Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Vajrayāna'nın köken sorusu tek bir cevaba sahip değildir; parçaları eski, bileşimi yenidir.
- Aṅguttara Nikāya'da koruma sevgi dolu zihinden, Mahāmāyūrī'de formülün okunmasından gelir; iki hikâye aynı durumdan farklı cevaplar çıkarır.
- Figürü zihinde ayrıntılı kurma, Saf Toprak ve Pratyutpanna söylemlerinde zaten vardır; yeni olan, uygulayıcının figürü kendisi olarak kurmasıdır.
- Tören uzmanlığı saraylarda kurumsal bir işlev kazanır; Amoghavajra Tang sarayında devleti korumak için törenler yönetir.
- Śaiva gelenekleriyle ilişki tartışmalıdır; tek yönlü alıntı da saf iç gelişme de kanıtlara uymaz.
Açılış sahnesi
Svāti adında genç bir keşiş, arkadaşlarının yıkanacağı suyu ısıtmak için odun kırmaktadır. Çürümüş bir ağacın kovuğundan kara bir yılan çıkar ve ayağının başparmağından ısırır. Keşiş yere yığılır, gözleri döner, ağzından köpük gelir. Ānanda onu görür ve koşarak öğretmene gider: ne yapmalı?
Öğretmen ona bir formül öğretir: "tavus kuşlarının büyük bilgi kraliçesi" adlı bir koruyucu söz. Sonra bir önceki hayatından bir hikâye anlatır. Bir zamanlar tavus kuşlarının kralıyken her sabah bu formülü okurmuş. Bir sabah okumayı unutmuş ve bir avcının ağına düşmüş. Ağın içinde formülü hatırlayıp okumuş ve ağ kendiliğinden çözülmüş. Ānanda formülü Svāti'nin üzerinde okur ve keşiş iyileşir.
Metnin çerçeve hikâyesinde keşiş Svāti odun kırarken kara bir yılan tarafından ısırılır. Ānanda durumu öğretmene bildirir; öğretmen Mahāmāyūrī formülünü öğretir ve formülün gücünü, tavus kuşu kralı olduğu önceki hayatında bu formülle avcının ağından kurtuluşunu anlatarak gösterir. Ānanda formülü okur ve Svāti iyileşir.
Bu metin, bir önceki derste sınırına vardığın türden bir sözdür: gücünü anlamından değil, okunmasından alan bir formül. Beş koruyucu metinden biri olarak yüzyıllar boyunca Hindistan'da, Nepal'de, Tibet'te ve Doğu Asya'da okundu. Şimdi bir soru sor: bu formül, sonradan tantra diye anılacak uygulamaların bir parçası mıdır, yoksa onlardan çok daha eski bir şey mi? Bu seviye Vajrayāna'yı, "elmas araç"ı anlatıyor. İlk ders bir köken sorusunu soruyor: bu gelenek nereden geldi?
Bu derste ne olacak
Önce köken sorusunun neden yanlış sorulduğunu gündelik bir örnekle göreceksin. Sonra koruyucu formüllerin erken bir biçimini okuyacak ve Svāti'nin hikâyesiyle karşılaştıracaksın. Ardından figüre odaklanan uygulamanın ve tören uzmanlığının daha önceki izlerini bulacaksın. Sonra bir tören ustasının bir imparatorluk sarayındaki yerini göreceksin. En sonda araştırmacıların bu geleneğin kaynakları hakkındaki tartışmasına bakacaksın.
Sıfır noktası
Cebindeki telefonu düşün. İçinde bir fotoğraf makinesi var, bir harita, bir müzik çalar, bir mektup, bir hesap makinesi, bir el feneri. Bunların hiçbiri yeni değil; her biri telefondan önce ayrı bir nesne olarak vardı. Yeni olan, hepsinin tek bir cihazda birleşmesi ve bu birleşmenin nasıl kullanıldığıdır. "Telefonun fotoğraf makinesi nereden geldi?" sorusunun bir cevabı vardır. "Telefon nereden geldi?" sorusunun ise tek bir cevabı yoktur.
Benzetmenin kırıldığı yer şudur. Telefonu belli bir şirket, belli bir yılda tasarladı. Vajrayāna'nın ise tek bir tasarımcısı ve bir tanıtım günü yoktur. Parçalar yüzyıllar boyunca, farklı bölgelerde, farklı uygulayıcıların elinde yavaş yavaş bir araya geldi. Tarihsel oluşum dersinde Büyük Araç için aynı durumu görmüştün: tek bir başlangıç yerine, farklı yerlerde gelişen bir eğilimler kümesi.
Mekanizma
Koruma: iki yılan hikâyesi
Svāti'nin hikâyesinin çok daha eski bir kardeşi vardır.
Sāvatthī'de bir keşiş yılan ısırığından ölür. Öğretmene haber verilince, o keşişin dört yılan kralı soyunu sevgi dolu bir zihinle kuşatmadığını, kuşatmış olsaydı ölmeyeceğini söyler. Keşişlerin kendilerini korumak için bu dört soyu sevgiyle kuşatmalarına izin verir ve bir koruma dizesi öğretir: ayaksızlara, iki ayaklılara, dört ayaklılara ve çok ayaklılara sevgi dilenir.
İki hikâye aynı durumu anlatır: bir keşiş yılan tarafından ısırılır. Ama cevaplar farklıdır. Erken söylemde koruma, sözlerin kendisinden değil, onların taşıdığı sevgi dolu zihinden gelir; dize bir zihin hâlinin ifadesidir. Mahāmāyūrī'de koruma formülün okunmasından gelir; tavus kuşu kralı formülü unuttuğu gün ağa düşer. Aradaki mesafe, bir önceki derste açılan soruyu somutlaştırır: sözün gücü neredeydi?
Yine de mesafeyi abartmamak gerekir. Erken külliyatta da koruma için okunan metinler vardır; Dīgha Nikāya'yı okuduğun derste dört büyük kralın getirdiği koruyucu okumayı görmüştün. Koruyucu okuma, Theravāda ülkelerinde bugün de paritta adıyla sürer. Formülün gücü bir gecede icat edilmedi; erken koruma geleneği ile sonraki formüller arasında bir süreklilik ve bir kayma birlikte vardır.
Yaygın yanlış"Koruyucu formüller Budizm'e sonradan, tantrayla birlikte girdi."
Koruma için okunan metinler erken külliyatta vardır; değişen, gücün sevgi dolu zihinden formülün kendisine doğru kaymasıdır.
Figür ve zihin
Bir başka parça, belirli bir figürü zihinde ayrıntılarıyla kurma uygulamasıdır. Saf Toprak sūtraları dersinde kraliçe Vaidehī'ye öğretilen on altı görselleştirmeyi görmüştün: batan güneşten başlayıp Amitābha'nın kendisine kadar uzanan bir dizi. Diğer büyük sūtra dosyaları dersinde, uygulayıcının şimdiki bir uyanmış olanı gece gündüz zihninde tutarak onunla yüz yüze geldiği Pratyutpanna Samādhi'yi okumuştun. Sonraki tantrik uygulamanın merkezindeki figür kurma, bu söylemlerde zaten ayrıntılı biçimde vardır. Yeni olan, uygulayıcının figürü yalnızca karşısında değil, kendisi olarak kurmasıdır.
Kaynaklardan okuma
Törenin ustası
Üçüncü parça tören uzmanlığıdır: belirli bir düzenle çizilmiş bir alan, belirli el işaretleri, belirli formüller ve bunları doğru uygulamayı bilen bir usta. Bu uzmanlık, hükümdarların da ilgisini çeker. Bir törenin yağmur yağdırdığına, hastalığı durdurduğuna ya da bir devleti koruduğuna inanılıyorsa, o töreni bilen kişi sarayın değerli bir adamıdır.
Sekizinci yüzyılın ortasında Hint kökenli usta Amoghavajra, Tang imparatorlarının himayesinde çalışır. Tantrik metinleri çevirir, sarayda devleti korumak için törenler düzenler ve krallığın korunmasını anlatan "Yüce Gönüllü Krallar" söylemini yeniden çevirir. Kayıtlar onun birkaç imparatora hizmet ettiğini ve öldüğünde yüksek devlet unvanlarıyla onurlandırıldığını gösterir.
Uygulama tek bir yere de bağlı değildir. Aynı yüzyıllarda Hindistan'da, sonradan Kriyā tantraları diye sınıflanacak tören kitapları dolaşımdadır. Mañjuśrī'nin kök tören kitabı, Mañjuśrīmūlakalpa, bir törenin alanının nasıl çizileceğini, hangi figürlerin nereye yerleştirileceğini, hangi formülün ne için okunacağını ayrıntıyla anlatır. Altın Işık dersinde hükümdara öğüt veren ve devleti koruyan bir söylemi görmüştün. Amoghavajra'nın sarayında aynı fikir, bir tören uzmanının elinde kurumsal bir işleve dönüşür.
Kenardaki ustalar
Dördüncü parça, manastırın dışında duran bir uygulayıcı tipidir. On birinci ve on ikinci yüzyıllarda derlenen anlatı koleksiyonları, "seksen dört usta"nın, mahāsiddha'ların hayatlarını anlatır. Bu ustaların arasında dokumacılar, avcılar, krallar, hırsızlar, balıkçılar vardır; birçoğu toplumun kenarında yaşar. Anlatıların ortak yapısı basittir: sıradan bir hayat, bir öğretmenle karşılaşma, kısa ve beklenmedik bir öğreti ve bir dönüşüm.
Anlatıya göre usta Virūpa bir meyhanede içki ister ve meyhaneci ona ödemeyi ne zaman yapacağını sorar. Virūpa güneş battığında ödeyeceğini söyler, sonra güneşi gökte olduğu yere sabitler. Güneş günlerce batmaz; ülkenin kuraklığa sürüklenmesinden korkan hükümdar sonunda borcu kendisi öder ve güneş yeniden hareket eder.
Hikâye bilerek skandal bir sahne kurar: bir keşiş bir meyhanede, bir borç ve bir mucize. Anlatının işlevi tarihsel bir olayı aktarmak değil, manastır kurallarıyla ölçülen bir kutsallık imgesini sarsmaktır. Bu figürlerin çoğunun tarihselliği doğrulanamaz; anlatılar bir efsane geleneğidir. Ama bir ideali taşırlar: uyanış, manastır kurumunun dışında, gündelik bir hayatın ortasında da mümkündür.
Usta katmanı
Şimdi en tartışmalı soruya gel: bu parçaları kim birleştirdi ve başka geleneklerle ilişkisi neydi? Aynı yüzyıllarda Hindistan'da Śaiva gelenekleri de kendi tantralarını geliştiriyordu. Formüller, çizilmiş tören alanları, figür uygulamaları, bedenin içindeki enerji kanalları iki tarafta da vardır.
Araştırmacılar bu benzerliği farklı açıklar. Alexis Sanderson, sonraki Budist tantraların bazı bölümlerinin Śaiva metinlerinden alınmış pasajlar içerdiğini ayrıntılı metin karşılaştırmalarıyla gösterdi. Ronald Davidson, Budist tantranın yükselişini erken ortaçağ Hindistan'ının siyasal parçalanmasıyla, feodal sarayların törensel ihtiyaçlarıyla ilişkilendirdi. Başkaları ortak bir dinsel iklimi ve karşılıklı alışverişi vurgular. Tartışma kapanmamıştır, ama bir sonuç yaygın olarak kabul görür: tek yönlü, basit bir "alıntı" anlatısı da, dışarıdan hiçbir şey almamış saf bir iç gelişme anlatısı da kanıtlara uymaz.
Gelenek kendi kökenini başka türlü anlatır. Tantralar genellikle uyanmış olanın öğrettiği, ama gizli tutulduğu ve uygun zamanda açığa çıktığı söylenen metinler olarak sunulur. Bu, tarihsel bir iddia değil, bir yetki iddiasıdır. İki anlatı farklı sorulara cevap verir: biri "bu metin ne zaman ve nasıl ortaya çıktı?", öbürü "bu metin neden bağlayıcıdır?" sorusuna.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlış"Vajrayāna, Budizm'in Hindu etkisiyle bozulmuş bir biçimidir."
Parçaların birçoğu erken Budist külliyatında vardır; Śaiva geleneğiyle etkileşim gerçektir, ama tek yönlü bir bozulma anlatısı kanıtlara uymaz.
Yaygın yanlış"Mahāsiddha anlatıları tarihsel biyografilerdir."
Anlatılar sonradan derlenmiş bir efsane geleneğidir; çoğu figürün tarihselliği doğrulanamaz.
Yaygın yanlış"Tantrik uygulama yalnızca Tibet'e özgüdür."
Tantrik metinler ve törenler Hindistan'da doğdu, Çin'de ve Japonya'da da kurumsallaştı; Tibet onu en kapsamlı biçimde koruyan yerlerden biridir.
Uygulama
Kilit özet
- Vajrayāna'nın köken sorusu tek bir cevaba sahip değildir; parçaları eski, bileşimi yenidir.
- Aṅguttara Nikāya'da koruma sevgi dolu zihinden, Mahāmāyūrī'de formülün okunmasından gelir; iki hikâye aynı durumdan farklı cevaplar çıkarır.
- Figürü zihinde ayrıntılı kurma, Saf Toprak ve Pratyutpanna söylemlerinde zaten vardır; yeni olan, uygulayıcının figürü kendisi olarak kurmasıdır.
- Tören uzmanlığı saraylarda kurumsal bir işlev kazanır; Amoghavajra Tang sarayında devleti korumak için törenler yönetir.
- Śaiva gelenekleriyle ilişki tartışmalıdır; tek yönlü alıntı da saf iç gelişme de kanıtlara uymaz.
Parçalar eski, bileşim yeni.
Sonraki derse köprü
Bu derste parçaları ayrı ayrı gördün. Sonraki derste onları bir araya getiren merkezî uygulamayı ve çevresindeki kavramları tanıyacaksın. Uygulayıcı bir figürü zihninde bütün ayrıntılarıyla kurar, sonra kendini o figür olarak görür. Dışarıdan bakan biri bunu bir tanrıya tapınma sanabilir. Farkın nerede olduğunu ve uygulamanın sonunda kurulan her şeye ne olduğunu soracaksın.