Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- 百 yüz, 千 bin; önlerinde çarpan zorunlu: 一百, 一千, 三百, 五千.
- İki yüz 两百 ya da 二百; iki bin 两千; sayının içindeki 二 değişmez: 十二块.
- Yüzden sonra on 一十 diye söylenir: 一百一十五. Kısaltmada 一百一 = 110.
- Aradaki boş basamaklar tek bir 零 ile okunur: 一百零五, 一千零八.
- 1 元 = 10 角 = 100 分. Konuşmada 元 yerine 块, 角 yerine 毛; 分 alışverişte nadir.
- Fiyatta son birim düşer: 十五块五毛 → 十五块五 (15,50). Sondaki rakam jiǎo'dur, kuruş değil.
- Fiyat sormak: 这个多少钱? Arkaya 钱 eklemek serbest: 两块钱.
Kanca
Okulun yanındaki meyve tezgâhında süt kutusunun önünde küçük bir etiket duruyor: «12.50元». Deniz etiketi okuyup sütü uzatıyor, satıcı kadın da gülümseyerek fiyatı söylüyor: «十二块五。» Etikette 元 yazıyordu, kadının ağzından 块 çıktı. Etikette bir de 50 vardı; kadın yalnızca 五 dedi. Deniz bir an fiyatın on iki lira beş kuruşa düştüğünü sandı.
İndirim yok. Çincede para sayılırken yazı bir birimi, konuşma başka birimi kullanır; fiyatın sonundaki birim de çoğu zaman hiç söylenmez. Bu derste önce sayıları yüzlere ve binlere taşıyacaksın, sonra o sayıları yuanın üç basamağına yerleştireceksin.
Anlatım
百 ve 千: önde 一 zorunlu
On ile doksan dokuz arasını Ders HSK1.11'de kurdun. Yüz 百 bǎi, bin 千 qiān'dir; ikisi de sayının önüne bir çarpan ister. Yüz demek için 一百 yìbǎi, bin demek için 一千 yìqiān dersin. Önde duran 一 süs değildir; 百 tek başına bir sayı olarak söylenmez.
Çarpanı değiştirdiğinde basamak da değişir: 三百 sānbǎi üç yüz, 五千 wǔqiān beş bin, 九百九十九 jiǔbǎi jiǔshíjiǔ dokuz yüz doksan dokuz. Sayının kuruluşu Türkçedeki sırayı izler: büyük basamak önde, küçükler arkada.
İki yüz ve iki bin için iki biçim duyarsın. İki yüzde 两百 liǎngbǎi da 二百 èrbǎi da kullanılır; ikisi de doğrudur, günlük konuşmada 两百 daha sık çıkar. İki binde ders kitaplarının verdiği biçim 两千 liǎngqiān'dır. Sayının içinde, onlar ve birler basamağında ise 二 yerinde kalır: 两百二十二 liǎngbǎi èrshí'èr.
Yüzden sonra 一十
On, sayının başındayken yalnız 十 shí'dir: 十五, 十八. Yüzün arkasına geçince önüne 一 alır. Yüz on 一百一十 yìbǎi yīshí, yüz on beş 一百一十五 yìbǎi yīshíwǔ olur. «一百十五» diyen bir öğrenci anlaşılır, ama kulağa eksik gelir.
Bu kurala günlük konuşmanın bir kısaltması eşlik eder. Sayı yüzlerden sonra tam onluklarla bitiyorsa son birim düşebilir: 一百五十 yerine 一百五, 三千五百 yerine 三千五. Bu kısaltmada 一百一 «yüz on» demektir, «yüz bir» değil. Çünkü sondaki 一 bir önceki basamağın hemen altına, onlara oturur.
Aradaki sıfır: tek bir 零
Yüz bir, yüz beş, bin sekiz… Bu sayılarda iki dolu basamağın arasında boş basamak kalır. Çince o boşluğu 零 líng ile doldurur: 一百零五 yìbǎi líng wǔ, 一千零八 yìqiān líng bā. Kaç basamak boş olursa olsun 零 bir kez söylenir; 一千零八'de iki boş basamak var, 零 yine tek.
Bu 零 bir kısaltmayı da ayırt eder. 一百零一 yüz bir, 一百一 yüz on. Konuşmacı 零'yu yuttuğunda dinleyen on kat farklı bir sayı duyar; fiyatta bu, bir tabak yemekle bir masa yemek arasındaki farktır.
On binin de kendi sözcüğü var: 万. O, sonraki seviyenin konusu.
Paranın üç basamağı: 元, 角, 分
Renminbinin ana birimi 元 yuán'dır. Bir yuan on 角 jiǎo, bir jiǎo on 分 fēn eder; yani bir yuan yüz fen. Lira ile kuruş arasında ara birim yoktur; yuan ile fen arasında bir basamak daha durur, o da jiǎo.
Fen kâğıt üstünde yaşıyor, ama alışverişte nadiren karşına çıkar: 0,1 yuandan küçük madenî paralar az kullanılır. Pazarda, markette, kantinde duyacağın fiyatlar yuan ve jiǎo ile biter.
Yazıda 元, konuşmada 块
Etikette, faturada, banka ekranında 元 ve 角 yazar. Konuşurken bu iki birim çoğunlukla yerini başka iki sözcüğe bırakır: 元 yerine 块 kuài, 角 yerine 毛 máo. Değer aynıdır; 十块 ile 十元 aynı on yuandır. Farkı resmîlik derecesi belirler: haber spikeri 元 der, pazardaki satıcı 块.
| Değer | Yazı | Konuşma |
|---|---|---|
| 1 yuan | 一元 yì yuán | 一块 yí kuài |
| 0,1 yuan | 一角 yì jiǎo | 一毛 yì máo |
| 0,01 yuan | 一分 yì fēn | 一分 yì fēn |
Fiyatın arkasına 钱 qián «para» da eklenebilir: 五块钱, 两百块钱. 钱 eklemek fiyatı değiştirmez; konuşmada sık duyulur, ama zorunlu değildir.
Fiyat söylemek: sonda birim düşer
Bir fiyatı tam söylemek için her basamağa birimini verirsin: 十五块五毛 shíwǔ kuài wǔ máo, yani 15,50 yuan. Günlük konuşmada son birim düşer: 十五块五. Kanca'daki satıcının yaptığı tam olarak buydu. Sondaki 五 tek başına kalmış gibi görünür, ama yeri onu 毛 yapar: 块'nun hemen arkasındaki rakam jiǎo basamağıdır.
Fiyat iki yuansa 两 gelir: 两块 liǎng kuài, 两块五 liǎng kuài wǔ. 两百块 ve 两千块 da aynı yolu izler. Yalnız iki, birim önünde tek başına duruyorsa 两 olur; on iki yuan 十二块 shí'èr kuài'dir, 两 oraya girmez.
Fiyatı sormanın kalıbı 多少钱? duōshao qián? «Ne kadar?» 多少 sözcüğünün kendisini, «kaç» sorusunun öteki yolu 几 ile birlikte Ders HSK1.14'te açacağız; şimdilik onu bir kalıp olarak al ve bir şeyi göstererek sor: 这个多少钱?
Ödeme: telefon ve nakit
Çin'de günlük alışverişte telefonla ödeme yaygındır, ama nakit ortadan kalkmış değil. 2024'te Devlet Konseyi bir yandan mobil ödemeyi yaşlılar ve ülkeye gelen yabancılar için kolaylaştırmayı istedi, öte yandan nakdin «güvence» rolünü korumayı ve mobil ödeme, kart, nakit gibi farklı yolların desteklenmesini şart koştu.
Karakter köşesi
| Karakter | Pinyin | Anlam | Kök | Çizgi |
|---|---|---|---|---|
| 千 | qiān | bin | 十 | 3 |
| 元 | yuán | yuan (para birimi) | 儿 | 4 |
| 毛 | máo | tüy; on fen (konuşmada) | 毛 | 4 |
| 角 | jiǎo | boynuz; on fen (yazıda) | 角 | 7 |
| 苹 | píng | elma (苹果'da) | 艹 | 8 |
Köşenin ilk dört satırı paranın yazı ve konuşma birimleri. 块 ile 钱 Ses ve Yazı seviyesinde, 百 de sayıların dersinde köşeye girmişti; burada tekrar etmiyoruz. 元'nin alt yarısı 儿 kökü, üstünde iki yatay çizgi var; sözlükte onu 儿 altında bulursun.
Son satırdaki 苹 diyalogdaki tezgâhtan geliyor ve tek başına pek kullanılmaz; 果 ile birleşip 苹果 píngguǒ «elma» kelimesini kurar ve üstündeki 艹 bitki köküdür. Önceki derste tanıdığın 面 de 包 ile 面包 miànbāo «ekmek» kelimesini kurar.
毛 ve 角 kendi başlarına birer köktür ve asıl anlamları para değildir. 毛 «tüy, kıl» demektir, 角 «boynuz, köşe». Para anlamı bunlara sonradan eklenmiş bir kullanımdır; neden bu sözcüklerin seçildiğini burada açıklamayacağız, çünkü güvenilir bir kaynakla doğrulanmış bir hikâye elimizde yok. İkisi de HSK 3 listesinde; bu derste fiyatları anlayabilmen için erkenden geldiler.
Türkçe ile karşılaştırma
Türkçe «yüz» ve «bin» derken önüne bir koymaz: «yüz lira», «bin lira». «Bir yüz lira» demek kulağa yanlış gelir. Çince ise aynı yerde 一'i ister: 一百块, 一千块. Türkçe konuşan biri bu yüzden 一'i atlamaya eğilimlidir ve «百块» der. Sayının küçük basamaklarında da benzer bir kayma var: Türkçe «yüz on» der, Çince yüzün arkasındaki onu 一十 diye açık söyler.
Sıfır meselesinde Türkçe hiçbir şey söylemez. «Yüz beş» derken arada boş kalan onlar basamağı sessiz geçilir. Çince o boşluğu 零 ile işaretler; işaretlemezsen sayı başka bir sayıya dönüşür.
Para tarafında ise iki dil şaşırtıcı biçimde yakın. Türkçede de fiyat konuşulurken birim düşer: «on beş lira elli kuruş» yerine «on beş elli» deriz. Çince 十五块五 aynı ekonomiyi yapar. Fark, düşen basamağın büyüklüğünde: Türkçede sondaki sayı kuruş sayısıdır, yani «elli»; Çincede jiǎo sayısıdır, yani «beş». Türk kulağı 十五块五'i «on beş beş» diye duyup beş kuruş sanabilir; aslında elli kuruşun karşılığıdır. Üçüncü fark resmîlikte: Türkçede «lira» hem tabelada hem pazarda aynı kelimedir, Çincede tabela 元 yazar, pazar 块 der.
Örnekler
İkinci örnek dersin en küçük ama en pahalı farkını gösteriyor: 零 düşerse yüz bir yüz ona döner. Dördüncü örnekte 三千五'nin sonundaki 五 yüzler basamağına oturur, beşincide 十二块五'nin sonundaki 五 ise jiǎo basamağına; her iki durumda da kısaltılmış rakam bir önceki birimin hemen altındaki basamağa aittir. Altıncı ve yedinci örnek 毛'yu 块 karşısında ölçüyor: beş mao yarım yuandır, on mao bir yuan.
Örnek diyalog
Cumartesi sabahı, okulun arka kapısındaki meyve ve süt tezgâhı. Deniz ile 小明 alışverişe gelmiş; tezgâhın sahibi orta yaşlı bir kadın.
Satıcı fiyatların çoğunu kısaltılmış biçimde söylüyor: 两块五, 四块八, 十二块五. Ekmekte ise birimi sonuna kadar götürüyor ve Deniz bu tam biçimle kısaltılmış biçimin aynı fiyat olduğunu o an fark ediyor. 一共 «toplam» bir HSK 3 sözcüğü; burada anlamıyla tanı. 找 bu sahnede «aramak» değil, para üstü vermektir: 找你八十五 «sana seksen beş üstünü veriyorum». Deniz'in 百 karşısında 一'i atlamadığına da dikkat et; o 一 yüz yuanlık banknotun ta kendisi.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlış"百块"
— Türkçede «yüz lira» önüne «bir» almadığı için 一 atlanıyor. 百 ve 千 çarpansız söylenmez. Doğrusu: 一百块 (yìbǎi kuài).
Yaygın yanlış"十五块五十"
— Türkçedeki «on beş elli» kalıbı olduğu gibi aktarılıyor; elli kuruşu «elli» diye söyleme alışkanlığı. 块'nun arkasındaki rakam jiǎo sayısıdır, kuruş değil; elli fen beş jiǎo eder. Doğrusu: 十五块五 ya da tam biçimiyle 十五块五毛.
Yaygın yanlış"一百五" ile 105'i kastetmek
— Sondaki 五'i birler basamağı sanmak. Kısaltılmış 一百五 yüz elli demektir; yüz beş için araya 零 girer. Doğrusu: 一百零五.
Yaygın yanlış"二块"
— Rakamı Türkçe saymanın düz çevirisi. Birimin önünde tek başına duran iki 两 olur. Doğrusu: 两块 (liǎng kuài). On iki ise değişmez: 十二块.
Mini alıştırma
Cevaplar
- (a) 三块五 (b) 一百零八块 — aradaki boş basamak 零 ile okunur (c) 两块八 — iki yuan tek başına durduğu için 两 (d) 一千五 ya da 一千五百块.
- (a) 110 — kısaltmada sondaki 一 onlar basamağıdır (b) 101 — 零 boşluğu işaretliyor (c) 2005 — iki boş basamak, tek 零 (d) 9,90.
- 找你二十三块五. Elli eksi yirmi altı elli, yirmi üç elli eder; sondaki 五 yine beş jiǎo.
- Yazıda 6元3角 ya da etikette 6.30元; konuşmada 六块三 (tam biçimi 六块三毛).
Özet kartı
- 百 yüz, 千 bin; önlerinde çarpan zorunlu: 一百, 一千, 三百, 五千.
- İki yüz 两百 ya da 二百; iki bin 两千; sayının içindeki 二 değişmez: 十二块.
- Yüzden sonra on 一十 diye söylenir: 一百一十五. Kısaltmada 一百一 = 110.
- Aradaki boş basamaklar tek bir 零 ile okunur: 一百零五, 一千零八.
- 1 元 = 10 角 = 100 分. Konuşmada 元 yerine 块, 角 yerine 毛; 分 alışverişte nadir.
- Fiyatta son birim düşer: 十五块五毛 → 十五块五 (15,50). Sondaki rakam jiǎo'dur, kuruş değil.
- Fiyat sormak: 这个多少钱? Arkaya 钱 eklemek serbest: 两块钱.
Sonraki derse köprü
Bu derste 块'yu hep bir sayı ile 钱 arasında gördün: 两块钱, 一百块钱. O konum rastlantı değil. 块 burada bir ölçü kelimesi gibi çalışıyor, ve HSK izlencesi onu öteki ölçü kelimeleriyle aynı listeye koyar. Sıradaki ders «Ölçü kelimeleri: 个, 本, 杯, 件, 只, 口, 家» bu boşluğu bütün isimlere genişletiyor. Türkçe «üç kitap» der ve sayıyı doğrudan isme bağlar; Çince sayı ile ismin arasına bir sözcük daha koyar ve hangi sözcüğü koyacağını ismin cinsine göre seçer: kitaba bir tane, bardağa bir başka, aileye bir başkası.