Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Derge baskı evi 1729'da kuruldu; kanonun ilk bölümünün kalıpları 1729–1733'te oyuldu ve bugün de kullanılır.
- Kangyur uyanmış olana atfedilen metinlerin, Tengyur Hintli ustaların eserlerinin çevirileridir; ölçüt önem değil, çeviri olmaktır.
- Tibetli ustaların eserleri, ne kadar saygın olursa olsun, kanonun dışında kalır ve ayrı toplu eserler olarak basılır.
- İlk baskı 1410'da Çin'de yapıldı; baskıların çoğu Tshalpa ve Thempangma adlı iki el yazması soyunun karışımlarıdır.
- Tibet kanonu bir doğruluk ya da değer listesi değil, bir aktarım kaydıdır; 84000 girişimi bu kaydı bugün yeni dillere taşıyor.
Açılış sahnesi
Doğu Tibet, Derge kasabası. Üç katlı kırmızı bir binanın içinde, tavana kadar uzanan raflarda yüz binlerce tahta kalıp durur. Her biri bir kitap sayfasının iki yüzünü taşır; harfler tersine oyulmuştur. Bir odada iki kişi karşılıklı oturur. Biri kalıbı mürekkepler, öbürü üzerine kâğıdı koyar, bir silindiri bastırır ve kâğıdı kaldırır. Sayfa hazırdır. Aynı hareket, üç yüz yıla yakın bir süredir bu odada tekrarlanır.
Derge baskı evi 1729'da Derge kralı Tenpa Tsering tarafından kurulur. Bilginler ve zanaatkârlar Tibet kanonunun ilk bölümünün metnini düzenler ve 1729 ile 1733 arasında onun kalıplarını oyar. Baskı evi bugün de Tibet kanonunu ve başka eserleri geleneksel yöntemle, aynı tahta kalıplardan basmaya devam eder.
Bir önceki derste Rimé ustalarının bütün soyların metinlerini toplayıp koruduğunu gördün. Derge'nin kalıplarında basılan şey ise başka bir derleme türüdür: Tibet'in resmî kanonu. Bu kanon iki bölümden oluşur ve iki bölümün ölçütü şaşırtıcı biçimde basittir. Bu ders o ölçütü, kanonun nasıl derlendiğini ve bu seviyede gördüğün birçok önemli metnin neden onun dışında kaldığını anlatıyor. Bir kanon neyi kaydeder: doğru olanı mı, değerli olanı mı, yoksa başka bir şeyi mi?
Bu derste ne olacak
Önce Türkiye'de yayımlanmış bir klasikler dizisiyle bir koleksiyonun giriş ölçütü ile değer ölçütü arasındaki farkı göreceksin. Sonra Tibet kanonunun iki bölümünü ve ikisini ayıran ölçütü tanıyacaksın. Ardından kanonun nasıl derlendiğini, el yazmalarından basılı baskılara nasıl geçtiğini göreceksin. Sonra kanonun dışında kalan önemli koleksiyonlara bakacaksın. En sonda bu külliyatın bugün nasıl yeni dillere taşındığını öğreneceksin.
Sıfır noktası
1940'ta Ankara'da bir Tercüme Bürosu kurulur ve dünya edebiyatının klasiklerini Türkçeye çevirmeye başlar. Dizide Homeros, Platon, Shakespeare, Goethe yer alır. Yunus Emre, Fuzûlî ya da Baki ise bu dizide yoktur. Bunun nedeni onların daha az değerli sayılması değildir; dizi, adı gereği yalnızca çevirilerden oluşur. Türkçe yazılmış bir eser, ne kadar sevilirse sevilsin, bir çeviri dizisine giremez.
Benzetmenin kırıldığı yer şudur. Bir çeviri dizisinin ölçütü herkesçe bilinir ve kimse Yunus Emre'nin dışarıda kalmasını bir yargı saymaz. Tibet kanonunun ölçütü ise bir dinsel otorite taşır. Kanona girmek, bir metne bir güvence verir; dışarıda kalmak ise, özellikle sahihliği tartışılan metinler için, bir yargı gibi okunabilir. Biçimsel ölçüt ile değer yargısı, bir din geleneğinde kolayca birbirine karışır.
Mekanizma
İki bölüm
Tibet kanonunun ilk bölümü Kangyur'dur, "sözün çevirisi": uyanmış olana atfedilen metinlerin çevirileri. Söylemler, tantralar ve manastır kuralları bu bölümdedir. İkinci bölüm Tengyur'dur, "incelemelerin çevirisi": Hintli ustaların yazdığı şerhlerin, felsefi eserlerin, bilgi kuramı, dil bilgisi ve tıp gibi alanlardaki kitapların çevirileri. Nāgārjuna'nın dizeleri, Dignāga ile Dharmakīrti'nin eserleri, Candrakīrti'nin şerhleri, bu seviyelerde okuduğun Hint düşüncesinin büyük kısmı bu ikinci bölümdedir. İkinci bölüm yalnızca dinsel eserlerden de oluşmaz. İçinde Daṇḍin'in şiir sanatı üzerine yazdığı "Şiirin Aynası" ve Vāgbhaṭa'nın büyük tıp kitabı gibi, Budist olmayan yazarların eserleri de vardır. Tibetli bilginler için bir Hint kitabının dili, şiiri ve tıbbı, uyanmış olanın öğretisini anlamak ve aktarmak için gerekli araçlardı; bu yüzden onlar da aynı raflara çevrilerek kondu.
İki bölümü ayıran ölçüt açıktır: çeviri olmak ve kimin sözü olduğu. Kangyur'a girmek için bir metnin uyanmış olanın sözü sayılması ve Hint dillerinden çevrilmiş olması gerekir. Tengyur'a girmek için bir Hintli ustanın eseri olması ve çevrilmiş olması gerekir. Bu ölçüt çarpıcı bir sonuç doğurur: Tibetli ustaların kendi eserleri, ne kadar saygın olursa olsun, kanona giremez. Kadam ve Gelug dersinde gördüğün Tsongkhapa'nın eserleri, Nyingma dersinde gördüğün Longchenpa'nın Yedi Hazine'si, Tibet kanonunun dışındadır. Onlar ustaların toplu eserleri olarak ayrı ayrı basılır.
Yaygın yanlış"Tibet kanonu, Tibet Budizmi'nin en önemli eserlerinin bir listesidir."
Kanonun ölçütü önem değil, çeviri olmaktır; Tsongkhapa ya da Longchenpa gibi Tibetli ustaların eserleri, ne kadar önemli olurlarsa olsunlar, kanonun dışında kalır.
Derleme ve baskı
Çeviriler yüzyıllar boyunca tek tek, farklı manastırlarda el yazması olarak dolaştı. On dördüncü yüzyılın başında, Narthang manastırında bu dağınık çeviriler ilk kez bir bütün hâlinde toplandı. Nyingma dersinde gördüğün Butön, aynı yüzyılda ikinci bölümü düzenledi ve kataloglar hazırladı. Aynı dönemde iki ana el yazması soyu oluştu: biri 1347 ile 1351 arasında Tshal Gungthang'da hazırlanan Tshalpa soyu, öbürü 1431'de hazırlanan Thempangma soyu. Sonraki baskıların çoğu bu iki soyun farklı karışımlarıdır.
Tibet kanonunun ilk bölümünün ilk tahta kalıp baskısı, Tibet'te değil, Çin'de, Ming imparatoru Yongle'nin emriyle 1410'da yapılır. Sonraki yüzyıllarda Tibet'te ve çevresinde birçok bölgesel baskı hazırlanır: Narthang, Derge, Lhasa, Urga ve başkaları.
Tibet kanonunun ilk baskısının bir Çin imparatorunun emriyle yapılması, Sakya dersinde gördüğün öğretmen ve hami ilişkisinin başka bir biçimidir. Bir imparatorluk, bir kanonu basarak hem dinsel bir erdem kazanır hem de kendi otoritesini gösterir.
Kaynaklardan okuma
Kanonun dışındakiler
Nyingma dersinde, Butön'ün Nyingma tantralarının büyük kısmını Hint kaynakları doğrulanamadığı için kanonun dışında bıraktığını ve Nyingma geleneğinin onları "Eski Tantraların Toplamı" adıyla ayrı bir derlemede topladığını gördün. Diğer Tibet gelenekleri dersinde, Rimé ustalarının hazine metinlerini altmış üç ciltlik ayrı bir derlemede topladığını gördün. Bu ayrı koleksiyonlar, kanonun ölçütünün sonucudur. Hazine metinleri bir çeviri değildir; kendilerini Tibet'te gizlenip Tibet'te bulunmuş metinler olarak sunarlar. Bu yüzden ne birinci bölüme ne ikinci bölüme girebilirler.
Bu, sıfır noktasındaki ayrımı bir tartışmaya dönüştürür. Nyingma geleneği için bu metinlerin kanonun dışında kalması bir değer yargısı değildir; kendi ölçütleriyle sahih olduklarını savunur. Kanonu kuranlar için ise dışlama, Hint kaynağının doğrulanamamasına dayanan biçimsel bir karardı; ama bu biçimsel karar, sahihlik tartışmalarında bir ağırlık taşıdı. Kangyur'un bazı baskılarına zamanla bazı eski tantraların eklenmesi, bu sınırın da zaman zaman esnediğini gösterir.
Yeni dillere
Mart 2009'da elliyi aşkın Tibetli öğretmen, çevirmen ve bilgin, Tibet kanonunun bütününü İngilizceye ve başka modern dillere çevirmek için bir araya gelir. Girişimin kendi hesabına göre ilk bölüm yaklaşık yetmiş bin, ikinci bölüm yaklaşık yüz altmış iki bin sayfadır; hedef, ilk bölümün çevirisini birkaç on yılda, bütün kanonunkini yaklaşık bir yüzyılda tamamlamaktır.
Bu, Hint–Tibet aktarımı dersinde gördüğün sürecin yeniden başlamasıdır. Sekizinci ve dokuzuncu yüzyıllarda Sanskritçe metinler Tibetçeye çevrildi ve Tibetçe çeviriler, Hindistan'da kaybolan birçok eseri korudu. Şimdi aynı metinler Tibetçeden başka dillere çevriliyor. Mahāvyutpatti'nin kurduğu terim dili, bugünkü çevirmenler için de bir anahtardır.
Usta katmanı
Bu dersin sorusuna dön: bir kanon neyi kaydeder? Tibet kanonu bir doğruluk listesi değildir; ölçütü, bir metnin doğru olup olmadığı değil, bir çeviri olup olmadığıdır. Bir değer listesi de değildir; Tibet'in en sevilen ustalarının eserleri dışarıdadır. Tibet kanonu en doğru biçimde bir aktarım kaydı olarak okunur: Hindistan'dan Tibet'e neyin, kimin sözü olarak ulaştığının kaydı.
Bu okumanın iki sonucu vardır. Birincisi, kanona bakarak Tibet Budizmi'ni öğrenmeye çalışan biri, onun yarısını kaçırır: Tibet'te yazılan yorumları, uygulama kitaplarını, hazine metinlerini, ustaların şarkılarını. İkincisi, kanon Hint Budizmi'nin en büyük arşividir: Hindistan'da kaybolmuş yüzlerce Sanskritçe eser, bugün yalnızca bu tahta kalıplarda ve onların basılı sayfalarında yaşar. Derge'nin odasında her gün basılan sayfalar, hem bir Tibet geleneğini hem de kaybolmuş bir Hint dünyasını taşır. 2024'te Derge'nin baskı kalıpları, UNESCO'nun Dünya Belleği programı kapsamında korunması gereken bir belgesel miras olarak tanındı.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlış"Kangyur tek bir sabit metindir."
Kangyur'un birçok baskısı ve iki ana el yazması soyu vardır; baskılar arasında içerik ve okuma farkları bulunur.
Yaygın yanlış"Kanon dışında kalan metinler sahte sayılmıştır."
Kanonun ölçütü çeviri olmaktır; hazine metinleri ve Tibetli ustaların eserleri bu yüzden dışarıda kalır, ama birçoğu kendi geleneklerinde en yüksek saygıyı görür.
Yaygın yanlış"Tibet kanonu ilk kez Tibet'te basıldı."
İlk tahta kalıp baskısı 1410'da, Ming imparatoru Yongle'nin emriyle Çin'de yapıldı.
Uygulama
Kilit özet
- Derge baskı evi 1729'da kuruldu; kanonun ilk bölümünün kalıpları 1729–1733'te oyuldu ve bugün de kullanılır.
- Kangyur uyanmış olana atfedilen metinlerin, Tengyur Hintli ustaların eserlerinin çevirileridir; ölçüt önem değil, çeviri olmaktır.
- Tibetli ustaların eserleri, ne kadar saygın olursa olsun, kanonun dışında kalır ve ayrı toplu eserler olarak basılır.
- İlk baskı 1410'da Çin'de yapıldı; baskıların çoğu Tshalpa ve Thempangma adlı iki el yazması soyunun karışımlarıdır.
- Tibet kanonu bir doğruluk ya da değer listesi değil, bir aktarım kaydıdır; 84000 girişimi bu kaydı bugün yeni dillere taşıyor.
Bir kanon, doğru olanın değil, aktarılanın kaydıdır.
Sonraki derse köprü
Bu seviye boyunca her derste bir uyarı bıraktık: öğretmene bağlılık, örtük dil, bir kulenin hikâyesi, din ile siyasetin birleşmesi. Sonraki ders, bu seviyenin son dersi, bu uyarıları bir araya getiriyor. Gizlilik bir öğretiyi korur, ama bir olayın dışarı çıkmasını da engelleyebilir. Öğretmene bağlılık bir yönlendirme sağlar, ama bir sorgulamayı da zorlaştırabilir. Bir sistemin güvenlik mekanizmalarının aynı zamanda hesap verebilirliği nasıl engelleyebildiğini soracaksın.