Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- İmparator Ming'in rüyası bir kuruluş efsanesidir; aynı imparatorun 65 tarihli fermanı ise Çin'de Budizm'in en eski sağlam kaydıdır.
- Budizm Çin'e önce yerel inançların yanında bir tören olarak girdi; ilk çevirmenler An Shigao ve Lokakṣema gibi yabancılardı.
- Kavram eşleme, Budist terimleri Daoist ve Konfüçyüsçü terimlerle karşıladı; boşluk, Daoist yoklukla eşleştirilerek anlam değiştirdi.
- Kumārajīva'nın 401'de başlayan çevirileri ve Sengzhao'nun incelemeleri, Madhyamaka'nın boşluk anlayışını Daoist yokluktan ayırmaya çalıştı.
- Huiyuan'ın 404 tarihli incelemesi, keşişlerin imparatora eğilmemesi gerektiğini savundu; keşiş ile devlet arasındaki gerilim Doğu Asya'da hiç kapanmadı.
Açılış sahnesi
Birinci yüzyıl, Luoyang. Han hanedanından İmparator Ming bir gece rüyasında altın renkli, başının çevresinden ışık yayılan bir adamın sarayın üzerinde uçtuğunu görür. Sabah danışmanlarına sorar. Biri, batıda "Buddha" adlı bir bilgenin yaşadığını duyduğunu söyler. İmparator batıya elçiler gönderir. Elçiler birkaç yıl sonra, beyaz bir atın sırtına yüklenmiş metinler ve iki yabancı keşişle döner. İmparator başkentte onlar için bir tapınak yaptırır ve adını atın anısına Beyaz At Tapınağı koyar.
Anlatıya göre Han imparatoru Ming, rüyasında uçan altın bir adam görür, danışmanlarından bunun batıdaki Buddha olduğunu öğrenir ve elçiler gönderir. Elçiler metinler ve keşişlerle döner; imparator onlar için başkentte bir tapınak yaptırır. Araştırmacıların çoğu bu anlatıyı, olaylardan sonra oluşmuş bir kuruluş efsanesi olarak değerlendirir.
Anlatının ilginç bir yanı vardır. Aynı İmparator Ming'in, efsaneden bağımsız, gerçek bir fermanı günümüze ulaşmıştır ve o ferman, Çin'de Budizm'in en eski sağlam kaydıdır. Rüya bir efsanedir; ama rüyayı gören imparator, gerçekten de Buddha'yı anan ilk Çin belgesinin yazarıdır. Bu seviye, Budizm'in Doğu Asya'daki yolculuğunu anlatıyor: Çin, Kore, Japonya ve Vietnam. İlk ders, bir öğretinin başka bir dilde, başka bir düşünce dünyasında nasıl anlaşılabildiğini ve bu anlaşılmanın ona neye mal olduğunu soruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bir çeviri örneğiyle, köprü olarak kullanılan bir terimin nasıl kendi yükünü de taşıdığını göreceksin. Sonra Budizm'in Çin'deki en eski kaydını ve ilk çevirmenleri tanıyacaksın. Ardından Budist kavramların Daoist terimlerle eşleştirildiği erken yöntemi ve ona yöneltilen eleştiriyi okuyacaksın. Sonra büyük bir çevirmenin gelişiyle bu durumun nasıl değiştiğini göreceksin. En sonda Budizm'in Çin toplumunun temel değerleriyle nasıl çatıştığını ve bu çatışmanın bir keşiş tarafından nasıl cevaplandığını tartacaksın.
Sıfır noktası
İngilizcede "privacy" diye bir sözcük vardır: bir kişinin başkalarının müdahalesinden uzak tutulan alanı. Türkçeye çevrilirken çoğu zaman "mahremiyet" sözcüğü kullanılır. Ama "mahremiyet", Türkçede kendi çağrışımlarını taşır: aile, ev, kadın erkek ilişkileri, bir tür kutsallık ve örtünme. "Kişisel verilerin mahremiyeti" dediğinizde okur anlar; ama sözcüğün taşıdığı eski yük, yeni kavramın üzerine sessizce yerleşir. Bir kavram, onu taşıyan köprünün rengini alır.
Benzetmenin kırıldığı yer şudur. Bugün bir çevirmen, iki dili de bilen birçok kişiye danışabilir, sözlüklere bakabilir, özgün metni okuyabilir. Birinci ve ikinci yüzyıllarda Çin'de Sanskritçe ya da Orta Asya dillerini bilen çok az kişi vardı. Çeviriler çoğu zaman bir yabancı keşişin sözlü anlatımından, bir Çinli yazıcının kendi anladığı sözcüklerle yazıya geçirilmesiyle yapıldı. Köprü terimin rengi, bu yüzden yüzyıllarca fark edilmeden kaldı.
Mekanizma
En eski kayıt
65 yılında İmparator Ming, üvey kardeşi Chu prensi Liu Ying'e bir ferman gönderir. Fermanda prensin Huang-Lao öğretisinin inceliklerini okuduğu, Buddha'nın hayırlı tapınaklarına saygı gösterdiği, üç ay arınma ve oruç tuttuğu söylenir. Ferman, prensin sarayında keşişlerin ve Budist sıradan uygulayıcıların bulunduğunu da anar.
Bu kısa kayıt, Budizm'in Çin'e nasıl girdiğini gösterir. Buddha, prensin sarayında Daoist tanrılarla, ölümsüzlük arayışıyla ve Huang-Lao denen bir öğretiyle yan yana saygı görür. Tarihsel oluşum dersinde, Mahāyāna'nın Hindistan'da tek bir anda değil, farklı yerlerde yavaş yavaş belirdiğini görmüştün; Budizm Çin'e de böyle girdi: tüccarlarla, İpek Yolu'ndan gelen yabancı topluluklarla, bir öğreti olarak değil, önce yerel inançların yanında bir tören olarak.
İlk çevirmenler ikinci yüzyılın ortasında Luoyang'a geldi. Part kökenli An Shigao, meditasyon ve Abhidharma üzerine kısa metinler çevirdi. Tarihsel oluşum dersinde tanıdığın Lokakṣema ise bilgeliğin mükemmelliği söylemlerinin ilk çevirilerini ve Amitābha'yı anan en eski çevirilerden birini yaptı. İkisi de Çinli değildi; ikisi de Çinli yardımcılarla çalıştı.
Kavram eşleme
Çinli okurlar yeni kavramları, zaten bildikleri kavramlarla anlamaya çalıştı. Dördüncü yüzyılda bu yöntemin bir adı vardı: kavram eşleme, geyi. Budist bir terim, Daoist ya da Konfüçyüsçü klasiklerdeki bir terimle karşılanırdı. En önemli örnek, boşluk kavramıydı. Prajñāpāramitā ailesi dersinde gördüğün "boşluk", çoğu zaman Daoist düşüncenin "yokluk" ya da "var olmayan" anlamına gelen terimiyle karşılandı. Daoist düşüncede yokluk, her şeyin kaynağı olan bir ilkeydi; varlıktan önce gelen bir asıl.
Bu eşleme metni okunabilir kıldı, ama anlamını değiştirdi. Nāgārjuna dersinde gördüğün boşluk, bir kaynak ya da bir asıl değil, kendinden gelen doğanın yokluğuydu; boşluk bir şey üretmiyordu, hiçbir şeyin kendi başına durmadığını gösteriyordu. Dördüncü yüzyılda Çin'de birkaç ayrı Budist yorum çevresi oluştu ve bunların bir kısmı boşluğu "asıl yokluk" gibi Daoist bir ilke olarak okudu. Çin'de oluşturulan metinler dersinde, söylemleri kataloglayan keşiş Dao'an'ı görmüştün. Dao'an, kavram eşleme yönteminin öğretinin anlamını bozduğunu söyleyerek ondan vazgeçilmesini istedi.
Yaygın yanlış"Erken Çin çevirileri Budist metinleri doğru aktaramadığı için değersizdir."
Erken çeviriler kavram eşleme yüzünden anlam kaymaları taşır, ama Budizm'in Çin'de anlaşılabilmesini ve yayılmasını sağlayan ilk köprü onlardır.
Kaynaklardan okuma
Kumārajīva ve Sengzhao
401'de Orta Asyalı keşiş Kumārajīva, yıllarca süren bir tutsaklıktan sonra Chang'an'a getirildi. Hükümdar Yao Xing, onun yönetiminde yüzlerce keşişin çalıştığı büyük bir çeviri bürosu kurdu. Lotus Sūtra ve Vimalakīrti derslerinde, onun çevirilerinin Doğu Asya'da en çok okunan sürümler olduğunu görmüştün. Kumārajīva, Nāgārjuna'nın Madhyamaka eserlerini de Çinceye çevirdi ve Çinli öğrencilerine boşluğun Hint Madhyamaka'sındaki anlamını anlattı.
Öğrencilerinden Sengzhao, kavram eşlemenin yanlışını düzelten bir dizi kısa inceleme yazdı. Bunlardan biri, "Gerçek olmayanın boşluğu", önceki yorum çevrelerini tek tek ele alır ve boşluğu Daoist yokluktan ayırır: şeyler ne tümüyle vardır ne de tümüyle yoktur; koşullarla ortaya çıktıkları için gerçek değildirler, ama bu yüzden yok da değildirler. Sengzhao bunu yazarken yine Daoist klasiklerin dilini ve üslubunu kullandı; ama o dili, Madhyamaka'nın anlamını taşıyacak biçimde büktü. Köprü terim bırakılmadı; üzerindeki yük boşaltılmaya çalışıldı.
Keşiş ve imparator
Budizm Çin'in temel değerleriyle de çatıştı. Konfüçyüsçü toplum anne babaya saygıyı, soyun sürdürülmesini ve bedenin anne babadan alınmış bir emanet olarak korunmasını en yüksek erdem sayıyordu. Keşişler ise evlenmiyor, çocuk sahibi olmuyor, saçlarını kazıtıyordu. Mouzi'ye atfedilen bir eser, "Kuşkuların Giderilmesi", bu itirazları soru cevap biçiminde sıralar ve cevaplar. En keskin sorulardan biri siyasal yetkiyle ilgiliydi: keşişler de imparatorun tebaası değil miydi?
Huiyuan, 404'te yazdığı incelemede keşişlerin imparatorun önünde eğilmek zorunda olmadığını savunur. Evde yaşayan Budistler hükümdara ve anne babalarına karşı bütün yükümlülüklerini yerine getirir; ama evden ayrılan keşiş, dünyasal düzenin dışına çıkmıştır ve onun hizmeti, bütün varlıkların iyiliğine yöneliktir. Keşiş hükümdara eğilmez, ama onun öğretisi hükümdarın yönetimine de yardım eder.
Huiyuan'ın cevabı bir süre kabul gördü. Ama bu soru Doğu Asya'da hiçbir zaman tam kapanmadı. Sonraki yüzyıllarda imparatorlar keşişlerin sayısını sınırladı, manastırları denetledi, zaman zaman büyük baskılar düzenledi. Sakya dersinde bir Tibet geleneğinin bir imparatorlukla nasıl bir öğretmen ve hami ilişkisi kurduğunu görmüştün. Çin'de ilişki çoğu zaman tersine işledi: devlet dini himaye etti, ama onun üzerinde de durdu.
Usta katmanı
Bu dersin tezi köprü terimin bedelidir, ama bir incelik daha vardır. Kavram eşleme bir hata olarak başladı, ama Çin Budizmi'nin özgünlüğü de tam bu karşılaşmadan doğdu. Sonraki derslerde göreceğin Doğu Asya okulları, Hint metinlerini Çin düşüncesinin soruları ve kavramlarıyla yeniden okuyarak yeni sistemler kurdu. Buddha-doğası dersinde gördüğün "zaten var olan uyanıklık" okumasının Doğu Asya'da bu kadar merkezî bir yer tutması, bu yeniden okumanın sonuçlarından biridir.
Bir aktarımı değerlendirirken iki uç tutumdan kaçınmak gerekir. Biri, Çin Budizmi'ni Hint aslının bozulmuş bir kopyası sayar. Öbürü, her dönüşümü aynı ölçüde meşru bir gelişme sayar ve hiçbir anlam kaymasını ayırt etmez. Sengzhao'nun yaptığı, iki uç arasında bir yoldur: yerel dili kullanmayı bırakmadan, o dilin taşıdığı yükü fark etmek ve boşaltmaya çalışmak.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlış"Budizm Çin'e İmparator Ming'in rüyasıyla girdi."
Rüya sonradan oluşmuş bir kuruluş efsanesidir; Budizm Çin'e tüccarlar ve İpek Yolu topluluklarıyla, yavaş yavaş girdi. Aynı imparatorun 65 tarihli fermanı ise en eski sağlam kayıttır.
Yaygın yanlış"Kumārajīva kavram eşleme yöntemini başlattı."
Kavram eşleme ondan önceki dönemin yöntemiydi; Kumārajīva'nın çevirileri ve öğrencisi Sengzhao'nun incelemeleri, bu yöntemin anlam kaymalarını düzeltmeye çalıştı.
Yaygın yanlış"Çin'de Budizm devletle hiç çatışmadı."
Keşişlerin imparatora eğilip eğilmeyeceği, manastırların vergi durumu ve keşiş sayısı gibi sorular yüzyıllar boyunca tartışıldı ve zaman zaman büyük baskılara yol açtı.
Uygulama
Kilit özet
- İmparator Ming'in rüyası bir kuruluş efsanesidir; aynı imparatorun 65 tarihli fermanı ise Çin'de Budizm'in en eski sağlam kaydıdır.
- Budizm Çin'e önce yerel inançların yanında bir tören olarak girdi; ilk çevirmenler An Shigao ve Lokakṣema gibi yabancılardı.
- Kavram eşleme, Budist terimleri Daoist ve Konfüçyüsçü terimlerle karşıladı; boşluk, Daoist yoklukla eşleştirilerek anlam değiştirdi.
- Kumārajīva'nın 401'de başlayan çevirileri ve Sengzhao'nun incelemeleri, Madhyamaka'nın boşluk anlayışını Daoist yokluktan ayırmaya çalıştı.
- Huiyuan'ın 404 tarihli incelemesi, keşişlerin imparatora eğilmemesi gerektiğini savundu; keşiş ile devlet arasındaki gerilim Doğu Asya'da hiç kapanmadı.
Bir kavram, onu taşıyan köprünün rengini alır.
Sonraki derse köprü
Çin'e yüzyıllar içinde, karışık bir sırayla yüzlerce metin çevrildi. Geç yazılmış bir metin erken geldi, erken bir metin geç. Metinler birbiriyle uyuşmuyordu: biri bir hedefi anlatıyor, öbürü onu yetersiz buluyordu. Sonraki derste Çinli bilginlerin bu çelişkiyi nasıl çözdüğünü göreceksin: bütün metinleri, uyanmış olanın farklı zamanlarda, farklı dinleyicilere verdiği öğretiler olarak bir sıraya dizerek. Bu sıralamaların neden her seferinde kendi merkezî metnini en üste koyduğunu soracaksın.