Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Khruba Srivichai 1920'de, 1902 Saṅgha Yasası'nın gerektirdiği izni almadan keşiş atadığı için Bangkok'ta sorgulandı.
- Mongkut yirmi yedi yıl keşiş olarak yaşadı, 1830'larda metin temelli Thammayut topluluğunu kurdu ve 1851'de kral oldu.
- 1902 yasası bütün keşişleri tek bir hiyerarşiye bağladı; sınav, unvan ve atama standartlaştı ve dışarıda kalanlar tanımlı bir grup oldu.
- Tiyavanich'e göre Ajahn Mun'un gezici keşişleri merkezin şüphesiyle karşılaştı; orman geleneği zamanla merkeze soğuruldu ve ulusal prestij kazandı.
- Tambiah'a göre orman azizleri bir muska kültünün merkezine dönüştü; Buddhadāsa ise öğretiyi "iki dil" ayrımıyla akılcı bir yönde yorumladı.
Açılış sahnesi
1920, Bangkok. Kuzeyin dağlık bölgesinden, Lanna'dan getirilen bir keşiş, başkentteki bir tapınakta sorguya çekilir. Adı Khruba Srivichai'dir ve kuzeyde bir aziz gibi sevilir; köylüler onun geçtiği yollara çiçek serper. Suçlaması ise bürokratiktir: üstlerinden ve bölge memurundan izin almadan genç erkekleri keşiş ve rahip adayı olarak atamıştır. Srivichai'nin kuzeyde yüzyıllardır sürdürülen bir geleneği uyguladığını söylemesi bir şey değiştirmez. Birkaç ay sonra serbest bırakılır, ama sonraki on yıllarda başkentle çatışması sürer.
1902 Saṅgha Yasası, bir keşişin yeni keşiş ataması için bağlı olduğu üst keşişin ve bölge memurunun iznini zorunlu kılar. Kuzeyli keşiş Khruba Srivichai, bu izni almadan atama yaptığı için 1920'de Bangkok'a götürülür ve sorgulanır; 1930'larda yeniden tutuklanır. Tarihçiler bu davayı, Bangkok'un kuzeyin yerel manastır geleneklerini merkezî bir düzene bağlama sürecinin en görünür çatışması olarak okur.
Srivichai'nin davası bir merkezin kuruluşunu gösterir. Bir yasayla ülkenin bütün keşişleri tek bir hiyerarşiye bağlandı: sınavlar, unvanlar, atama yazıları. Myanmar dersinde kralını kaybeden bir topluluğun nasıl dağıldığını ve yeniden örgütlendiğini görmüştün. Tayland hiç sömürge olmadı; burada kral kaybolmadı, tersine güçlendi ve topluluğu bir devlet bürosuna dönüştürdü. Bu derste bir soru soracaksın: bir merkez kurulduğunda dışarıda kalanlara ne olur?
Bu derste ne olacak
Önce bir okul müfredatı üzerinden bir merkezin kendi karşıtını nasıl ürettiğini göreceksin. Sonra keşişken reform yapan ve sonra kral olan bir prensi tanıyacaksın. Ardından 1902 yasasının neyi değiştirdiğini okuyacaksın. Sonra ormandaki gezici keşişlerin bir gelenek olarak nasıl adlandırıldığını ve merkezin onları nasıl geri aldığını göreceksin. En sonda aynı ormandan çıkan muskaları ve bir yorumcunun "iki dil" önerisini göreceksin.
Sıfır noktası
Bir ülkede ulusal bir okul müfredatı yürürlüğe giriyor diye düşün. Daha önce her köyde çocuklar farklı biçimlerde öğretiliyordu: biri bir imamın yanında, biri bir zanaatkârın atölyesinde, biri annesinin dizinde. Bu çokluğun adı yoktu; herkes sadece "öğreniyordu." Müfredat gelince iki kategori doğar: resmî okul ve "okul dışı eğitim." Dışarıda kalanlar artık tanımlı bir gruptur ve bir kısmı kendini resmî okuldan daha eski, daha sahici bir öğrenme biçimi olarak tanımlamaya başlar.
Benzetmenin kırıldığı yer şudur. Okul dışı eğitimin çoğu, resmî okuldan gerçekten eskidir; ama "alternatif eğitim" diye bir kimlik, müfredattan sonra doğar. Tayland'ın orman keşişleri için de aynısı geçerlidir: ormanda yaşamak, az eşyayla gezmek ve meditasyonu merkeze koymak erken metinlerde vardır. Eski olan uygulamadır; yeni olan, onun "orman geleneği" adıyla tanımlı bir hat ve kimlik hâline gelmesidir.
Mekanizma
Keşiş prens
Tayland krallarının meşruiyeti de, Sri Lanka ve Myanmar'daki gibi, topluluğu korumaya ve düzenlemeye dayanıyordu. On dokuzuncu yüzyılda bu ilişkiyi yeniden kuran kişi bir prensti. Mongkut, tahta çıkmadan önce yirmi yedi yıl keşiş olarak yaşadı, Pāli kanonunu yoğun biçimde okudu ve gördüğü manastır pratiğinin metinlerle uyuşmadığını düşündü. 1830'larda Mon keşişlerinin atama çizgisinden yeniden atandı ve disipline sıkı sıkıya bağlı, metin temelli yeni bir topluluk kurdu: Thammayut, "öğretiye bağlı olanlar."
Mongkut'un reformu yalnızca disiplin sıkılaştırması değildi. Kozmolojik anlatılara ve mucize hikâyelerine eleştirel bir mesafe de koydu. Sri Lanka dersinde gördüğün modernizmin sömürge baskısına bir cevap olarak doğduğunu okumuştun; burada benzer vurgular, sömürge olmayan bir ülkede bir prensin kendi okumasından çıktı. 1851'de Mongkut kral oldu. Akılcı sunumun her biçimini Batı etkisine bağlamak kolay bir açıklama olurdu; Tayland örneği bölgenin içinden gelen bir dinamiği de gösterir.
Yasa ve hiyerarşi
Mongkut'un oğlu Chulalongkorn, ülkeyi modern bir merkezî devlete dönüştürdü. Topluluk da bu dönüşümün parçası oldu.
1902 yasası, Tayland tarihinde ilk kez bütün keşişleri tek ve birleşik bir hiyerarşiye bağlar; yapının tepesinde bir baş patrik, altında devlet idaresine paralel bölge ve il yöneticileri bulunur. Atama, unvan, sınav ve tapınak kaydı standartlaştırılır; resmî eğitim ve metinler için standart Tay dili esas alınır. Yasa, Mongkut'un kurduğu Thammayut çizgisini de resmî olarak tanır.
Yasa üç şey yaptı. Eğitimi yaygınlaştırdı ve ölçülebilir kıldı: ulusal Pāli ve öğreti sınavları, dereceler, unvanlar. Topluluğu devlete sıkı sıkıya bağladı: keşişlik bir tür kamu hizmetine yaklaştı. Ve sıfır noktasındaki mekanizmayı harekete geçirdi: yerel geleneklerini sürdüren, gezici yaşayan, sınava girmeyen keşişler artık tanımlı bir gruptu. Srivichai o grubun en tanınan yüzüydü.
Yaygın yanlış"Tayland'daki sınav ve unvan sistemi geleneksel manastır yapısıdır."
Ulusal ölçekte birleşik bir hiyerarşi ve standart sınavlar 1902 yasasıyla kuruldu.
Kaynaklardan okuma
Orman ve merkez
Aynı yıllarda ülkenin kuzeydoğusunda, Isan'da, Ajahn Mun (1870–1949) adında bir keşiş, öğrencileriyle ormanda gezerek meditasyon yapıyordu. Mun, Thammayut çizgisindendi, ama köylerde yaşayan yerel keşişlerin uygulamalarından da besleniyordu. Ondan çıkan öğrenciler, en tanınanı Ajahn Chah, bugün dünyaya yayılmış bir orman manastırları ağı kurdu.
Kamala Tiyavanich, Ajahn Mun, Ajahn Chah ve başka orman keşişlerinin hayat hikâyelerini, röportajlardan, biyografilerden ve arşiv belgelerinden toplar. Kitap, Tay Budizmi'ni devlet merkezli bir yapı olarak gören kalıbı sorgular: merkezileşme döneminde gezici keşişler çoğu zaman yerel otoritelerin şüphesiyle karşılaşmış, yerleşik bir tapınağa kaydolmaya zorlanmış ve resmî düzenin dışında kalmıştır.
Burada karşıt üretimi görünür. Orman keşişleri, merkezî düzenin sınavlarına, unvanlarına ve kentteki tapınaklarına karşı ormanın sadeliğini ve meditasyonun doğrudanlığını koydu. Kendilerini Buddha'nın zamanındaki keşişlerin sahici mirasçıları olarak gördüler. Uygulamaları gerçekten erken metinlerde vardı: disiplin kurallarında yeni atanan bir keşişe söylenen dört temel dayanaktan biri, bir ağacın dibinde kalmaktır. Ama "orman geleneği" adıyla tanımlı bir hat ve bir öğrenci ağı, merkezin kurulmasından sonra doğdu.
Sonra hikâye beklenmedik bir yöne döndü. Merkez, kendi ürettiği karşıtı zamanla içine aldı. Orman keşişlerine resmî unvanlar verildi, tapınakları büyük bağışlar ve ziyaretçiler aldı, hat bir ulusal prestij kaynağı oldu. Bir alternatif başarılı olduğunda çoğu zaman dışlanmaz, soğurulur. Bunun bir bedeli de vardır: büyük bağış alan bir orman tapınağında sadelik bir tercih olmaktan çıkıp bir görüntüye dönüşebilir; bu eleştiriyi geleneğin içinden sesler de dile getirir.
Usta katmanı
Orman keşişlerinin ünü bir piyasa da doğurdu.
Antropolog Stanley Tambiah, ülkenin kenar bölgelerinde ormanda uygulama yapan meditasyon ustalarının, aziz olarak tanındıktan sonra ülke çapında bir muska kültünün merkezine dönüştüğünü gösterir. Bir ustanın kutsadığı muskalar, onun karizmasını ormandan kente, köylüden generale ve iş insanına taşır.
Tambiah'ın gösterdiği paradoks çarpıcıdır: dünyadan en uzak duran keşiş, en çok alınıp satılan nesnenin kaynağı olur. Doğu Asya ritüeli dersinde çizdiğin sınır burada da geçerli: bu ders muskaların edinildiğini ve alınıp satıldığını kaydeder, etki ürettiklerine dair bir iddia kurmaz. Piyasanın ölçeği ve ticari boyutu, gelenek içinde de eleştirilir.
Aynı yüzyılda başka bir keşiş, Buddhadāsa (1906–1993), güneyde kurduğu orman merkezinde tam ters yönde bir öneri geliştirdi. Ona göre öğretinin iki dili vardı: gündelik insan dili ve öğretinin dili. Yeniden doğuş gibi kavramlar, insan dilinde bir bedenden bir bedene geçişi, öğretinin dilinde ise bir "ben" duygusunun her an yeniden doğuşunu anlatıyordu. Bağımlı ortaya çıkış dersinde onun zinciri gündelik deneyimde okuyan yorumunu görmüştün. Öneri, geleneğin içinde hem güçlü destek hem sert itiraz buldu: itiraz edenlere göre bu okuma, kanonda açıkça bulunan bir öğretiyi bir metafora indirger. Tayland'ın orman geleneği, aynı yüzyılda hem muska kültünü hem de onun tam karşıtı olan akılcı bir yorumu besledi.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlış"Orman geleneği Buddha'nın döneminden kesintisiz gelen bir hattır."
Ormanda uygulama eskidir; ama tanımlı bir hat ve kimlik olarak orman geleneği, yirminci yüzyılda merkezileşme reformuyla ilişkisi içinde biçimlendi.
Yaygın yanlış"Orman keşişleri kurumsal yapıdan hep bağımsız kaldı."
Zamanla resmî unvanlar, büyük bağışlar ve ulusal prestij aldılar; ilişki gerilimden kabule döndü.
Yaygın yanlış"Budizm'deki akılcı yorum tamamen Batı etkisidir."
Mongkut'un reformu ve Buddhadāsa'nın okuması, bölgenin içinden gelen dinamiklerin de payı olduğunu gösterir.
Uygulama
Kilit özet
- Khruba Srivichai 1920'de, 1902 Saṅgha Yasası'nın gerektirdiği izni almadan keşiş atadığı için Bangkok'ta sorgulandı.
- Mongkut yirmi yedi yıl keşiş olarak yaşadı, 1830'larda metin temelli Thammayut topluluğunu kurdu ve 1851'de kral oldu.
- 1902 yasası bütün keşişleri tek bir hiyerarşiye bağladı; sınav, unvan ve atama standartlaştı ve dışarıda kalanlar tanımlı bir grup oldu.
- Tiyavanich'e göre Ajahn Mun'un gezici keşişleri merkezin şüphesiyle karşılaştı; orman geleneği zamanla merkeze soğuruldu ve ulusal prestij kazandı.
- Tambiah'a göre orman azizleri bir muska kültünün merkezine dönüştü; Buddhadāsa ise öğretiyi "iki dil" ayrımıyla akılcı bir yönde yorumladı.
Bir merkez kurulduğunda, dışarıda kalan da bir ad kazanır.
Sonraki derse köprü
Sonraki derste Kamboçya ve Laos'a geçeceksin. İlk görüntü, yüzyıllar içinde önce bir tanrıya adanmış, sonra Budist figürlerle donatılmış, sonra başka bir Budist geleneğin yerleştiği bir tapınak olacak: aynı taşta farklı din hayatları. İkinci görüntü daha zordur: yirminci yüzyılda birkaç yıl içinde bir ülkede manastır düzeninin fiilen sona ermesi ve sonra yeniden kurulması. Soracağın soru şudur: yeniden kurulan şey aynı düzen midir, ve bir geleneğin sürekliliği neyle ölçülür?