Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Dharmakīrti'nin Pramāṇavārttika'sı Dignāga'nın eserine bir şerh olarak başlar ve bağımsız bir sisteme dönüşür.
- Geçerli bilgi, yanıltmayan bilmedir: gösterdiği nesnenin beklenen işi görmesiyle sınanır; gerçek olan da etki üretebilendir.
- Tümevarım sorununa cevap iki zorunlu bağdır: özdeşlik ve nedensellik; üçüncü gerekçe türü algılanmamaya dayanır.
- Uyanmış olan her şeyi bildiği için değil, acıyı ve yolu sınanabilir biçimde gösterdiği için bilgi aracıdır; uzağı görmek ölçüt olsaydı akbabalara tapardık.
- Vādanyāya tartışmanın yenilgi noktalarını ikiye indirir: kanıtı ortaya koyamamak ve rakibin gerçek hatasını gösterememek.
Açılış sahnesi
Güney Hindistan'da ünlü bir Brahman bilginin evine yeni bir hizmetçi girer. Sessizdir, işini iyi yapar, evdeki derslere kulak verir. Ev sahibi Kumārila'dır: bir önceki derste Dignāga'nın dışlama kuramına en sert itirazı yönelttiğini gördüğün Mīmāṃsā düşünürü. Hizmetçi aylarca bekler, dinler, öğrenir. Sonra bir gün evden ayrılır ve kendini açıklar: o bir Budist keşiştir. Rakibinin öğretisini içeriden öğrenmek için bu kılığa girmiştir. Artık onunla açıkça tartışmaya hazırdır.
Tāranātha'ya göre Dharmakīrti, Brahman öğretisinin inceliklerini öğrenmek için ev hizmetçisi kılığına girer ve Kumārila'nın yanına gider. Onun öğretisini baştan sona öğrendikten sonra oradan ayrılır; daha sonra Brahman bilginleri birer birer tartışmada yener ve sonunda Kumārila'yı da tartışmaya çağırıp yener.
Hikâye bir efsanedir; iki düşünürün gerçekten karşılaşıp karşılaşmadığını bilmiyoruz, kronolojileri de tartışmalıdır. Ama efsane bir şeyi doğru yakalar: Dharmakīrti'nin felsefesi, rakiplerinin sistemini içeriden bilen birinin felsefesidir. Yedinci yüzyılda yaşayan bu düşünür, Dignāga'nın eserine bir şerh yazdı ve onu bir şerhten çok daha fazlasına dönüştürdü. Bu ders iki soruyu soruyor. Gözlemlediğimiz durumlardan gözlemlemediklerimize nasıl geçeriz? Ve bir öğretmenin sözüne güvenmek, bilgi araçlarını ikiye indiren bir sistemde nasıl gerekçelendirilir?
Bu derste ne olacak
Önce Dharmakīrti'nin ana eserinin yapısını ve kendi okurlarından beklentisini göreceksin. Sonra geçerli bilginin yeni tanımını, "yanıltmamak" ölçütünü kuracaksın. Ardından tümevarım sorununa verdiği cevabı, iki tür zorunlu bağı öğreneceksin. Sonra uyanmış olanın neden "bilgi aracı" sayıldığını gerekçelendiren bölümü ve bir akbaba benzetmesini okuyacaksın. En sonda Dharmakīrti'nin tartışma kurallarını nasıl sadeleştirdiğini göreceksin.
Sıfır noktası
Bir çölde yürüyorsun ve ileride parıldayan bir su görüyorsun. Gördüğün şey gerçekten su mu? Bunu bakarak bilemezsin; bir serap da tam böyle görünür. Tek yol yürüyüp gitmektir. Oraya vardığında avuçlarına su doluyorsa ve susuzluğun geçiyorsa, gördüğün şey seni yanıltmamıştır. Kum buluyorsan yanıltmıştır.
Sahnede ölçüt, görüntünün kendisi değil, görüntüye dayanan eylemin sonucudur. Benzetmenin kırıldığı yer şudur. Çöldeki su, doğrulanması kolay bir durumdur: yürürsün ve görürsün. Oysa birçok önemli bilgi böyle sınanamaz: geçmiş bir olay, uzaktaki bir yer, ya da bir öğretmenin gözle görülmeyen şeyler hakkında söyledikleri. Dharmakīrti'nin kuramının zor kısmı, sınanamayan bilgiyi bu ölçüte nasıl bağlayacağıdır.
Mekanizma
Bir şerhten fazlası
Dharmakīrti'nin ana eseri Pramāṇavārttika, "Bilgi Araçları Üzerine Açıklama", adıyla Dignāga'nın derlemesine bir şerhtir. Ama bölümleri yeniden düzenler, Dignāga'nın bıraktığı boşlukları kendi kuramlarıyla doldurur ve kendi başına bir sisteme dönüşür. Dharmakīrti ayrıca kısa bir el kitabı, Nyāyabindu, "Mantığın Damlası", yazar; Tibet'te ve Hindistan'da kuşaklarca öğrenciler sistemi bu kısa metinden öğrenir.
Dharmakīrti okurlarından pek umutlu değildir. Eserin açılışında insanların çoğunun sıradan eserlere düşkün olduğunu, iyi sözleri aramadıklarını ve kıskançlıkla dolu olduğunu söyler; eserini başkalarına yarar umuduyla değil, uzun alışkanlıkla iyi söz söylemekten aldığı zevkle yazdığını belirtir. Esere atfedilen bir kapanış dizesi daha da karamsardır: düşüncesinin derinliğine kimse inemeyecek, bu dünyada onu alabilecek birini bulamayacak ve okyanusun suları gibi kendi bedeninde yaşlanıp gidecektir.
Geçerli bilginin tanımı
İkinci bölüm şu tanımla açılır: geçerli bilgi aracı, yanıltmayan bilmedir. Yanıltmamak, bilmenin gösterdiği şeyin amaçlanan işi görme gücüne uygun düşmesidir. Birkaç dize sonra Dharmakīrti ikinci bir özellik ekler: geçerli bilme, daha önce bilinmeyen bir şeyi açığa çıkarır.
Dignāga bilgi araçlarını nesnelerine göre sınıflamıştı. Dharmakīrti onlara bir sınav koyar: bir bilme, dayandığın zaman seni yanıltıyorsa, ne kadar canlı ya da ikna edici olursa olsun geçerli değildir. Bu ölçüt, gerçekliğin kendisine de uygulanır. Dharmakīrti'ye göre gerçek olan, bir etki üretebilendir: ateş yakar, su susuzluğu giderir. Bir önceki derste yalnızca tekil olanın gerçek olduğunu görmüştün; Dharmakīrti bunun nedenini söyler. Tekil olan etki üretir, genel kavram hiçbir şey yakmaz.
Yaygın yanlış"Dharmakīrti'nin ölçütü, işe yarayan her inancın doğru olduğunu söyler."
Ölçüt bir inancın insana iyi gelmesini değil, gösterdiği nesnenin gerçekten o işi görmesini ister; bir serabın rahatlatması onu su yapmaz.
Kaynaklardan okuma
İki zorunlu bağ
Bir önceki dersin sonunda bir soru kalmıştı. Dignāga'nın üç koşulu, gerekçenin benzer durumlarda bulunmasını ve karşıt durumlarda bulunmamasını istiyordu. Ama sonsuz sayıda durumu gözlemleyemeyiz. Yüz kez duman ile ateşi birlikte görmek, yüz birincide ayrılmayacaklarını nasıl garanti eder?
Dharmakīrti üç tür geçerli gerekçe sayar: doğaya dayanan gerekçe, etkiye dayanan gerekçe ve algılanmamaya dayanan gerekçe. İlk ikisinin arkasında iki zorunlu bağ vardır. Birincisi özdeşliktir: "bu bir ağaçtır, çünkü bir akasyadır" dendiğinde akasya olmak zaten ağaç olmaktır. İkincisi nedenselliktir: "burada ateş vardır, çünkü duman vardır" dendiğinde duman ateşten doğar. Gerekçe ile sonuç arasında bu iki bağdan biri kurulmuşsa, gerekçe sonuç olmadan bulunamaz.
Cevabın gücü şuradadır. Tümevarım sorunu, gözlemleri saymaktan doğar: kaç örnek yeter? Dharmakīrti sayma işini bırakır ve bağın türünü sorar. Duman ile ateş arasındaki ilişki bir birliktelik istatistiği değil, bir neden-sonuç ilişkisidir; bu ilişki bir kez kurulduğunda, duman ateşsiz bulunamaz, çünkü duman ateşin ürünüdür. Algılanmamaya dayanan üçüncü gerekçe ise olumsuz bilgiyi açıklar: bu odada bir fil olsaydı görülürdü; görülmüyor, öyleyse yok.
Cevabın bir bedeli de vardır. Nedensel bağın kendisini nasıl bildiğimiz sorusu tam olarak ortadan kalkmaz: Dharmakīrti onu, bir şeyin varlığında öbürünün görülüp yokluğunda görülmemesine dayanan bir gözlem dizisiyle kurar. Eleştirmenler, sorunun böylece yalnızca bir kat geri itildiğini söyler.
Akbabalara tapmak
Pramāṇavārttika'nın ikinci bölümü bir önceki derste gördüğün gerilimi ele alır. Dignāga uyanmış olanı "bilgi aracı olmuş" diye selamlamıştı; ama tanıklık bağımsız bir bilgi aracı değildi. Öyleyse bir öğretmen hangi anlamda bilgi aracıdır?
Dharmakīrti, uyanmış olanın bir bilgi aracı olmasının onun her şeyi bilmesine bağlı olmadığını savunur. Önemli olan, neyin bırakılıp neyin benimseneceğini, acıyı ve onun sona erme yolunu bilmesidir. Böceklerin sayısını bilip bilmemesi önemsizdir. Ünlü dizesinde der ki: uzağı görsün ya da görmesin, istenen gerçeği görsün; uzağı görmek bilgi aracı olmanın ölçüsüyse, gelin akbabalara tapalım.
Akbaba dizesi hem esprili hem ciddidir. Dharmakīrti uyanmış olanın otoritesini kutsal metne ya da mucizevi güçlere değil, sınanabilir bir yola dayandırır. Öğretmen, acının nedenini ve sona erme yolunu gösterir; bu yol yürünebilir ve sonuçları görülebilir. Sıfır noktasındaki çöl gibi: suyu gösteren, oraya gidene su buldurmuşsa güvenilirdir. Dharmakīrti'ye göre gözle görülmeyen konularda, örneğin çok uzak bir geçmiş ya da gelecekte, bir metnin sözüne ancak doğrulanabilen konulardaki güvenilirliğine dayanarak ve bir çıkarım olarak güvenilebilir.
Usta katmanı
Dharmakīrti'nin kuramı bir önceki derste gördüğün tartışma kurumunu da değiştirdi. Nyāyasūtra yirmi iki yenilgi noktası sayıyordu. Dharmakīrti tartışma üzerine yazdığı Vādanyāya'da bu listeyi ikiye indirir: tezini kanıtlamaya yarayan şeyi söylememek ve rakibin gerçek hatasını gösterememek. Laf oyunları, rakibi şaşırtmak, meclisin bilgisizliğinden yararlanmak artık bir kazanma yolu değildir. Tartışmayı kazanmanın tek yolu, doğru bir kanıt ortaya koymak ya da karşı tarafın kanıtındaki gerçek kusuru göstermektir. Caraka'nın hekimine öğrettiği taktiklerle karşılaştırıldığında bu, tartışmanın bir ahlak kuralına göre yeniden düzenlenmesidir.
Dharmakīrti'nin sisteminin bir kısmı Hindistan'da tartışmalı kaldı, ama Tibet'te bütün bir eğitim geleneğinin omurgası oldu. Pramāṇavārttika manastır müfredatlarının temel metinlerinden biri hâline geldi ve Tibetli yorumcular onun üzerine yüzyıllarca şerh yazdı. Kapanış dizesindeki karamsarlık, en azından bir coğrafya için yanlış çıktı.
Son olarak açılıştaki hizmetçiye dön. Efsane tarihsel değildir, ama Dharmakīrti'nin yöntemini iyi anlatır. Rakibinin sistemini içeriden öğrenen, onun kurallarıyla tartışan ve sonunda kendi otoritesini bile o kurallarla sınanabilir kılan bir düşünür.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlış"Budist mantık, uyanmış olanın sözünü sorgulanamaz bir bilgi kaynağı sayar."
Dharmakīrti bu otoriteyi gerekçelendirmeye çalışır: uyanmış olan, her şeyi bildiği için değil, acının ve yolun bilgisini sınanabilir biçimde gösterdiği için bir bilgi aracıdır.
Yaygın yanlış"Dharmakīrti tümevarım sorununu tamamen çözmüştür."
Gözlemleri saymak yerine bağın türüne bakmayı önerir; ama nedensel bağın kendisinin nasıl bilindiği sorusu tartışmalı kalmıştır.
Yaygın yanlış"Pramāṇavārttika yalnızca Dignāga'nın eserinin bir açıklamasıdır."
Adı bir şerhi gösterir, ama eser Dignāga'nın bölümlerini yeniden düzenler ve kendi kuramlarını ekleyerek bağımsız bir sisteme dönüşür.
Uygulama
Kilit özet
- Dharmakīrti'nin Pramāṇavārttika'sı Dignāga'nın eserine bir şerh olarak başlar ve bağımsız bir sisteme dönüşür.
- Geçerli bilgi, yanıltmayan bilmedir: gösterdiği nesnenin beklenen işi görmesiyle sınanır; gerçek olan da etki üretebilendir.
- Tümevarım sorununa cevap iki zorunlu bağdır: özdeşlik ve nedensellik; üçüncü gerekçe türü algılanmamaya dayanır.
- Uyanmış olan her şeyi bildiği için değil, acıyı ve yolu sınanabilir biçimde gösterdiği için bilgi aracıdır; uzağı görmek ölçüt olsaydı akbabalara tapardık.
- Vādanyāya tartışmanın yenilgi noktalarını ikiye indirir: kanıtı ortaya koyamamak ve rakibin gerçek hatasını gösterememek.
Uzağı görsün ya da görmesin, istenen gerçeği görsün; uzağı görmek ölçütse, gelin akbabalara tapalım.
Sonraki derse köprü
Dharmakīrti'nin kapanış dizesi, düşüncesini alabilecek kimseyi bulamayacağını söylüyordu. Sonraki derste bu kehanetin nasıl yanlış çıktığını göreceksin. Hindistan'da onun eserine kuşaklar boyunca şerhler yazıldı. Tibet'te sistemi, manastır avlularında öğrencilerin karşılıklı durup sorular ve cevaplarla birbirini sınadığı bir eğitim pratiğine dönüştü. Bir felsefi sistemin bir beden pratiğine nasıl dönüştüğünü ve bu dönüşümün sistemi neyle zenginleştirip neyle daralttığını soracaksın.