İçeriğe geç

Ders 12.10 · Seviye 12

Doğu Asya ritüel ve kültürü

1.574 kelime · 4 birincil kaynak pasajı · yaklaşık 7 dakika okuma · seslendirme 10 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Yulanpen söyleminde Maudgalyāyana annesini keşişler topluluğuna sunu yaparak kurtarır; 538'de İmparator Wu'nun töreniyle başlayan bayram bugün Doğu Asya'nın ölüler bayramıdır.
  2. Liyakatın ölülere adanması eylemin yapana ait olduğu ilkesiyle gerilim taşır; Theravāda cevabı, ölünün bağışa sevinerek kendi birikimini üretmesidir.
  3. Schopen'ın okuduğu Hint yazıtları, anne babaya liyakat adamanın Çin'de sonradan doğmuş bir uyarlama değil, Hindistan'da zaten var olan bir pratik olduğunu gösterir.
  4. Chün-fang Yü'ye göre Avalokiteśvara, Çin'de Song döneminden itibaren kadın biçimli Guanyin'e dönüştü; Miaoshan efsanesi bu dönüşümün en bilinen anlatısıdır.
  5. McMahan'ın Budist modernizmi ritüeli geri plana itti; bu seri de metin yanlılığı taşır ve düzeltme her yerde aynıdır: anlatıyı değil, yapılanı ölç.

Açılış sahnesi

538 yılı, Güney Çin. Liang hanedanının imparatoru Wu, başkentteki büyük bir tapınakta, yedinci ayın on beşinci gününde, keşişlere kaplar dolusu yiyecek sunar. Sonraki yüzyıllarda yazılan Budist kronikler bunu, Çin'de bir imparatorun düzenlediği ilk "Yulanpen" töreni olarak kaydeder. Tören, ölmüş ataların ve aç ruhların yararına yapılır. Bugün aynı gün, yedinci ayın on beşi, Çin'den Vietnam'a, Kore'den Japonya'ya kadar ölülerin anıldığı bir bayramdır.

Söylemde Buddha'nın öğrencisi Maudgalyāyana, doğaüstü görüşüyle ölmüş annesinin aç bir ruh olarak yeniden doğduğunu görür. Ona yiyecek götürür, ama yiyecek annesinin ağzına ulaşmadan ateşe dönüşür. Buddha ona, tek başına bu işi yapamayacağını söyler: yağmur mevsimi inzivasının bittiği gün, yedinci ayın on beşinde, bütün keşişler topluluğuna sunu yapılmalıdır. Topluluğun gücüyle anne kurtulur.

Çin'de oluşturulan veya kökeni tartışmalı metinler dersinde bu söylemin kökeninin tartışmalı olduğunu ve Doğu Asya ritüeli dersinde ona döneceğini okumuştun. İşte o ders. Bu seviyede okullar, öğretiler, kurucular ve krizler gördün. Ama Doğu Asya'da yaşayan bir insanın Budizm'le en sık kurduğu ilişki bunların hiçbiri olmayabilir. Belirli günlerde tapınağa gider, tütsü yakar, ölmüş yakınları için bir tören yaptırır. Meditasyon yapmıyor, sūtra okumuyor olabilir. Bu ders o insana bakıyor ve bir soru soruyor: bir müfredat onu neden çoğu zaman dışarıda bırakır?

Bu derste ne olacak

Önce yemek kitapları ile ev sofraları arasındaki farkla bir yanlılık türünü tanıyacaksın. Sonra liyakatın ölülere aktarılmasını ve bunun öğretiyle gerilimini göreceksin. Ardından Yulanpen bayramının bir kültürel gerilimi nasıl çözdüğünü okuyacaksın. Sonra Doğu Asya'nın en sevilen figürünün, Guanyin'in, nasıl dönüştüğünü göreceksin. En sonda modern Budizm sunumlarının ritüeli neden geri plana ittiğini ve bu serinin kendisinin bu yanlılığı nasıl taşıdığını göreceksin.

Sıfır noktası

Bir ülkenin mutfağını öğrenmek istiyorsun ve kitapçıya gidiyorsun. Raflar yemek kitaplarıyla doludur: ünlü şeflerin tarifleri, saray mutfağının yemekleri, bayram sofraları. Kitapları okuyarak o ülkenin insanlarının her gün böyle yemekler yediğini sanabilirsin. Oysa bir evin gündelik sofrası çoğu zaman hiçbir kitapta yoktur: dünden kalan yemek, bir çorba, ekmek. Kitaplar yazılabilen ve satılabilen şeyi kaydeder; gündelik sofra, yazılmadığı için görünmez kalır.

Benzetmenin kırıldığı yer şudur. Mutfakta kitap ile sofra birbirinden ayrıdır. Budizm'de ise ritüelin kendisi de metinlerle yapılır: tören kitapları, adanma formülleri, ölüler için okunan metinler. Yanlılık metin ile pratik arasında değil, hangi metinlerin okunduğu arasındadır. Felsefi incelemeler çevrilir ve incelenir; tören kitapları ise çoğu zaman rafta kalır.

Mekanizma

Liyakat ölülere gidebilir mi?

Doğu Asya ritüel hayatının merkezinde bir kavram vardır: liyakat. Bağış, ahlaklı davranış ve uygulama olumlu bir birikim üretir. Ritüelin ikinci adımı ise daha şaşırtıcıdır: bu birikim ölmüş yakınlara ya da bütün varlıklara adanabilir. Hemen her Doğu Asya töreni, bir adanma formülüyle biter.

Burada öğretisel bir sorun görünür. Eylem ve sonuç ilişkisi, eylemi yapana bağlıdır. Dhammapada'nın bir dizesi bunu açıkça söyler: kötülüğü insan kendisi yapar ve kendisi kirlenir; kimse bir başkasını arındıramaz. Öyleyse bir birikim başkasına nasıl geçer? Theravāda şerhlerinde yaygın bir cevap şudur: ölü, kendisi için yapılan bağışı görüp ona sevinir, ve bu sevinç onun kendi olumlu zihin hâlidir. Birikim aktarılmaz; sevinç yoluyla yeniden üretilir. Bu cevap gerilimi azaltır, ama tamamen kaldırmaz; gelenek içinde de tartışılmıştır. Küçük Koleksiyon dersinde, akrabaları için yapılan sunuyu duvarların dışında bekleyen ölüleri anlatan metni görmüştün. Uygulama öğretisel çözümü beklemedi; tören yüzyıllarca yapıldı, tartışma yan yana sürdü.

Schopen, Hindistan'daki Budist bağış yazıtlarını inceler ve keşişlerin, rahibelerin ve sıradan bağışçıların bağışlarını sıklıkla ölmüş ya da yaşayan anne babalarının yararına adadığını gösterir. Buna göre ana babaya adanan liyakat Hint Budizmi'nde, erken metinlerde güçlü bir dayanak bulmasa da, kanıtlanabilir bir pratiktir; bu pratiği yalnızca sıradan insanlar değil, eğitimli keşişler de sürdürmüştür.

Bu kutu yaygın bir anlatıyı tersine çevirir. Anlatıya göre ana babaya adanan tören, Budizm'in Çin'e gelince Konfüçyüsçü değerlere uyarlanmasının, "Çinlileşmesinin" bir ürünüdür. Schopen'ın yazıtları ise bu pratiğin Hindistan'da zaten var olduğunu gösterir. Metinlerden bakan biri onu bir yabancı unsur sanır; taşlardan bakan biri onu eski bir alışkanlık olarak görür.

Yaygın yanlış"Ölüler için liyakat adamak, Budizm'e Çin'de sonradan giren bir halk âdetidir."
Doğrusu

Hint yazıtları, keşişlerin ve sıradan bağışçıların bağışlarını anne babaları için adadığını gösterir; pratik eskidir.

Bir gerilimi çözen bayram

Budizm Çin'e geldiğinde, Çin'e aktarım dersinde gördüğün gibi, en keskin itirazlardan biri aileyle ilgiliydi: keşişler evlenmiyor, soy sürdürmüyor, anne babalarını bırakıyordu. Yulanpen söylemi bu itiraza doğrudan cevap verir. Hikâyenin kahramanı bir keşiştir ve annesini kurtarır; ama bunu tek başına değil, keşişler topluluğuna sunu yaparak başarır. Keşişlik, aileyi terk etmek değil, ataları kurtarmanın en güçlü yolu olarak sunulur. Bayram, bir kültürel gerilimi bir takvime çevirir.

Bayram yüzyıllar içinde büyüdü. Maudgalyāyana'nın annesini cehennemlerde aradığı hikâye, halk anlatılarında, tiyatroda ve resimlerde genişledi. Japonya'da aynı günler Obon olarak kutlanır; aileler ölülerini eve davet eder ve onları fenerlerle geri uğurlar. Japon gelenekleri dersinde tapınakların Edo döneminde aile kayıtlarına ve cenaze hizmetine bağlandığını, Kore dersinde de kısıtlama yüzyıllarında anma törenlerinin geleneği ayakta tuttuğunu görmüştün. Ölüler için yapılan hizmet, metinlerin çevresinde değil, Doğu Asya Budizmi'nin tam merkezindedir.

Kaynaklardan okuma

Guanyin'in dönüşümü

Doğu Asya'da hiçbir Budist figür Guanyin kadar sevilmez. Lotus Sūtrası dersinde, yirmi beşinci bölümün yardım isteyene koşan Avalokiteśvara'yı anlattığını ve Çin'de ayrı bir metin olarak dolaşıma girdiğini görmüştün. Bölüm, bu bodhisattvanın kurtaracağı kişiye göre farklı biçimlerde, bir kadın biçiminde de, görünebileceğini söyler.

Chün-fang Yü, Hindistan'da erkek olarak tasvir edilen Avalokiteśvara'nın Çin'de nasıl kadın biçimli bir evrensel kurtarıcıya dönüştüğünü inceler. Dönüşümü sūtralardan, mucize hikâyelerinden, hac yerlerinden, tapınak kayıtlarından ve değişen tasvirlerden izler. Yü'ye göre figür, Song döneminden itibaren giderek kadın olarak tasvir edilir ve algılanır; bu dönüşümde yerel efsaneler ve Çin'de biçimlenmiş tasvir türleri belirleyici rol oynar.

Bu efsanelerin en bilineni Prenses Miaoshan'ın hikâyesidir. Bir kral kızının evlenmesini ister; Miaoshan reddeder ve bir manastıra kaçar. Kral ağır hastalandığında, onu yalnızca öfkesiz bir insanın gözleri ve kolları iyileştirebilecektir. Miaoshan gözlerini ve kollarını verir, sonra bin gözlü ve bin kollu Guanyin olarak görünür. Efsanede Yulanpen'deki gerilim bir kez daha çözülür: evlenmeyen bir kız, en yüce evlat fedakârlığını yapar. Bugün Doğu Asya tapınaklarında Guanyin önündeki mumlar ve tütsüler, çoğu zaman Buddha'nın önündekilerden daha kalabalıktır. "Budizm'de tapınma yoktur" cümlesi bir metin okumasından çıkar; tapınaklara bakmaz.

Tapınak hayatının bir bölümü de koruma ve iyi sonuç talebine ayrılır: sınav öncesi bir dilek levhası, yolculuk için bir muska, hastalıkta bir tören. Bu ders bu pratiklerin yapıldığını kaydeder; etki ürettiklerine dair bir iddia kurmaz, onları "batıl" diye etiketlemez de. Etki iddiası da batıl hükmü de bir ölçüm değildir. Ama bir sınır açıktır: sağlık sorunlarında hiçbir tören tıbbi tedavinin yerine geçmez.

Usta katmanı

Şimdi açılış sorusuna geliyoruz: müfredatlar ritüeli neden dışarıda bırakır?

McMahan, on dokuzuncu yüzyıldan itibaren Asyalı reformcular ile Batılı ilgililerin birlikte, bilim, akılcılık, psikoloji ve bireycilikle konuşan yeni bir Budizm biçimi ürettiğini savunur. Bu biçim meditasyonu, akılcılığı ve etiği öne çıkarır; ritüeli, kozmolojiyi ve bağlılığı geri plana iter. Meditasyon, geleneğin geri kalanından ayrılarak kişisel bir araca dönüşür.

Ritüelin müfredattan düşmesinin üç nedeni vardır. Birincisi sıfır noktasındaki kaynak asimetrisidir: felsefe metinleri çevrilir, tören kitapları rafta kalır. İkincisi McMahan'ın gösterdiği sunum tercihidir: modern okura akılcı ve bireysel görünen boyut öne çıkarılır. Üçüncüsü beklentidir: Budizm'e yönelen modern okur çoğu zaman bir felsefe ya da bir zihin eğitimi arar, ve müfredat o talebe göre biçimlenir. Bir müfredat okurunun beklentisine göre yazılırsa, geleneği değil, beklentiyi anlatır.

Bu serinin kendisi de bu yanlılığı taşır. Buraya kadar yazılan yüz yirmiden fazla dersin büyük çoğunluğu metin, öğreti ve tarih üzerinedir. Tek bir ders bu dengesizliği düzeltmez; ama onu kaydetmek, okura neye bakmadığını söyler. Bu seviye boyunca aynı kalıbı üç kez gördün: Chan'ın kendini anlatışı ile pratiği arasındaki farkta, Japonya'nın "yeni Budizm" tarihyazımında ve şimdi müfredatın kendisinde. Üçünde de düzeltme aynıdır: anlatıyı değil, yapılanı ölç.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlış"Tipik bir Budist, düzenli meditasyon yapan kişidir."
Doğrusu

Doğu Asya'da uygulayıcıların büyük çoğunluğunun pratiği bağlılık, tören ve ölüleri anmadır; düzenli meditasyon azınlığın uygulamasıdır.

Yaygın yanlış"Ritüel Budizm'in kültürel kabuğudur, özü meditasyondur."
Doğrusu

Bu ayrım modern bir sunum tercihidir; tören metinleri öğretisel formüller taşır ve uygulayıcılara bakıldığında merkez ile kabuk yer değiştirir.

Yaygın yanlış"Bu ders ritüeli savunuyor."
Doğrusu

Ders bir savunma değil, bir ölçüm düzeltmesidir; hiçbir pratiğin etkisi hakkında iddia kurmaz.

Uygulama

Kilit özet

  1. Yulanpen söyleminde Maudgalyāyana annesini keşişler topluluğuna sunu yaparak kurtarır; 538'de İmparator Wu'nun töreniyle başlayan bayram bugün Doğu Asya'nın ölüler bayramıdır.
  2. Liyakatın ölülere adanması eylemin yapana ait olduğu ilkesiyle gerilim taşır; Theravāda cevabı, ölünün bağışa sevinerek kendi birikimini üretmesidir.
  3. Schopen'ın okuduğu Hint yazıtları, anne babaya liyakat adamanın Çin'de sonradan doğmuş bir uyarlama değil, Hindistan'da zaten var olan bir pratik olduğunu gösterir.
  4. Chün-fang Yü'ye göre Avalokiteśvara, Çin'de Song döneminden itibaren kadın biçimli Guanyin'e dönüştü; Miaoshan efsanesi bu dönüşümün en bilinen anlatısıdır.
  5. McMahan'ın Budist modernizmi ritüeli geri plana itti; bu seri de metin yanlılığı taşır ve düzeltme her yerde aynıdır: anlatıyı değil, yapılanı ölç.
Kitaplar yazılabilen şeyi kaydeder; gündelik sofra, yazılmadığı için görünmez kalır.

Sonraki derse köprü

Bu seviyeyle Doğu Asya'yı bitirdin. Sonraki seviyede güneye, Theravāda dünyasına geçeceksin ve ilk durak Sri Lanka olacak. Theravāda için en sık kullanılan tanım şudur: en eski, değişmeden kalmış Budizm. Sonraki derste bu tanımı sınayacaksın. Bugün Theravāda diye bilinen gelenek, bir adada yüzyıllarca rekabet eden birkaç büyük manastırdan yalnızca birinin çizgisidir; öbürlerinin literatürü büyük ölçüde kayıptır. Soracağın soru bu dersin sorusunun devamıdır: elimizde kalan kayıt, kimin kaydıdır?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Açılış sahnesinde bir tapınak avlusunda kaplar dolusu yiyecek dizilsin; ardından sahne bugüne geçsin ve farklı ülkelerde aynı gece yakılan fenerler bir haritada tek tek yansın. Yulanpen kutusunda bir keşiş bir kâse uzatsın; kâsedeki yiyecek alevlere dönüşsün, sonra bir keşiş topluluğunun ortasında alevler sönsün.

Sıfır noktasında bir kitapçı rafı ile bir ev mutfağı ekranın iki yarısında gösterilsin; kırılma anında raftaki kitaplardan biri açılsın ve içinden bir tören metni çıksın. Schopen kutusunda bir taş yazıt gösterilsin; üzerindeki satırlar tek tek aydınlansın.

Guanyin bölümünde bir heykel yavaşça dönsün ve biçimi yüzyıllar içinde değişsin; Miaoshan efsanesi bir halk resmi üslubunda, kanlı ayrıntı olmadan anlatılsın. Usta katmanında bu serinin ders listesi bir ekran olarak gösterilsin ve metin ile öğreti derslerinin çokluğu renklerle belirginleşsin.

Seslendirme tonu sıcak ve gözlemci olsun. Ritüeller ne küçümsensin ne yüceltilsin; sağlık sınırı cümlesi yavaş ve açık okunsun.

Müfredat kapsamı — 12.10

  • Atalara saygı
  • Cenaze Budizmi
  • Hayalet festivali
  • Sūtra kopyalama
  • Tövbe ritüelleri
  • Tapınak ekonomisi
  • Vejetaryenlik
  • Sanat, kaligrafi, şiir ve çay