, insanlığın atası sayılan Manu'ların çağları ve krallık soylarının tarihi. Ama bu tanım, eldeki metinlere pek uymaz.
Ludo Rocher, Purāṇa literatürünü inceleyen kapsamlı çalışmasında, geleneğin beş konulu tanımının eldeki metinlerin çok küçük bir bölümünü kapsadığını gösterir. Purāṇaların büyük kısmı, tanımda hiç anılmayan konulara ayrılmıştır: tanrılara bağlılık, törenler, oruçlar, hac yerlerinin övgüsü, hukuk, sanat ve gündelik davranış kuralları. Metinler yüzyıllar boyunca büyüdü, bölgeden bölgeye değişti ve farklı el yazmaları farklı içerikler taşır.
Purāṇaların kendilerini tanımlama biçimi ile gerçekte oldukları şey arasındaki bu açıklık, sıfır noktasındaki makasın bir başka yüzüdür. Tanım eski bir türün tanımıdır; metinler ise o türün çatısı altında, zamanla bir halk ansiklopedisine dönüşmüştür. Bir Purāṇa, bir tapınağın tarihini, bir bayramın nedenini, bir orucun kurallarını ve bir tanrının hikâyesini aynı kitapta taşıyabilir. Purāṇalar okunmaktan çok dinlenir. Bugün de birçok yerde bir anlatıcı, bir hafta boyunca her gün bir Purāṇa'yı, çoğu zaman Bhāgavata'yı, yüksek sesle okur ve açıklar; dinleyiciler bu haftalık anlatıyı bir tören gibi düzenler, bağışla destekler. Metin, bir kitap olarak değil bir toplantı olarak yaşar.
Purāṇalar tarafsız da değildir. Birçoğu belirli bir tanrıyı en yüce tanrı olarak anlatır: bazıları Viṣṇu'yu, bazıları Śiva'yı, bazıları tanrıçayı. Sonraki bir sınıflandırma, on sekiz Purāṇa'yı üç gruba ayırır ve Viṣṇu'yu yücelten grubu en saf, öbürlerini daha aşağı sayar. Çin okul sınıflandırmaları dersinde gördüğün kural burada da işler: sınıflandırmayı kim yapıyorsa, kendi geleneğini en üste koyar.
Kaynaklardan okuma
Buddha bir bedenlenme olarak
Purāṇaların en etkili öğretilerinden biri, Viṣṇu'nun dünyada düzen bozulduğunda farklı biçimlerde bedenlenerek, "inerek" geldiği öğretisidir. Rāmāyaṇa dersinde Rāma'nın Viṣṇu'nun bedenlenmesi olarak sunulmasının destanın sonraki katmanlarında yoğunlaştığını görmüştün. Purāṇalar bu bedenlenme listelerini genişletir; listelerde balık, kaplumbağa, yaban domuzu gibi biçimlerin yanında Rāma ve Kṛṣṇa bulunur. Bir listede ise beklenmedik bir ad vardır.
Bhāgavata Purāṇa, Viṣṇu'nun bedenlenmelerini sayarken, Kali çağının başında Magadha bölgesinde Añjana'nın oğlu olarak Buddha adıyla doğacağını ve tanrıların düşmanlarını yanıltmak için geleceğini söyler.
Bu beyit, bir geleneğin rakip bir geleneği nasıl içine aldığını gösterir. Buddha reddedilmez; bir tanrının bedenlenmesi olarak saygın bir yere konur. Ama bu yer bir tuzaktır: Buddha, Vedaları reddeden bir öğretiyi, tanrıların düşmanlarını yanıltmak için öğretmiştir. Bu seri boyunca izlediğin Budist geleneğin kurucusu, bir Hindu metninde bir Hindu tanrısının bilinçli bir yanıltma hamlesine dönüşür. Sonraki yüzyıllarda bazı Hindu yazarlar Buddha'yı bu olumsuz rolden çıkardı. On ikinci yüzyılda şair Jayadeva, Gītagovinda'nın açılışındaki on bedenlenme ilahisinde Buddha'yı başka bir biçimde över: şefkatle dolu yüreğiyle, hayvanların kurban edildiği Veda törenlerini kınayan bedenlenme olarak. Aynı figür, bir metinde yanıltıcı, öbüründe şefkat öğretmenidir. Bir figürün bir anlatıya alınması, onu hem onurlandırmak hem de etkisizleştirmek anlamına gelebilir.
Usta katmanı
Purāṇaların kral listeleri ilginç bir tarih kaynağıdır.
Pargiter, birkaç Purāṇa'da bulunan, Kali çağında hüküm sürecek kralları sayan listeleri karşılaştırır. Listeler bir kehanet gibi, gelecek zamanla yazılmıştır: şu kral gelecek, şu kadar yıl hüküm sürecek. Pargiter'e göre listeler Nandalar, Mauryalar ve sonraki soyları sayar ve Gupta hanedanının yükselişi civarında durur; bu yüzden onların yaklaşık dördüncü yüzyılın başlarında derlendiğini savunur.
Gelecek zamanla yazılmış bir listenin nerede durduğu, onun ne zaman yazıldığını ele verir: kehanetin bittiği yer, yazarın yaşadığı yerdir. Tarihçiler Purāṇaların bu bölümlerini, bu yüzden hem bir tarih kaynağı hem de bir tarihleme aracı olarak kullanır. Metin geleceği anlattığını söyler, ama aslında kendi zamanına kadar olan geçmişi kaydeder. Bu listelerin anlattığı Maurya soyu, Aśoka'nın taş yazıtlarıyla karşılaştırıldığında, metnin hangi bölümlerinde güvenilir bir tarih, hangi bölümlerinde yalnızca bir kalıp taşıdığı da görülebilir.
Purāṇaların belki de en kalıcı işi, kutsal bir coğrafya kurmaktır. Bir Purāṇa'nın ya da yerel bir "övgü" metninin bir bölümü, bir kentin, bir nehrin, bir tapınağın neden kutsal olduğunu, hangi tanrının orada ne yaptığını, orada yıkanmanın ya da ölmenin ne kazandıracağını anlatır. Skanda Purāṇa'nın Kāśī'ye, bugünkü Varanasi'ye ayrılmış büyük bölümü, kentin her köşesini bir hikâyeyle kutsallaştırır. Bir hacı Varanasi'de bir gatta yıkanırken, o gatın kutsallığını anlatan hikâyeyi çoğu zaman bir Purāṇa'dan ya da ondan türemiş bir anlatıdan bilir. Doğu Asya ritüeli dersinde gördüğün metin yanlılığının en keskin örneği buradadır: bir Hindu'nun dinî hayatını en çok biçimlendiren metinler, otorite sıralamasında en alta konanlardır.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlış"Purāṇalar yalnızca eski mitoloji hikâyeleridir."
Purāṇalar törenleri, oruçları, hac yerlerini, hukuku ve gündelik davranışı da düzenleyen, yüzyıllar boyunca büyümüş halk ansiklopedileridir.
Yaygın yanlış"Purāṇalar tarafsız bir Hindu mitolojisi sunar."
Birçoğu belirli bir tanrıyı en yüce sayar ve sonraki sınıflandırmalar Purāṇaları bir mezhebin bakışıyla sıralar.
Yaygın yanlış"En yüksek otoriteye sahip metinler, bir geleneği en iyi anlatan metinlerdir."
Hindu dinî hayatında en çok dolaşan ve yaşanan metinler, otorite sıralamasında alt basamaklardaki Purāṇalardır.
Uygulama
Kilit özet
- Gita Press 1923'te Gorakhpur'da kutsal metinleri ucuza basmak için kuruldu ve Purāṇaları milyonlarca eve taşıdı.
- Geleneğin beş konulu Purāṇa tanımı, Rocher'in gösterdiği gibi, metinlerin çok küçük bir bölümünü kapsar; Purāṇalar törenden hukuka uzanan halk ansiklopedileridir.
- Birçok Purāṇa belirli bir tanrıyı yüceltir; sonraki bir sınıflandırma Viṣṇu'yu yücelten Purāṇaları en saf sayar.
- Bhāgavata Purāṇa 1.3.24, Buddha'yı tanrıların düşmanlarını yanıltmak için gelen bir Viṣṇu bedenlenmesi olarak anlatır.
- Pargiter'in incelediği gelecek zamanlı kral listeleri Gupta'lar civarında durur; Kāśī gibi kentlerin kutsallığı Purāṇa bölümleriyle kurulur.
Anayasanın otoritesi en yüksektir; ama insanların hayatına en çok değen metinler alt basamaklardadır.
Sonraki derse köprü
Purāṇalar hikâyelerle öğretir; ama aynı geleneğin içinde, hikâye yerine argümanla konuşan sistemler de vardı. Sonraki derste altı klasik felsefe sistemine, darśanalara bakacaksın. Birisi tanrının varlığı için ayrıntılı kanıtlar kurar, bir başkası evreni bir yaratıcıya ihtiyaç duymadan iki ilkeyle açıklar, bir üçüncüsü yaratıcı tanrı fikrini gereksiz sayar. Üçü de Veda otoritesini kabul edenler arasında sayılır. Bu sistemlerin, tartışmaya başlamadan önce hangi bilgi kaynaklarını kabul ettiklerini nasıl ilan ettiklerini ve bu ilanın tartışmanın sonunu nasıl belirlediğini soracaksın.