6.1
Karşılıklı bağ gündelik hayatta
Gündelik bir karşılaşmada karşılıklı bağın kurulduğu ve koptuğu anları ayırt eder.
Bodynamic Akademisi — Bölüm 6, İlişkide Bodynamic · 2.113 kelime · ≈ 10 dk okuma · 14 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Karşılıklı bağ bir ilişkinin adı olmadan önce bir anın niteliğidir. Bir kapı önündeki iki dakika da bu niteliği taşıyabilir: ilgi iki yönlü akar ve iki kişi de kendisi olarak kalır.
Gündelik hayatta üç tür an ayırt edilebilir: bağın kurulduğu, hiç kurulmadığı ve koptuğu anlar. Kopuş çoğu zaman sessizdir ve iki yönden birine kayar: bağı korumak için kendinden vermek ya da kendini korumak için bağdan uzaklaşmak.
Kopuş bir son sayılmaz. Bir ilişkinin sağlamlığı hiç kopmamasında aranmaz; kopuştan sonra iki kişinin yeniden birbirini bulabilmesinde aranır. Dönüş her zaman mümkün olmayabilir, ama kendi payını adlandırmak çoğu zaman kişinin elindedir.
Tarık o sabah önce bir an duraksadı, sonra telefonu cebinden çıkardı. Fotoğrafta küçük bir kız ağzını kocaman açmış gülüyordu; Gökçe bu kez ilk dişi görmek için iyice eğildi.
Açılış sahnesi
Gökçe Amasya'da posta dağıtıyor. Salı sabahı çantası ağır, yokuşlar ıslak. İlk kapıda yaşlı bir adam, Vedat Amca, onu pencereden görmüş ve aşağı inmiş bile. Zarfı alırken Gökçe'nin yüzüne bakıyor: "Torunum İzmir'den yazmış, okulu bitirmiş." Gökçe durup gülümsüyor, "Gözünüz aydın," diyor. Vedat Amca ona çay teklif ediyor; Gökçe işi olduğunu söylüyor, ikisi de bunu sorun etmiyor. Birkaç cümle, iki bakış, ve Gökçe bir sonraki sokağa biraz daha hafif yürüyor.
Öğleye doğru bir sigorta bürosuna giriyor. Sekreter telefonla konuşuyor, başını kaldırmadan elini uzatıyor, zarfı alıyor, imzayı atıyor. Gökçe orada iki dakika duruyor ve kimseyle karşılaşmadan çıkıyor.
Öğleden sonra merkezde mesai arkadaşı Tarık'la çay içiyorlar. Tarık kızının ilk dişini anlatıyor, Gökçe gülüyor, soruyor, telefondaki fotoğrafa eğiliyor. Sonra Gökçe dalgın bir anında "Bizim mahallede herkes çocuk yapıyor, sıkıldım artık bu konudan" diyor. Tarık'ın yüzü bir an donuyor, telefonunu cebine koyuyor, "Neyse, ben dağıtıma çıkayım" diyor. Masada iki bardak kalıyor.
Akşam eve dönerken Gökçe o anı düşünüyor. Ertesi sabah Tarık'ın yanına gidiyor: "Dün kızını anlatırken lafı ağzına tıkadım. Yorgundum ama bu senin sevincini küçültmeye yetmez. Fotoğrafı bir daha gösterir misin?"
Bu derste ne olacak
Bu ders Bölüm Altı'yı açıyor ve karşılıklı bağı bir kuram sayfasından gündelik bir güne indiriyor. Bir günün içinde bağın kurulduğu, hiç kurulmadığı, koptuğu ve yeniden kurulduğu anları ayırt etmeyi göreceğiz. Gökçe, Vedat Amca, Tarık ve dersteki öbür insanlar bu ders için yazılmış kurgusal kişiler.
Sıfır noktası
İki kişinin bir kanepeyi dar bir merdivenden yukarı taşıdığını düşün. Biri öndedir, biri arkada. İkisi de kendi ucunu tutar; kimse öbürünün ucunu da taşımaya kalkmaz. Ama ikisi de öbürünün hızını eliyle duyar. Öndeki biraz hızlanırsa arkadaki bunu kanepenin ağırlığından anlar. Biri "dur, sahanlıkta dinlenelim" derse öbürü durur.
Kanepe iki şekilde düşebilir. Biri ötekinin hızına tamamen teslim olur, kendi kolunun yorulduğunu söylemez ve bir noktada elleri açılır. Ya da biri kendi hızında gider, arkadakini hiç duymaz ve kanepe duvara çarpar. İyi bir taşıma iki ucun da tutulduğu ve iki kişinin birbirini duyduğu taşımadır. Merdivende bir sendeleme olursa iş bitmiş sayılmaz; biri "tamam, bir saniye" der, iki kişi yeniden tutuşur ve devam eder.
Mekanizma
Kısaca hatırlayalım
Kapı bölümünde Bodynamic'in insana bakışının merkezinde iki kavram olduğunu görmüştük: karşılıklı bağ ve onur. Lisbeth Marcher insanın temel dürtüsünü başkalarıyla bağ kurmaya yönelen bir dürtü olarak görür. Ditte Marcher ile Wisbom'un tanımında karşılıklı bağ iki ya da daha çok insan arasında beliren bir yakınlıktır ve bu yakınlık her kişinin kendi bireyselliğini koruduğunu varsayar. Onur ise kişinin kendi iç değerlerine sahip çıkabildiğine dair kendi duygusudur.
Bu tanımlar ilk okuyuşta büyük ilişkiler için yazılmış gibi durur: bir evlilik, bir ebeveyn ile çocuk, yılların dostluğu. Bu bölüm başka bir şey öneriyor. Karşılıklı bağ bir ilişkinin adı olmaktan önce bir anın niteliğidir. Bir postacı ile bir emeklinin kapıdaki iki dakikası da bu niteliği taşıyabilir; yirmi yıllık bir evliliğin bir akşam yemeği de taşımayabilir.
Bağın kurulduğu an neye benzer
Gökçe'nin sabahına geri dönelim. Vedat Amca'nın kapısında ne oldu? İki kişi birbirine baktı. İkisi de bir şey söyledi ve söylenen öbürüne ulaştı. Vedat Amca sevincini paylaştı, Gökçe bu sevince yer açtı. Çay teklifi geldi, Gökçe kendi işini söyleyerek reddetti ve bu ret bağı bozmadı. Tanımdaki iki yarı aynı anda oradaydı: yakınlık ve iki kişinin kendisi olarak kalması.
Bu akademi gündelik gözlem için bir ölçü öneriyor: bağın kurulduğu anda iki taraf da hem verir hem alır. İlgi iki yönlü akar. Biri konuşurken öbürü dinler, sonra roller değişir. Kimse öbürünü memnun etmek için kendinden bir şey saklamaz, kimse kendi haklılığını korumak için öbürünü dışarıda bırakmaz.
Bodynamic'in ego işlevleri arasında bağlantı da bu anlara bakar. Kurumun ego işlevleri sayfası bu işlevi başkalarını içine alabilmek, bağ kurabilmek, kalbini açabilmek ve destek kabul edebilmekle anlatır. Kapıdaki iki dakikada Gökçe Vedat Amca'nın sevincini içine aldı. Vedat Amca da ilgiyi kabul etti. İki taraf da küçük bir şey verdi ve küçük bir şey aldı.
Hiç kurulmayan bağ
Sigorta bürosundaki an başka bir şeydi. Orada bir bağ kopmadı; hiç kurulmadı. Bunu ayırt etmek önemli, çünkü her karşılaşma bir bağ fırsatı olmak zorunda değil. Telefonla konuşan bir sekreterin o anda bir zarfı alıp imzalaması kendi işini yapmasıdır. Gökçe'nin oradan biraz eksik çıkması da anlaşılır bir şey; insan başka bir insanın yanında görünmez kaldığında bunu hisseder.
Gündelik hayatın büyük kısmı bu tür karşılaşmalardan oluşur: kasada, kuyrukta, otobüste. Bodynamic'in görüşüne göre insan başkalarıyla bağ kurmaya yönelir; bu yüzden bağın hiç kurulmadığı uzun bir gün de bedende bir iz bırakabilir. Akşam neden yorgun olduğunu bilemeyen biri, bazen o gün kimseyle gerçekten karşılaşmadığını fark eder.
Bağın koptuğu an
Tarık'la çay masasındaki an asıl dikkat isteyen andı. Bağ kurulmuştu: Tarık sevincini açmış, Gökçe eğilip fotoğrafa bakmıştı. Sonra bir cümle geldi ve Tarık'ın sevinci yersiz bırakıldı. Tarık bir şey söylemedi, telefonu cebine koydu ve kalktı. Bağın koptuğu an çoğu zaman böyle sessizdir. Kimse kapıyı çarpmaz; biri biraz geri çekilir, konu değişir, masada iki bardak kalır.
Kurumun kuram sayfasına göre bir çocuk sevdiği insanlarla bağını korumaya çalışırken yapılar biçimlenir ve bu koruma bazen kişinin kendi onurundan ödenir. Bu cümle gündelik kopuşları anlamaya da yardım eder. Bir bağ koptuğunda insanın içinde çok eski bir şey kıpırdayabilir: bu bağı nasıl koruyacağım ya da bu kopuştan kendimi nasıl koruyacağım? İki ayrı cevap gelebilir.
İki yöne kopuş
Kurumun atölye tanıtımı bağ ile onur arasındaki gerilimi iki uçla anlatır. Bir insan karşılıklı bağı korumak için onurundan vazgeçmeyi seçebilir. Ya da hiç bağ kurmadan, büyük bir yalnızlık içinde onurunu koruyabilir. Gündelik kopuşlar da çoğu zaman bu iki yönden birine kayar.
Tarık o çay masasında ikinci yöne gitti: sevinci kırılınca kendini topladı ve uzaklaştı. Başka biri aynı anda öbür yöne gidebilirdi. Gülümser, "haklısın, ben de çok anlattım" der, kendi sevincini küçültür ve masada kalırdı. Bağ dışarıdan bakınca sürmüş gibi görünürdü, ama bir kişi kendinden bir parçayı masada bırakmış olurdu.
Erken ve geç konumları anlatırken bu iki yönü görmüştük. Kurumun Bodymap yorumu üzerine yazısı, geç konumun ağır bastığı yerde kişinin onurunu korumaya çalıştığını ve başkalarından vazgeçtiğini söyler. Kurumun yedi dönem sayfası ise erken konumun kökenini çocuğun kendi dürtülerinden vazgeçmesinde görür. Bunlar bir insanın sabit adı olarak okunmaz; bir anın içinde hangi yöne kaydığımızı görmeye yarayan iki işarettir.
Kopuş bir son sayılmaz
Gökçe'nin ertesi sabahı bu dersin belki en önemli parçası. Bağ koptu ve geri döndü. Gökçe Tarık'ın yanına gitti, ne olduğunu adlandırdı, kendi payını söyledi ve fotoğrafı yeniden istedi. Bu dönüşte iki yarı yine birlikteydi: Gökçe kendi yorgunluğunu inkâr etmedi, onu Tarık'ın sevincinin önüne de koymadı.
Bodynamic'in kaynaklarında karşılıklı bağ bir kez kurulup sonsuza kadar duran bir şey olarak anlatılmaz. Kuram sayfası, yapıların bağı koruma çabasından doğduğunu söylerken aslında bağın hep tehlikeye girebilen ve hep korunmaya çalışılan bir şey olduğunu da söylemiş olur. Bu bakışla bir ilişkinin sağlamlığı hiç kopmamasında aranmaz; kopuştan sonra iki kişinin yeniden birbirini bulabilmesinde aranır.
Bir uyarı da var. Bağa dönüş her zaman mümkün olmayabilir ve her zaman tek tarafın elinde değildir. Tarık ertesi sabah "boş ver" deyip yürüyebilirdi. Bu da onun hakkı olurdu. Gökçe'nin elinde olan, kendi payını adlandırmak ve kapıyı açık bırakmaktı.
Gündelik bir gözle bakmak
Bu dersin önerdiği şey bir teknik sayılmaz; bir dikkat biçimidir. Bir günün içinde bağın kurulduğu birkaç anı, hiç kurulmadığı birçok anı ve koptuğu bir iki anı fark etmek. Bunu fark etmenin kendisi bir şey değiştirir: kopuş adı konmadan geçtiğinde insan onu akşam yalnızca bir yorgunluk ya da bir burukluk olarak taşır. Adı konduğunda ise üzerine bir şey yapılabilir.
Bu dikkat kimseyi suçlamak için kullanılmaz. Tarık'ın kalkıp gitmesi, Gökçe'nin dalgın cümlesi, sekreterin başını kaldırmaması, Ümran'ın susması; bunların her biri o anda o insanın elinde olan cevaptı. Bodynamic'in örüntülere bakışı burada da geçerli: bir kopuş anında devreye giren cevap bir zamanlar işe yaramış eski bir çözüm olabilir. Fark etmek, o eski çözümün yanına yeni bir seçenek koymaya yer açar.
Kaynaklardan okuma
Yaygın yanlışlar
Yaygın yanlış"Gerçek bir bağ hiç kopmaz."
Bodynamic'in kuramı bağı hep korunmaya çalışılan bir şey olarak anlatır. Gökçe ile Tarık'ın çay masası, iyi bir mesai arkadaşlığının da sessizce kopabildiğini ve ertesi sabah yeniden kurulabildiğini gösteriyor.
Yaygın yanlış"Bağı korumanın yolu tartışmaya girmemektir."
Ümran telefonda sustu ve konuşma tatlı kapandı, ama Ümran kendi yorgunluğunu masada bıraktı. Karşılıklı bağın tanımı iki kişinin de kendisi olarak kalmasını varsayar; susarak korunan bir bağ yarım kalmış olabilir.
Yaygın yanlış"Kopuşu fark etmek, kimin hatalı olduğunu bulmaktır."
Bu dersteki dikkat suç aramaz. Tarık'ın çekilmesi de, Gökçe'nin dalgın cümlesi de o anda eldeki cevaptı; fark etmenin amacı bir sonraki adımı görebilmek.
Kendin dene
Aklında kalsın
Karşılıklı bağ bir ilişkinin adı olmadan önce bir anın niteliğidir. Bir kapı önündeki iki dakika da bu niteliği taşıyabilir: ilgi iki yönlü akar ve iki kişi de kendisi olarak kalır.
Gündelik hayatta üç tür an ayırt edilebilir: bağın kurulduğu, hiç kurulmadığı ve koptuğu anlar. Kopuş çoğu zaman sessizdir ve iki yönden birine kayar: bağı korumak için kendinden vermek ya da kendini korumak için bağdan uzaklaşmak.
Kopuş bir son sayılmaz. Bir ilişkinin sağlamlığı hiç kopmamasında aranmaz; kopuştan sonra iki kişinin yeniden birbirini bulabilmesinde aranır. Dönüş her zaman mümkün olmayabilir, ama kendi payını adlandırmak çoğu zaman kişinin elindedir.
Tarık o sabah önce bir an duraksadı, sonra telefonu cebinden çıkardı. Fotoğrafta küçük bir kız ağzını kocaman açmış gülüyordu; Gökçe bu kez ilk dişi görmek için iyice eğildi.
Sınıfta
Karşılıklı bağ Bodynamic eğitimlerinde ayrı bir başlıktan çok bütün çalışmanın arka planında durur. Uygulayıcı eğitiminin ikinci yılı bağlantı işleviyle, kişiler arası temas örüntüleriyle ve grup süreciyle ilgilenir; birinci yılın başlıkları arasında aynalama da var. Kurumun çevrim içi kütüphanesinde bağlantı ve temasa ayrılmış uzun bir video dersi de yer alıyor. Bir başkasıyla aynı odada yakınlaşmanın ve uzaklaşmanın bedende neyi değiştirdiği, bir metnin taşıyabileceği bir bilgi sayılmaz; bu, insanlarla birlikte ve eğitmen eşliğinde yaşanan bir deneyimdir. Bağ ile onur arasındaki gerilim kurumun ön koşulsuz kısa atölyelerinin tanıtımında da anılıyor; konuya merak duyan biri için bu atölyeler yöntemle ilk karşılaşma olabilir.
Sonraki derse köprü
Bu derste karşılıklı bağı yetişkinlerin gündelik karşılaşmalarında izledik. Bir sonraki ders aynı dikkati bir ebeveynin gözüne taşıyor: çocuğunun bir davranışının hangi gelişim temasıyla ilgili olabileceğini düşünmek, ama bunu çocuğa yapıştırılan bir etikete çevirmeden. Bir ebeveyn çocuğunun dönemini görmeye çalışırken bağ ile onuru nasıl birlikte gözetebilir?
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.