Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Platform Söylemi'ndeki ayna şiirleri Chan'ın kuruluş sahnesidir; Dunhuang sürümünde Huineng'in şiiri "Buddha-doğası her zaman arıdır" der, "baştan beri tek bir şey yoktur" dizesi sonradan gelir.
- Chan'ın dört cümlelik öz tanımı, yazılara dayanmayan bir aktarımı anlatır; ama gelenek büyük bir yazı külliyatı üretmiştir ve öz tanım bir vurgudur.
- Shenhui'nin 732'deki toplantısı, Güney ile Kuzey ayrımını ve ani ile kademeli karşıtlığını kurmada belirleyici oldu.
- Kapısız Geçit'in ilk vakası, Zhaozhou'nun "yok" cevabı, düşünen zihnin sınırına götüren bir kapı olarak kullanılır.
- Dahui ile Hongzhi arasındaki tartışma Rinzai ve Sōtō'ya uzanır; Dahui'nin hocasının kōan kitabının kalıplarını yakması, geleneğin kendi gerilimini gördüğünü gösterir.
Açılış sahnesi
Yedinci yüzyıl, Çin'in güneyinde bir manastır. Yaşlı usta Hongren, yerine geçecek öğrenciyi seçmek ister ve bir sınav koyar: her öğrenci zihnin doğasını anlatan bir şiir yazacak. Manastırın en saygın öğrencisi Shenxiu, geceleyin bir koridor duvarına şiirini yazar: beden uyanış ağacıdır, zihin parlak bir ayna sehpası gibidir; onu her an özenle sil, toz birikmesine izin verme. Herkes hayranlıkla okur.
Mutfakta pirinç döven, okuma yazma bilmeyen genç bir işçi, Huineng, şiiri birine okutur. Sonra kendi şiirini birine yazdırır: uyanışın ağacı yoktur, parlak aynanın da sehpası yoktur; Buddha-doğası her zaman arı ve temizdir, toz nereye birikecek? Hongren gece Huineng'i odasına çağırır, ona soyun cüppesini verir ve onu gizlice manastırdan uzaklaştırır.
Söylemin Dunhuang'da bulunan en eski sürümünde Shenxiu'nun şiiri zihni sürekli silinmesi gereken bir aynaya benzetir. Huineng'in cevabı aynanın da sehpanın da olmadığını ve Buddha-doğasının her zaman arı olduğunu söyler. Sonraki yüzyılların sürümlerinde Huineng'in şiiri değiştirilir ve en ünlü dizesi "baştan beri tek bir şey yoktur" hâlini alır.
Chan geleneği, Japonya'da Zen adıyla anılan gelenek, bu hikâyeyi kendi kuruluş sahnesi olarak anlatır: kademeli bir arınma ile ani bir kavrayış arasındaki fark. Hint–Tibet aktarımı dersinde, Samye'de Kamalaśīla ile Çinli bir Chan ustası arasında aynı soru üzerine yapılan tartışmayı görmüştün. Ama bu sahnenin kendisinin bir tarihi de vardır: şiir sürümden sürüme değişir ve hikâyenin anlattığı rekabet, yüzyıllar sonra yazılmış bir kaydın ürünüdür. Chan, kendini yazılara dayanmayan bir aktarım olarak anlatır; ama bunu bir yazılı metinle, bir söylemle yapar. Bir geleneğin kendini nasıl anlattığı ile ne yaptığı arasındaki farkı nasıl okumalı?
Bu derste ne olacak
Önce bir caz müzisyeniyle kendini anlatma ile yapma arasındaki farkı göreceksin. Sonra Chan'ın dört cümlelik öz tanımını ve onun tarihini okuyacaksın. Ardından ayna şiirlerinin arkasındaki gerçek rekabeti ve Dunhuang'daki buluntuların Chan tarihini nasıl değiştirdiğini göreceksin. Sonra kōan çalışmasını ve en ünlü kōan'ı tanıyacaksın. En sonda iki uygulama yolu arasındaki bir tartışmayı ve bir ustanın kendi hocasının kitabını neden yaktığını tartacaksın.
Sıfır noktası
Bir caz müzisyeniyle konuşuyorsun. "Ben nota okumam," der, "müzik kâğıttan değil, içten gelir; sahneye çıkarım ve o an ne gelirse onu çalarım." Sonra ona nasıl öğrendiğini sorarsın. Yıllarca yüzlerce standart parçayı ezberlediğini, ustaların kayıtlarını dinleyip notası notasına kopyaladığını, her gün saatlerce gamlar çalıştığını anlatır. Söylediği iki şey çelişir mi? Hayır. "İçten gelir" cümlesi, müziğin bir ezber gösterisi olmaması gerektiğini söyler; ama o anlık doğaçlama, yılların çalışmasının üzerinde durur.
Benzetmenin kırıldığı yer şudur. Caz müzisyeninin sözü kişiseldir ve kimse onu bir tarih iddiası olarak okumaz. Chan'ın öz tanımı ise bir soy iddiası taşır: uyanmış olandan başlayıp kesintisiz bir ustalar zinciriyle bugüne gelen, yazıya değil zihinden zihne aktarılan bir öğreti. Bu iddia, tarihsel olarak sınanabilir bir iddia gibi görünür ve sınandığında karmaşıklaşır.
Mekanizma
Dört cümle ve bir kütüphane
Chan kendini dört cümleyle tanımlar: yazılara dayanmayan özel bir aktarım; sözcüklerin ve harflerin dışında; doğrudan insanın zihnine işaret etme; kendi doğasını görerek uyanma. Gelenek bu dört cümleyi, geleneği Çin'e getirdiğine inanılan Hintli usta Bodhidharma'ya bağlar. Ama dört cümlenin bir arada ve bir slogan olarak anılması, Song döneminde, Bodhidharma'dan yüzyıllar sonra yerleşmiştir.
Aynı gelenek, Doğu Asya'nın en büyük yazı külliyatlarından birini üretti. 1004'te derlenen "Lambanın Aktarımı Kaydı", yüzlerce ustanın hayatını, sözlerini ve öğrencileriyle karşılaşmalarını bir soy ağacı hâlinde toplar. Ardından ustaların konuşma kayıtları, şiir antolojileri, manastır kuralları ve kōan derlemeleri gelir. "Sözcüklerin dışında" diyen bir gelenek, sözcüklerle dolu raflar bırakmıştır.
Bu bir çelişki değildir, bir vurgudur. Dört cümle, metin bilgisinin kendi başına uyanış getirmeyeceğini, zihnin doğasının doğrudan görülmesi gerektiğini söyler. Tiantai ve Huayan derslerinde gördüğün büyük şerh ve sınıflandırma kültürünün karşısında bir duruştur. Ama bu duruş da metinlerle, anlatılarla ve soy kayıtlarıyla kurulur.
Kaynaklardan okuma
Ayna şiirlerinin arkasında
Yirminci yüzyılın başında Dunhuang'daki mühürlü mağarada bulunan el yazmaları, Chan'ın erken tarihini baştan yazdırdı. Çinli bilgin Hu Shi ve başka araştırmacılar, bu el yazmaları arasında, sonraki geleneğin unuttuğu ya da değiştirdiği metinleri buldu. Bu metinler, ayna şiirleri hikâyesinin arkasında bir rekabet olduğunu gösterdi.
Sekizinci yüzyılda Huineng'in öğrencisi olduğunu söyleyen Shenhui, 732'de Huatai'de düzenlenen büyük bir toplantıda, başkentte çok saygın olan Shenxiu'nun öğrencilerini açıkça eleştirdi. Onları gerçek soyun bir yan kolu olmakla ve kademeli bir yol öğretmekle suçladı; gerçek soyun ani kavrayışı öğreten Huineng'den geçtiğini ileri sürdü. "Güney" ve "Kuzey" okulları arasındaki ayrım, büyük ölçüde bu kampanyanın ürünüdür. Araştırmacılara göre Shenxiu çizgisinden kalan metinler, onların Shenhui'nin anlattığı gibi basit bir kademeli yol savunmadığını gösterir.
Chan tarihçisi John McRae, Chan çalışmaları için yarı şakacı birkaç kural önerir. Birincisi şudur: doğru değil, bu yüzden daha önemli. Chan'ın soy anlatıları ve karşılaşma hikâyeleri tarihsel olarak çoğu zaman doğrulanamaz; ama bu anlatılar, onları üreten geleneğin kendini nasıl anladığını gösterdikleri için, "gerçekten oldu mu?" sorusundan daha önemli bir şey söyler.
McRae'nin kuralı, önceki seviyede Hint–Tibet aktarımı dersinde kurduğun "kaydı tutanın konumu" sorusunun bir akrabasıdır. Ayna şiirleri hikâyesi bir olayın kaydı olarak zayıftır; ama Chan'ın ani kavrayışı nasıl merkeze aldığını anlatan bir belge olarak güçlüdür.
Köpeğin doğası
Song döneminde Chan'ın en ayırt edici uygulaması gelişti: kōan, Çincede gong'an. Kōan, eski ustaların öğrencileriyle karşılaşmalarından alınan kısa bir sahne ya da bir sözdür. Öğrenci onun üzerinde yoğunlaşır; kōan mantıkla çözülecek bir bilmece değil, düşünen zihnin sınırına götüren bir kapıdır.
Bir keşiş Tang dönemi ustası Zhaozhou'ya sorar: bir köpeğin Buddha-doğası var mı? Zhaozhou cevap verir: wu, yani "yok". Wumen Huikai, derlediği kırk sekiz vakalık kitabın başına bu karşılaşmayı koyar ve öğrencilere bu tek sözcük üzerinde bütün bedenleri ve zihinleriyle yoğunlaşmalarını öğütler; kendisi de bu sözcükle altı yıl çalışmıştır.
Soru, Buddha-doğası dersinde gördüğün öğretiye dayanır: Nirvāṇa söylemine göre her canlının Buddha-doğası vardır. Öyleyse cevap "evet" olmalıdır. Zhaozhou "yok" der. Kōan'ın işlevi, öğrencinin bu çelişkiyi mantıkla çözememesi ve düşünme alışkanlığının kendisinin tükenmesidir. "Yok", bir cevap değil, bir kapıdır. Wumen'in kitabının adı da bunu söyler: kapısız bir geçit.
Usta katmanı
Chan'ın iki büyük uygulama yolu, on ikinci yüzyılda keskin bir tartışmaya girdi. Linji çizgisinden Dahui Zonggao, kōan'ın tek bir anahtar sözcüğü üzerinde yoğun bir soruşturmayı savundu. Caodong çizgisinden Hongzhi Zhengjue ise "sessiz aydınlanma"yı öğretti: hiçbir şeye tutunmadan, bilen ama dokunmayan bir oturuş. Dahui sessiz oturuşu uyuşuk bir boşlukta beklemekle eleştirdi; Hongzhi'nin geleneği ise kōan'ların bir zihin oyununa dönüşebileceği uyarısını dile getirdi. İki yol, Japonya'da Rinzai ve Sōtō olarak sürdü.
Dahui'nin kendisi de kōan'ların tehlikesini görmüştü. Gelenek, hocası Yuanwu'nun büyük kōan şerhi Mavi Kaya Kaydı'nın öğrenciler arasında bir edebiyat kitabı gibi okunmaya başladığını, ezberlenen hazır cevapların uygulamanın yerini aldığını görünce, kitabın baskı kalıplarını yaktığını anlatır. Kitap yaklaşık iki yüzyıl dolaşımdan kalktı. Bir kōan geleneğinin ustası, kendi hocasının kōan kitabını, kōan'ların bir kitaba dönüşmesini önlemek için yakar. Chan'ın kendini anlatışı ile pratiği arasındaki gerilim, geleneğin içinde de fark edilmiştir.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlış"Chan metinleri ve okumayı reddeder."
Chan kendini yazılara dayanmayan bir aktarım olarak tanımlar, ama Doğu Asya'nın en büyük yazı külliyatlarından birini üretmiştir; öz tanım bir reddedişten çok bir vurgudur.
Yaygın yanlış"Ayna şiirleri hikâyesi Huineng'in hayatından doğrudan bir kayıttır."
Hikâye sürümden sürüme değişir ve Güney ile Kuzey okulları arasındaki rekabeti anlatan sonraki bir kurgunun izlerini taşır; Dunhuang el yazmaları bu gelişimi gösterir.
Yaygın yanlış"Kōan'lar mantıksal bilmecelerdir ve doğru bir cevapları vardır."
Kōan mantıkla çözülmek için değil, düşünen zihnin sınırına götürmek için kullanılır; Dahui bile hazır cevapların uygulamanın yerini almasından korkmuştur.
Uygulama
Kilit özet
- Platform Söylemi'ndeki ayna şiirleri Chan'ın kuruluş sahnesidir; Dunhuang sürümünde Huineng'in şiiri "Buddha-doğası her zaman arıdır" der, "baştan beri tek bir şey yoktur" dizesi sonradan gelir.
- Chan'ın dört cümlelik öz tanımı, yazılara dayanmayan bir aktarımı anlatır; ama gelenek büyük bir yazı külliyatı üretmiştir ve öz tanım bir vurgudur.
- Shenhui'nin 732'deki toplantısı, Güney ile Kuzey ayrımını ve ani ile kademeli karşıtlığını kurmada belirleyici oldu.
- Kapısız Geçit'in ilk vakası, Zhaozhou'nun "yok" cevabı, düşünen zihnin sınırına götüren bir kapı olarak kullanılır.
- Dahui ile Hongzhi arasındaki tartışma Rinzai ve Sōtō'ya uzanır; Dahui'nin hocasının kōan kitabının kalıplarını yakması, geleneğin kendi gerilimini gördüğünü gösterir.
Doğru değil, bu yüzden daha önemli.
Sonraki derse köprü
Chan kapasiteyi insanın kendi içinde buluyordu: kendi doğanı gör ve uyan. Sonraki derste yanına görünürde tam karşıt bir öğretiyi koyacaksın: kendi çabanla varamazsın, bir söz verilmiştir, o söze güven. Ama Doğu Asya'nın manastırlarında yüzyıllar boyunca aynı uygulayıcı sabah oturup akşam Amitābha'nın adını anmıştır. İki görünürde karşıt öğretinin nasıl birleşebildiğini ve bu birleşmede hangi tarafın konumunu değiştirdiğini soracaksın.