İçeriğe geç

Ders 10.4 · Seviye 10

Sonraki epistemologlar

1.453 kelime · 4 birincil kaynak pasajı · yaklaşık 7 dakika okuma · seslendirme 10 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Dharmakīrti'den sonra Hindistan'da şerh kuşakları sistemi inceltti; Prajñākaragupta ve Dharmottara gibi şerhçiler kendi kuramlarını geliştirdi.
  2. Śāntarakṣita'nın Tattvasaṃgraha'sı rakip okulların görüşlerini ayrıntıyla aktararak eleştirir ve bazı kayıp görüşlerin tek kaynağı olur.
  3. Ratnakīrti dışlama kuramını savunur ve değiştirir: sözcük, başkalarının dışlanmasıyla nitelenmiş olumlu bir görüntüyü bildirir.
  4. Tibet'te Chapa özet metinlerle ve tartışmaya dayalı eğitimle sistemi öğretilebilir kıldı; Sakya Paṇḍita bu geleneğin gerçekçiliğe kaydığını savunarak kaynağa dönüş çağrısı yaptı.
  5. Avludaki tartışma, sistemi bedene yerleştirir ama sorgulamayı kabul edilmiş metinlerin çerçevesinde tutar.

Açılış sahnesi

Bir öğleden sonra, bir Tibet manastırının ağaçlı avlusu. Kırmızı cüppeli genç keşişler ikişer ikişer dağılmış. Birinin oturduğu, öbürünün ayakta durduğu küçük gruplar. Ayaktaki bir soru sorar ve sorusunun sonunda sağ elini yukarıdan aşağı indirip oturanın önünde sol avucuna şaklatarak vurur. Oturan cevap verir. Cevabı çok kısa olabilir: "kabul ediyorum", "gerekçe kurulmadı" ya da "kapsama yok". Sonra yeni bir soru, yeni bir el çırpışı. Ses yükselir, kalabalık toplanır, biri güler. Dışarıdan bakan için bu bir kavgadır. Değildir; bu bir derstir.

Gelug müfredatını tamamlayarak geshe unvanını alan ilk Batılı olan Dreyfus, Tibet manastır eğitimini içeriden anlatır. Eğitimde tartışmanın merkezî bir yeri vardır: bir soran ve bir cevap veren karşı karşıya gelir, soran tanımlar ve gerekçelerle cevap vereni kendi kabulleriyle çelişkiye sürüklemeye çalışır, cevap veren sınırlı sayıda standart cevapla kendini savunur. Dreyfus bu pratiğin hem ezberlenen metinlerle hem de onları sorgulayan bir eleştirel düşünceyle birlikte işlediğini gösterir.

Üç cevaba dikkat et. "Gerekçe kurulmadı" demek, Dignāga dersinde gördüğün birinci koşulun, gerekçenin konuda bulunmasının sağlanmadığını söylemektir. "Kapsama yok" demek, gerekçe ile sonuç arasında zorunlu bir bağ kurulmadığını söylemektir. Bir önceki derste Dharmakīrti düşüncesini alacak kimseyi bulamayacağını yazmıştı. Bu avlu onun kehanetinin yanlış çıktığı yerlerden biridir. Bu ders, Dharmakīrti'den sonra sistemin Hindistan'da nasıl inceltildiğini ve Tibet'te nasıl bir eğitim pratiğine dönüştüğünü anlatıyor. Bu dönüşüm sistemi neyle zenginleştirdi, neyle daralttı?

Bu derste ne olacak

Önce Hindistan'daki şerh kuşaklarını ve bir şerhin neden bir tekrar olmadığını göreceksin. Sonra bütün rakip görüşleri toplayan bir ansiklopediyi, Śāntarakṣita'nın eserini tanıyacaksın. Ardından geç dönemin en ince düşünürlerinden birinin dışlama kuramını nasıl yeniden kurduğunu okuyacaksın. Sonra sistemin Tibet'e taşınmasını, özet el kitaplarının doğuşunu ve iki Tibetli usta arasındaki tartışmayı göreceksin. En sonda avludaki eğitimin güçlü ve zayıf yanlarını tartacaksın.

Sıfır noktası

Satranç iki biçimde yaşar. Birinde büyük ustalar eski ünlü oyunları hamle hamle inceler, her hamlenin yanına yorum yazar, bir yüzyıl önce kaçırılmış bir savunmayı ortaya çıkarır. Öbüründe bir parkta iki oyuncu hızlı bir oyun oynar: saat tıklar, düşünmeye vakit yoktur, bildiğin açılışı ellerinin hatırlaması gerekir. Birincisi bilgiyi derinleştirir, ikincisi onu bedene yerleştirir. İyi bir oyuncu ikisine de ihtiyaç duyar.

Bu ders iki yolu da izliyor: Hindistan'da şerh, Tibet'te özet ve avlu. Benzetmenin kırıldığı yer şudur. Satrançta oyunun sonunu tahta belirler; şah mat tartışılmaz. Avludaki tartışmada ise kimin haklı olduğu, tanımların ve gerekçelerin tutarlılığına göre belirlenir. Hakem tahta değil, kabul edilmiş tanımlardır ve tanımların kendisi de tartışılabilir.

Mekanizma

Şerh kuşakları

Dharmakīrti'nin ölümünden sonraki dört yüzyıl boyunca Hindistan'da onun eserlerine art arda şerhler yazıldı. Öğrencisi Devendrabuddhi ve ardından Śākyabuddhi eserin sözel açıklamasını yaptı. Prajñākaragupta, Pramāṇavārttika'yı dinsel yönüyle okuyan geniş bir şerh yazdı ve uyanmış olanın bilgi aracı oluşunu anlatan bölümü merkeze aldı. Dharmottara, el kitabı Nyāyabindu'ya yazdığı şerhte algı ve çıkarım tanımlarını olağanüstü bir incelikle yeniden işledi.

Bu şerhler bir tekrar değildi. Her biri, temel metnin açık bıraktığı bir sorunu çözmeye, rakip okulların yeni itirazlarına cevap vermeye ya da önceki bir şerhçinin yorumunu düzeltmeye çalıştı. Theravāda yorum geleneği dersinde şerhlerin kanonun boşluklarını nasıl doldurduğunu görmüştün; burada aynı süreç bir bilgi kuramının içinde yürür. Şerhlerin yanında bir el kitabı geleneği de gelişti. On ikinci yüzyılda Mokṣākaragupta'nın Tarkabhāṣā'sı, "Akıl Yürütmenin Dili", algıyı, kendisi için ve başkası için çıkarımı ve dışlama kuramını tek bir kısa ciltte toplar. Böyle el kitapları, sistemin öğretilebilir bir biçimini daha Hindistan'dayken kurmuştu; Tibet'teki özet geleneği onları devraldı.

Yaygın yanlış"Şerhler temel metni yalnızca açıklar."
Doğrusu

Şerhler sorun çözer, itirazlara cevap verir ve birbirleriyle tartışır; bir açıklama katmanından çok bir geliştirme katmanıdır.

Rakiplerin ansiklopedisi

Sekizinci yüzyılda Śāntarakṣita, Madhyamaka yorum çizgileri dersinde iki atın dizginleri benzetmesiyle tanıdığın düşünür, bu sistemi kendi Madhyamaka'sıyla birleştirdi.

Śāntarakṣita'nın binlerce dizelik eseri, döneminin bütün önemli felsefi konumlarını bölüm bölüm ele alır: ilk maddenin, tanrının, kalıcı benliğin, evrensellerin, Veda'nın yazarsız olduğunun ve daha birçok görüşün savunucularının argümanlarını ayrıntılı biçimde aktarır, sonra Dharmakīrti'nin araçlarıyla eleştirir. Öğrencisi Kamalaśīla eserin her dizesine bir şerh yazar.

Eserin tarihsel değeri iki yönlüdür. Birincisi, Hint tartışma kültürü dersinde gördüğün kuralın, rakibi doğru aktarma kuralının, en geniş uygulamasıdır. İkincisi, bugün kendi metinleri kaybolmuş bazı rakip düşünürlerin görüşlerini, ancak bu eserdeki aktarımlardan biliyoruz. Başlıca erken okullar dersinde, bir okulun metinleri korunmamışsa onu rakiplerinin ağzından öğrenmek zorunda kaldığımızı görmüştün. Burada aynı durum tersine işler: bir Budist eser, Budist olmayan okulların arşivi olur.

Kaynaklardan okuma

Dışlamanın yeniden kuruluşu

Dignāga dersinde dışlama kuramına yöneltilen döngüsellik itirazını görmüştün: "inek olmayan"ı dışlamak için önce "inek"i bilmek gerekmez mi? On birinci yüzyılda Vikramaśīla manastırında, Jñānaśrīmitra ve öğrencisi Ratnakīrti bu itiraza en ayrıntılı cevabı verdiler.

Ratnakīrti, bir sözcüğün ne yalnızca bir olumsuzlamayı ne de gerçek bir evrenseli bildirdiğini savunur. Sözcüğün bildirdiği, başkalarının dışlanmasıyla nitelenmiş olumlu bir şeydir: "inek" sözcüğünü duyan kişinin zihninde bir inek görüntüsü belirir ve bu görüntü, inek olmayanların dışlanmasıyla sınırlanmıştır. Olumlama ile olumsuzlama birbirinden ayrılamaz; biri öbürünün yüzüdür.

Bu, kuramın bir savunmasıdır ama aynı zamanda bir değişikliğidir. Dignāga'da vurgu dışlamanın kendisindeydi. Ratnakīrti'de dinleyen zihnin gördüğü olumlu görüntü sahneye geri döner, ama evrensel bir öz olarak değil, dışlamanın biçimlendirdiği bir görüntü olarak. Aynı dönemde Nyāya düşünürü Udayana Budist sistemlere karşı en güçlü saldırılardan birini yazdı; tartışma Hindistan'da Budist manastırların çöküşüne kadar sürdü.

Tibet'te iki usta

Sistem Tibet'e çevirilerle ulaştı. On ikinci yüzyılda, Sangphu manastırında Chapa Chökyi Senge sistemi öğrenilebilir basamaklara indiren özet metinler yazdı ve tartışmaya dayalı öğretim yöntemini geliştirdi. Bu geleneğin sonraki ürünü "toplanmış konular" adlı el kitaplarıdır: renk ve biçim gibi basit kavramlardan başlayıp neden-sonuç, özdeşlik ve farklılık, tümel ve tekil gibi konulara ilerleyen tanımlar dizisi.

Sakya Paṇḍita, Chapa ve izleyicilerinin kurduğu sistemi eleştirir. Chapa'nın geleneği, yalnızca anlık tekillerden oluşmayan, zihinsel ve algısal nesneler için ara kategoriler kullanıyordu. Sakya Paṇḍita bu kategorilerin Dharmakīrti'nin sistemine uymadığını, tümellere gerçeklik yükleyen bir gerçekçiliğe kaydığını savunur ve sistemi doğrudan Dharmakīrti'nin metinlerine geri götürmeye çalışır.

Tartışma, sıfır noktasındaki iki satranca benzer. Chapa'nın geleneği sistemi öğretilebilir kılmak için basamaklar ve ara kategoriler kurdu. Sakya Paṇḍita, öğretilebilirliğin bedelinin kaynaktan uzaklaşmak olduğunu söyledi. Sonraki yüzyıllarda Tibet manastırları iki eğilimi de sürdürdü.

Usta katmanı

Avludaki eğitimin gücü açıktır. Öğrenci, ezberlediği tanımları hazırlıksız ve hızlı bir karşılaşmada kullanmak zorunda kalır. Tutarsızlığı başkası yakalar. Kendi konumunun neye bağlı olduğunu, sorulduğunda bilmek zorundadır. Hint tartışma kültürü dersinde gördüğün üç türü hatırla: avludaki tartışma görünüşte zafer tartışmasıdır, çünkü soran cevap vereni sıkıştırmaya çalışır. Gelenek ise onu bir hakikat arayışı olarak tanımlar: amaç kazanmak değil, kavrayışın boşluklarını açığa çıkarmaktır.

Zayıf yanı da gelenek içinden görülür. Dreyfus, tartışmanın eleştirel düşünceyi beslediğini ama sınırlarının da olduğunu anlatır. Sorgulama, kabul edilmiş metinlerin çerçevesi içinde kalır; temel metnin kendisi tartışmanın konusu olmaz, tartışmanın zemini olur. Rekabetin ısısında amaç kayabilir ve parlak bir hamle, doğru bir cevabın önüne geçebilir. Zenginleşme ile daralma aynı pratiğin iki yüzüdür: sistem bedene yerleşir, ama belli bir çerçevenin içinde.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlış"Tibet'teki tartışma eğitimi bir gösteridir."
Doğrusu

Gelenek onu bir sınama ve öğrenme yöntemi olarak tanımlar; rekabetin amacı kaydırma riski gerçektir, ama bu yöntemin kendisini boşa çıkarmaz.

Yaygın yanlış"Dharmakīrti'den sonraki dönem bir tekrar ve gerileme dönemidir."
Doğrusu

Şerhçiler ve geç dönem düşünürleri dışlama kuramını, tümel önermelerin gerekçelendirilmesini ve algı tanımlarını ilk kez bu kadar ince biçimde işledi.

Yaygın yanlış"Tibet'te bu sistem tek bir biçimde sürdürüldü."
Doğrusu

Chapa'nın özet geleneği ile Sakya Paṇḍita'nın kaynağa dönüş eleştirisi arasındaki gerilim sonraki yüzyıllara taşındı.

Uygulama

Kilit özet

  1. Dharmakīrti'den sonra Hindistan'da şerh kuşakları sistemi inceltti; Prajñākaragupta ve Dharmottara gibi şerhçiler kendi kuramlarını geliştirdi.
  2. Śāntarakṣita'nın Tattvasaṃgraha'sı rakip okulların görüşlerini ayrıntıyla aktararak eleştirir ve bazı kayıp görüşlerin tek kaynağı olur.
  3. Ratnakīrti dışlama kuramını savunur ve değiştirir: sözcük, başkalarının dışlanmasıyla nitelenmiş olumlu bir görüntüyü bildirir.
  4. Tibet'te Chapa özet metinlerle ve tartışmaya dayalı eğitimle sistemi öğretilebilir kıldı; Sakya Paṇḍita bu geleneğin gerçekçiliğe kaydığını savunarak kaynağa dönüş çağrısı yaptı.
  5. Avludaki tartışma, sistemi bedene yerleştirir ama sorgulamayı kabul edilmiş metinlerin çerçevesinde tutar.
Hakem tahta değil, kabul edilmiş tanımlardır.

Sonraki derse köprü

Bu seviye boyunca sözcükleri bir bilgi taşıyıcısı olarak gördün: bir şeyi gösteren, bir sınır çizen, bir çıkarımı kuran. Ama Budist dünyada sözcüklerin başka işleri de vardı. Anlamı bilinmeden okunan bir metin, sözlük karşılığı olmayan hecelerle tekrarlanan bir formül. Sonraki derste dilin ve kavramın bu öbür yüzünü soracaksın: bir söz, ne söylediğinden bağımsız olarak bir şey yapabilir mi, ve dışlama kuramı böyle bir sözü nasıl açıklar?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Açılış sahnesinde ağaçlı bir avlu ve ikişerli gruplar gösterilsin. El çırpma hareketi yavaş çekimde bir kez gösterilsin: sağ elin yukarıdan aşağı inişi ve sol avuçla buluşması. Üç cevap, oturan keşişin yanında küçük yazılar olarak belirsin. Sahne kavga gibi değil, canlı bir ders gibi çizilsin; gülen yüzler olsun.

Sıfır noktasında ekran ikiye bölünsün: solda bir masada yorum defterine eğilmiş bir usta, sağda bir parkta hızlı satranç oynayan iki kişi ve tıklayan bir saat. Şerh kuşakları bölümünde bir metnin kenarlarına kuşak kuşak eklenen notlar gösterilsin; her kuşak farklı bir mürekkep rengiyle yazılsın.

Ansiklopedi bölümünde raflara dizilen kitaplar gösterilsin; bazılarının kapakları boş, yalnızca Śāntarakṣita'nın eserindeki aktarımlar dolu olsun. Ratnakīrti bölümünde bir zihin içinde beliren inek görüntüsü, çevresinde ince bir dışlama çizgisiyle çizilsin. Tibet bölümünde iki masa gösterilsin: birinde basamaklar hâlinde düzenlenmiş kısa tanımlar, öbüründe Dharmakīrti'nin kalın cildi.

Seslendirme tonu enerjik olsun, özellikle açılış sahnesinde. Zayıf yanlar bölümünde ton sakinleşsin ve eleştiri, pratiği küçümsemeden aktarılsın.

Müfredat kapsamı — 10.4

  • Dharmottara
  • Śāntarakṣita
  • Kamalaśīla
  • Ratnakīrti
  • Jñānaśrīmitra
  • Mokṣākaragupta
  • Tibet `bsdus grwa` tartışma eğitimi